Fetva Meclisi
Soru
Bir Hadis i Şerif okudum. Düşük yapılan çocuklara da isim takılmalıymış. Bizim beş haftalık bebeğimizi düşük sebebi ile kaybettik. Bu bebeğe isim takmalı mıyız? Ve bu bebek ahirette bize şefaatçi olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ size sabır versin. Bir anne olarak sabreder yolunuza devam ederseniz biiznillah sizin şefaatçiniz olur yavrunuz. Size söylenenler doğru değildir. Sabredin ve yeni yavrularınız için gayret edin. Allah yardımcınız olsun, size sabırlar ihsan etsin.
Doğmamış çocuğa isim koymak şart değildir.
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Güzel bir Sünnet olarak öyle gerekmektedir. Bir kasıt olmadan yani önemsememek gibi bir durum olmadan konmasa da sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Allah'tan gelen musibet ne olursa olsun velev ayağa batan bir diken olsun, onu iman dolu bir kalple karşılayan, Rabbinin kaderine asi olmayan, ecrini Allah'tan bekleyen her Mü'min, beklediğini bulacaktır biiznillah. Bu musibet çocuk kaybı ise elbette ecir de daha büyüktür. Yalnız çocuk ölümü ile alakalı hadislerin anne karnında iken öleni de kapsayıp kapsamadığını bilmiyorum. İnşallah o da ona dahildir. O anne baba tebrik edilecek durumdadırlar.
Kadının bu fani dünyadaki çilelerinden biri de düşük yapmasıdır. Şüphesiz bu da kadının ahiretteki hasenatından biridir. Kadın kesinlikle düşük yaptığı için kederlenmemelidir. Tıbben yapılabilecek bir tedavi varsa onu yapmalıdır ama asla bir uğursuzluk türü batıl itikada yanaşmamalıdır. Düşük yapmanın hiçbir şekilde kişinin dini ve ahlâkı ile alakası yoktur, tamamen sağlıkla ilgili bir konudur. Öncelikle böyle düşünülmesi gerektiğini bilmemiz lazımdır. Şeytanın bu kadar hassas bir konu üzerinden itikadımızı ve moralimizi kemirmesine izin vermemeliyiz. Kadın da eşi de bu olayı, kendileri için tam bir sabır imtihanı olarak görmeli ve kazanmaya çalışmalıdırlar. Düşükle ilgili bilinmesi gereken hükümlere gelince: Düşük, KADININ ÖLÜ OLARAK ÇIKARDIĞI ÇOCUK demektir. Üç aylık veya dokuz aylık olması bu ifadeyi değiştirmez. Doğan çocuk, bir ses verecek kadar da olsa yaşamadıkça çıkan şey düşüktür. Çıkan şey kan pıhtısı şeklinde ise yani ilk günlerinde ise yıkanmayacağı bellidir. Organları belli olacak şekilde düşen bir çocuk ise yıkanır. Düşük çocuk normal insan cenazesi gibi kefenlenmez. Temiz bir beze güzelce sarılır, onun kefenlenmesi de odur. Bir ses vermeden çıkan çocuk yani düşük için cenaze namazına gerek yoktur. Bazı âlimler insan bedenine hürmeten kılınsa iyi olur demişlerdir ama bir görev değildir bu. Dört ay on günden sonra çıkanlar için kılınsa sakıncası olmaz. Henüz beden ayrıntıları belli olmamış günlerinde düşen çocuk için defin işlemi büyük insan gibi yapılmaz. İnsan bedenine hürmeten saygın bir şekilde bir kenara defnedilir. Daha sonraki dönemlerinde çıkan ise büyük cenaze gibi bir defin olmasa da mezarda bir kenara yerleştirilerek defnedilir. Düşük çıkan çocuk için isim verilmesi gerekmez ama anne ve babanın moraline takviye olması bakımından bir isim verilebilir. Düşük çocuğun mirasla ilgisi olmaz. Ne mirasçı olabilir ne de miras bırakabilir. Hamile kadına darbe yapılması üzerine düşen çocukla ilgili olarak özel dini hükümler vardır. Böyle bir darbeye maruz kalan veya bırakanlar GURRE hükümlerini öğrenmelidirler. (https://fetvameclisi.com/fetva-gurre-nedir-uygulamasi-nasildir-her-kurtaj-gurre-gerektirir-mi-71809.htmladresinden bakılabilir.)
çocuk konusundaki diğer fetvalar
Çocağa isim verme görevi ve hakkı babaya aittir. Kur'an’ımız, çocukları babalarıyla anmamızı emretmektedir. (Ahzab suresi, 5) Böyle bir konuyu baba ve anne aralarında istişare etmeyi becerebilmelidirler. İstişare ile babanın yönetimiyle isim konursa ne güzel olur. Tartışılırsa babanın verdiği isim muteberdir.
Çocuk, baba ile annenin ortak hakkıdır. Taraflardan birinin gizlice engelleme yapması caiz olmaz, hakka girmiş olursunuz. Erkeğin tek başına hamileliği engelleme hakkı olmadığı gibi kadının da böyle bir hakkı yoktur. Eşler bu konuda aralarında anlaşmalıdırlar/anlaşabilmelidirler. Kadının tıbben sabit olan bir riski, hastalığı veya sakatlanması gibi bir tehlikesi söz konusu ise ve eşi de bu durumu takdir edemiyorsa, böyle bir durumda kadının gizlice korunmasında sakınca olmaz. bunun ne kadar doğru ne kadar evham ürünü olduğunu herkesin kalbindeki takvası belirler.
Allah yardımcınız olsun. Mübarek bir iş yapacaksınız. Bu öğretim esnasında pedagojik olarak dikkat edilecek hususlarda size yazmak istemiyorum. Onu almışsınızdır. Size sadece iki şey tavsiye edeceğim: a. Önünüzdeki her öğrenciyi ‘en iyi mü'min/insan olma adayı’ olarak görün. Şu veya bu vasfından dolayı onları hor görmeyin. En iyi mü'min/insan olacak ve sizin elinizle olacak. Siz de bunun ecrini Allah’tan göreceksiniz. Sizin için hayatî bir fırsattır bu. Böyle görmeye çalışın. Din öğretim ve eğitiminin önemsizi, ayrıntısı yoktur. Bir kelime ile cennet kazanılabilir, cehennemde kalınılabilir. Bugün sizden bir kelime öğrenen çocuk yarın cennet delikanlısı olabilir o kelime ile. Öğrettiğiniz şeye az çok mantığı ile bakmayın. Dinin bir kelimesi mantığı ile bakın. Yavrular dinlemiyor gibi görünseler de, toprağa düşmüş bir dane gibi yıllar sonra o filizlenebilir biiznillah. Siz Mus’ab olmaya bakın. Sizi Peygamber aleyhisselam gönderdi gibi bakın. Samimi olun, küsüp alınmayın. Sabırlı olun acele etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ sizi ve yavrularınızı himaye buyursun. Ne mübarek hissiyat, ne güzel, Kur'an ile yeşermek, onunla güçlenmek, ne güzel! Çocuğunuzu o yaşta kitabımızla buluşturacak bir eğitim merkezinin bulunduğunu zannetmiyorum. Münferit olarak yapılabilen örnekler vardır ama bir kurum düzeyine henüz gelebilmiş değiliz. Sizin gibi anne babaların temennileri biiznillah bizi daha iyi seviyelere getirecektir. Size özet olarak şunları söyleyebilirim: - Çocuğunuzun bu tür belirtilerini yani şunu ezberledi ve bunu okudu gibi durumları tam ve kesin bir gösterge kabul etmeyin. Hayra işaret olarak kabul edin sadece. Ağır bir beklenti içine girersiniz ve daha ilerisini arzu edersiniz de olmayınca büyük bir hayal kırıklığına uğrarsınız daha sonra. Allah muhafaza buyursun, şeytan sizi öyle bir durumda bitirir. Mevcudu nimet bilin, hedefinizi büyük tutun, sabrınızı güçlü kılın ama pratikle adım adım yol alın. Hayallerinize göre bir pratik beklemeyin sakın. - Bu konuda yavrunuzun annesi ile hemfikir olmanız çok önemlidir. Siz bir beklenti içinde annesi ise daha başka bir beklenti içinde olursa bu şeytanın işine gelir. Aman dikkat edin. Bu hususu anne ile tartışmayın bile. Alttan almasını, zamana yaymasını bilin muhakkak. - Yavrunuz ve hafızlık konusunda ehli ile bir karar verin. Bunun için gerekiyorsa İstanbul'a iyi bir merkeze gidin. Onlar sizin çocuğunuzu test etsinler. Kendisi Kur’an bilen bir psikoloğa da gidebilirsiniz. - Çocuğunuzla bu konuda tatlı sohbetler yapın. Onu adam yerine koyup Kur'an'ımızın adamı olması konusunu zaman zaman derinleştirin. Yalnız, asla ona hedef olarak sadece hafız olmak gibi bir daire çizmeyin. Onu yapar ve ortada kalabilir. Büyük adamlık ve büyük işler listesi oluşturun. Hafız olmayı da doğal bir basamak gibi tutun onun önünde. - Sakın dua etmeyi basit gibi görmeyesiniz. Olsa olsa bu büyük iş Allah'ın lütfu ve inayeti ile olur. Ona sığınıp yardımını dileyenler bu büyük nimete erebilirler. Sabredeceksiniz. Dua edeceksiniz. Allah'a sığınacaksınız. - Sizi bir farklı imtihan daha bekler: Akrabalarınız ve yakın komşularınız, çocuğun öğretmeni, bunlar size 'çocuğun geleceğini yakmamak' üzerine nasihatler edebilirler. Çocuğa merhamet etmeyi söyleyebilirler. Kulağınıza tıpalar tıkayın ve bu sözleri içine sokmayın. - Diğer çocuklarınızla bu yavrunuz arasında denge kurmayı ihmal etmeyin. Bu yavru ile ilgilenmeniz diğerlerinin nefretine sebep olmasın. Rabbim sizi emelinize kavuştursun. Hafız babası, Kur'an'ımıza hizmet eden mübarek bir aile sahibi kılsın.
Eşler aralarında anlaştıktan sonra çocuğu ertelemenin bir sakıncası yoktur. Erteleyebilirsiniz. Yalnız bu konuda eşinizle anlaşamaz durumda olursanız şeytan bunu iyi kullanır ve sizi perişan edeceği bir sürece sokabilir. Eşinizi ikna ederek bu kararı uygulayın.
Erteleyebilir elbette. Bir ideal nedeniyle olmasa da erteleyebilir ama bu tür kararları birden çok açıdan ele almak gerekir. Sen, eşin, önünüzdeki zaman… Çok yönlü düşünerek karar ver. Mesela eşin bunu nasıl karşılayacak?