Fetva Meclisi
Soru
Peygamberimizin ismi geçince yazılı veya sözlü olarak salavat getirmenin gerektiğini biliyoruz. Bu salavatı yazılı olarak “SAV” şeklinde yazsak yanlış yapılmış olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Bizim, Muhammed, Resûlullah, Peygamber sözcüklerinin ardından sözlü veya yazılı hangisi olursa olsun, salâvat getirmemiz bir ibadettir. İbadeti Allah emretmiştir, nasıl emretti ise öyle yapılmalıdır. Evet, bir sembol olarak kısaltıldığında ne kastedildiği anlaşılmaktadır ama aslı gibi olmayacağı da katidir. Her bir tekrarı bizim için rahmet ve huzur vesilesi olan bir zikri neden kısaltalım ki?
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselam efendimizin isminin anıldığı yerde salavat getirmek gerekmektedir. Muhammed bu isimdir. Muhammed isminin sıradan insanlar için kullanılması da caizdir. Herhangi bir insanın ismi Muhammed ise onun isminin anılması salavatı gerektirmez. Anılan Muhammed isminin peygamberimizi kastettiği anlaşıldığında salavat gerekmektedir.
Peygamber aleyhisselam efendimizin ismi anıldığında veya yazıldığında salavat getirmek yani SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM veya ALEYHİSSELAM demek görevimizdir. Bunu yapmayan da vebale girmiş olur. Bu esnada elin kalbin üzerine konması ise örfi bir uygulamadır yani dini bir kaynağı olmadan Müslüman insanlar tarafından bir saygı olarak uygulanmıştır. Ne yapanı için bir sevap vaadi söylenebilir ne de yapmayan için günaha girdi denebilir.
Dinimizin emri, Peygamber aleyhisselamın adı anıldığında onu duyanın salavat getirmesidir. Bu duymanın kaynağı bir insan ağzı veya bir cihaz olduğundu kural değişmeyecektir. Elektronik cihazlardan da adı duyulduğunda salavat getirilmelidir.
İlahi dinlemenin Kur'an dinleme gibi olmayacağı aşikârdır. Ama ilahi dinlenebilir. Arkadaşınızın tespit ettiği hata yani Peygamber aleyhisselamın adı anıldığında salavat getirmeme hatası gibi bir hata ortaya çıkıyorsa dinlememek daha iyidir şüphesiz.
Selamünaleyküm. Mesele çok bilgi meselesi olsaydı dediğinize katılırdım ama bu kardeşiniz meseleyi bir bereket meselesi olarak görüyor. O salavatın bir keresindeki bereket bizim gibi acizlerin bir ömür konuşmasından elde edilmeyebilir. Bakın siz bile etkileniyorsunuz da o etkilenmeyi benden biliyorsunuz, ben ise o salavattan biliyorum. Allah razı olsun sizden, lütfen dua edin. Dinimize bir nefes daha fazla hizmete muvaffak olalım.
emir konusundaki diğer fetvalar
Teslimiyetin gerçeği, Allah'ın emir ve yasaklarına bağlılıktır. Emirlerini ne kadar yerine getiriyorsak ve yasaklarından ne kadar uzak durabiliyorsak o kadar ona teslim olduk demektir.
Emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l bir dini emirdir. Zina ve zinaya götürebilecek risklerden korunmak da bir başka dini emirdir. İkinci emir birinci emirden daha önemli ve önceliklidir. Buna göre de böyle bir riskin bulunduğu ortamda birinci emir bırakılmalıdır. Söz konusu risk ise mekâna ve kişiye göre değişir. Umumiyetle risk olarak hep var mabül edildiği için de âlimler böyle bir vazifeyi yapmaya karşı uyanık olmayı, ahiretini öncelikli görmeyi tavsiye etmişlerdir.
Namaz Allah’ın emirlerinden biridir. Oruç ve zekât da öyle birer emirdir. Tesettür de Allah’ın emridir. Ortada inkâr söz konusu olmadıkça bu emirlerden birinin yapılmaması kişiyi dinden çıkarmaz. Bir ayağına ayakkabı giyip diğerine giymeyen biri gibi olur o kişi. Tesettürü yok diye namaz kılmamak olmaz. Tesettüre de bir gün gireceğim diye gayret etmelidir insan. Yalnız namaz kılmak için namaz esnasında tesettür şarttır bunu unutmayınız.
Müslüman insan ne kadar çok günah işlerse işlesin, YAPTIKLARINI GÜNAH GÖRMEYECEK bir anlayış içinde değilse yani Allah’ın haram kıldığı açıkça bilinen şeylerin haramlığını kabul etmeyen biri olmadıkça ona kâfir demeyiz. Ona kâfir demiyor oluşumuz, onun yaptıklarının sakıncasının kalkmış olması anlamına gelmez. Durumu Allah’a kalmış olur; o dilerse affeder, dilerse affetmez. Kullar olarak biz böyle bir karara karışmayız. Bilinmesi gereken budur.
Mümin olarak biz, bize emredilen veya yasaklanan bir hususu: A- Kitabımızda bir kere veya kırk kere görmemiz arasında fark bulmayız. Yoğun tekrarını sadece önemini kavramaya destek görürüz. Mesela namaz emri bir kere geçse idi yine bugünkü ciddiyetle onu anlayacaktık. Şu andaki onlarca kere geçmesi bizim için sadece bir tekit niteliğinde olmuş olur. B- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden bize geldiği sabit olan bir emir veya yasağın bizi bağlaması ve itaatimiz açısından Kitabımızdaki emirlerden farkı olmaz. Bize Kur’an getirenle başka emirleri getiren aynı makam olduktan sonra diyebileceğimiz yoktur/olamaz.