Fetva Meclisi
Soru
Hocam camilerde namaz kılmak vacip midir? Gücü yettiği halde camilere gelmeyenlerle ilgili bir hadis okumuştum. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Camiye girdiğinizde kerahet vakti değilse tahıyyetü'l-mescid namazının bir kere kılınması sünnettir. Oradan başka bir camiye gidildiğinde ve girildiğinde kerahet vakti değilse yine tahıyyetü'l-mescid namazının kılınması sünnettir.
Selamünaleyküm. Camiye girildiğinde namaz vakti değilse yani vaktin namazını kılmak için camiye girilmemiş ise iki rekaat namaz kılmak sünnettir. Bu namaza tahiyyetülmescid denmektedir. Kerahet vakitlerinde camiye girenin tahiyyetülmescid namazını kılması mekruhtur.
Daha büyük camiye gidebiliyorsan orada cuma namazını kıl. Bütün talebelerin toplandığı bir yerde kıldırman gerekiyorsa orada kıl. İHL mescidi öyle bir namaz için uygundur biiznillah.
Cuma namazının vakti öğlen namazının vaktidir. Üç mezhebin görüşü bu şekildedir. Sadece Hanbeli mezhebi fukahası öğlen vaktinden önce de kılınabileceğini söylemişlerdir. Sizin oradaki kardeşler oradaki şartlar nedeniyle bu içtihada uyuyorlarsa yaptıklarında sakınca yoktur deriz. Bunu onlara sorup öğrenin. Eğer bu ise tutumlarının nedeni sıkıntı yok kabul edin. Siz de cuma kılmamaktan ise onlarla beraber kılabilirsiniz. Cuma kılamadığınız zamanlarda ise muhakkak öğlen namazını kılın. Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Âmin.
Selamünaleyküm. Bir vakit namazı camide eda edildikten sonra o vaktin namazı o camide kılındıkça ikamete gerek yoktur. Başka bir namazın kazası kılınıyorsa ikamet gerekir.
Gece düzenine bakılarak bu karar verilmelidir: Erkek, camide nasıl kılınıyorsa öyle kılmalıdır. Camiye gitmelidir. Kadın ise ezanla beraber de kılabilir, geciktirebilir de. Geciktirmesi namazda gevşekliğe neden olacaksa ilk vaktinde kılmalıdır.
cami konusundaki diğer fetvalar
Kametin tekrarlanmaması camiler veya mescitler içindir. Allah'a emanet olun.
'Papaza kızıp oruç bozmak' şeklinde bir deyim vardır. Camilerimizde şeriatımızın hükümran olmadığı, tartışılması bile gerekmeyecek kadar açık bir hakikattir. Ama biz camisiz de yaşayamayız. Cami seçmek camisiz kalmaktan daha iyi değil midir? Aslı zatında imamların bizi irşad etmeleri gerekirken bizim imamları ikaz ve irşad etmemiz gerekmeye başladı. İmamlarla daha içli dışlı olarak onlara, rızkı Allah'ın verdiğini, Peygamber aleyhisselamın makamında vekil olduklarını nazik bir şekilde hatırlatmamızda yarar var. Ben, imanıma camiyi terk etmeyi sığdıramıyorum. O sözünü ettiğiniz hutbeleri dinlemek zorunda kaldığımda da krizler geçiriyorum. Zor bir imtihandayız; kaçamayız, yılmayız. Camiler tevhid mekânlarıdır. İtham ederken de şirk gibi ağır sözleri kullanmamaya gayret ediniz. Şirk, daha ötesi olmayan en ağır suçların başında geliyor. Kendimizi haksız duruma düşürmeyelim. Allah'a emanet olunuz.
1- Kesinlikle namazların camide kılınması gerekmektedir. Ama bu kesinlik farzlar içindir. Eğer daha müsait bir yeriniz varsa sünnetleri orada kılın ya da camide kılın cemaate bağlı kalmayın. İmam selam verdikten sizin cemaate bağlı kalmanız gerekmiyor. 2- Ne yazık ki, imamlarımız ve müezzinlerimiz umumen, bulundukları noktanın kıymetini takdir etmekte zorlanmaktadırlar. Onlar da insan olarak irşad edilmeye, ikaz edilmeye muhtaçtırlar; incitmeden, kırmadan, bilgiçlik taslamadan, hocaları birbirine kırdırmadan ikaz etmek, emri bilmaruf yapmak kaçamayacağımız görevlerimizdendir. ona da dikkat edelim. Allah'a emanet olunuz.
‘Cami yaparsanız ben tarlamı vereyim’ şeklindeki bir taahhüd şartlı bir tahhüttür. Gelinip onlan, şartını yerine getirmesi için talepte bulunulmadığına göre onun vakıf şartı gerçekleşmemiş demektir. Tarla, vakfedilmiş sayılmaz. Allah’a emanet olunuz.
İki saf arasındaki mesafenin makul derecede olması lazımdır. O makullük de bir saf miktarı kadardır. Bu da yaklaşık yüz elli santime yakın bir mesafedir. İki veya üç saf kadar uzak mesafede, saflardan kopuk kılınan namazlar, en azından kerahetle kılınmış namazlar olmaktadır. Allah yardımcımız olsun, bizi hatalardan uzak tutsun.
Kesinlikle camide tartışma zemini hazırlamayın. Camiyi de terk etmeyin. Meseleyi imam efendiye arz edin. İmam efendi o şahsın arkasında namaz kılınabileceğini söylüyorsa yani vebalini üstleniyorsa siz namaza devam edin. İmam da sorumluluk almıyorsa yine namaza devam edin. Gerekiyorsa o namazı tekrar iade edersiniz. Allah kabul buyursun.