Fetva Meclisi
Soru
Tevbe namazı diye bir namaz var mıdır? Varsa nasıl kılınır?
Cevap
Benzer fetvalar
TEVBE NAMAZI Sünnet ile sabittir. Bir günahtan kurtulmaya karar veren mü'min iki rekât normal namaz kılar. Sonra da tevbesini Rabbine bildirir. O namazın adı budur.
Sabah namazının sünnetinden başka bir nafile namaz için “farz gibidir” ifadesi yoktur. Evvâbîn namazı, öğlen öncesinde kılınan DUHA namazı için söylenen bir isimdir. Bu konuda hadis vardır. Aynı şekilde akşam namazı sonrasında kılınan bir namaz olarak da zikredilmiştir. Bununla alakalı da hadis vardır. O veya bu ikisi de nafile bir namaz olarak değerlidir ve sevap kaynağıdır. İkişer rekât olmak üzere sekiz rekâta kadar kılınır.
Abdestli iken, kerahet vakti olmayan bir zamanda kıbleye dönüp kılınan iki rekât namaz nafile namazdır. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahiyyetülmescit namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan ‘camiyi selamlama namazı’dır. İki rekât kılınır. Teheccüt namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvabin namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışmalıdır.
Selamünaleyküm. Kazaya namaz bıraktığınız için önceden tevbe ve istiğfar edin. Daha sonra da kazalarınızı kılın. Yapacağınız başka bir şey yoktur.
Namaz cennet vesilemiz ve cennet umudumuzdur. Ruhlarımızın gıdasıdır namaz. Farz namaz, hiçbir şekilde taviz verilemez bir konudur. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar ise nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahıyyetü’l-mescid namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan camiyi selamlama namazıdır. İki rekât kılınır. Teheccüd namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvâbîn namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışılması güzel olandır. Nitekim nafilelerin tamamı bizim için bir sevap kaynağıdır. Bu konuda da pek çok hadis-i şerif vardır. Efendimiz aleyhisselam her fırsatta ashabına nafile namazı tavsiye etmiştir. Fakat bahsettiğiniz şekilde insanın kılları ile ilişkilendirilerek ifade edilen bir bilgiye rastlamadım. Rabbimiz bizleri de bol secde eden mü’minlerden eylesin inşallah. Allah’a emanet olun.
İster farz isterse nâfile olsun her tavaftan sonra iki rek‘at tavaf namazı kılmak, Hanefî ve Mâlikîlere göre vacip; Şâfiî ve Hanbelîlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 4/12; Râfiî, el-‘Azîz, 3/396; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; Hattâb, Mevâhib, 3/111) Bu namazın kılınmaması hâlinde Mâlikîlere göre dem (koyun veya keçi kesmek) gerekirken (Karâfî, ez-Zahîre, 3/242) diğer mezheplere göre herhangi bir ceza gerekmez. (Aynî, el-Binâye, 4/201) Şâfiî ve Hanbelîlere göre tavaftan sonra kılınan farz namaz, tavaf namazının yerine geçerken Hanefî ve Mâlikîlere göre tavaf namazının müstakil olarak kılınması gerekir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/52; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/348; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/226; Sahnûn, el-Müdevvene, 1/426) Öte yandan tavaf namazının Makām-ı İbrâhim’de kılınması efdal olmakla birlikte tavaf edenlere eziyet vermemek bakımından Mescid-i Harâm’ın içinde müsait bir yerde kılınması daha uygundur. Buna da imkân bulunamazsa tavaf namazı Harem’in dışında da kılınabilir.
namaz konusundaki diğer fetvalar
Bu soruyu ‘namazı seccadede kılsak olur mu?’ Diye sorsa idiniz daha gerçekçi bir soru olurdu. Namazı ilk kılan nesil ashabı kiram toprak ve çakıl üzerinde namaz kıldılar. Halı ve seccade bilmediler. Allah onlardan razı olsun. Yani namazın aslı çıplak zemin üzerinde kılınmasıdır. İlk nesil öyle kılmıştır. Seccade üzerinde kılınması ise fukahanın sakıncalı görmediği bir iştir. Temiz olmak kaydı ile seccade veya benzeri başka bir şey üzerinde kılınabilir. Şunu da tavsiye edebiliriz: Seccadeler ne kadar sade olursa namazda dikkati değıtmaması bakımından o kadar iyi olur. Bunu da böyle bilmiş olalım.
Sandalyede namaz ile alakalı olarak şu kuralları zikredebiliriz: a- Ayakta namaz kılabilenin oturarak veya sandalyede namaz kılması caiz değildir. Buradaki ‘kılabiliyor’ olmak, kıldığı zaman katlanılmaz bir acı çekmemek, muhtemel bir arızaya sebep olmamak diye anlayabiliriz. ‘Muhtemel bir arıza’ hayali olmamalıdır. Mesela burun ameliyatı olmuş birisinin eğilmemesini tavsiye etmiş ise doktor bu muhtemel bir arızadır. Belindeki bir ağrıdan ötürü daha sonra acı çekecek birininki muhtemeldir. b- Ayakta kılamayan ise kılabildiği gibi kılar. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Ayakta kıl. Kılamazsan oturarak kıl. Ona da gücün yetmezse yaslanarak kıl.’ Yalnız şu da bilinmelidir: Oturarak kılacak olan, oturması ne kadar gerekiyorsa o kadar için ruhsatlı sayılır. Mesela iftitah tekbirini ayakta yapabiliyorsa onu yapmalıdır. Ruku yapabiliyorsa onu yapmalıdır. c- Bu kurallar farzlar için böyledir. Nafile namazlarda ise biraz daha rahat kılınabilir. d- Namazı oturarak kılmak durumunda olan yani bu hususta ruhsatlı kabul edilen, nasıl oturabiliyorsa öyle oturur. Buna sandalye de dahildir. e- Sandalyede kılan, ruku ve secdeye gidemiyorsa ruku için başını eğer, secde için ise biraz daha fazla eğer. Buna ima ile kılma deriz. Yalnız secde etmek için mesela bir minderi dizine koyarak secde etmesi caiz olmaz. f- Camilerde sandalyede namaz kılanlar safı bozmamaya dikkat etmelidirler. Omuzu yandakinin omuzuna gelecek şekilde sandalye koymalı ve o şekilde saf olmalıdırlar.
Namazda ve herhangi bir ibadette HİÇ BİR İLAVE yapmamak esastır. Bu hareketiniz namaza zarar vermiyor olsa bile şeytan sizi meşgul ediyor demektir. Öyle yapmayınız.
Selamünaleyküm. Şeytanı saldırgan bir köpek gibi bilmek gerekir. Onun saldırısından korkmak haktır ama o var diye de yoldan vazgeçmeyiz. Elimize çomağımızı alır ve onu yok kabul ederek yolumuza devam ederiz. Siz de böyle yapın: Onu yok kabul edin ama Allah’ı zikri, ilim meclislerini ihmal etmeyin. Yok kabul edin ve devam edin.
Uçakta namaz kaçırmanı gerektirecek bir durum yoktur. Bulunduğun koltukta ima ile namazını kılabilirsin. Abdestli olarak uçağa bin. Vaktin geldiğini anlayınca da iki rekaat namazı oturarak ve ima ile kıl. İma şu demektir. Normal kılar gibi niyet edip başlarsın. Okuyacağını okursun. Rüku sırası gelince boynunu bükersin, o rüku olur. Secde için de biraz daha fazla bükersin, secde olur. Böyle yap.
Tesettür ve kendini korumaya daha yakın olsun diye hanımların secdede erkeklerden farklı olarak kollarını kendilerine doğru çekmeleri yani beline yapışık gibi tutmaları müstahab görülmüştür.