Fetva Meclisi
Soru
Bir arkadaşımın katıldığı bir sohbet grubu var. Bu sohbet gruplarının başındaki adamın, Peygamber efendimizin -sallallahu aleyhi ve sellem- resminin elinde olduğuna dair iddiası, oğlunun ölümünün ne zaman olduğunu bildiğini söylemesi, sakalı şerifi boynunda kolye olarak gezdirmesi ve bu gibi daha birçok şeyler mevcut adamda. Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Hayır, böyle bir şeyden ötürü kâfir olmaz insan.
Selamünaleyküm. Dinimizde böyle bir şey yoktur. Bu adetler başka milletlerden bize geçmiştir.
Efendimiz aleyhisselamın ebeveyninin akıbeti ile alakalı net bir bilgimiz yoktur. Âlimlerimiz farklı görüşler üzerinde mütalaatalarda bulunmuşlardır. Kesin hükmü ise ancak Allah Teâlâ bilir. Bizim derste vurguladığımız nokta ise efendimiz aleyhisselam'ın mübarek gözünden yaş akıtan şeyler sadece müşriklerin eziyeti değildi. Böyle ağır bir yara da onu üzmüştü. Bu kadarını anlayabiliyoruz meselenin.
Bu rüyanızda gördüğünüz Peygamber aleyhisselam efendimiz değildi. Dolayısıyla endişe etmeniz de gerekmez. Peygamber aleyhisselam efendimizi gündüz gözüyle onun dini üzerinden görmeye bakınız. Allah Teâlâ hepimizin akıbetini hayır etsin.
İnsanın bir bedeni bir de ruhu vardır. Ölümle beraber bedende değişiklik olur ama ruh kalır. Ölümle değişen sadece bedendir. Ruh ebedi kalmaktadır. Bu yüzden bir mezardaki ölüye selam verildiğinde selamı aldığı kabul edilmektedir. Ölümün bizim için beden olarak en ağır yarası sekarat hâlidir. Ancak tadanın bilebileceği ve onun da kimseye çektiğini anlayamayacağı yaklaşık olarak bir on dakikalık zaman dilimi, insanın hayattaki o son on dakikası ölümün en ağır yönüdür. Öldükten sonrası ise ruhun yaşadığı acılar veya nimetlerle doludur. Sekarat hâlinin en zor bölümü, İblis’in o anda iman çalmak için gelmesi durumudur. Bu sebeple akıllı bir mü'min “son nefes endişesini” asla kaybetmez. Onun için gayret eder, dua eder. O anda meleklerin görüldüğü Kur'an ile sabittir. Bu an, insanın tıbben yüzde yüz ölmüş olduğu andır. Hayat devam ediyor kabul edilebilecek bir durum için ölüm denemez. Bitkisel hayat dense de ona biz yine hayatta deriz. Tıbbın bu konudaki kararlarını fıkıh ilmi de benimser. Yani önce kalp mi ölür, beyin mi ölür; bu önemli değildir. Kişinin hayatı bitti ise veya dini ifade ile ruhu çıktı ise öldü kabul ederiz. Müslüman, ölümün felsefesi ile değil ondan sonrası ile ilgilenmelidir. Ölüm sonrasındaki berzah âlemi (kıyamete kadarki kabirde geçecek olan zaman) her müminin derdi ve gayret konusu olmalıdır. Allah Teâlâ’dan bize o günümüzde rahmet etmesini dileriz.
Selamünaleyküm. İmanla ölen için rahmet kapıları açıktır. Sözünü ettiğiniz durumlar, imandan sonra işe yarayan fırsatlardır. Bu fırsatların tamamı da Allah'ın dilemesine kalmıştır. Bizimki sadece umuttur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Evet, Zeyneb mübarek bir isimdir ve dediğiniz gibi çokça kullanılmıştır.
Bunu, bizi bizden uzaklaştıran fitnelerden bir fitne olarak görebilirsiniz. Gündeminize almayın, konuşmaya değecek kadar ağırlığı bile yoktur. Ne ırkları inkâr etmenin yeri var ne de dini bir ırka mal etmenin yeri var. Edebiyat ve kuru gürültü, başka bir şey değil!
Yanlış düşünüyorsunuz, vakti geldiğinde sizi mutlu edecek bir evlilik on yıl sonra da olsa meçhul acele bir evlilikten daha hayırlıdır. Kendinizi boşlukta tutmayın, okuyun, yazın ama gününüzü doldurun.
Önceliği her zaman kazaya ver. Vakit kalırsa nafilelere devam et.
İmsaktan sonra da kaza kılınabilir. Güneş doğduktan sonra kırk dakika kılmamak gerekir.
Rüya görmek dinen kabul edilecek değerlerden biridir. Şu kadar ki, rüya görmenin bir artısı olmaz yani rüya gördüğü için bir insanın dinen mertebesinin yükseldiğini veya aksini söyleyemeyiz. Rüyanın bir bağlayıcılığı da yoktur. Adeta herkes gördüğü rüya ile kalır.