Fetva Meclisi
Soru
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisinde, ‘ölümü temenni etmeyin’ buyuruyor. Bir süredir namazlarımda adeta karşımda Rabbimin olduğunu hissediyorum. Ağlamaktan Fatiha’yı bile bazen tamamlayamıyorum. Yürürken, otobüsteyken, ders çalışırken, iş başında iken, aklıma Rabbim gelse gözlerim doluyor. Nereye baksam O'nu hatırlıyorum. Bu hissiyatlar o kadar güzel ki anlatamam hocam. Ve seven elbette sevdiğine kavuşmak ister. İçimden biran önce can verip de Rabbime kavuşma hayallerime engel olamıyorum. Benim bu durumum iyi midir yoksa şeytanın farklı bir tuzağı da ben mi fark edemiyorum?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Şöyle bilmelisiniz: Biz imanla bitirmek için mücadele etmemiz gereken bir hayat yaşıyoruz. Başından sonuna kadar hayatımızı tam bir iman ile geçirmek hedefimiz olmalıdır. Bu hedef baştan sona aynı heyecan ve ihlasla sürmeyebilir. Belki peygamberler, nadirattan salihler için mümkün denebilecek bir hedeftir bu. İman sıfır noktasına inmediği sürece aradaki iniş çıkışlar, kul o hedefi unutmadığı ve gayret ettiği sürece sorun değildir. Peygamber aleyhisselamın şu hadisini iyi anlarsak meselemize ışık tutacaktır biiznillah: “Bütün kalplerin ayı kaplayan bulut gibi bulutu olur. Ay ışığı ile parlak iken bir bulut önünü keser ve kararır. Bulut geçince de tekrar parlaklığı devam eder.” (Taberani, Avsat, 5220) Bu mübarek benzetmeyi unutmamalıyız. Yorgunluklar, ara sıra basan tembellikler, olumsuzluklar hedefimizi şaşırtmamalıdır. Kalbimizin nabzı gibi kabul etmeliyiz tıpkı koşarken nabız yükselecek, dinlenirken inecek ama kalp devam edecek. - Haramlardan külliyen uzak duracağız. - Farzlarda eksiğimiz olmayacak. - Nafilelerde ise kapasitemiz ve kabiliyetimizle bağlantılı olarak çalışıp duracağız. Birini beceremezsek diğerine, bir gün o nafileyi diğer günü başka bir nafileyi yerine getirerek yürüyüşe devam edeceğiz. Bu anlayışla bakamazsak şeytan ara dönemlerimizi değerlendirip bizi kulluk yürüyüşünden koparabilir.
Selamünaleyküm. Zerre kadar iyilik ölçüsünde haklısınız elbette ama dağ kadar Kur'an okuma sevabı ile kıyas edildiğinde zerreleri ne yapacaksınız. Dinimizde ibadet olan şeyleri saydığımızda, namaz, oruç gibi, siret okuyup ağlama diye bir ibadet var mı? Ashab ki, sevgide onlar Arş'a kadar yükseldiler; öyle mi yaptılar yoksa onun sevgisini ispat için cihat mı ettiler? İyi ve insaflı düşündüğümüzde görürüz ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin siretini, vefatını bize anlatarak ağlamamızı sağlayanlar bunun üzerinden bizi oyalamaktadırlar. Bilerek veya bilmeyerek yaptıkları ise onlar ile Rableri arasındaki bir iştir. Biz, bize dönen yönünü ele alıyoruz. Ne Peygamber aleyhisselam aşkı ki, bir sakal için dahi o ağlayan gözleri hareket ettiremiyor. Peygamber aleyhisselamın bizden beklentisi onun adına ağlamak mıdır, dinini yükseltmek midir? Bankaların bakkal gibi yayıldığı bir zamanda kendimizi aldatacak kuru tesellilere vaktimiz olmamalıdır. Zerre kadar amelde büyüktür kesinlikle ama Kudüs dağlardan daha büyük bir sevap olarak önümüzde duruyor. İşte neslimizi saran şehvet ablukası, işte çöken ahlâkımız! Dinlerken elbette insanın içi cız ediyor o sözlere ama ne yazık ki gerçek böyle! Sizlere dua ederiz, duanızı bekleriz.
Selamünaleyküm. Bu bir savaştır. Siz Allah'ın rızasına yönelmek istedikçe şeytan sizi kendine çekmek istemektedir. Bunu böyle anlamalısınız. Ölünceye kadar da bu savaş devam edecek. Mağlup bitirmemek için çalışın. Yaptığınız bir hatadan sonra hemen iyilik yapın. İyiliğiniz hatanızı örtsün. Meselâ o gece Kur'an okuyup yatın.
Selamünaleyküm. Bu iki şey de sizin için farzı ayın değildir. Özellikle fıkıh bilginizin ilerlemesi için çalışsanız daha büyük bir iş yapmış olursunuz. Her üç iş için de yaşınız, evlilik, imkânlar ve çevre gibi durumunuzu bilmemiz durumunda daha sağlıklı cevaplar verebiliriz.