Fetva Meclisi
Soru
Çok değerli Nurettin hocam, Şeriatta üç aylar var mıdır? Yoksa sonradan Osmanlılarca mı şeriata dâhil edilmiştir? Bu mübarek aylarda işlenen günahlar diğer zamanlara göre daha mı ağır cezalandırılır? Yoksa gene dengi ile cezalandırılır; ancak günahkâr kulda bilhassa büyük günah işlediğinde manevi bir ağırlığa mı sebep olur veya bu ayın feyz ve bereketinden asla faydalanamaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Halk arasında üç aylar diye bilinen Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylardır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), Receb ayı girdiğinde “Allah’ım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua etmiştir. (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-evsat, 4/189 [3939]; Beyhakî, Şu‘abü’l-îmân, 5/348-349 [3534]) Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. (el-Bakara, 2/184-185) Receb ve Şaban aylarında ise; Hz. Peygamber’in (s.a.s.) diğer aylara oranla daha fazla nâfile oruç tuttuğu, ancak Ramazan’ın dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği hadis kaynaklarında yer almaktadır. (Buhârî, Savm, 52-53 [1969-1973]; Müslim, Sıyâm, 173-179 [1156-1157]; Ebû Dâvûd, Savm, 54 [2428]; İbn Mâce, Sıyâm, 43 [1741]) Bu itibarla, Receb ve Şaban aylarının aralıksız olarak oruçlu geçirilmesinin dinî bir dayanağı yoktur. Kişi, sağlığı müsait olup güç yetirdiği takdirde bu aylarda dilediği kadar nâfile oruç tutabilir.
ŞERİAT tam anlamı ile İslam yani Allah'ın dininin pratik bölümü demektir. Bir müminin Allah'a iman ettiğini söyledikten sonra Allah'ın kulları için gönderdiği dininin şeriatını kabul etmemesi akılla yorumlanabilecek bir durum değildir. Dolayısıyla İslam'a karşı çıkan yani reddeden ne ise İslam'ın hayatı düzenleyen pratiği olan şeriatı bilerek ve anlayarak reddeden de o olmalıdır. Bir insanın ne dediğini fark ederek “Ben Şeriat'ı kabul etmiyorum.” demesi veya bu anlamı net olarak çağrıştıran bir söz söylemesi dinden çıkmasıdır. Bunun tartışılacak bir boyutu da yoktur. Bu kuralı Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin koyması da gerekmiyor; aklımız var düşünüyoruz, gözümüz var görüyoruz.
Selamünaleyküm. Önce veya sonra sonucu değiştirmez. Özellikle tercih yapacaksanız önce kaza borçlarınızı tutun.
Selamünaleyküm. Evi terk etmek boşama değildir. Boşama fiilen tahakkuk ettikten sonra üç hayız dönemi geçecek ve o zaman evlenecektir. Bunun dışında evlenmesi caiz değildir.
İslam Allah'ın dinidir. Bu dini de Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize bildirmiştir. Hiçbir insanın, hiçbir makamın dinimize tek bir kelime ilave etme yetkisi yoktur. Bir işe ne kadar sevap ne kadar günah verileceğini ancak Allah Teâlâ belirleyebilir. Âyetlerde ve hadislerde geçmeyen değerler değersizdir. Zikrettiğiniz rakamlar genelde bol keseden vaatlerin ötesinde değildir.
Aleykümselam. Bütün zamanlar Allah’ındır. Allah bir zaman hakkında 'o kötüdür' demedikçe kimsenin kanaati ile bir zaman kötü olmaz. Bunların özünde 'boş Müslüman' olmak hastalığı vardır. Ümmetimizin hâli ortada iken ve maddi sebepler henüz kullanılmamış iken böyle işlerle takva adına uğraşmak eğer cahillik değilse din üzerinden şöhret bulma arzusudur. Uzağız, uzak kalmayı yeğleriz. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazı kaçırmaktansa oturarak kılmak daha evladır.
Selamünaleyküm. Bunlar gereksiz endişeler olabilir. Asıl dikkat etmeniz gereken husus, bir erkeği cinsellik ve kişilik olarak idare edip edemeyeceğiniz olmalıdır. Kararınızı da ona göre verirsiniz.
Selamünaleyküm. Devletin narh koymadığı yani 'Şu ürün şundan fazlaya satılamaz.' demediği ürünlerin ticaretinde kâr sınırlaması yoktur. Hile yapılmadıkça kazanç serbesttir. Faiz, arada bir alışveriş olmadan para üzerinden para kazanmaktır. En yaygın bilinen şekli ile faiz budur. Asla böyle bir bölümü tercih etmemenizi tavsiye ederiz.
Selamünaleyküm. Eğer kişinin özel bir durumu varsa ona göre hareket eder; diz ağrısı olması gibi bir durumda serbesttir. Bunun dışında diz, el sırasına riayet ederiz. Kalkarken de aksi yapılır.
Selamünaleyküm. Şampuanlarda haram bir nesne var diyorlarsa ve bunu zanla değil de belge ile ispat ediyorlarsa öyledir, kullanılamaz.
Selamünaleyküm. Bir şeyin kullanılmasının helal/haram olduğuna hükmetmek başka şey, beğenmemekten ya da zararından ötürü onu kullanmamak başka şeydir. Bir delile dayanmadan helal/haram kararı vermek caiz değildir. Yememe, içmeme kararı vermekte ise sakınca yoktur.