Fetva Meclisi
Soru
Hocam şeriat ile fıkıh arasında fark var mıdır? Şeriatımız denince fıkhımız da denmiş olmuyor mu? Neden konuşmalarınızda ikisini farklı gibi zikrediyorsunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Akide: İnanılan esaslara verilen isimdir. Şeriat: İbadet ve hayat kurallarının dine göre belirlenmesidir. Fıkıh: Dine dair bilgilerin kaynakları ile öğrenilmesidir.
Dinimizin hayatı tanzim eden hükümlerine ŞERİAT denmektedir. Bunu kastederek şeriata karşı olduğunu söyleyen birinin dini İslam değildir şüphesiz. Lakin insanlar, neyi neden söylediklerini bilmeden konuşmaktadırlar. Bu sebeple mümkün olduğu kadar kasıtlarının öyle olmadığını düşünmeye çalışmalıyız. Mümkün olduğu kadar da bu konuları tartışmayınız. Her tartışma şeytanın işini biraz daha kolaylaştırmaktadır.
ŞERİAT tam anlamı ile İslam yani Allah'ın dininin pratik bölümü demektir. Bir müminin Allah'a iman ettiğini söyledikten sonra Allah'ın kulları için gönderdiği dininin şeriatını kabul etmemesi akılla yorumlanabilecek bir durum değildir. Dolayısıyla İslam'a karşı çıkan yani reddeden ne ise İslam'ın hayatı düzenleyen pratiği olan şeriatı bilerek ve anlayarak reddeden de o olmalıdır. Bir insanın ne dediğini fark ederek “Ben Şeriat'ı kabul etmiyorum.” demesi veya bu anlamı net olarak çağrıştıran bir söz söylemesi dinden çıkmasıdır. Bunun tartışılacak bir boyutu da yoktur. Bu kuralı Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin koyması da gerekmiyor; aklımız var düşünüyoruz, gözümüz var görüyoruz.
ŞERİAT İslâm dini demektir. Ne yazık ki insanlarımıza Şeriat sanki başka bir kültür imiş gibi sunulmuştur. Pek çok insan bilmeden ve anlamadan konuşmaktadır. Bu nedenle onları Şeriat düşmanlığı yaptıklarında kâfir olmakla itham etmekte zorlanıyoruz. Bilerek ve anlayarak Şeriat düşmanı olan elbette kâfirdir. Böyle birini önce ikaz etmeli daha sonra da geri adım atmazsa alakamızı ona göre bilerlemeliyiz. Bu hususta ŞERİATSIZ OLAMAYIZ isimli dersimizi izleyebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bir imamın Şeriat'ı inkâr etmesi başka şey, becerip onu anlatamaması başka şeydir. Birinin imanından şüphe ederiz diğeri ise beceremeyen bir kardeşimizdir diye düşünürüz. Mü'minlerin, birbirlerinin imanı ile uğraşması asla kabul edilebilir bir şey değildir. Evet, ortada nahoş bir tutum vardır ama bu bir imamın imansız olduğunu söylemeye sebep olacak kadar da abartılacak bir şey değildir. Biz başkalarının NE YAPMADIKLARIYLA ilgilenme yerine, BİZİM YAPMAMIZ GEREKENLERLE ilgilenmeliyiz. Onlar yapmıyorsa biz yaparız. Zira Şeriat, reklamı yapılmak için değil yaşanmak içindir. Onu yaşamak da 'Şeriat şudur' demekle olmaz. Elbette iyi imam seçeriz ancak işi insanların imanına taşıyacak abartıyı yapmayız. Fıkıhtaki en temel ilkelerden biri fasıkın bile arkasında namaz kılmaktır. Allah'a emanet olun.
ŞERİAT İslam demektir. İnsanlar toplu kültür baskısı altında bu kelimeyi anlamadan reddetmektedirler. Sizin veya bizim 'Şeriat iyidir' şeklinde bir düzeltme kampanyası yürütmesi/yürütmemiz sonuç vermez. Bunun yerine insanlara dinimizin bütününü anlattığımız eğitimler, konuşmalar yapmalıyız. Bütünü bildiklerinde o bütünün adının Şeriat olduğunu anlayacaklardır. Savunma yapmanın yararı yoktur. Bile bile insanların daha fazla düşman olmalarını da getirebilir o tartışmalar. Buna dikkat etmelisiniz. Ayrıca bu ve benzeri konular bir hidayet meselesidir. Allah Teâlâ'nın kulağını açmadığı kalplere bir şey akıtmak mümkün olmuyor. İnsanların hidayeti için dua ediyor olmalıyız. Bir ilave olarak da belki uzun vadede yapılacak bir çalışmadır bu, insanlara bilgi kirliliğinin bulunduğunu, toplum psikolojisi ile bizi bir potada erittiklerini de izah etmenin yararı olur. Neticede ise her şey bir hidayet meselesidir.