Fetva Meclisi
Soru
Hocam iki teyze çocukları nişanlanmış. Fakat nişanlanan kızın ablasını anneannesi küçükken emzirmiş. Bu durumda bu teyze çocukları evlenebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ablanız, o ailenin çocuğu durumundadır. O, onlardan hiç biri ile evlenemez. Siz ise o aileden biri ile evlenebilirsiniz.
Selamünaleyküm. İnsan, kendi hanımının teyzesi veya kardeşi gibi yakınları ile o kadınla nikâhlı bulunduğu sürece evlenemez. Aralarındaki nikâh bittikten sonra teyzesi ile evlenebilir.
Evet, anneniz ve baba tarafından üvey teyzeniz kardeştirler. Bu teyzeniz sizin mahreminizdir. Bu iki kardeşin yalnızca şöyle bir farkı var. Miras alırken her iki kardeş kendi öz anne ve babalarından alacaklardır.
Selamünaleyküm. Annenin kız kardeşi teyzedir. Teyze ile evlenmek haramdır. Bir insanın babasının onu doğurmayan hanımı yani üvey anne, anne değildir. Anne olmayınca da kardeşi teyze değildir. Onunla evlenmekte bir sakınca yoktur.
Teyzenizin süt kardeşi sadece onun kardeşidir. Sizin bir şeyiniz olmaz, evlenebilirsiniz.
Aleykümselam. İki sene veya daha az ya da fazla olması sonucu değiştirmiyor. Şahitli olması da önemli değildir. O nikâh bitmiştir. Özel bir ayrıntı aranıyorsa en yakın müftülüğe gidip bizzat görüşsünler.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Bu konuda İslam Fıkıh Konseyi’nin verdiği karar caiz olmayacağı şeklindedir. Zira erkeğin ölümü ile beraber evlilik bağı da bitmiştir. O erkeğe ait bir parça ile kadının hamile kalmasını sağlamak mümkün değildir.
Tevbe et. Tevbe et ve kurtul. Tevbe temizler. Gerçekten ve samimi bir tevbe yeniden doğmaktır. Tevbe et, kurtul ve mü'mince yaşamaya kararlı ol.
Günahın hacmi ve sayısı ne olursa olsun TEVBE bütün günahların temizleyicisidir. Sorun, tevbenin temizlemesi veya temizlememesi değil hata eden müminin samimi bir tevbe edip etmemesidir. Bu nedenle size şunu tavsiye edebiliriz: A- Tevbenin en büyük desteği, gerçek oluşunun belgesi kulun, Allah'ı Rabbi olarak bilip, Rabbine itimat etmede ciddi olmasıdır. “Acaba tevbem kabul olur mu?” Endişesi yerine, “Ben tevbe etmesem kim eder?” Mantığı ile bakmalıdır konuya. Tevbeyi bir kurtuluş kapısı olarak gören mümin, yönünü bulmuş mümindir. Yönünü bulan da er veya geç hedefine erer biiznillah. Bu noktayı tekrar tekit edelim: Tevbeyi ne kadar kurtarıcı görebiliyoruz, ne kadar da klasik bir pişmanlık yöntemi olarak görüyoruz, sorun buradadır. B- Tevbe bir ACİL KURTULUŞ PLANIDIR. Acili ertelemek kurtuluşu ihmal etmektir. Dolayısıyla TEVBE hemendir, ertelendikçe işlerliği azalabilir, kabul oranı sıkıntıya girebilir. Sloganımız şudur: Her günah için ilk iş hemen tevbedir. Hemen ve ertelemeden. Şeytan haramlara iterken hangi gücünü kullanıyorsa haram işlemiş bir mümini, hiçbir şey olmamış gibi oyalarken de o gücünü ve şeytanlığını kullanmaktadır. Haram işlemek bir haram, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek öbür haramdır. Buna dikkat edeceğiz. C- Tevbenin en aktif şartı korunmasıdır. Tevbe eden, günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş biri olmayı bir avantaj olarak kullanıp temiz yaşamaya gayret etmek, tevbeyi hazmetmektir. Hazmedilmiş bir tevbe biiznillah, Allah'ın huzuruna temiz çıkmaktır. D- Tevbenin felsefesini, günahın geçmiş seyrini sık sık gündem yapıp stres yoğunluğu yaşamak da bir tuzaktır. Her türlü tuzaktan korunmak gerekir. Özet olarak size şunu söylemeliyim: Tevbe et. Tevbeni koru. Tekrarına karşı uyanık ol. Allah'a güven. Bu güveni sözde kalmaktan koru, pratik olarak göster. Ömrünün sonuna kadar.
Nişanlılar asla nikâhlı gibi değildirler. Nişanın hiçbir bağlayıcı değeri yoktur. Nişanlılar görüşebilirler ama evlendikten sonrasına da görüşecek şey bırakmalıdırlar. Aşırı muhabbetten o dönemde çatlaklar çıkabilir. Nişanlılık dönemi de olağanüstü durumlar hariç üç ayı geçmemelidir. Bu dönemde şu kadar görüşebilirler diye bir kural yoktur. Sulandırmadıkça ve caiz olmayacak bir şekilde görüşmedikçe görüşüp konuşabilirler. Yanlarında üçüncü bir kişinin bulunması onların lehinedir.
Ben de anlatamam kardeşim. Sadece şunu bilir söylerim: Her bataklık böyle bir iki damlalık yağmurla oluşmuştur sonunda.
Önce şunu tespit edelim: Burada size vereceğimiz cevap veya herhangi bir yerden alacağınız cevap sadece “öyle olabilir” nitelikli bir cevaptır. Bunu bilin. Neden? Çünkü Allah Teâlâ kaderi sır tutmuştur. Adı üstünde bir sırdır kader. Bilmiş olmanın mümkün olmadığı bir şey üzerinden iyi olabilecek tahminler yürütülüyor o kadar. Allah Teâlâ kaderi kendinde saklı tutmuştur. Kulluğumuz bunu gerektiriyordu demek ki. Meselemize gelince şunu söyleyebiliriz: Allah Teâlâ kaderi yazdı. Bu kaderin dışında tek bir ağaç yaprağı sallanması bile mümkün değildir. Biz ne yaparsak yapalım, ne olursa olsun sonunda gerçekleşen kaderdir. Görünürde zarar ediyor olsak bile, bizim niyetimiz, iyi davranışımız, hatamızın ve becerimizin olup olmaması durumuna göre de ahirette değerlendirilecek.