Fetva Meclisi
Soru
Sayın hocam, Fıkhî bilgisi zayıf bir müslüman boşamanın sadece mahkemede olacağını biliyorsa, öfke sırasında tehdit olarak söylediği talak olması için söylemediği “Gidersen artık bu eve gelemezsin, artık herkes kendi yoluna gider, artık ayrı yaşayacağız, yüzümü bile görmeyeceksin, gidersen bu eve gelmen imkansız.” gibi sözlerden sorumlu olur mu? Çünkü anladığım kadarıyla insanlar bilgisizlikten, bu sözlerin sorumluluk ifade edeceğini bilmemekten sıkıntı çekiyor. Bilseydim kendimi tutar söylemezdim gibi pişmanlık içeren sözler söylüyorlar. Sonra kinayeli sözleri öğrenince büyük buhran yaşıyorlar. Yakından tanıdığım kişi bu sıkıntıları yaşıyor üstelik. Şimdiden teşekkürler
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Unutma ve bilmeme gibi durumlar her zaman geçerli mazeret olmaz. Talak konusunda durum gayet hassastır. Sizin sözlerinizde ise talak gerektirecek bir durum görünmüyor. Bundan sonrasına dikkat edin.
Şiddetli bir öfke anında, kişinin bilinç ve kontrol kaybı yaşadığı durumlar farklı şekilde değerlendirilir. Eğer kocanız, öfke anında söylediği sözlerin ne anlama geldiğini idrak edemeyecek kadar kendinden geçmişse, bu durumda talak geçerli değildir. Ancak öfke, kişinin bilincini tamamen kapatmamışsa ve ne söylediğini biliyorsa, talak geçerli olabilir. Bahsettiğiniz durumda da bir boşama gerçekleşir. Allah Teâlâ, yuvanızı hayırla muhafaza etsin ve aranızdaki sevgi ve rahmeti daim kılsın. Şeytanın aileniz üzerindeki entrikalarına karşı dikkatli olun.
Bahsettiğiniz iki durumda da talak kastedilerek söylenmediği sürece boşama gerçekleşmez. Boşanma konusunda birbirinizle inatlaşmayın. Aile büyüklerinizle bir araya gelerek sorunun üstesinden gelmeye çalışın. Olmayacaksa bile İslam'a uygun boşanın... https://fetvameclisi.com/etiket/bosanma https://www.youtube.com/watch?v=L9V-TuvGaQA
Aleykümselam. Onun sizi, mahkemeye sevk etmesi de bir boşamadır. Bu sonuç boşama için yeterlidir. Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. Sadece ‘seni boşuyorum’ sözünde tehlike var. Bu da şu anda nikâhlı olmalarını engellemiyor. Boşama sözünden sonra kısa zamanda geri dönmesi bir talak riski taşımaktadır. O da şu anda beraber olabilecekleri şanslarının devamı demektir. Ancak böyle bir erkek, bu Ümmet’in erkeklerinden biri olarak aile reisi olmamalıdır. Ağzına sahip olamayan, ‘sinirlenince’ bozulan bir erkek kendini düzeltmelidir. Zaten kim ‘sinirli değilken’ boşuyor ki? Herkes kendine gelmeli ve tevbe etmelidir. Bu ailenin devamı bu mantıkla zor sürer.
Kinayeli (üstü kapalı) lafızlarla, "Annenin evine git.", "Birlikteliğimiz bitti." gibi sözler ancak boşama niyetiyle söylenirse geçerli olur. Eşinize kullandığı kinayeli ifadedeki niyetini sorduğunuzda boşamayı kastetmediğini ifade etmiş. Dolayısıyla boşama gerçekleşmemiştir, evliliğiniz devam etmektedir. Eşinizle bu konuyu kapatın ve evliliğinize odaklanın. Gereksiz vesveseler sizi huzursuz edebilir. Eşinize, tartışmalarda sözlerine dikkat etmesi gerektiğini hatırlatın. Öfke anında boşanma ile tehdit etmenin ya da kinayeli ifadeler kullanmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini anlatın. Güzel geçimi artırmaya çalışın. Tartışmalar kaçınılmaz olsa da, birbirinizi daha iyi anlamaya ve sabırlı olmaya çalışın. Bu tür konular bazen şeytanın vesvesesine dönüşebilir. İçinizde sürekli "Acaba boşandım mı?" gibi düşünceler olursa, şeytanın sizi huzursuz etmeye çalıştığını bilin. Eşiniz net bir şekilde niyetinin boşamak olmadığını söylediğine göre, bu konuyu kapatmalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Faizsiz banka varken faizli ile çalışmak caiz değildir. Zorunlu olarak çalışılması gerekirse o takdirde de faize hiç bulaşmadan çalışmanın yolunu bulmak gerekir.
Selamünaleyküm. Müslüman bir hanımın kendi evinde kimseden rahatsız olmayacak şekilde yaşaması en tabii hakkıdır. Bir iki günlük misafir getirmek eşinin hakkı olabilir ama sürekli bulunan bir yabancıyı kabul etmemek de hanımın hakkıdır. Aile içi huzursuzluktan endişe eden bir hanım, dış kıyafet gibi bir kıyafetle aynı evde, sofrada bulunabilirler ama halvet (baş başa yalnız kalma) durumu asla caiz değildir.
Bir âyet veya hadisteki bilgiyi, elimizdeki teknoloji verileri ile karşılaştırmak doğru değildir. Elimizdeki bilgilerin hadisleri, hadislerin bilgilerimize uyması gerekmiyor. Eğer hadisler sahih ve sarih ise olduğu gibi iman eder onu hiçbir şeyle karşılaştırmayız. Sahih veya sarih değilse o takdirde yorum yapabiliriz. Bu hadisi günlük bilgilerimizin ışığında hiçbir şekilde yorumlayamazsınız, yorumladıkça aklınız size yeni formüller üretir, sonunda bunalırsınız. Akidemizle, ibadetimizle direk alakası olmayan bir mesele olarak bunu geçebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Namazı muhakkak kılacak. Mesela besmeleyi okuyarak kıraati yapacak. Ertesi gün bir âyet daha derken farz olan kadar öğrenecek ama namazı bırakmayacak.
Selamünaleyküm. İmamla ona uyan arasında bir niyet birliği bulunması şarttır. Öğleyi kılanın arkasında ikindiyi kılmak gibi niyet farklılığı cemaat olmaya manidir. Aynı şekilde nafile kılanın arkasında farz kılmak da mümkün değildir. Farz kılanın arkasında nafileye niyet edilebilir. Münferit kılmaya niyet edenin namazı esnasında imamete niyet etmesi de caiz değildir. Bu meseleler Hanefî mezhebi esas alınarak kaydedilmiştir. Diğer mezheplerde bazı farklılıklar vardır. Bu sitede biz, fıkhı halk düzeyinde ele alıyoruz. Bu sebeple sizin istediğiniz şekilde izahata giremiyoruz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu, aranızdaki anlaşmaya, sizin müsamahanıza bağlıdır. Bununla ilgili bir kural yoktur. Aradaki ülfeti zedelemeyecek bir çizgide anlaşmalısınız.