Fetva Meclisi
Soru
Hocam Şevval ayı orucu tüm borçların yerine sayılır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir taşla iki kuş mantığı gibi bir mantıkla ŞEVVAL ve RAMAZAN kazasını birleştirmek tercih edilen bir görüş değildir. Oruç tutmaya zorlananlar kaza oruçlarını tutmalıdırlar. İmkanı olanlar ise önce ŞEVVAL orucunun ardından da KAZA ORUCUNU tutmalıdırlar.
Kaza orucu olan öncelikle o kazayı tutmalıdır. Sonra da nafile oruçları tutar. Bazı âlimler, Şevval orucuna niyet edilirken kazaya da niyet edilmesinin ikisine de geçerli olacağını söylemişlerse de fukahanın genel kanaati iki niyetin birleşmeyeceği şeklindedir.
Selamünaleyküm. Şöyle bir ilkeyi bütün ibadetler için geçerli bir kural olarak bilelim: Önce farzlardaki borçlar kapatılmalıdır. Ondan sonra da nafileler. Şevval orucu nafiledir. Buna göre değerlendirebilirsiniz.
Kazaları bir zaman ertelemenizde bir sakınca olmaz.
Ramazan’dan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Hz. Peygamber (s.a.s.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur.” (Müslim, Sıyâm, 204 [1164]) buyurmuştur. Bu oruç peş peşe tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/435) Şevval ayında nâfile olarak tutulan oruç, Ramazan’da tutulmayan oruçların yerine geçmez; yani Ramazan’da tutulmayan oruçların ayrıca kaza edilmesi farzdır. Bir oruçta hem kaza hem de nâfile yerine niyet edilmesi geçerli olmadığından Şevval ayında tutulan oruçta da bunlardan yalnız birine niyet etmek gerekir. Şevval ayında oruç tutulurken, Ramazan’da tutulamayan oruçların kazasına niyet edilirse bu oruçlar kaza orucu olarak tutulmuş olur.
Selamünaleyküm. Ramazan günü dışındaki bir oruç için keffaret gerekmez. O bozduğunuz günü kaza edin yeterlidir. Öyle bir hata için de istiğfar etmelisiniz. İbadeti daha ciddi tutmalıyız.
borç konusundaki diğer fetvalar
Mevcudunuzun ve alacaklarınızın tamamını toplayın. Borçlarınızın da taksitleri ne olursa olsun tamamını düşün. Kalan net sizin zekâtını vermeniz gereken rakamdır.
Kâr ortağı şeklinde bir para verilemez. Ya borç para verir, verdiğinizi aynen alırsınız ya da kâr/zarar ortak olursunuz.
Borçlu sadaka vermez diye bir kural yoktur. Borçlunun borcundan kısıp sadaka vermesi yanlıştır deriz. Nice borçlular var ki borcu onu hiç etkilemeden yaşamaktadır, borcu adeta ona daha fazla kazandırmaktadır. Bu sebeple “borçlu sadaka vermez” yerine “borçlu borcunu erteleyip sadaka vermemelidir” desek doğru olur.
Bir aile tartışmasında tek tarafın anlatımına göre haklı/haksız tespiti yanlış sonuçlara götürebilir. Bu sebeple size haklısınız veya değilsiniz diyemeyiz. Anlattığınız şeyler ise eşinizin yanlış içinde olduğunu gösteriyor. Size tavsiyemiz şudur: Aile büyüklerinizi aranızdaki açı büyümeden meseleye müdahale ettirin. Onlar sizin aranızda tahkim yapsınlar. İkiniz de rahat edersiniz, birbirinizi üzmezsiniz.
Düşürülmüş bir borç geri dönmez. Fıkıhtaki kural böyledir. Amcanız hakkı olan borcu düşürmüş yani helal etmiş ise daha sonra onu isteme hakkı olmaz.
Sözleşme anında yapılan ödeme ne ise sözleşmenin iptali durumunda onu almanız gerekir. Lira ödedi iseniz lira olarak geri alırsınız. Esas olan budur. Bu arada belirttiğiniz gibi lira değer kaybetti ise ve bu kayıp 1/3 oranını aştı ise ortadaki zararı bölüşmeniz yönünde fetvalar bulunmaktadır.