Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bazen nefessiz kalıp ölecek gibi bir korku yaşıyorum. Bu korkuyu yenmem için okuyabileceğim dua var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Muhakkak bir psikologla görüşmelisiniz. Günlük hayatınızdaki gündeminizi de başka konulara yayın.
Kıymetli kardeşim, sizdeki bu korku düzeyi normal seviyenin üstünde görünüyor. Bu yüzden bunu kendi başınıza yenme noktasında eksik kalabilirsiniz. Öyleyse siz de bunu bir psikolog ile halletmeye çalışın. Daha sağlıklı ve daha kalıcı bir çözüm olabilmesi adına. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Bir kere muhakkak bir psikologla görüşün. Onun size tavsiyelerine uyun. İkinci olarak da size tavsiyemiz, uykunuzu en derin şekilde uyuma şartlarını oluşturun. Mesela akşam yemeğiniz uykunuzda kalite sorunu oluşturuyorsa onu düzeltin. Mide ağrısı gibi uykuyu bölebilecek şeylere dikkat edin. İbadetlerinizi de yaptıktan sonra biiznillah rahat edersiniz. Allah Teâlâ sabır versin.
Bu tür olaylar karşısında korkmak iman gereğidir. Biz, Allah'ın azabından korkmayacağız da neden korkacağız? Durumunuzu anormal görmedim. Allah size sabır versin. Namazlarınızı ihmal etmeyin. Orada bulabildiğiniz kadar mümin insanlarla beraber olmaya çalışın. Her gün bir miktar mesela on sayfa Kur'an okuyun. Kur’an okumayı beceremiyorsanız mesela yirmi kere Ayetelkürsi okuyarak o açığı kapatın. Aynı şekilde Fatiha suresini de okuyabilirsiniz. Sabah namazından önce ve sonra zikir yapın. Kelime-i Tevhidi yüz kere mesela tekrar edin. Namazlardan sonra dua edin. Ve derslerinize yoğunluk verin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu durum yaşınız gereği olabilir. Yaşadığınız bir olayın etkisi de olabilir. TV ve benzeri medya araçlarından da etkilenmiş olabilirsiniz. Doktora görünmeniz ve önereceği tedaviyi sürdürmeniz gerekmektedir. Duayı ise genelde namazda yaptıklarınız ile sürdürmeniz yeterli olur. Namaz zaten bir duadır.
Selamünaleyküm. Yılmayın; bininci sefer bile olsa tevbeye varın.
Allah korkusu konusundaki diğer fetvalar
Allah korkusunu hissetmek için bilmek elbette ilk şarttır. İnsan bildiğinden korkar, bildiğini sever. İyi bir iman bilgisi âyet ve hadislerden kaynaklı bilgi şarttır. İkinci olarak da insanın çevresinden etkilenme oranına dikkat ederek şunu da söyleyebiliriz: Bulunduğumuz çevre imanî hayatımızın da aynası durumunda olacaktır. Allah'tan korkmayanların arasında Allah'tan korkan biri olarak yaşamak zordur. Mü'min bir çevre, Allah korkusunu esas alan bir çevre oluşturmak zorundayız. Varsa kıymeti bilinmeli yoksa da oluşturulması mücadelesi verilmelidir. Üçüncü bir husus da kişinin bildiğini uygulamasıdır. Bildiğinle amel etmek de diyebiliriz bunun için. Bilgi stokçuluğunun da anlamı yoktur. Az bilip tam uygulamak, çok bilip az uygulamaktan daha iyidir.
Aleykümselam. Allah'tan korkmak yalın bir iddia değil pratikte izlenebilen bir histir. El, ayak, göz ve bütün organlar kullanılırken Allah korkusunun varlığını veya yokluğunu da gösterirler. Evet biz, kul olarak kimsenin kalbinde Allah korkusu olmadığını iddia edemeyiz. En kötü insanda bile biz izleyemiyor olsak bile Allah korkusu bulunuyor olabilir. Bizim izleyebileceğimiz alan dışarıdan izlenebilen alandır, kararımızı da ona göre veririz.
Evet, Allah tealayı seviyorum demekle sevmiş olmuyoruz. Sevmenin gerçekliği ve gereklerinin yapılması şarttır. Aksi takdirde insan kendisini oyalamış olur. Ne dünyada ne de ahirette iddia ettiği sevginin sonuçlarını da göremez. Bunun için yapılacak ilk iş Allah'ı tanımaktır. Bu da onun mübarek isimleri ve sıfatlarıyla başlanacak bir eğitimdir. Sonra da onun nimetlerini hatırlamak ve o nimetlerin sahibi olarak onu çokça zikretmek gerekir. Bunun peşinden de ona iman eden ve imanının gereğini yapanlar için hazırladığı cennetleri, cennetlerdeki nimetleri hatırlamak gerekir. Bütün bunların gereği olarak da emrettiği kulluğu, ibadetleri yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak şart olur. Sonra da güçlü bir silah olarak dua etmek gelir. Böylece kul, sevdiğini iddia ettiği Allah'a itaat etmiş, boyun bükmüş olur. Onu razı etmek için gayret eder. Onu sevmesinin ilerisine hiçbir sevgiyi geçirmez. Onun peygamberini ve sevilmesini emrettiklerini sever. Müminler onun gözünde büyür ve değerli olur. İman ehli olmayanlar da sevmediği ve bir arada olmadığı kimseler olarak kalır. Allah'ın dinini korumayı, onu değerli tutmayı, dinine dil uzatılmasını bile kabullenemez. Gerekli tepkileri gösterir, yapılması gerekenleri isteyerek yapar. Dili Allah'ı zikirle taptaze olur. Allah'ın Kur'an'ını gece gündüz okur. Ve her şeyin özeti olarak Allah ile buluşmayı özler, cennetlerini özler, dostlarını özler.
Selamünaleyküm. Arkadaşınız bu durumda zina yapmış olmaz. İnşallah Allah korkusundan ötürü geri geldi ise sevap bile kazanmış olur.