Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben tıp fakültesi birinci sınıf öğrencisi kapalı bir bayanım. Fakülteye başlamadan önce hafızlığa gitme niyetim vardı. Sonra vazgeçtim. Emin olamıyorum üniversiteye devam edip etmeme konusunda, sonuçta erkeklerle aynı sınıftayız ve konu insan hayatı olduğu için her şey detaylı işleniyor. Bazen derse girmek için namazlarımızın sünnetini bile kılamıyoruz. Okumayıp İslam’a hizmet eden İslami konuda yetişmeye çalışan biri mi olmalıyım yoksa kıt kanaat ibadetlerimle fakülteye devam mı etmeliyim? Karar veremiyorum tıp alanında bayanlara ihtiyaç var ama günaha giriyoruz. Şimdiden çok teşekkür ederim hocam Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bir kere bulunduğun durumu ATEŞİN İÇİNDE KALIP YANMAMAK olarak görmelisiniz. Girmişken okumaktan yana tavır koyun. Şöyle bir siyaset izleyebilirsiniz: Kati bir haramla burun buruna gelirseniz kesinlikle kimseyi dinlemeyin, bırakın. Bu seviyede olmazsa ateşin içinde yanmadan devam edin. Böylesini becerebilirseniz cihad etmiş olursunuz.
Allah Teâlâ niyetinizi mübarek kılsın. Esasen tebrik edilecek bir planlama içindesiniz. Ne var ki, HIZLI BAŞLAYIP çabuk çökmekten ise ADIM ADIM BAŞLAYIP uzun yürümek daha doğrudur. Tıp dersleri ağırdır, bu tespit yabana atılamaz. Çevreniz ve size etki edenler açısından da bu yapacağınız iş takdir görmesi zor bir iştir, bu da ikinci bir sorundur. Bu nedenle size çizgi olarak şunu tavsiye edebilirim: Planınız büyük ve uzun soluklu olsun. Uygulamanız ise boyunuza ve çapınıza göre olsun. Ya da şöyle diyebilirim: Acele etmeyin ama ihmal de etmeyin. Hayat realiteniz ve planlarınız dengeli olsun. Böylesi ile daha istikrarlı ve daha kalıcı işler yapabilirsiniz. Öncelikli gayeniz okumak ve bilgi artırmak değil mü'min kimliğinizle ayakta kalmak, fitnelerde savrulmamak olsun. Bunun için de önce her biriniz BEN ERİMEMELİYİM demelidir. Böyle diyebilen üç kişi veya iki kişi ile yola çıkın. Beş yıl sonra bir kişi daha ancak size katılıyor olsa bile zararda değilsiniz. Kaldı ki ihlasınız size katılımı bereketli yapacaktır. Bunun özeti şudur: İmanda ve ibadette, ahlâkta erimeden yürümeniz sizin bütün bilgilerden daha önemli bir ihtiyacınızdır. Maazallah eridikten sonra bilgi ne işinizi görecek ki? Bu noktadan sonra haramlardan uzak durmak ve farzları eksiksiz yapmak günlük işiniz olmalıdır. Farzlarda eksiğiniz yoksa BİLDİĞİNİZİ YAŞIYORSUNUZ demektir ki gaye de budur zaten. Planlarınızı izleyeceğiniz dersleri bitirme mantığına yaslamayın. Aksine hazmetme mantığına yaslayın. “Şu kadar dersi şu kadar zamanda” yerine “şu konuları kavrama” çizgisi çizin. Sözünü ettiğiniz ders grubundan ilk on dersi mesela hazmedin ve bir yolunu bulup ziyaret ederek veya bir iletişim kanalını kullanarak konuşanı/yazarı ile o dersleri mütalaa edin. Sonuca göre yeni bir plan yapabilirsiniz. Elbette sabredip sebat edebilenler gayelerine ulaşacaktır. Onlar da oldukça azdır. Dökülenlere takılmadan gayeniz için yürümeye bakın. Allah yardımcınız olsun.
Mevcut üniversite/fakülte yapısında talebenin birinci görevi imanını ve iffetini koruyarak oradan mezun olmaktır. İmanı ve iffeti tertemiz oradan mezun olan bir nevi cihat etmiş olur, o bir mücahittir. Dersliklerinden kantinlerine kadar fakülteler ne yazık ki iffet ve iman avcıları ile dolmuş gibidir. Size özellikle tavsiyem, bir şeyler yapmayı ikinci plana atmanız ve size bir şeyler olmasını engellemenizdir. Rabbim yardımcınız olsun. Sizi ümmetime bağışlasın. İmanınızı ve iffetinizi koruyarak vasıflı gençler olmanızı size kolay kılsın. Bu noktadan sonra sizden yardım isteyene yardım edebilirsiniz. Bir kelime söyleyebilirsiniz. Bir kere namaza davet edebilirsiniz. Bir kereliğine de olsa bir haramı işlememesini sağlayabilirsiniz. Bir sure öğretebilirsiniz. Küçük bir grup oluşturup beraber iş yapmanız mümkün olursa onu da deneyin. Bir camide bir sabah namazından sonra toplanın. Samimi ama küçük kararlar alın. Bir hocadan periyodik dersler alın. Bir kitabı beraberce okuyup tahlil edin. Sabredin ve kazanın. Telif hakkı korunmuş kitapların/eserlerin korunmuşluğuna saygılı olmak gerekiyor. Sahiplerinin serbest bıraktığı veya hakkını takip etmediği eserleri kullanabilirsiniz. Allah sizi muhafaza buyursun.
Aleykümselam. Tıp ilmi tahsili zaruret sınırları içinde kalabilen bir ilimdir. Şu anda Müslümanların tıp ilmini kadın/erkek mahremiyeti ölçülerine riayet ederek öğretme imkânları neredeyse yoktur. Tıp ilmini tahsil etmek ise farz düzeyindedir. Bu nedenle de 'zaruret vardır' diyoruz. Zaruretin gerektirdiği kadar kolunuzun açılmış olması mümkündür. Burada ne kadar zaruret vardır ve siz zarureti ne kadar zaruret sınırlarında kalarak kullanıyorsunuz, bu sizin kalbinizdeki Allah korkusu ile alakalı bir durumdur. Dikkat edin, gayret edin, bir saniye bile olsa fazladan gevşek davranmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Muhakkak psikolog olun ve haramlardan kaçınmaya da azimli olun. Yılmayın, dik durup hizmet ehli olun. Allah yardımcınız olsun
Mü'min bir hanım nerede bulunursa bulunsun imanı ve ahlakı ile bulunur. İmanını ve ahlakını koruma mücadelesi içerisinde bulunur. Karma ortam, senin imanını ve ahlakını zedelememelidir. Tükendiğini hissettiğin yer neresi ise orası senin bulunacağın mekân değildir. Bunu bilerek kabiliyetine göre tercih yapabilirsin. Din eğitiminde kabiliyetin varsa hafızlığı ve fıkhı, tıp eğitiminde kabiliyetin varsa tıbbı tercih edebilirsin. Kabiliyetine, ilgi alanına göre bir alan belirleyip tükenmeden, erimeden yol almak esas olandır. Allah'a emanet olasın.
bayanın üniversite okuması konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Hepimiz, becerebildiklerimizden becerebildiğimiz kadar sorumluyuz. Gerisini Allah'a havale ederiz. Neyi ne kadar becerebildiğimizi de vicdanen biz kararlaştırabiliriz. Elbette bir şeyler yapın ama önce kendinizi ihya edin. Başkalarını kurtarırken batmamaya gayret edin.
Selamünaleyküm. Saçınızın görülmesi evlenmenizi ne gerektirir ne engeller.
Selamünaleyküm. Mü'min, kazanacağı ile kaybedeceğini hesap eder kazanacağı ağır olursa onu yapar. Bayanların üniversite okumalarını kökten reddedecek durumda değiliz. Ama bayanlar okumaları hâlinde ne alıyor ne veriyorlar diye bir hesap da yapmalıyız. a- Tesettürde sıkıntı var. (Tesettür sadece baş örtüsü değildir.) b- Erkeklerle karma bir ortamda bulunmak zorunda kalıyorlar. c- Erkeklerle daha yoğun bir şekilde bir arada kalmaya mecbur olunca, kadınlık iffetleri, hâyâ damarları baskı altında kalıyor. Evlendiklerinde eşlerine karşı bakışları saf kadın bakışı ile olamıyor. d- Eş seçimini, aile filtresi dışında bir tür zorunluluk ortamında yapmaya mecbur kalıyorlar. e- meslek edinmenin getirdiği komplekse kapılıyorlar. Bu ve benzeri nedenlerin hepsi herkes için geçerli olmuyor elbette. Bir genel durum tespiti olarak bunları zikrediyoruz. Siz, kendinize bakın, ne kadar bunların etkisinde kalırsınız ne kadar kalmazsınız. Psikoloji gerçekten iyi bir ilim dalıdır ama 'annelik, eşlik' zirvesinden inmeye değer mi onu siz karalaştırın. Bir de şuna bakın: Psikoloji mezunları iyi bir ev mi idare ediyorlar? Kaç çocuk doğurmuş, onları nasıl büyütmüşler? Bir de buna bakmalıyız, psikolojinin reklamı güzel de, kendini de bir görsek hani? İlahiyat mezunları iyi bir İslam mı yaşıyorlar da diyebiliriz, konuyu anlamak için...
Selamünaleyküm. Bir bayan olarak, 'takva ölçülerinde' bir ilahiyat okayamazsınız bu ülkede. Kalbinizin sesine kulak verin. O sizi evinize çekilmeye davet ediyorsa gidin evinize. Orada iyi bir kul olmanız, fakülte mezunu sıradan biri olmanızdan iyidir. Allah işinizi kolay etsin.
Aleykümselam. Bir mü'min, önce kendini düşünmelidir. Bu düşünce ile de, bulunduğu yerde Allah'ın razı olacağı durumda mıdır değil midir onu belirlemelidir. Eğer bulunduğu yerde mesela bir harama girmesi söz konusu ise ne baba ne de başka bir gücü dikkate alamaz. Acilen orayı terk eder. İkinci derecede de insanlara yararı dokunacak, dinine hizmet edecek ortamı arar. Sizin meselenizde bir de baba rızası var ama bu rıza öncelikli olarak birinci boyutun çözümü ile değerlendirilmesi gerekmektedir. Kendinize buna göre bir plan çizebilirsiniz.
Evlilik hayatınızı etkileyecek düşünce ve açılımlara dikkat etmelisiniz. Evinde oturan bir hanım teyze rolünde kalmamalısınız, şeytan sizi rahat bırakmaz. Kendinizi diploması olmayan ama gayesi olan bir mü'min mücahide hanımefendi yapmalısınız. Okumaya verin kendinizi. Tefekkür edin. Bayanlar arası faaliyetler oluşturun. Kendinizi mesela 'sahabe kadınları gibi tek başına kalmaya hazır mü'min kadınlar' diye adlandırdığınız bir projeye verin. Böylesi evliliğinizi ve kimliğinizi için çok daha yararlı olur. Boş vakit, projesizlik, diplomanız olsa da sizi kemirir. Bebeğiniz olunca da daha huzurlu olacaksınız. Biiznillah anneliğin verdiğini size hiçbir şey veremeyecek, bunu göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun.