Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben nişanlıyım. Askerden önce nişanlanmıştım, yakında düğünüm olacak inşallah. Ama düğün yaklaştıkça huzursuzluklar olmaya başladı. Ben arada kalıyorum hocam. Her iki tarafı da idare etmek çok zor oluyor, bunalımdayım. Bir de babamgil yanlarına istiyorlar. Şu an çok kötü durumdayım hocam. Arada kalmak istemiyorum. Ne anne babamı üzmek istiyorum ne de karşı tarafı. Hocam nasıl bir yol izlemeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz bir düşünün; evlilik harama düşecek boyutta sizi sıkıştırıyorsa, babanızın sınırları bitmiş demektir. Allah'ın dini size yön verecek baba karışamayacaktır. Evlenir gidersiniz. Ona karşı da nezaket kusuru işlemezsiniz. Buna çok dikkat edin. Eğer bu oranda sıkışmadı iseniz, onun yumuşamasını bekleyeceksiniz. Başka türlü Allah'ın rızasını yakalayamazsınız.
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Bu fani dünyanın en ağır imtihanlarından biri insanın anne veya babası ile kavgaya zorlanmasıdır. Allah yardımcınız olsun. Size şunu tavsiye ederim: a- Asla anne babanızın arasında hakem rolüne girmeyin. Size göre “o annem”, “o da babam” siz bu dünyadan göçene kadar devam etsin. Birinin hatırı için diğerini ezmeyeceksiniz. Birinin kızmasını önlemek için öbürünü terk etmeyeceksiniz. Gerekiyorsa mesela, babanızla muhabbetinizi annenizden gizleyeceksiniz ama babanızı asla silmeyeceksiniz. Onların kavgasına alet de olmayacaksınız kürek de. b- Eşinizin öfkesinin geçmesini bekleyin. Eşiniz üstünlüğü terk etmemeli, o düzeye düşmemelidir. Evet, eşiniz haklıdır haklı olmasına ama dünya budur, her ailenin buna benzer bir sıkıntısı olabilir. Biz mü'min olarak olayların altında değil olayların üstünde rol almalıyız. İmanımız bunu gerektiriyor. Eşinizin zamanla kurallarını gevşetmesini bekleyin. O izin vermedikçe de annenizin sizin evinize gelmesi doğru olmaz. Sorun sizin eşinizle aranızda dal budak salmaya başlaması şeklini alır ki asıl afeti o zaman görürsünüz. Annenizle buluşmanızı üçüncü mekânlarda yapmaya çalışın. c- Bütün bunlarda en temel çizginiz, sizin aile huzurunuz olmalıdır. Ailenizin huzurundan verip alabileceğiniz bir şey yoktur. O noktaya gelmeniz anne babanızın macerasını tekrarlamanız olur ki bunu yaparsanız, tarihten ibret almama cahilliği yapmış olursunuz. Allah'a emanet olunuz.
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Nikâhtan önceki her süreç bırakılabilir bir noktadır. Hiçbir gerekçe olmadan da bırakabilirdiniz. Bu arada maddi bir hak kaldı ise üzerinizde onu iade edin. Gereksiz yere de kendinizi bununla alıkoymayın. Yoğun bir gün yaşamaya bakın. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Hiçbir insan ardından hayata küsülecek biri olamaz. Kendinizi seviyesi düşük bir konumda tutmamalısınız.
Selamünaleyküm. Ailenize, evlenmenin size farz olduğunu söyleyin. Bu konudaki ciddiyetinizi anlatın. Kendi arzularına göre bir aday bulmalarını rica edin. Bulurlarsa onu inceleyin. Bulmazlarsa adayınızı onlara sunun. Maddi gerekçelerle sizi reddederlerse onlara itaat etmeniz gerekmez; evlenin yolunuza devam edin. Makul manevi gerekçeler ileri sürerlerse siz de onları düzeltin. Ama evlenin. Hiç gecikmeyin.