Fetva Meclisi
Soru
Esselamün aleykum wr.wb. İmam hatip olarak görev yapmaktayım. Sabah namazlarından hatimle (en az 1,5 en cok 2,5 ) sahife okuyorum. Bu sayfaları namazdan evvel en az 3 kere okumadan mihraba geçmiyorum. Sorum şudur. Kuran hatmi namazda tamamlandığı zaman ben bir hatim indirmiş mi olurum yoksa kesin bildiğim en az 3 kere okuduğum için 4 hatim mi indirmiş olurum. Teşekkür ederim Nureddin Hocama saygılar sunarım. Allahuteala islami genç nesillere eksiksiz öğretecek Güç Kuvvet ihsan Eylesin. Selam ve dua ile.
Cevap
Benzer fetvalar
Namaza hazırlanarak çıkan imamı duymak bir tür zafer haberi gibi geldi kulağıma. Elhamdülillah; mihrabı ciddiye alan görevliler de varmış. Allah sizden razı olsun. Peygamber aleyhisselamın vekaleti olarak yürüttüğünüz göreviniz mübarek olsun. Kur'an'da hedef, onu okumak ve amel etmektir. Hatim diye bir hedef yoktur aslında. Ama biz, hatimle bir tür heyecanımızı artırdığımız için hatim bitirmeye önem veriyoruz. Bu anlamda, Kur'an'ın namazda hatmedilmesi nur üstüne nur olur. Fakat nerede olursa olsun, önemli olan okumak ve amel etmektir. Mübarek olun, makbul olun.
HATİM kavramı, Kur'an’ımızı baştan sona ezber veya bakarak okuyup bitirme anlamında kullanılmaktadır. Bahsettiğiniz bilgi doğrudur; bu ümmetin selefi içinde günlük, haftalık hatim yapanlar pek çoktur. En azından pek çok bilgi bize kadar ulaşmıştır. Kur'an okumanın başka hiçbir okuma ile kıyas edilemeyecek kadar büyük bir sevap kaynağı olduğunu düşünürsek bu okumanın bir yarışa dönüşmesinde de hayret edilecek bir durum göremeyiz. Allah Teâlâ’dan kitabını okuyan, onunla amel eden ve onu bir sonraki nesillere taşımaya gayret eden kullarından olmayı bize nasip etmesini dileriz. Size şu bilgileri özetleyebilirim: Kur'an-ı Kerim’i okumanın bir kuralı ve edepleri olduğunu bilmemiz gerekiyor. Okumuş olmak değil gereği gibi okumuş olmak okumaktır. Daha doğrusu o tür okuyuş sevap kaynağıdır. Başta tecvid ve talim şarttır. Diğer edepleri de ihmal edilmemelidir. Kur'an’ımızı, bölümlere ayırıp hergün veya her hafta o bölümlemeye göre okuma tarzı Nebi aleyhisselam zamanından beri vardır. Bugünkü cüzlere bölünmüş şekil için de örneği o zamanlardan var olan bir şekil diyebiliriz. Her mü'minin Kur'an okuma süresi, zamanı kendine göre belirlenebilir. Farz olan zaman ve yer yoktur. Yeter ki Kur'an okunmuş olsun. Ağır bir işte çalışan ile emekli olanın okumasını aynı zamanlamaya ve seviyeye getirmek mümkün de değildir gerekli de olmaz. En iyi okuma tarzı için şunu söyleyebiliriz: İstikrarlı, özellikle farz ibadetleri ve insani görevleri ihmal ettirmeyen, edeplerine uygun, haz alarak gerçekleştirilen okuma en iyi okumadır. Selefimizin Kur'an okumasında üç gaye güttüğü söylenebilir: Okumak, düşünmek ve öğrenmek. Bizim için de böyle bir amaç belirlenebilir. Bir aya bölünmüş hatim tavsiye edilir hatimdir. Bunun iki olması da kişinin özel durumuna göre mümkündür. Bir haftaya da indirilebilir. Üç güne de alınabilir. Bir haftayı düşen okumanın sevabı için bir şey söylenemez ama etkisi ve istikrar temini tenkit edilebilir. En güzeli zamanlamadan önce etkilenmeye ve amele bakılmasıdır. Allah Teâlâ Kur'an ehli olmayı hepimize müyesser kılsın.
Selamünaleyküm. Bildiğiniz bir hatanız yoksa evham etmenize gerek yoktur. Bir de arkanızda sizden daha âlim birinin bulunduğunu biliyorsanız onun önüne geçmeyin. İmamlık bir meslek değildir; her mü'min namaz kılar ve kıldırır. Bunu böyle bilin ve cemaat sevabını kaçırmayın. Bu arada da bir ilmihal kitabını, bilen birinden muhakkak ders olarak okuyun. Allah amellerimizi kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Kur'an oku, onu sev, onunla amel et... Gerisi ayrıntı.
Selamünaleyküm. Sevgili Kardeşim, söyle zannetmeyiniz: 1- Her konu ile alakalı bir hadis var. 2- O hadisi bulan imam, onunla amel etmiş. 3- O hadisi bulamayan imam da kendine göre bir görüş icat etmiş.4- Sonra kitaplar basılınca, hadisleri kayboldukları yerden biz bulmuşuz ve amel etmişiz. Elbette böyle düşünmüyorsunuzdur ama bu sonuca götüren bir mantığı yansıtıyor 'hadisi bulup onunla amel etme' idraki.Meselenin aslı ise şöyledir: 1- Neyi nasıl yapacağımıza dair kuralımız, önce Kur'an'a bakmaktır. Kur'an'da bir bilgi varsa ve o bilgi açıkça anlaşılıyorsa hemen onunla amel ederiz.2- Kur'an'da bulunmuyorsa ya da Kur'an'daki net anlaşılmıyor ise hadise bakarız. Hadis bize yol gösteriyorsa ve açık anlaşılıyorsa yine tereddüt etmeden ona yöneliriz. Böylece meselede kalmaz. 3- Kur'an'da ve hadiste aradığımız yoksa ashabı kiram başta olmak üzere ulemanın icmaını ararız. Bu ümmet bir hususta icma etmiş ise onunla hemen amel ederiz. 4- İcma da yoksa müçtehit birinin içtihadına başvururuz. O bizim için yön verici olur. Bizim için bilgi kaynağı tasnifinin bu şekilde olduğunu zaten bilmektesiniz. Asıl tıkanılan mesele, ilk girişte işaret ettiğimiz, fukahanın adeta beğene beğene hadis seçtikleri imasını veren düşüncedir. Bu nedenle de bilmemiz gerekiyor ki: a- Fukahanın farklı düşünmek zorunda kaldığı meselelerde büyük oranda birden fazla hadis vardır ve o hadisler farklılık göstermektedir. Hadislerin kendi içinde farklı hükümlere işaret etmesi ve bazılarındaki ifadelerin yorumsuz anlaşılamaz nitelikte olması, imamların o hadislerle ilgili farklı hükümler belirtme nedenidir. Anlaşılan odur ki Allah Teâlâ, dininin bu şekilde yaşanmasını murat etmiştir. b- Bu durumu, uygun bulmayıp, sorunsuz bir fıkıh, ilim sergilemek isteyenler için 'niyetlerinin kötü olduğunu' iddia etmemiz abes olur. Kalpler Allah'a açıktır sadece. Ne var ki, 'İmamlar çıksın biz gelelimden başka bir neticeye de ulaşılması mümkün değildir. Bir müçtehidin peşinden gitmekten başka, sizi kalbinizin rahat edeceği bir noktaya götürebilecek yol yoktur. Allah Teâlâ, razı olacağı amellere hepimizi muvaffak kılsın. Dua eder, duanızı bekleriz.
Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir eser üzerinde emeği bulunan kişinin o eserdeki emeğini koruma altına alması, asrımızın ilim adamları tarafından hatalı görülmemektedir. Ancak, efdal olanı konuşmamız gerekirse meselenin kapalı bir tarafı yoktur. Elbette, canımızı, malımızı, emeğimizi dinimize feda etmek durumundayız. Fakat bu fedakârlığın suistimal edilmesini önlemek de zor oluyor. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Allah, bu ümmetten unutma sonucu oluşan yanlışların hatasını kaldırmıştır. Yeter ki unutma, unutma olsun. Baştan savmayı unutma göremeyiz. Unutarak oruç yiyen biri, hiç bir şey olmamış gibi orucuna devam eder. Hatırlar hatırlamaz da ağzındakini çıkarır. Ağzını yıkar. Bu kadar. Kaza veya başka bir şey de gerektirmez. Allah kabul etsin.
Selamünaleyküm. Âlimlerin bir bölümüne göre namazda erkekle kadının bir farkı yoktur. Ama yaygın olan uygulama kadınların erkeklerden bazı hususlarda farklılığıdır. Bu farklılıkların hiç biri namazın bütünü ile ilgili değildir. Daha çok kadının fiziki yapısı, tesettür hassasiyeti dikkate alınarak konmuş kurallardır. Rukûden oturuşa kadar farklılıkların hikmetinde bu sırrın bulunduğunu bilmeliyiz. Allah'a emanet olunuz.
Yaratılış gayemizin Allah'a kulluk olduğunu hepimiz biliriz. Bu kulluk anlayışımız, dünya nimetlerinden ve zevklerinden mahrum yaşamamızı gerektirmiyor. En güzel nimetlerden biz de istifade ederiz. Önemli olan Allah'ın haramlarından kaçınmak, emirlerini de yerine getirmektir. Çok geniş olan mubahlar dairesinde de dolaşabiliriz. Yeter ki, yaptığımız iş Allah'a kulluğumuzu engellemesin, bizi kâfirlere benzetmesin. Önemli olan budur. Müzik dinlemeyi de bu açıdan ele almalıyız. Müzik, Allah'ı zikri engelliyor, gaflete düşmeyi sağlıyorsa elbette haramdır. Bir de küfür ehlinin tatbikatına benzeyen işler de yasaktır. Biz, biz olarak kalmalıyız. Müziğin haram olduğunu gösteren pek çok hadisi şerif vardır. Bazı alimler bu hadisleri yukarıda anlatmaya çalıştığım ölçülerle sınırlamaya gitmişlerdir. Bazıları da olduğu gibi yasak olduğunu söylemişlerdir. En berrak yol müzik ve benzerlerinden uzak durmaktır. Çağımızda müziğin insan sesinden daha gür ve yaygın hale gelmesinden de kendimize ders çıkarabiliriz.'İlahi' kavramını da ben bize ait kavramlardan biri olarak anlamıyorum. Bir de müzikli olmasını siz düşünün. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bu durumda sizin yaptığınız işin sakıncası vardı. Ama kazandığınızı geri iade etmeniz de gerekmez. İstiğfar edin, tekrar yapmamaya azimli olun. Bilin ki Rabbimiz, bize biden merhametlidir. Geri dönmedikçe, inat etmedikçe bizi bağışlar. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bu soruları kendinize sorun. Yüzme biliyor musunuz? Dağda yürüyebilir misiniz? Soğuğa dayanabilir misiniz? Sıcak sizi çarpar mı? Bu soruların cevabında kendinize güvenemiyorsanız, oturun Konya’nın bir sokağında bakkalık yapın. Ateşe girer İbrahim olabilirim, yanmam diyebiliyorsanız girin ateşin ortasına. İmanınız size yelek olursa 657 veya başka bir rakam sizi yakamaz. Mesele iman meselesidir. 657’den kurtuldunuz, esnaf oldunuz faiz bulacak sizi. İmtihan olmak istememek gibi bir şey bu. Hemen evlenin. Ümmet’i çoğaltmaya çalışın; doğurarak, yetiştirerek. Allah’a emanet olun.