Fetva Meclisi
Soru
Sarık takmak önemli midir, sarık takmanın hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Sarığın Sünnet olduğu apaçık bir durumdur. Bir mü'minin sarık kullanması da pek güzeldir ama sabah namazını camide kılmak mesela sarık sarmaktan yüz kere daha önemlidir. Bir sayfa Kur'an okumak, bir kere sarık sarmaktan yüz kere daha değerlidir. Bunun gibi yüzlerce örnek bulabiliriz. Dikkat et. Asıl görevleri bitirip sarığa geçti isen sen haklısın. Sarığı takıntı yapıp onunla kendini avutuyorsan aldanıyorsun, ailen haklısın dediler. Dengeli olmaya çalış. Anne babanı üzmeden yol almaya çalış.
Dinimiz İslam, akide ve amel dinidir. Yeryüzünde Allah’ın hükmü icra edilsin, batıl sesini yükseltmesin diye vardır. Kılık-kıyafet gibi tali meseleler İslam’ın ana meseleleri değildir. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların kıyafetlerinde şekiller değil ölçüler vardır. O ölçülere bağlı kalındığında renk ve şekil önemli değildir. Şalvar, cübbe bir şekildir. O şekille sınırlı bir kıyafetten söz etmemiz doğru olmaz. Bilhassa, Müslüman halklardan bir halkın kıyafetini, İslam’a mal etmek ve o kıyafette olmayı Müslümanlık, o kıyafet dışında kalmayı kâfirlik gibi görmek asla doğru olmaz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ve ashabının uygulamalarını elbette kendimiz için temel örnek olarak görürüz. Eğer sarık kullanmayı bize de emir buyurduysa, artık sarık bizim için dinin bir parçası olur. Onu sarmayı sevap vesilesi görürüz. Cübbe de böyledir, şalvar da. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sarık kullanmıştır. Sarık sünnettir. Buna itiraz edilemez. Ama cihad etmek, İslam’ın izzetini korumak bin sarıktan önemli ve önceliklidir. Biri bir Müslüman’ın başında semboldür, diğeri ise İslam’ın varlığı veya yokluğu ile ilgilidir. Âlimlerin asırlardan beri yazdıkları eserleri incelediğimizde şunu görmekteyiz: İslamî elbise şöyle olacak demekten çok, elbisede şu özellikler olacak demişlerdir. Mevsimlerin farklı yaşandığı yörelere göre dikkate alındığında, ashabın kıyafetini aynen giymenin mümkün olmadığı da anlaşılacağından, zorlamaya meydan vermeden bir din yaşamanın bu usulle daha doğru olacağı anlaşılır. Müslüman bir erkek veya kadının kıyafetinde temel karakterler avreti örtmek, temiz olmak, kibir vesilesi yapmamak ve başka milletlerin din kisvesine benzememektir. Bu karakterlere uyulduğunda kıyafet kıyafettir ve mubahtır. Bizim böyle bir meseleyi incelerken özellikle vurgulamamız gereken bir nokta daha vardır. Müslüman ‘yaptım oldu’ mantığıyla yaşadığında Allah’ın rızasına eremeyebilir. Dinin istediği şeyleri, onun istediği gibi yapmak ilke olmalıdır. Yaygın kullanılan bir kelime olarak tesettür, özellikle örtünmekle tanıtılabilecek bir kavram değildir. Tesettür, tam anlamıyla karşı gözlerden korunmaktır. Eğer bir kıyafet, kadının üzerinde iken erkeğin dikkatini çekiyor ve kadını daha cazip hale getiriyorsa, o kıyafetin tesettür mağazasında satılması İslamî olmasını gerektirmez. Hatta tesettür adı altında şeytana hizmet edilmiş bile olabilir. Çünkü asıl olan giyinmek değil, korunmaktır. Erkek baktığında, onu ikinci defa bakmaya zorlayacak çekicilikteki bir kıyafet bu açıdan tartışılır niteliktedir. Benzer şeyleri erkek için de söylemek mümkündür. Erkeğin avreti kadının avretine göre farklı olmakla beraber, avret olan bölgenin örtülmesi, daha dikkat çeker hale getirilmesi olarak uygulanıyorsa yine bir yanlış anlaşılma var demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin aynen taklit edilmesi kadar güzel bir amel olamaz elbette. Ama biz, dinimizi yaşarken önemliler ve öncelikliler, farzlar-vacipler, haramlar-mekruhlar gibi tasnifler yaparak yaşıyoruz. Bir konunun önemli olmasıyla öncelikli olması aynı görülemez. Allah’ın kullarına emirleri böyle bir tasnife tabi tutulup yaşanmalıdır. En mühim ibadetimiz olan namazı esas alarak konuşacak olursak namaz, her zaman önceliklidir. Sürekli bir numaradır. Bu örneklemeden yola çıkarak şunu kaydedebiliriz: Bir kıyafet tesettürü -karşı gözden korunmayı- sağladıktan sonra, şekli üzerindeki ayrıntılarda ele alınan bir kıyafet şeklini namaz düzeyinde bir numaralı konu olarak göremeyiz. Ama tesettürü namaz düzeyinde görürüz. O da önceliklidir ve sürekli bir numaradır. Daha şuurlu ve lezzet veren, iz bırakan bir Müslümanlık için bu kurallara dikkat ederek yaşamamız gerekiyor.
Selamünaleyküm. İman ve şirk çizgisi kalbin inanması ile alakalı bir neticedir. Kişi, yaptığı ile değil inandığı ile mü'min veya müşrik olur. Sözünü ettiğiniz eylemleri benimseyerek yapan için müşrik diyebiliriz elbette.
Selamünaleyküm. Mü'min heybetli ve onurlu insandır. Camiye veya başka bir yere koşmak heybeti bozabilir, görenlerin dikkatini çekebilir. Bu nedenle koşmama tavsiye edilmiştir. Vakur adımlarla yürüyerek namaz gidilmelidir. Takke bir kültürdür. Bu kültür de İslam kültürüdür. Mevcut açık başlılık ise bize ait olmayan bir kültürü yansıtmaktadır. Ancak takkenin namazla direk bir alakası yoktur. Genel kültürü yansıttığı için namazı da takke ile kılmak tavsiye edilmektedir.
Selamünaleyküm. Peçe farz değil takvadır. Peçe, fitneye karşı bir tedbirdir ama peçesizlik kadar fitne çıkarıyorsa kullanmayabiliriz.
Selamünaleyküm. Sevp tevcihi her ibadet için yapılabilir ama abartmamak gerekir. Takke, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem takmıştır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bereketsiz bir iş yapıyorsunuz. Kökten bırakıp uzak durun. Allah yardımcınız olsun.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabından başka sorunsuz bir bağlılık olmaz. Siz büyük ihtimalle bid'atlerin karıştığı bir beraberlik içinde bulunmuşsunuz. Mü'min, kalbinin rahat etmediği yerde duramaz/durmamalıdır. Önemli olan sizin, Allah Teala'nın rızasını yakalamanızdır. Ne tarikat ne de başka bir şey asıl olan değildir. Allah'ın emirlerini yerine getirin, yasaklarından kaçının; Müslümanlık odur. Camiyi terk etmeyin, muhakkak cemaatle namaz kılın. Bir ilmihal dersi izleyin. Ailenize sahip çıkın, çocuklarınızı sokağa terk etmeyin. Evliliğinizin kıymetini bilin. Müminlerin arasında ayrım yapmayın. İman eden herkesi sevin sayın. Kâfirlere direk veya dolaylı bir desteğiniz olmasın. İşte İslam, işte iman!
Gusülde başınızı kazımak zorunda değilsiniz. Genel olarak yıkamanız yeterlidir. Allah'a emanet olun.
a- İmzaladığınız anlaşmaya sadık kalmak zorundasınız. Bir önceki işçinin veya mesai arkadaşınızın sizden farklı bir ücret alması gibi dengesizlikler sizin haklı olmanızı gerektirmez. Siz imzanızın esirisiniz. b- Kazançta gizli saklı yapılan işler haramlık sınırındaki işlerdir.
Bir doktor muayenesinden geçmeniz yararlı olacaktır. Daha çok doktorlukla ilgili bir duruma benziyor. Geçmiş olsun.
Bunu tıp uzmanlarıyla görüşmeniz gerekir; onların uygun görmesi halinde dinen bir sakıncası olmaz.