Fetva Meclisi
Soru
Hocam Peygamberlerin birbiriyle kan bağı var mıdır? Hz. Âdem’den başlayarak Hz. Musa, Hz İbrahim’den önce mi sonra mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu ayette geçen “Harun'un kardeşi” ifadesi Meryem'in bir erkek kardeşi olmasını yansıtmıyor. Bu bir Arapça tarzıdır. O dönemde iyilerden bilinen biri olan Harun'a nispet edilerek 'sen Harun'un bacısı olacak biri iken..' şeklinde anlaşılmalıdır bu. Bir başka ihtimal de, hadiste geçtiği gibi onların döneminde peygamberlerin adı ile anılma kültürüdür. Bu da neticede aynı yoruma götürür.
Peygamberler arasında ayrım yapmak caiz değildir. Peygamberlik makamı olarak tamamı aynıdır. Tamamına bu şekilde iman ederiz. Aralarında üstünlük farkı bulunduğu ise ayette geçmektedir. Peygamberler arasında ilk beş isim (Muhammed, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa), o isimlerin başında da Muhammed aleyhisselam vardır ve bu tartışılabilir bir konu değildir. Âyet böyle beyan etmektedir.
Tam bir iman, her şeyin ilacıdır. Rabbimiz de zaten bizden bunu beklemektedir. İman ise kalpte oluşan ihlas ile başlar. Bu sadece Allah için yaşama, O'nun her dediğine "peki" diyebilme, Allah dışındaki etkenlerden sıyrılabilme iradesini gerektirir. Yine Allah sevgisi ve Allah'a olan güven imanın kalpte yerleştiğinin göstergelerindendir. Böylece kişi tam bir bağlılıkla O'ndan gelen her şeyi kabul eder ve her durumda O'nun yardımını diler. Müthiş bir güven duygusu oluşur ve başına gelen her şeye sabredebilme tahammülü gösterir. Allah'a olan saygı sebebiyle O'nun yasaklarından kaçarak, küçük kusurlarda bile endişe duyar. İşte peygamberler, Asiyeler ve Meryemler bu imanı yakaladılar. Allah da onları övdü, onların imanını bizlere örnek gösterdi. Rabbim onların imanlarının izini sürmeyi hepimize nasip etsin.
Bacanak Allah'ın Kur'an'da emrettiği akraba listesinde yer almamaktadır. Bu daha çok bizim kültürümüzde ve biraz da hanımların etkisiyle sıkı bir bağlılık oluşmaktadır. Yalnız bacanak kendisiyle iyi geçinilmesi gereken Müslümanlar arasındadır. Eğer bacanakla yakınlığınız sizi psikolojik olarak etkiliyorsa küsmeden, kısa selamlarla, irtibatı koparmayacak şekilde bir bağlantı strateji izleyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
İslâm; Allah’a (c.c.) teslim olmak, boyun eğmek ve itaat etmek manasına gelir. Kur’ân’a göre İslâm; kişinin kendisini yalnız Allah’a teslim etmesi, O’na kul olması ve O’na ibadet etmesi demektir. Tevhidin gereği de budur. Bu anlamıyla İslâm; sadece son peygamber olan Hz. Muhammed’in (s.a.s.) getirdiği dinden ibaret değil, bütün peygamberlerin getirdiği bir inanç sistemidir. Bu bakımdan insanlığı temel iman esaslarına davet açısından peygamberlerin tamamının vazifesi aynıdır. Buna göre, bütün peygamberlerin ilk daveti tevhiddir. Çünkü tevhid, Hak yoluna girmenin başlangıcı ve Allah’a inanmanın ilk basamağıdır. Cenâb-ı Hak gönderdiği her peygambere, ümmetini tevhide davet etmesini şöyle emretmiştir: “Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: ‘Benden başka ilâh yoktur; şu hâlde bana kulluk edin.’ diye vahyetmiş olmayalım.” (el-Enbiyâ, 21/25) Peygamberlik, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’le (a.s.) başlamış, Hz. Muhammed (s.a.s.) ile son bulmuştur. Dolayısıyla Allah’ın peygamberler aracılığıyla farklı zamanlarda gönderdiği dinin esası aynıdır ve hepsine “İslâm”, müntesiplerine de ‘‘Müslüman’’ denilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm bunu açıkça ifade etmektedir: “Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’ân’da Müslüman diye isimlendirdi.” (el-Hac, 22/78) “İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyan idi; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru Müslüman idi.” (Âl-i İmran, 3/67) âyetinde Hz. İbrahim (a.s.) için Müslüman ifadesi kullanılmıştır. Ayrıca “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve torunlarına indirilene, Musa’ya ve İsa’ya verilen ve diğer peygamberlere Rableri tarafından verilene iman ettik. Onlar arasında bir ayrım yapmayız, biz de Müslümanlarız, deyin.” (el-Bakara, 2/136) âyetinde de peygamberlerin mesajının temelde bir ve aynı olduğu ve bunun da İslâm’dan ibaret olduğu ifade edilmiştir. Ancak bugünkü hâliyle Yahudilik ve Hristiyanlık peygamberlere indiği şekliyle muhafaza edilemediği için bu dinlere bu hâliyle İslâm denilemez. Esas itibarıyla hak dinin temel prensiplerinde değişiklik yoktur. Fakat Yüce Allah (c.c.) zaman içinde ibadetlerin şekillerinde ve muamelata dair hükümlerde bazı değişiklikler yapmıştır. Yahudi ve Hristiyanlara gayrimüslim denmesi onların Allah (c.c.) tarafından, İslâm’ın son peygamberi Hz. Muhammed’e ve onunla gönderilen dine inanmamaları sebebiyledir.
Selamünaleyküm. Bu hususta kitaplarımızda bilgi vardır ama belge olacak nitelikte bir hadis yoktur. Mezkür hadis de zayıftır.