Fetva Meclisi
Soru
Camilerde veya evlerde öndeki saf ile arkadaki safın boşluğu ne kadar olmalıdır? Bir kamyonun geçeceği kadar mı? Bu boşluk oranı artarsa namaza etki eder mi? Örnek olarak teravihte içerisi boş iken dışarıda namaz kılan cemaatin namazlarının akıbeti ne olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazınızın olmasında bir sakınca yoktur. Aynı caminin içinde bulunduğunuz sürece namaz olur fakat bu durumda kerahet vardır. Gereksiz yere safların açılması doğru değildir. Yanınızda bir kişi daha bulunursa bu kerahet kalkabilir.
Cemaat ile kılınan namazlarda safların tertip ve düzenine riâyet edilmesi namazın adabındandır. İmamın bu konuda gerekli hassasiyeti göstermesi ve gerektiğinde, safların usûlüne uygun şekilde tanzim edilmesi için cemaati uyarması gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.), namaza başlamadan önce safların düzgün ve sık olmasına dikkat etmiş, saflar arasında boşluk bırakılmaması hususunda muhtelif vesilelerle ashâbını uyarmıştır. (Buhârî, Ezân, 71-72 [717-719]; Müslim, Salât, 127-128 [436]) Buna göre cemaat ile kılınan namazlarda, ön safta boşluk varken caminin gerisinde imama uyulması sünnete uygun değildir. Bununla birlikte saf haricinde imama uyan kimselerin namazları sahihtir.
Selamünaleyküm.Önde imam, arkada erkekler, onlardan bir saf geride de bayanlar şeklinde saf olabilirsiniz. Allah mübarek etsin. Çocukları namaz alıştırma uğruna camiye de gitmeyebilirsiniz ama bunu süreklileştirmeyin.
Selamünaleyküm. İmamla cemaat arasında veya birinci safla ikinci saf arasında bir saf kadar mesafe olması gerekir. Bu da yaklaşık yüz elli santim olur. Ancak üç metre mesafe hoş olmamakla beraber namaza mani değildir. Mihrapta kıldırmakta da şart yoktur.
Cemaatle kılınan namazlarda safların düzgün olması, sık durulması ve aralarda boşluk bırakılmaması gerekir. Safların tertibi ile ilgili bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: “Saflarınızı düzgün tutun, zira safların düzeltilmesi namazın mükemmelliğini sağlayan şartlardandır.” (Buhârî, Ezân, 74 [723]; Müslim, Salât, 124 [433]) Cami içerisinde imam ile cemaat arasındaki mesafenin fazla olması iktidaya/imama uymaya engel değilse de mazeret olmadıkça bir kişinin saftan ayrı tek başına imama uyması mekruhtur. Buna göre müezzinin saflardan ayrı durması uygun değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/216) Ancak mikrofon kullanma ihtiyacı vb. bir mazerete binaen müezzinlerin cami içindeki yerlerinden imama uymalarında bir sakınca yoktur.
Bütün insanlıkla beraber ümmetimizin de büyük bir veba salgını yaşadığı hepimizin malumudur. Mevcut durum hayatın tamamını etkilerken camileri de etkilemiştir. Elhamdülillah camiler açıktır şu anda. Camilerimizin yani cemaatle namazın devam etmesi ile safların belirttiğiniz şekilde olması arasında bir oranlama bile yapılamayacak kadar farklılık vardır. A- Cemaatle namaz kılınırken saf şeklinde namaz kılınması ve safların da bitişik (birbirine bitişik, ayak ve göğüslerin aynı hizada olacağı şekilde) namazın mühim sünnetlerindendir. B- Safların bu şekilde olması namazın rükünlerinden biri değildir. Dört mezhebin imamı başta olmak üzere fukahanın cumhuru da böyle görmektedir. C- Mevcut sıkıntı keyfi bir durum değildir. İnsan sağlığı gibi gayet ciddi bir nedene binaen saflar bu şekilde tutulmaktadır. Kaldı ki safların bitişik olması namazın rükünlerinden biri olsa idi bile bu özre dayalı olarak seyrekleştirilmesinde sakınca olmayacaktı. D- Bu konunun kalıcı hâle getirilmesi elbette kabul edilemez bir durum olur ancak mevcut uygulamayı namaza veya cemaate engel gibi görmek de bir aşırılıktır.
cami konusundaki diğer fetvalar
‘Cami yaparsanız ben tarlamı vereyim’ şeklindeki bir taahhüd şartlı bir tahhüttür. Gelinip onlan, şartını yerine getirmesi için talepte bulunulmadığına göre onun vakıf şartı gerçekleşmemiş demektir. Tarla, vakfedilmiş sayılmaz. Allah’a emanet olunuz.
1- Kesinlikle namazların camide kılınması gerekmektedir. Ama bu kesinlik farzlar içindir. Eğer daha müsait bir yeriniz varsa sünnetleri orada kılın ya da camide kılın cemaate bağlı kalmayın. İmam selam verdikten sizin cemaate bağlı kalmanız gerekmiyor. 2- Ne yazık ki, imamlarımız ve müezzinlerimiz umumen, bulundukları noktanın kıymetini takdir etmekte zorlanmaktadırlar. Onlar da insan olarak irşad edilmeye, ikaz edilmeye muhtaçtırlar; incitmeden, kırmadan, bilgiçlik taslamadan, hocaları birbirine kırdırmadan ikaz etmek, emri bilmaruf yapmak kaçamayacağımız görevlerimizdendir. ona da dikkat edelim. Allah'a emanet olunuz.
'Papaza kızıp oruç bozmak' şeklinde bir deyim vardır. Camilerimizde şeriatımızın hükümran olmadığı, tartışılması bile gerekmeyecek kadar açık bir hakikattir. Ama biz camisiz de yaşayamayız. Cami seçmek camisiz kalmaktan daha iyi değil midir? Aslı zatında imamların bizi irşad etmeleri gerekirken bizim imamları ikaz ve irşad etmemiz gerekmeye başladı. İmamlarla daha içli dışlı olarak onlara, rızkı Allah'ın verdiğini, Peygamber aleyhisselamın makamında vekil olduklarını nazik bir şekilde hatırlatmamızda yarar var. Ben, imanıma camiyi terk etmeyi sığdıramıyorum. O sözünü ettiğiniz hutbeleri dinlemek zorunda kaldığımda da krizler geçiriyorum. Zor bir imtihandayız; kaçamayız, yılmayız. Camiler tevhid mekânlarıdır. İtham ederken de şirk gibi ağır sözleri kullanmamaya gayret ediniz. Şirk, daha ötesi olmayan en ağır suçların başında geliyor. Kendimizi haksız duruma düşürmeyelim. Allah'a emanet olunuz.
Kametin tekrarlanmaması camiler veya mescitler içindir. Allah'a emanet olun.
1- Cami cami dolaşıp 'cami namazı' şeklinde bir namaz kılmak yoktur. Sadece üç mescit için bu geçerlidir: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksa. Bunun dışındaki camilerde namaz, namaz vaktinde ise kılınır. Namazı farklı bir camimiz yoktur. 2- Bir camiye girildiğinde kerahet vakti değilse oturmadan önce iki rekât namaz kılınır. Buna da 'tahiyyetü'l-mescid/mescidi selamlama namazı' denir. Bu da Sünnet'tir. 3- Vakit namazlarının camilerde kılınması ise Müslüman olmanın gereklerindendir. Bilhassa erkeklerin namazları camilerde cemaatle kılmaları en önemli görevlerdendir. Duyalım veya duymayalım İslam budur. Allah'a emanet olun.
Kesinlikle camide tartışma zemini hazırlamayın. Camiyi de terk etmeyin. Meseleyi imam efendiye arz edin. İmam efendi o şahsın arkasında namaz kılınabileceğini söylüyorsa yani vebalini üstleniyorsa siz namaza devam edin. İmam da sorumluluk almıyorsa yine namaza devam edin. Gerekiyorsa o namazı tekrar iade edersiniz. Allah kabul buyursun.