Fetva Meclisi
Soru
Hocam, benim sorum şu yönde; Hayat Rehberi 279. Bölüm olan "Söze NE Gerek!" (http://www.sosyaldoku.tv/279-soze-ne-gerek/) dersinizde Peygamber Efendimiz ﷺ'in Âmine annemize ithafen Allah'tan onu affetmesi için dua etmesine izin verilmemesinden ne anlamalıyız. Neticede peygamberler temiz ve aynı soydan gelmiyorlar mı? Bu konu kafamızı karıştırdı.
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimizin ne denli övülürse övülsün, övülmekle bitmeyecek meziyetlerin sahibi olduğundan kimsenin şüphesi olamaz elbette. Ancak bu hususun, sanki onun ihtiyacı varmış gibi abartıldığı da maalesef doğrudur. Biz şöyle dengeli bir yol izleyebiliriz: a- Allah Teala onu, kitabında nasıl övdü ise onu olduğu gibi kabul eder, iman ederiz. Kesinlikle tartışmayız, tartışılmasını da imandan çıkmak olarak görürüz. b- Sahih ve sarih hadislerde ona dair aktarılan bilgileri de olduğu gibi kabul eder, onları da tartışmayız, tartışılmasına izin veremeyiz. c- Bunun dışında şairlerin, yazarların, ozanların sözleri ile Peygamber aleyhisselam efendimizi tanımaya ihtiyacımız olmaz. Onun sevgisinin ve kişiliğinin abartılmasının bir zafiyet olduğunu düşünürüz. Onu övmek için yalana, hileye baş vurmanın gereği yoktur. Hassasiyetinizi doğru buluyorum. Yine de siz, sanki başka şey kastediyormuş vesvesesine sebep olmamaya gayret edin. Allah Teala'dan onun şefaatine nail olacak amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz.
Müslümanlığımızı, şüpheler üzerinden irdelemek sakıncalıdır. Vesvese ile imanı sorunlu duruma taşımak yanlış olur. Örnek aldığınız olayla sizin bağlantı kurmanız hiç yerinde değildir. Günlük hayatınızı devam ettirin. İbadetlerinizi yapın. Birilerini şahit tutmanız gerekmez zaten camiye gidip namaz kılıyorsunuz. Benzeri ibadetleri yapıyorsunuz. İmanımızı korumak için çırpınacağız ama vesveseye kapılarak korurken kaybetme düzeyine de getirmeyeceğiz. İbadetlerinizi yapmanız, Kur'an okumanız, dua etmeniz, salavat getirmeniz ve benzeri ibadet olan değerleri canlı tutmanız imandır olduğu gibi biiznillah.
Selamünaleyküm. Evet, gayet ağır bir durum bu Mü'min için. Yalnız şerefli bir anne olduğunda kimsenin tereddüdü olmadığı gibi, Mü'min olduğuna dair de sahih bir bilgi de yoktur. Bu hususta bir yığın eser yazılmıştır ama hiç birisinde kalbi rahatlatan bir sonuç yoktur. En güzeli bu meseleleri Allah'a havale etmektir. Bir de biz, bu durumdan kendimize bir ders çıkarmalıyız.
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselam ve ashabı bir ibadet kararlaştırıp bize yaptırma gibi bir durum olamaz. Din Allah'tan. Allah emreder, Peygamber aleyhisselam da ashabı da biz de yaparız.
Sevgili kardeşim. Neden dini, böyle gereksiz felsefeler üzerinden anlamaya çalışıyorsunuz ki? Ashabı kiramın bilmediği, konuşmadığı hiçbir şeyde hayır olmaz. Sizin vazifeniz Allah'ın emrettiklerini yapmak, yasaklarından da kaçınmaktır. Bu iki şeyi becerin de nasıl becerirseniz becerin; şeytan sizi dinin edebiyatıyla meşgul etmesin. Gitgide din yüzünden sapık hale gelebilirsiniz. Sade ve felsefesiz bir din yaşamalısınız. Emredileni yapın, yasaklanandan kaçının, o kadar. Din, üzerinden tartışma yapılması için değildir; yaşanmak içindir. O âlime bu âlime göre değil Peygamber aleyhisselama göre yaşanacaktır din.
Aleykümselam. Peygamberler hariç HATASIZ İNSAN OLMAZ. Mezhep imamlarımızın da hataları vardır ama HIYANETLERİ YOKTUR. Hataları olmasaydı, onların en yakın talebeleri onların sağlığında farklı şeyler söylemezlerdi. Biz onları bildiğimiz hatalarına rağmen sevip sayıyoruz. Allah onlardan razı olsun.