Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben Bangladeş'e tekstil işi için şirketim tarafından kalite kontrol teknikeri olarak görevlendirildim. Yaklaşık 8 aydır gidip geliyorum. Bundan yaklaşık 1 yıl önce buraya aynı görev için gelen arkadaşlarım 40 dolar günlük harcırah alıyorlarmış. Aynı şekilde müşteri temsilcisi olan arkadaşlar da 40 dolar alıyorlarmış. Daha sonraları benim görevimdeki personelin aldığı 40 doların 15 doları aynen hak edilen harcırah olarak kalmış ama 25 doları ise yemek harcırahı olarak her yemek için alınan fiş karşılığı verileceği söylenmiş ve bu şekilde 40 dolara ulaştırılmış. Ama müşteri temsilcisi arkadaşlara böyle bir uygulama getirilmemiş, halen 40 dolar alıyorlar. Sonuçta kimsenin kazancı beni pek ilgilendirmez ama bu uygulamanın getirilmesinin amacı artık yemeklerin ofise ait evde yenmesi kararıydı. Müşteri temsilcileri de evde yemesine rağmen 40 dolar almaya devam ettiler. Ancak biz kontrolcüler için 25 dolara kadar yemek yiyip faturasını beyan ettiğimiz takdirde tahsil edeceğimiz bildirildi. Şimdi bu durumda ben, zaten bu bir istihkak ve elimizdeki imkânlar kısıtlandı diyerek günlük olarak istihkakım olan yemeği yemesem de onun yerine fiş ayarlasam ve fişlerin karşılığında para alsam bu helal olur mu? Daha önce bu şekilde yapıp zaten istihkakım diyerek fiş aldım ve parasını şirketten tahsil ettim. Eğer bu da haram ise nasıl telafi edebilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yapmak istediğiniz işin, iş olarak sakıncası yoktur. Açıkça harama hizmet olacak işleri yapmamalısınız. Kim hangi harama ne kadar destek oluyorsa o kadar o haramdan mesul olur. Bankalarla mecburi çalışmayı da en asgarî düzeyde tutarak yürütmelisiniz. Müslüman hileli iş yapmaz. Vergi kaçırmak gibi işler, altından kalkmanın zor olduğu işlerdir. Vergi vermeye hayran olmaya da gerek yoktur elbette.
Önce bu hatadan ötürü tevbe edin, istiğfar edin. Tekrar benzeri bir bataklığa batmamaya azimli olun. Önceliğiniz bu olsun. İkinci olarak da anaparanızı alın gerisini de belirttiğiniz şekilde sizden uzaklaştırın. Tamamından arınmayı yani tamamını vermeyi tercih ederseniz daha da iyisini yaparsınız.
Bir müminin en önemli hedeflerinden biri, Allah’a teslimiyet içinde, helal bir rızıkla hayatını sürdürmektir. Rızık Allah’tan gelir, biz sadece sebeplere sarılırız. Ama bu sarılma esnasında helal-haram hassasiyetimizi kaybetmemeliyiz. Danışmanlık firmasında çalışıyor ve maaşı o firmadan alıyorsanız, bu maaşın helalliği, yaptığınız işle doğrudan bağlantılıdır. Eğer sigorta şirketindeki pozisyonunuz, faizli ya da haram bir işleme katkı sağlamıyorsa, teknik ya da dolaylı bir destek sunuyorsanız, burada açık bir haramdan bahsedemeyiz. Yalnız zorunlu sigortaların dışındaki sigortalara özel durumların dışında doğru görmüyoruz. İçinde bulunduğunuz hali dikkate alarak şüpheli alanlardan uzak durmanızı tavsiye ederim.
Selamünaleyküm. Malınıza haram şüphesi karıştırdınız. Direkt haram değilse de şüphe vardır. Çıkarabilirseniz o bölümü çıkarın kalbiniz rahat etsin.
Selamünaleyküm. Şüphesiz bir helal istiyorsanız elbette size farklı bir işe geçmenizi tavsiye ederim. Mevcut durumda ise haram diyemediğimizi siz de okudunuz. Önemli olan mal sahibi durumundaki şirketin haram iş yapıp yapmadığıdır. Elemanlarından birinin yanlışını onlar tasvip etmedikçe ne onlar ne de siz vebale girmezsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. İlgilendiğiniz konu oldukça önemli olmasına rağmen, mü'min kardeşlerimiz arasında gerekli alakayı bulmuyor. Bulsa, tüccar ne pahasına olursa olsun işimize yarayanı üretir. Gayret edeceğiz, sabredeceğiz. Yılmadan yolumuza devam edeceğiz. Bu hususu, Müslüman medya ve giyim esnafımız üzerinden yürütmemizin etkisinin daha yoğun olacağını düşünüyorum. Allah sizden razı olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Gusülde başınızı kazımak zorunda değilsiniz. Genel olarak yıkamanız yeterlidir. Allah'a emanet olun.
Bir doktor muayenesinden geçmeniz yararlı olacaktır. Daha çok doktorlukla ilgili bir duruma benziyor. Geçmiş olsun.
Bunu tıp uzmanlarıyla görüşmeniz gerekir; onların uygun görmesi halinde dinen bir sakıncası olmaz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabından başka sorunsuz bir bağlılık olmaz. Siz büyük ihtimalle bid'atlerin karıştığı bir beraberlik içinde bulunmuşsunuz. Mü'min, kalbinin rahat etmediği yerde duramaz/durmamalıdır. Önemli olan sizin, Allah Teala'nın rızasını yakalamanızdır. Ne tarikat ne de başka bir şey asıl olan değildir. Allah'ın emirlerini yerine getirin, yasaklarından kaçının; Müslümanlık odur. Camiyi terk etmeyin, muhakkak cemaatle namaz kılın. Bir ilmihal dersi izleyin. Ailenize sahip çıkın, çocuklarınızı sokağa terk etmeyin. Evliliğinizin kıymetini bilin. Müminlerin arasında ayrım yapmayın. İman eden herkesi sevin sayın. Kâfirlere direk veya dolaylı bir desteğiniz olmasın. İşte İslam, işte iman!
Bereketsiz bir iş yapıyorsunuz. Kökten bırakıp uzak durun. Allah yardımcınız olsun.
Sarık, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminin genel kıyafeti arasında vardır. Dolayısıyla Müslümanlar olarak bizim için en azından bir kültürdür. Ama farz vacip düzeyinde bir emir olarak alınan ibadetlerden biri değildir. Bilhassa namazın gerekleri arasında muteber fıkıh kitaplarında zikredilmemiştir. İmkânı olanın sarık kullanması tavsiye edilebilir. Ama sarığı İslam için yapılacaklar arasında yeterli nihai görev olarak görmek doğru değildir. Önce kafaların içini Sünnet'e göre ayarlamalıyız ardından da dışını. Allah'a emanet olun.