İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Ölen kişi mallarını eşiyle beraber çalışıp kazanmış ise, bu durumda hayatta kalan eşin hakkı nedir?

Cevap

Aile içinde malların kazanılması sırasında, daha sonra ortaya çıkabilecek tartışmaların önünü almak açısından, kişilerin katkı ve çalışmalarının açık ve somut bir biçimde belirlenmesine özen gösterilmelidir. Bu tedbirin alınmaması ya da katkıların birbirinden ayrıştırılamayacak nitelikte olması hâlinde, nikâhtan sonra müşterek çabayla kazanılan mallar, yapılabiliyorsa kişilerin harcadıkları mesai, aldıkları risk ve kullandıkları temsil yetkisine dayanarak hakkaniyetli bir biçimde ayrılır. Bu konuda resmî vesika ve kayıtlar yanında aileyi yakından tanıyanların bilgi ve tanıklıklarına müracaat edilir. Bu yapılamıyor ve kazançtaki emek ve risk eşit oranlarda gözüküyorsa, mallar eşit olarak ayrılabilir. Yapılan işin asıl sorumlusunun koca olduğu durumlarda ise ailede elde edilen kazanç ve sahip olunan mallar, aile reisi olan kocaya ait sayılır. Kadının emek ve katkısı, aile birlikteliğinin bir gereği olarak destek ve bağış (teberru) kapsamında değerlendirilir. Kul hakkını ilgilendiren diğer alanlarda olduğu gibi burada da takva bilinci, ahiret kaygısı, adalet ve hakkaniyetten ayrılmama, diğerkâmlık ve doğruluk gibi dinî umdeler her zaman hatırlanmalı ve buna göre davranmaya gayret edilmelidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aile içinde malların kazanılması sırasında, daha sonra ortaya çıkabilecek tartışmaların önünü almak açısından, kişilerin katkı ve çalışmalarının açık ve somut bir biçimde belirlenmesine özen gösterilmelidir. Bu tedbirin alınmaması ya da katkıların birbirinden ayrıştırılamayacak nitelikte olması hâlinde, aile içinde müşterek çabayla kazanılan mallar, yapılabiliyorsa kişilerin harcadıkları mesai, aldıkları risk ve kullandıkları temsil yetkisine dayanarak hakkaniyetli bir biçimde ayrılır. Bu konuda resmî vesika ve kayıtlar yanında aileyi yakından tanıyanların bilgi ve tanıklıklarına müracaat edilir. Tarafların katkılarının somut bir biçimde ayrıştırılmaması veya daha sonra ayrıştırılamaması hâlinde anne-baba ve çocukların beraber yaşadığı geniş ailelerde elde edilen kazanç ve sahip olunan mallar aile reisi olan babaya aittir. Bu kazançta çocuklardan bazılarının katkısının bulunup bazılarının bulunmaması sonucu değiştirmez. Dolayısıyla babanın vefatı hâlinde miras olarak bıraktığı malları, mirasçının bu kazançta payının olup olmadığına bakılmaksızın aralarında mirastaki haklarına göre bölüştürülür. Hukukî hüküm bu olmakla birlikte malların kazanılması veya korunmasında katkısı olan kardeşlerin gayretlerinin diğer mirasçılar tarafından dikkate alınması ve buna göre bir davranış sergilenmesi uygun olur.

Babadan kalan mal taksim edilirken bu malın kazanılmasında ya da korunmasında em
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.

Kocam mehir olan altın bileziklerimi (yaklaşık 150 gr. kadar) haberim olmadan al
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vasiyet, ölümden sonraya bağlı olmak üzere bağış (teberru) yoluyla bir malı bir şahsa temlik etmek, bırakmaktır. Tanımından da anlaşılacağı üzere, vasiyet ölüme bağlı bir tasarruftur. Bir kişi, mal ve haklarının üçte biri üzerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir, geriye kalan üçte ikisi vârisler namına korunmuş hissedir. (Buhârî, Vesâyâ, 3) Bir kişi, malının üçte birden fazlasını vasiyet etmiş olursa, bu vasiyetin geçerli olması vârislerin kabulüne bağlıdır. Kabul ederlerse vasiyet yerine getirilir, etmezlerse terekenin üçte birine tekabül eden kısmı ifa edilir, üçte birden fazlası vârislerin hakkı olarak kalır. Aynı şekilde ölen kişinin, vârislerden herhangi birine yapacağı mal vasiyeti, diğer vârislerin izni olmadıkça geçerli değildir. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), “Allah Teâlâ, her hak sahibine hakkını vermiştir. Bu sebeple, vârise (vârislerden biri lehine) vasiyet yoktur.” (Tirmizî, Vesâyâ, 5; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 6) buyurmuştur. Buna göre kişinin eşine yaptığı vasiyet bağlamında iki durum söz konusudur: a) Başka mirasçısı olan eşlerin birbirleri lehine yaptıkları vasiyet, diğer vârislerin iznine bağlıdır. b) Başka mirasçısı olmayan eşlerin birbirleri lehine yaptıkları vasiyet geçerlidir. Bu durumda erkek, yarı hisseyi miras hakkıyla, kalanı vasiyetle; kadın ise dörtte birini mirasla, kalanı da vasiyetle elde eder. (el-Fetâva'l-Hindiyye, 6/117; Bilmen, Kâmus, 5/127, Bilmen, İlmihâl, 444)

Kişinin, bütün mallarını eşine vasiyet etmesi caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evlilik ciddi bir müessesedir. Evlenmek isteyen kimselerin öncelikle resmî muamele yaptırmaları, sonra halk arasında “dinî nikâh” olarak bilinen merasimi yapmaları uygun olur. Bununla birlikte, evlenmek üzere nişanlanan kimselerin şartlarına uygun olarak yaptıkları nikâh akdi de dinen geçerlidir. Bu durumdaki bir kadın, nikâhlandığı kimsenin dinen eşi olduğundan, kocası kendisini boşamadıkça bir başka erkekle evlenemez. Daha sonra kız fiilen bir araya gelmekten vazgeçer; fakat erkek onu boşamazsa, dinen nikâh devam eder. Bu durumda yapılacak şey, bir şekilde erkeğin boşamasını sağlamak, bu yapılamadığı takdirde, hakemler aracılığıyla aralarını tefrik etmektir. Böyle bir durumda erkeğin, sırf kadına zarar vermek amacıyla kadını boşamamakta ısrar etmesi dinen doğru değildir. (el-Bakara, 2/231) Dolayısıyla söz konusu olayda öncelikle sözü dinlenir, ilim ve fazilet sahibi bir kişi, karı-koca arasını ıslaha çalışmalı; bu mümkün olmazsa boşamamakta direnen kocaya bu tutumunun hiçbir yarar sağlamadığını, böyle bir nikâha son vermesi gerektiğini, nikâhın karşı tarafa zarar vermek amacıyla kullanılamayacağını, bunun İslâm’ın ruhuna aykırı olduğunu anlatarak erkeğin boşamasını sağlamaya çalışmalıdır. Buna rağmen erkek boşamamakta ısrar ederse, kadın ve erkeğin aileleri bu konuda bir sonuca varmak üzere birer hakem seçerler. Ailelerden biri direnir, hakem seçmezse karşı taraf onun yerine âdil ve tarafsız bir hakem seçebilir. Seçilen hakemler öncelikle arabuluculuk yaparlar. Lüzum ve zaruret bulunduğunda kocanın rızası olmasa bile ayrılmalarına karar verebilirler. Böylece taraflar arasında nikâh bağı sona ermiş olur.

Nişan sırasında kıyılan nikâh, nişanın bozulmasıyla sona erer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşanma durumunda mal paylaşımı, genelde de erkeğin malının yarıdan bölünüp boşanmış kadına verilmesi konusu kadim kitaplarımızda yoktur. Bir tespit olarak şöyle diyebiliriz: Önümüzdeki fıkıh bilgisi çerçevesinde bunu caiz olarak gösterebilecek bir satırlık bilgi yoktur, fukahamızın böyle bir gündemi olmamıştır. Bu genel tespitten sonra şu ayrıntıları gündeme getirebiliriz: Evlilik sonrasında evin erkeği çalışıyor ve kadın evde yaşamını sürdürüyorsa boşanma durumunda erkeğin çalışması ile elde edilmiş olan mal/birikim sadece erkeğindir. Kadın beşerî yasalara dayanarak aldığı mal, fukahamızın bugüne kadarki fıkıh birikimine göre ona helal olmayan bir maldır. Kadın da erkekle beraber çalışmış ve mevcut mala katkı vermiş ise bu durumda bir hak söz konusu olabilir, kadın kazançtaki payını isteyebilir. Bu da bir bilirkişi veya mevcut yazılı dokümana göre hak ettiğini alması şeklinde değerlendirilebilir. Erkeğin birikimi olan bir malın, boşanma nedeniyle bir tür ceza gibi paylaşılması ise normal fıkıh kurallarına göre caiz olmaz. Bir nevi gasp olur bu. Kadın, mehrini ve benzeri sabit haklarını talep eder ve alır. Kadına verilmiş maddi zarar varsa o tazmin ettirilebilir. Bunun dışında erkeğin malının paylaştırılması mümkün değildir. Normal bilgimiz budur. Muasır âlimler, boşanmalar nedeniyle kadının düştüğü mağduriyete dikkat ederek, o eksende yaptıkları değerlendirmelerde fıkıhtaki mut’a (boşanan kadına ikramda bulunma) üzerinden kıyas ederek erkekten kadının mağduriyetine karşılık bir mal alınabileceğini söylemişlerdir. Bu bir içtihat olarak değerlendirilebilir. Yalnız bu noktadan yola çıkıldığında dahi erkeğin malının yarıdan bölüşülmesi gibi bir hükmü makul görmek hiç mümkün değildir.

Hocam biliyorsunuzdur, son dönemde eşler boşanınca mal paylaşımı yapılmaktadır.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişi hayattayken malı üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunma hakkına sahiptir; malını satabilir, bağışlayabilir, vakfedebilir ya da tasaddukta bulunabilir. Bu itibarla, bir kişi ölmeden önce bütün mallarını veya bir kısmını hibe etmiş ve hibe edilen kişi bunu kabul edip teslim almış ise bu mallar, bağışlanan kişinin olur; artık bu mallarda miras hükümleri uygulanmaz. Şayet ebeveyn taksim yapmış fakat malları ilgililere teslim etmeden kendi yaptığı taksime göre bölüşülmesini vasiyet etmişse, bu vasiyete uyma zorunluluğu yoktur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/63) Mirasçılar malları öncelikle miras hükümlerine göre bölüşmelidirler. Ancak rızaları olması durumunda anne-babalarının vasiyetine göre de bölüşebilirler. Eğer vasiyete göre paylaşmayı kabul etmeyen varis varsa, o kişi/ler miras hükümlerine göre payını aldıktan sonra geri kalanlar vasiyet hükümlerine göre paylaşım yaparlar.

Anne veya baba hayatta iken malını mirasçıları arasında bölüştürmüşse, vefat ett

MİRAS ve VASİYET konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Eşler, birbirlerinin vârisleridir. (en-Nisâ, 4/12) Din ayrılığı, öldürme gibi mirasçılığa engel bir durum olmadıkça hiç kimse vârislerini bundan mahrum edemez. Dolayısıyla bir kadının, vefatından sonra kocasının evlenmesi durumunda malına mirasçı olmamasını vasiyet etmesi geçerli değildir. Böyle bir vasiyete de uyulmaz.

Bir kadın, “Vefatımdan sonra kocam evlenirse malıma varis olmasın” diye vasiyett
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Üvey evlatlar, resmiyette nüfus kütüğüne kayıtlı oldukları üvey annelerinin çocuğu görünmelerine rağmen gerçekte onun çocuğu değildirler. Bu durumda, İslâm miras hukukuna göre onun bıraktığı mala mirasçı olamazlar. Ancak asıl vârisler isterlerse başkalarına olduğu gibi üvey kardeşlerine de kendi haklarından bir şeyler verebilirler. Nitekim Nisâ sûresinde; “Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.” (en-Nisâ, 4/8) buyrulmaktadır.

Üvey annelerinin nüfusuna kayıtlı çocuklar ona mirasçı olabilirler mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vefat eden kimsenin vârisleri hangi yaşta olurlarsa olsunlar İslâm miras hukukunda öngörülen miktarda payları verilir. Küçük yaşta olanlar reşîd oluncaya kadar mallarını velileri-vasîleri (kanunî temsilcileri) koruma altına alırlar. Kur’ân-ı Kerîm bu konuda; “Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu büyük bir günahtır.” (en-Nisâ, 4/2) ve “Yetimleri deneyin. Ergenlik çağına erdiklerinde, eğer reşîd olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin...” (en-Nisâ, 4/6) buyrulmaktadır.

Küçük yaşta iken babası vefat eden çocuğa mirastaki payı ne zaman teslim edilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadın kendi mal varlığında istediği gibi tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Bu itibarla, evli bile olsa bir kadın malını/parasını dilediği gibi harcayabilir, hayır hizmetlerinde kullanabilir veya eşine hibe edebilir. Kadının malî durumu iyi olsa bile ailenin giderlerinin karşılanmasında eşine yardımcı olma zorunluluğu yoktur. Şu kadar var ki, aile içi huzursuzluğa sebebiyet vermemek için eşlerin her konuda birbirlerine danışmaları uygun olur.

Evli bir kadın, kendisine ailesinden kalan mirası kocasına danışmadan istediği g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Nikâhlı eşlerin birbirlerinin evlilikten önce veya sonra kazanılan tüm mallarına mirasçı olma hakkı vardır. İslâm hukukuna göre hiç kimse mirasçısını mirasından mahrum etme yetkisine sahip değildir. Ancak kişi hayattayken malı üzerinde istediği gibi tasarruf hakkına sahiptir: Satabilir, çocuklarına veya başkalarına bağışlayabilir, vakfedebilir. Ancak çocuklarını başkalarına muhtaç bırakacak tasarrufta bulunması uygun olmaz. Bu itibarla eşlerin önceki evliliklerinden miras olarak kalan mallarını ölümlerinden sonra birbirlerine mahrum etme hakları yoktur. Ölmeden önce ise diledikleri gibi tasarruf yetkileri bulunmaktadır.

Eşi ölüp tekrar evlenen bir kimse, önceki eşi zamanında elde ettiği mallardan so

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.