Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir kadının eşi tefecilikle meşgul ve vazgeçmiyor, haram olduğunu da kabul ederek bu işe devam ediyor. Ailenin geçimi de bu kazançtan sağlanıyor, bu durumda kadın ne yapmalı bu kazançtan yememeli mi ya da bu durum ayrılma sebebi midir? Adam ailesine ve çocuklarına karşı çok iyi ama kazanç haram olunca huzursuzluk var. Bu durumda bizim tavsiyemiz ne olmalı, hanım kardeşimiz ne yapmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Sorunuzdan anladığımız, kazancının tamamı haram olmayan bir evde kadın olarak kalıyorsunuz. Helal olan kazancına niyet ederek evdeki yiyeceklerden istifade etmenizde sakınca yoktur. Zaman zaman içinizde bir huzursuzluk belirirse de istiğfâr edersiniz. Yalnız bu konuda vesveseye kapılmamaya da özen gösterin.
Bu anlattığın boyutuyla sen haklısın ama aile huzurunu da dikkate alarak düşünmelisin. Aile büyüklerinle konuyu görüş, onların yönlendirmesine göre hareket et.
Haram elde eden her haliyle günaha girmiş ve haram yemiş sayılır. Tevbe etmedikçe de o günah ona yazılır ve bekler. Ancak samimi ve kalıcı bir tevbe ile ondan kurtulabilir. Haram kazanan birisinin bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocuklarının durumu ise şöyledir: Söz konusu haram, yöntemden dolayı haram sayılıyorsa (mesela faiz, caiz olmayan bir iş üzerinden kazanmak gibi) bu mal o kişinin eşi ve çocuklarına haram olmaz. Miras olarak kaldığında da durum böyledir. Eğer hırsızlık gibi özünde haramlık bulunan bir kazanç ise öyle bir kazanç ne onu kazanana ne eşine, çocuklarına helal olur ne de miras olarak edinilebilir. Sahibine iade edilmesinden başka çare yoktur. Bu tabloya göre sizin babanızın sofrasında yemenizde sizin açınızdan bir sakınca yoktur, babanız ise vebale batmaya devam etmektedir.
İnsan kalbinin ısınmadığı bir evliliği yapmamalıdır. Duygusal kararlar daha sonra problem olarak önünüze çıkar.
Kıymetli kardeşim, sizin de karşı tarafın da sözüne itibar ettiği aile büyüklerinizi aracı kılarak bu konuda neler yapabileceğinize bakın. Bu durumun hangi sebeplere binaen olduğunu ve bu sebepler konusunda kimin haklı kimin haksız olduğunu veya bu konuda hangi orta yolun tercih edilmesi gerektiğini netleştirin. Her şeye rağmen sizi istememeye devam ederse şu durumda bu konuda ısrar etmemenizi size tavsiye ederiz. Zira zorla bir araya getirdiğiniz bir ilişkiden ne kadar fayda alabileceğiniz şüpheli. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Melekler herkesin ne yaptığını izliyor ve kaydediyor. Kimse yaptığını yanına kâr bırakamayacak. Siz iyi bir mümin olarak yaşamaya bakın. Allah size de yeter herkese de.
aile konusundaki diğer fetvalar
Kızım, bu anlattığın gibi bir durum için boşanma en iyisi olur. Kapanması zor bir yara açılmış. Birbirinize eziyet etmeden ayrılmanın yolunu açmanızı tavsiye ederiz size.
İki yıl ciddiyet korunabilecek bir zamanda değiliz. Ailelerinizi tanıştırın. Onlar size yön versin. Öğrencilik evlenmeye mani değildir, uzatmadan evlenin. Yapamayacaksanız bunu bağlantınızı kesin.
Biz elhamdülillah mü'min insanlarız. İmanımızın en önemli temellerinden biri de kadere imanımızdır. İnsanların çocuklarının nasıl olacakları da kaderin ayrıntılarındandır. Çocukların iyi veya kötü olması onların kaderi ile alakalıdır. Babalar ve anneler çocuklarının iyi/salih olmaları için çalışmakla yükümlüdürler. Ebeveyn çocuğunu ateşten korumaya çalışır. Yaşadığı çağın imkânlarına göre bu hususta gerekeni yapmış bir baba ve anne sorumluluktan kurtulmuştur. Ne kadar gerekeni yapmıştı veya yapmamıştı, bunu sadece Allah Teâlâ bilir. Sadece bir okula göndermek veya ara sıra nasihat etmek ya da kızmak, tehdit etmek gibi yöntemleri yeterli bulan biri başka, her anını çocuklarının ne olacakları endişesi ile yaşayan ve gayret eden biri başkadır şüphesiz. Müslüman’ın ailesi ile alakalı sorumluluğu ile dinine hizmet etmesi sorumluluğu aynı şeyler değildir. İki ayrı görevden birini yapmış olmak diğerinden muaf olmayı gerektirmez. Tıpkı namaz ve oruç gibi; birini yapmış olmak diğerinden muaf olmak getirmez. Baba ve anne gerekeni yaptıktan sonra çocuğunun fasık veya kâfir olması bir imtihandır. Bu imtihandan da o sorumlu değildir. Kimse kimsenin hidayetini direkt sağlayabilecek güce sahip değildir. Çevremizde veya tarihte gördüğümüz örneklerdeki gibi bir durumu o kişilerin imtihanı olarak yorumlamamız gerekmektedir.
Kız veya erkek çocuklarımızın oyun oynamaları fıtrî bir olaydır. Bir şeyin fıtrî olması demek onun dinimizce sakıncalı bulunmaması hatta teşvik edilmesi demektir. Özellikle çocukların bedensel ve zihinsel gelişmelerine katkısı olacak oyunlar çocuklara ulaştırılmalıdır. Çocuklarımızı sadece dini bilgiler vererek ve Kur'an ezberleterek bu hayata hazırlayamayız. Şu var ki, en temel ihtiyaç olan gıdayı bile sınırsız verdiğimizde bir sorun olarak geri gelebiliyor. Her şeyin ölçülü ve disiplinli olması şarttır. Bisiklet esasen mubahtır, yasak olmasını gerektiren bir durum yoktur. Şu ölçülere de dikkat etmeyi ihmal etmeyelim: Bisiklet, çocuk sağlık açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğu kullanacaksa onun bedenine uygun bir bisiklet olmalıdır. Bisiklet kullanılan çevre trafik açısından risk taşımamalıdır. Kız çocuğunun tesettürü zarar görmemelidir. Çocuğumuzun asli eğitimi ve ailesi ile bağlantısı bakımından sıkıntılı bir durum olmamalıdır.
Evlilik bir düğünle sınırlı tutulamaz. İlerisini de düşünmek gerekir. Bu tavırlar da ilerisi açısından size sinyal veriyor olabilir. Nazik bir şekilde daha geniş konuşun, anlaşmaya çalışın.
Ailene bir şey diyemem ama sana PARA BİRİKTİREREK ailene, evlenebilir bir genç olduğunu ispat etmenden başka ikna edici bir çaren olmadığını söyleyebilirim. Kendini ispat edecek gayreti göster. Allah yardımcın olsun.