Fetva Meclisi
Soru
Bizler başımıza gelen bazı güzel şeyleri aman nazar ederler, diye gizleriz. Yeni doğan bebeğimizin kilosundan tutun da bazen, nasılsın, mutlu musun, diye sorulduğunda, mutluyum çok şükür, demeye kadar... Bunları söylemeye çekiniriz nazar değer diye. Halbuki ben Üstad Bediüzzaman’ın 'şükür nimeti artırır.' öğretisini takip etmek istiyorum. Takdis-i nimet yapmak yani güzel nimetleri inkâr etmemek anlamında açıkça söylemek zararlı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Neden sizi kıskandıklarını düşünmüyorsunuz ki? İki veya beş çocuk annesi olmak kadar büyük nimet olabilir mi? Peş peşe oldu ise o daha da güzel. Sakın nimetin kıymetini bilmemezlik etmeyesiniz! Tıkayın kulaklarınızı ne derse desin insanlar siz çocuklarınızla mini bir cennet kurun ve içinde eşinizle beraber mutlu olan. Allah yardımcınız olsun.
Burası dünya! Her birimizin ayrı ayrı imtihan olacağı, cennete ulaşabilmek için nefsimize ağır gelen konularla denendiğimiz yer. Senin nefsine ağır gelen başörtüsü bir başka müminin başka bir konu ile sınanmaktadır. Ama hepimiz güzel son için yaşıyoruz. Kulluğumuzu Rabbimize gösterebilmek için yiyoruz, içiyoruz daha iyi namaz daha kaliteli bir insan olmak için imanımızın gerektirdiği gibi davranıyoruz. - Sabret, sabırla bekle. Merak etme her zorlukla beraber bir kolaylık gelecektir. - Yılma, kenara çekilme, şeytana karşı taviz verme. - Arkadaş grubunu daha iyi mümin olmak isteyenlerden oluştur. - Namazını daha huşulu kılmaya çalış. - Dua et, dua ederken ağla gerçekten iyi bir kul olmayı iste Rabbinden. - Ahireti, cennet nimetlerini dünyada çekeceğin eziyetin azlığını cehennem azabının şiddetini tefekkür et. Güzel kardeşim çok değil biraz daha sabret.
Selamünaleyküm. Mü'min, nefsini müdafaa eder, malını korur. Babaya anneye bile kendini öldürtmez, namus çiğnetmez elbette.
Düşük olan çocuğun isminin verilmesi mecburiyeti yoktur. Sadece 'verilebilir' diyebiliriz. Allah Teâlâ annesine şifalar ihsan etsin, kalbine huzur versin. Elbette evlat uğruna çekilen bütün eziyetler ahirette bir kazançtır. Tabi ki, kıymetini bilene, sabredene...
İslam, bizim en üst şemsiyemizdir. Hiçbir amaçla hiçbir kavram bizim için İslam kelimesinin ifade ettiğini etmez. Ne doğduğumuz topraklarımız ne de elinde iman öğrendiğimiz şeyhlerimizin, hocalarımızın meşrepleri! Mü'min olmamızın gereği budur. Maalesef, bu hakikati herkes dile getirdiği hâlde kimi mü'minler, bulundukları klikleri, grupları dinlerinden üstün tutma meyli göstermektedirler. Görünürde onlar da dinimiz esastır diyorlardır ama tatbikata geldiğinde din grubun gerisinde kalmaktadır. Bu hakikatin yanında önemli bir hakikat daha zikredilmelidir. Bilhassa halifesiz dönemlerde İslam, devlet himayesinden yoksun kaldığı için cemaatler adı verilen küçük birliktelikler eliyle ciddi mesafeler kat etmiştir. Bunu asla yok sayamayız. Anadolu'da, Mısır'da, Kafkasya'da bir küçük evde veya bir caminin arka bölümünde başlayan bir hareket büyük kitlelerin hidayetine vesile olacak çığırlar açabilmiştir. Bu da inkârı kabili mümkün olamayan bir gerçektir. Buna da şükretmeliyiz. Üçüncü bir hakikat de şudur: Kişilerin hatalarının kurumlara mal edilmesi makul değildir. Eğer kişilerin hatalarını kurumlara mal edeceksek o takdirde alkol tüketen bir mü'minin hatasını da İslam'a mal etmemiz gerekir; İslam ve alkol birleşmeyeceğine göre, bir kişinin hatasını muhakkak onun bağlı olduğu cemaate, gruba da mal etmemiz doğru olmaz. Eğer grubun ilkeleri arasında o kişinin hatasını benimseme varsa mesele kalmaz, elbette mal etme mecburiyetinde kalırız. Öyle değilse, zorlama yoluyla kişilerin hatalarını gruplara mal etmekle yanlış yapmış oluruz. Bizim itikadımızda masum bir kişidir, o da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Onun dışında ne kişiler için ne de cemaatler için masumluktan söz edemeyiz. Durum böyle olunca da şu cemaat 'en doğrudur' tarzında bir iddia yerine 'şu cemaat doğruya en yakındır' demekle daha mü'min kişiliğine yakın bir beyanda bulunmuş oluruz. Eğer bir mü'min, bulunduğu beraberliği put görüyorsa o mü'min hakkı görmekte zorlanır. Bu bir aşırılıktır. Ashabı kiramdan daha değerli bir grup ne bulunmuştur ne de bulunacaktır. Ama onlar birbirlerini tenkit etmişler hatta hak uğruna birbirleri ile mücadele bile etmişlerdir. Salıp gitmekle tutup yapışmak arasında dengeli bir çizgide bulunmamız hayra uygun olan tutumdur. Bu meselede sözünü ettiğimiz tartışmanın daha ağırı bu hususun vaktimizi alacak şekilde bir cebelleşmeye götürmesidir. Hadisi şerifi biliyorsunuzdur. Münafığın alametlerinden biri de tartışmayı aşırıya kaçırmaktır. Eğer birbirimizi ikna edemeyeceğimize kani olursak asla tartışmamalıyız. Her tartışma saati hem ömürden bir saati boşa harcıyor hem de bizi yıpratıyor. Birbirimizle uğraşmaya vakit bulmamız iyi bir işaret değildir. Allah Teâlâ ayaklarımızı sabit kılsın.
Kendini Filistin'de Yahudi ile imtihan edilen bir mü'min olarak kabul et. Onun imtihanı ile senin imtihanın hiç farklı değildir. Hepimiz için de geçerli bir kuraldır bu kural. İmtihan için yaratıldığımız bu âlemde kime ne imtihan takdir edildi ise onu başarmakla mükelleftir. Nefsinin ve şeytanın baskısını Yahudi'nin ordularına benzet. Kurşun yemeden, yaralanmadan yaşamaya çalış. Ufak tefek sıyrıklardan da yılma; sonunda kazanan ol da ne olursa olsun. Sabret. Özellikle evlenme araştırmasına devam et. Yıkıldığın yerde çökmüş olarak kalma; hemen kalk. Akşam yıkılırsan sabaha kadar kalk. Cemaatle namaza ve Kur'an okumaya önem ver. Sonunda kazanacaksın biiznillah. Allah'a emanet ol.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Güzel bir yıkama ile kullanmanızda sakınca yoktur.
Aleykümselam. O döneme ait bilgilerimizin kesin ve yeterli bilgiler olmadığını unutmamalıyız. Şeyh Said'e baktığımızda tavrımız bellidir. İman ve İslam mücadelesi varsa mü'minin duracağı yer bellidir. Yapılanın doğruluğu yanlışlığı açısından baktığımızda ise yorum yapabilecek kadar bilgi sahibi olmadığımızı söylemekle yetiniriz.
Selamünaleyküm. Bir yıl, sonuç almak için erken kabul edilebilir. Biraz daha sabırlı olmalısın. Bir de şunu bilmende yarar var: Yaşadığımız toprakların gerçeği budur maalesef. Sen bir bölümünün Cuma namazına geldiğine şükret, bu arada onları da kaybetmemeye çalış. Asla köylülerin aralarındaki sorunlara müdahale etme. Tek başına aralarını bulmayı beceremezsin. Resmi makamlardan biri ile beraber olmadıkça sen karışma onların sorunlarına. O köyde de uzun süre kalmamayı düşün. Mecburi görevin bitince başka bir köye geç. Bu arada kitap okumak, ezber yapmak için köy fırsatını çok iyi değerlendir. Ömür boyu kârın olur ezberlediklerin.
Aleykümselam. Eşinizin hamileliği ilan etmesini de makul bulmadım, sizin gizlemenizi de; ortası bulunabilir. Bir süre sonra bebek beklediğinizi söyleyebilirsiniz. İlan etmeye gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Eğitim maksatlı olarak resim/fotoğraf kullanılmasında inşaallah bir sakınca yoktur.
Aleykümselam. Hiç cevap verme, kendini koru ve uzak dur. Aynı koridoru bile kullanmamaya çalış.