Fetva Meclisi
Soru
Hocam, biz iki ortak yarı yarıya sermaye koyup ticarethane kurduk. Ortağın biri memur, işi var işine gidiyor. Ben ise emekliyim, ticarethaneyi ben çalıştırıyorum, her şeyi ile ben ilgileniyorum. Ben ticarethaneden maaş alıyorum aylık olarak, maaş almam caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu hususta caiz olmaz şeklinde içtihatlar vardır. Caiz olacağını söyleyen içtihat da vardır. En evla olanı, çalışanın hissesinin yüksek tutulmasıdır. Bu yapılamıyorsa maaş alabilir. Zira alamaz diye bir söz birliği yoktur.
Kâr ve zarar üzerine kurulu bir ortaklık caiz olur. Sizin anlaşmanızda verdiğiniz para karşılığı her ay size net bir kâr veriyorsa bu, sizin paranızı kiraya verdiğinizi gösterir ki, bankaların da yaptığı iş budur. Yani bu bir faizdir. Anlaşmanızı değiştirip, onun işinde hangi orana tekabül ediyorsa o oranda ona ortak olarak çalışın. Allah'a emanet olun.
İş yerinde ödeme yapılmaması sizin için bir makul sebeptir, hile yapmış olmazsınız.
Ortaklardan biri işte özel mesai harcadığı için maaş alabilir. Bu maaşı kâr zarar bölüşümüne dâhil etmezler. Bu şu demektir: Ortaklardan biri hem maaş alır hem iş sonu kârını da alabilir. Bu sözleşmede açık olarak bulunduğu sürece sakınca yoktur.
Faizli işlem PTT’de geneli yansıtmıyor. Sizin oradaki işiniz de geneli faizli olan bir iş değildir. Neticede her devlet dairesinde buna benzer bir sıkıntı bulunabilir. Memurluğun hülasası budur. İşi terk etmenizin gerekmeyeceği kanaatindeyiz.
Size maaş takdir eden otorite, bu şekilde bir ceza veya cezayı ilga takdir ettiğine göre aldığınız paranın size helal olması açısından sakınca yoktur biiznillah. Geçmiş olmasını temenni ederiz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu sözlerin ne kadar çirkin durduğuna dikkat ediyor musunuz? Kur'an okumak ve sapıtmak! Bir arada olması mümkün olmayan sözler bunlar. Mesele sizin baktığınız gibi çapraz bakıştan kaynaklanmaktadır. Ne Kur'an okumak sapıklıktır ne da filan kitapları okuyan sapıtır. Bir mürşidi olmadan kendi başına işler yapmaya çalışanların önünde bu tür sorunlar bulunur. Bir hoca efendinin irşadı ile yol alanlar için bu sorun yoktur biiznillah. Biraz daha dengeli ve kapsamlı düşünmek gerekiyor. Bir de bir okumayla her şeyi halledeceğini zannetmek yanlış bir anlayıştır, bunu da bilesiniz.
Eşinizle aranız iyi ise onun babasının veya annesinin durumundan ötürü siz aile ilişkinizi zedelememelisiniz. Sizin için bu ikinci dereceden bir konu olmalıdır. Onu bahane ederek şeytan sizi tuzağa çekebilir. Eviniz ayrı olduğuna göre siz kendi hayatınıza bakmalısınız.
En erken ne zaman ve en kestirme nasıl sıyrılabilirseniz o şeklide faizden kurtulmaya çalışmanız gerekir. Allah yardımcınız olsun. Ayırdığınız miktarı da sadaka diye niyet etmemek şartı ile zikrettiğiniz yer ve benzerlerine harcayabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Tam anlamı ile bir tuzağa doğru koşuyorsunuz. Olduğunuz yerde durun ve onu unutun ya da yarınki ağlamalarınıza karşı kendinizden başka kimseyi kınamamaya hazır olun. Yaptığınız çocukluk, bile bile iniyorsunuz kuyuya, bile bile!
Neden sen İŞTE İSLAM! demiyorsun da illa onlardan birini düzeltmeye çalışıyorsun ki? Sen asıl gayeyi ortaya koy, onlar da itidali görsün. Asıl yanlış yapan sensin, Güneş'i gölgeliyorsun!
Kıraatteki titizlik, namazın genel huşuunu azaltacak yani namazda dikkat dağıtacak ya da namazdan daha önemli olacak şekilde yapılmamalıdır. Tecvid kaidelerine uyulması yeterlidir. Camilerdeki AŞIR OKUMA tarzında bir kıraat namaz için uygun olmaz. İdeal denebilecek okuyuş bir Kur'an sayfasının üç dakikada okunacağı okuyuş olabilir. Bu, kesin bir ölçü değildir, kişiden kişiye ağız yapısından dolayı bir nebze değişiklik gösterebilir.