Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben tesettürlüyüm ama mükemmel değilim. Eksikliklerimizi dillendirmek ne kadar doğrudur? Tesettür farz ama gıybet de haram, bir Müslüman kardeşimizin kalbini kırmak da o kadar haram olmasına rağmen neden bu konularda bu kadar hassas değiliz? Herkes, tesettürlü/tesettürsüz kadın, erkek bizi eleştiriyor. Nefislerini bastırıp tesettüre girememişken bile hayâsızca birbirimizin tesettürünü eleştiriyoruz hem de çoğu zaman gıybet yaparak. Peki, birbirimize bu düşmanlığın sebebi nedir anlamıyorum. Feraceye girmeyen birine tesettürsüz diyebilir miyiz? Bol, vücudunu belli etmeyen pantolon giymek, çok daha dar ve hatta bilek kısımlarının göründüğü etekleri giymekten kötü müdür? Hatamız olmasın diye tesettüre mi girmeyelim? Gerçekten tesettürlü insanlar gözetim altında ve en ufak hatada veya açığımızda “tesettürlü ama…” diye üstümüze çullanıyorlar. En çok zorlandığım şey ise bu eksiklikleri nasıl söyleyebiliriz ve sanki tesettürü kötüler gibi eleştirilere kırmadan nasıl cevap vermeliyiz? Ayrıca kendimizin yapmadığı bir şeyi insanlara tebliğ edebilir miyiz ya da yaptığımız hatalardan nehyedebilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Tebrik ederim sizi. Rabbim, mübarek kılsın. Rızası doğrultusunda nice güzel işler yapmanızı nasip eylesin. Tesettür, Rabbimizin mü'min hanımlara emridir. Farz olan bu ibadette şart olan tesettürün şekli değil tesettürün Allah'ın belirlemiş olduğu ölçülere uygun olup olmamasıdır. Rabbimizin mümin hanımlardan istediği tesettür ölçülerine riayet edildiği takdirde farz olan emir yerine gelmiş olacaktır. Tesettüründe esas olan, - Dar olmaması - Şeffaf olmaması, içi göstermemesi - Dikkat çekiyor olmamasıdır. Bunun dışında zorunlu olan bir renk veya şekil yoktur. Önemli olan tesettürdür, tesettürün şartlarının sağlanıyor olmasıdır. Sizin giymiş olduğunuz herhangi bir şey bu ölçülere uygunsa ibadetiniz yerini bulmuştur. Allah'a emanet olun.
Tesettür, kadınlar için kıyafet açısından kullanılan bir kavram. Tesettür, kadının vücudunu örtmesi anlamında kullanılıyor. Çünkü tesettür Allahu Teâlâ’nın dininin avret olarak bize bildirdiği beden bölümlerinin gizlenmesi anlamına geliyor. Kadın için de yüz, el ve topuktan aşağısı ayaklar hariç her yer avrettir. Avretin örtülmesi Allah’ın emridir. Bir seçenek, tercih falan asla değildir. Allah emrettiği için tesettüre girilir. Kadınların tesettürü, güzel giyinmeleri değildir. Tesettür asla moda olamaz. Tesettürün kendisi de tesettürü gerektirecek hale gelirse Allah’ın maksadı ve emri gerçekleşmiş olmaz. Tesettürden maksat, yani özellikle kadının örtünmesinin istenmesi, yabancı gözlerin dikkatinden uzak kalmaya yöneliktir. Yani bir erkek bir kadına gözü iliştiğinde onun kadınlığıyla ilgili boyutu anlamıyor olması, hissetmiyor olması gerekiyor. Eğer tesettür, kadının üzerindeki cazibeyi artırıyorsa, bunun adı çarşaf bile olsa Allah’ın emrettiği tesettür diyemeyiz ona. Çünkü tesettürdeki ölçü; çarşaf, manto, pardösü, şalvar, herhangi bir şey değildir. Allah’ın emri çarşaf veya manto olarak isimlendirilemez. Allah, tesettürü emretmiştir. Tesettür, kadının erkeğin gözünden korunmasıdır. Bunu çarşaf sağlıyorsa Allah çarşafı emretmiştir, bunu pardösü sağlıyorsa Allah onu emretmiştir. Bunu herhangi bir yöresel kıyafet sağlıyorsa Allah bunu emretmiştir. Ama bir kadın, mesela çarşaf en yaygın kıyafet olarak tesettür kıyafeti bilindiği için çarşafı zikrediyorum, çarşaf giydiği halde vücut organları, dikkat eden bir erkeğin gözünde belli olacak kıvamda ise, gerek inceliği, şeffaflığı acısından ve gerekse darlığı açısından rüzgârlı bir yerde çarşafın aldığı şekil yüzünden vücut organları teşhir edilecek halde bulunuyorsa buna tesettür diyemeyiz. Tesettür adıyla kullanılmış kıyafet diyebiliriz. Veya bir başörtüsü, renginden, üretimindeki teknik özelliklerden dikkat çekiyorsa bunun adı tesettür değildir. Çünkü Allah Teâlâ’nın emrettiği başörtüsü veya çarşaf veya ayakkabı modeli değildir; kadının gizlenmesidir. Kadının erkeğin gözünden korunmasıdır. Bu, renk baskısıyla veya zorlamalarla daha cazip hale geliyorsa bunu tesettür olarak adlandıramayız İslam’ın, “şu kıyafet olacak, başkası olmaz diye” verdiği bir isim yoktur. Çarşaf da bu kuralın içindedir. Yani çarşaf, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin, Kur’an-ı Kerim’in, “başkası olmaz, illa bu olacak” dediği bir kıyafet değildir. İslam, ölçüler koymuştur kadın için. Ama zorunlu kıyafet belirtmemiştir; bu hükmü böyle koyalım. Şart olan yanınızdan geçen bir erkeğin sizin hakkınızda bir bilgi sahibi olmayacağı, sizin bedeninizin bir ayrıntısını izleyemeyeceği bir şey giymenizdir. Bunu pantolon sağlıyorsa mesele yoktur. Pantolon isminden dolayı yasak olmaz. Teşhir ettiği için mesela bacaklara ait ayrıntıyı gösterdiği için yasaktır. O olmuyorsa zararı da olmaz. İçeride veya dışarıda, iç kıyafet dış kıyafet fark etmez, durum böyledir. Kadınların giyimlerinde RENK kaydı yoktur. Evet, siyah renk ağırlıklı tercih gibi bilinmektedir. Fakat siyah şartı yoktur. Ölçü şudur: Kadın, yabancı bir erkek tarafından çekici bulunmayacak! Bunu temin eden siyah ise siyah gereklidir, beyaz ise beyaz gereklidir. Siyah, kadın için zorunlu bir renk değildir. Dış kıyafeti kastediyoruz tabi. Siyah, süslenmeye ve ziynete en uzak renk olduğu için genelde Müslüman kadınlar siyah giyinmeyi dışarıda uygun bulmuşlardır; uygun da bir tercih yapmışlardır. Renk üzerinden değil kıyafetin tesettürü sağlayıp sağlamaması üzerinden bu meseleye bakarız. Mesela bazı Afrika ülkelerinde kadınlar beyaz giyiniyorlar. Doğal, coğrafya şartları gereği de bu zorunlu oluyor. 1000 kadından 3 tanesi siyah giyinse orada bu siyah dikkat çekeceği için sorunlu renk hâline gelir, zorunlu değil sorunlu bir renk hâline gelir. Dolayısıyla kadınlar için “siyah” diye bir şart yerine “tesettür” diye vazgeçilmez bir şart kullanıyoruz. Tesettürlü Müslüman hamının vakarını koruma siyaseti ise şöyle olmalıdır: - Yüzde yüz tesettür içinde olalım. - Tesettürümüz kendi başına bir ziynet olmasın. - Teşhir için kendimizi zorlamayalım. - İlgiye iltifat etmeyelim. - Artı bir ilgi sebebi çıkarmayalım.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Şöyle bir plan üzerinde duralım: A- Ailenizle sürtüşerek bir noktaya gelemezsiniz. Dışlayamayacağınız bir çevredir o çevre. Onlar boş tenekeye vurdukları için yıpranmayacaklardır. Siz ise dolu bir kaba vuruyorsunuz ve vurdukça veya vuruldukça delinme riski taşır. Bu hayatta, yıpranmamayı ilke edinmemiz gerekiyor. B- Dinimizin emirlerini farzlar ve farz olmayanlar olarak ikiye ayırmalıyız. Farzlar bizim asla taviz veremeyeceğimiz, farz olmayanlar ise şartlara göre denge kurabileceğimiz işlerdir. Mesela bayanın tesettürü bir farzdır. Aksi bir uygulama yani farzı yok sayma isteği kimden gelirse gelsin bayan tesettürden taviz veremez. Tesettürün rengi ise farz değildir. Siyah veya başka bir renk olabilir. Bu durumdaki tercihi ise çevre şartlarına hatta bayanın fiziki yapısına bakarak belirleyebiliriz. Tesettürden taviz vermekle renkten taviz vermeyi aynı tutarsak bile bile kendimizi dar bir koridora kilitlemiş oluruz. Bunun sonucunda da yapmamız gereken başka işleri yapamayız. Enerjimiz ve şevkimiz tükenir. C- Ortada bir tesettür sorunu varsa siz, onlarla tartışmalı olmayan alanları iyi değerlendirin. Mesela nezaketiniz ve hürmetiniz onları adeta ezmelidir. Birden çok konuda tartışma durumunda olursanız birden çok cephede savaşan asker gibi olursunuz. Bu da erken pes etme demek olur. D- Ne edin edin çocuğu tartışma alanının dışına çıkarın. Çocuğun uzun süren bir tartışmada nefse hoş gelen tarafa meyledeceği büyük ihtimaldir. Çok dikkat edin. E- Bütün bunlara rağmen hiçbir şey olmuyor gibi işinize bakmak zorundasınız. Namazda rahatlayın, eşinizle böyle bir konuda bir olmanın lezzetini ve getireceği rahatlığın kıymetini bilin. F- Ve unutmayın: Cihat ediyorsunuz. Bu bir cihattır. Ne bekliyordunuz? Allah yardımcınız olsun.
Değerli hanımefendi, çocuklarımızla ilgili önemli ve öncelikli sıralaması yapıp hazırlıklarımızı da o minvalde yapmamız dünya ve ahiretimiz için hayırlı olacaktır. Anne baba olarak çocuklarımız için; - Doğmadan dualar etmek, - Onun bize hayırlı olması, bizim ona hayırlı olmamız için niyazda bulunmak, - Çocuk yetiştirmeden önce kendimizi yetiştirme kıvamına getirebilmek, - Maddi-manevi bütün yönleriyle muttaki, salih, ahlaklı nesiller yetiştirebilmek öncelikliler listemizdedir. Giyim kuşam da elbette öncelikliler kısmının bir bölümünü ifade eder. Çocuklarımızı ileride olmalarını istediğimiz alt yapıya göre yetiştirmek, ona uygun yedirmek, ona uygun giydirmek anne babanın sorumluluğudur. Giyimde de sınırlara dikkat ederek davranılması uygun olandır. Kuralsız giydirilen bir çocuğun ileride belli hassasiyetlere riayet etmesi güç bir durumdur. İyi bir kul olabilmenin şartlarından biri de tesettürdür. Tesettür denince akla ilk olarak kadının tesettürü gelse de tesettür, sadece kadına ait bir emir değildir. Kız ve erkek için ölçüleri değişse de tesettür, belli bir yaşa gelince herkese farz olan bir emirdir. Çocuk giyim konusunda ergenlik dönemi itibariyle sorumlu olacaktır. O döneme kadar da düzgün bir alt yapıyla dikkat etmesi gereken hassasiyetler aşılanmalıdır. Bülûğ çağına gelince kız da erkek de gereken sınırlara riayet ederek tesettürü taşımalıdır. Kız çocuklarının tesettürü bilinen bir durum olsa da günümüzde erkeklerin tesettürü de gündem yapılması gereken bir durum hâline gelmiştir. Her şeyde olduğu gibi tesettürde de küçük yaşta eğitim esastır. Eğer tesettür iffet ve ahlakın bir parçası ise çocuğun yaşı ile bağlantılı olarak ilk yıldan itibaren uygulanırsa ileriki yıllar için iş kolaylaştırılmış olur. Anne baba olarak bizim giyimimizle şimdi ifade edeceğimiz standartları koruyabiliyor olmamız yavrumuz için en büyük örnekliği oluşturacaktır: - Doğdukları günden itibaren çocukların ve bedenlerinin Allah'ın bize emaneti olduğunu unutmamak gerekir. Zorunlu şartlar dışında çocuğun bedeninin teşhiri söz konusu olmamalıdır. - Abartı olmayan, israfa kaçmayan bir giyim doğru olandır. - Avret bölgesi dediğimiz; erkekler için göbekle diz kapağı arası doğumdan itibaren özenle korunmalıdır. Altına dizüstünde olmayacak şekilde şort, bacak kısmı uzun olan tulum giydirmek daha doğru olur. Bulunması zor da olsa böyle bir seçim daha güzeldir. - Bedeni teşhir etmeyecek, aşırı dar olmayacak şekilde giysi seçimi yapılmalıdır. Günümüzde kıyafetler daha dar yapılıyor, gerekirse aylık veya yaşça büyük alınmalıdır. Dar kıyafet sağlık açısından da doğru olmayabilir. Bu sebeple mümkünse daha rahat ve geniş kıyafetler seçilebilir. - Kıyafetlerin üzerinde küfrü simgeleyen işaretler bulunmamalıdır. Giyince kafirlere benzeyecek bir kıyafet olmamalıdır. - Kızların erkeğe benzeyen, erkeklerin kızlara benzeyen kıyafetleri olmamalıdır. Bu fıtraya aykırı bir durumdur. - İç gösterecek kadar şeffaf olmayan bir giysi olmalıdır. - Şeriatımız canlı resminin yaygınlaştırılmasına asla müsaade etmemektedir. Elinizden geldiği kadar üzerinde canlı resim bulunan bilhassa suret sayılabilecek şekilde (Bir canlının yaşaması mümkün olan tüm azalarının bir arada bulunduğu görsel) görsellerin bulunduğu kıyafetlerden uzak durmalısınız. - Tesettür ölçüleri dışında Müslüman kimliği açısından da belli ölçülere dikkat edilmelidir: Kız çocuğuna ait kıyafet olmaması, Sûret barındıran kıyafet olmaması, Kâfiri andıran simge vs. taşımaması - Çocuğu yaşına uygun olmayan, filanca artiste, filanca kahramana benzer şekilde giydirmek zaten mü'mine yakışmayan giydirme tarzlarıdır, buna da dikkat edilmelidir. - Kıyafet seçerken kalınlık, kumaş türü vb. doktorların dikkat edilmesini gerekli gördüğü hususlar varsa bunlara dikkat edilerek kıyafet seçilmelidir. - Kıyafetteki tesettüre dikkat edildiği kadar göz tesettürüne de dikkat edilmelidir. Gerek çocuğun gözünü koruma gerekse de başkasının gözünden çocuğun bedenini korumaya dikkat edilmelidir. Böylece mahremiyet eğitimi küçük yaşta başlamış olacaktır. - Çocukların kendi bedeni, kıyafetlerinin de gözün gördüğü alanlara dahil olduğu unutulmamalıdır. Anne babaların da çocuklarını giydirirken çocuklarının avretine bakmama hususuna dikkat etmelidir. Anne çocuğunun altını değiştirirken de zaruri bir durum olmadıkça yalnız olduğu bir odada olmaya dikkat etmeli, mümkünse çocuğunun altını sadece kendisi değiştirmelidir. - Çocuklara kıyafet giydirilirken önce sağ taraftan giydirme, sol taraftan çıkarma, kıyafet giyerken okunacak duayı okuma vb. sünnete uygun giyim edeplerine dikkat edilmesi bereket getirecektir. Günümüz şartlarında arz talep meselesi olduğundan bu ölçülerde kıyafet temin etmek hayli zor olmaktadır ancak bunun mücadelesi verilmeye çalışılmalıdır. İleride nasıl bir gençliğin hayali kuruluyor ve umutlar ne kadar büyük olursa o kadar çabanın verilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Örf vs. kurallar içerisinde ne kadar yaşanıyor olunsa da Rabbimizin kuralları ön plana alınmalı, buna göre yaşanmalı ve büyük hedefler uğruna gereken yapılmaya çalışılmalıdır. Bunlar kıyafet fıkhı açısından başlıca söyleyebileceklerimizdir. Bu standartları sağladıktan sonra Allah'ın ve Resulü'nün sevgisini kazandıracak renkler, titizlikler takip edilebilir.
Elbette kul olarak erkekler de dinlerinin emrettiği gibi giyineceklerdir. Erkekler için de bir kıyafet kuralından söz edilebilir. Bu konuyu şu şekilde derleyebiliriz: Erkeğin avreti kadının avreti gibi değildir. Tesettür avreti örtmek olduğuna göre erkeğin örteceği avreti kadınınkine göre daha az olur. Giyimde asıl olan mubah olmaktır. Bu şu anlama gelir: Temel kural olarak kimin ne giyeceği konusunda renk, şekil kuralı yoktur. Kadın ve erkek için tesettür vardır. Bu sağlandıktan sonra temel şart yerini bulmuş olur. Erkeklerin ipek ürünü bir şey giymeleri haramdır. Erkek de olsa avreti teşhir eden şeffaf bir kıyafet giyilemez. Müşrik ve kâfirlere benzeşme nitelikli bir kıyafet giyilemez. Erkeği kadına benzeten bir kıyafet giyilemez. Şöhret getiren yani gözleri kendisine çeken zıt ve aykırı bir kıyafet giyilemez. Yöre açısından tamamen farklı duruma düşürecek bir kıyafetin giyilmemesi tavsiye edilir. Mesela Arap kıyafeti olarak bilinen bir kıyafeti sünnete daha uygun olsun diye giymek güzel olabilir ama toplumun aykırısı duruma düşürüyorsa ve toplumdaki kıyafet de haram bir kıyafet değilse o giyilmemelidir. Bu ayrıntıların dışında helal olan, sağlığa zarar vermeyen bir kıyafet erkek kıyafeti olarak giyilebilir.
başörtüsü konusundaki diğer fetvalar
Kadın resmini basmak, kullanmak caiz değildir. Caiz olmayan bir şey ile ticaret yapmak da caiz olmaz. Kazancınızın çalınmış bir para gibi yüzde yüz haram olduğunu söylemesek bile o kazanç ile sizin bereketli bir sofraya oturmayacağınızı bilmeniz gerekir.
Bu konuda onların haram işlemesinin ağırlığı kadar sizin, harama karşı refleksinizin en azından zayıflaması tehlikesi vardır. İdeal olan orayı terk etmenizdir. Hiçbir şey yapamıyorsanız devamsızlık hakkınızı sonuna kadar kullanın. Ve kadın arkadaşlarınıza nehyi anil münker yapın muhakkak.
Pardösü diye bir şart yoktur. Şart tesettürdür. Tesettür sağlandıktan sonra ne ile sağlandığı birinci dereceden önemli değildir.
Pantolon veya tunik olarak değil de bedeninizin bir bölümünün izlenebilmesi olarak bakın meseleye. Sizi yakından izleyebilecek birinin gözüne malzeme vermeyecek bir kıyafetin sıkıntısı olmaz biiznillah.
Erkeklerin bulunmadığı bir yerde kadının veya gelinin sokak kıyafeti denmeyecek bir kıyafetle bulunmasında bir sakınca yoktur. Daha küçük bir başörtüsü mesela takılabilir.
Pasaport gibi bir zaruret için o ölçüde bir resim kullanılabilir.