İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ben on sekiz yaşında bir kız kardeşinizim. Bu sene nasip olursa üniversite sınavına gireceğim. Ama üniversiteler kız-erkek karışık olduğu için gidip gitmemek konusunda kararsızım. Ya okuyup tıp için hazırlanacağım ya da güvenilir bir medresede hafızlık, fıkıh gibi dersler alacağım. Demek istediğim şudur ki üniversiteye gidersem eğer karşı cinsle çok muhatap olmamak şartıyla okulumu okuyabilir miyim?

Cevap

Mü'min bir hanım nerede bulunursa bulunsun imanı ve ahlakı ile bulunur. İmanını ve ahlakını koruma mücadelesi içerisinde bulunur. Karma ortam, senin imanını ve ahlakını zedelememelidir. Tükendiğini hissettiğin yer neresi ise orası senin bulunacağın mekân değildir. Bunu bilerek kabiliyetine göre tercih yapabilirsin. Din eğitiminde kabiliyetin varsa hafızlığı ve fıkhı, tıp eğitiminde kabiliyetin varsa tıbbı tercih edebilirsin. Kabiliyetine, ilgi alanına göre bir alan belirleyip tükenmeden, erimeden yol almak esas olandır. Allah'a emanet olasın.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah Teâlâ ayağınızı sabit tutsun, işinizi kolay etsin. Bulunduğunuz yerde, imanınıza zarar geleceğini anlarsanız hemen terk edin. İffetinize zarar geleceğini hissederseniz hemen terk edin, hiç tereddüt etmeyin. Bu iki husus dışında her yer sizin için risk taşımaktadır. Gel gitlerin olması normaldir. Sünnet namazları ara sıra terk etmenizde sakınca yoktur. Tıbbın getirdiği farklılığı da kabul etmek zorundasınız. Gayet iyi çalışın, ahlâkınızı koruyun. Tıp talebelerine musallat olan kibir ve maddi kazanç hastalığından kendinizi koruyun. Allah'ın kullarına hizmet şuuru git gide sizde erimesin, dikkat edin. Bundan başka yapacak bir şeyiniz yoktur. Hafızlık ve benzeri ilimlere dalmanız gerekmez. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben tıp fakültesi birinci sınıf öğrencisi kapalı bir bayanım. Fakülteye ba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir: Ailenizle savaşarak bir iş yapmamayı ilke edinin. Yapacağınızı ikna ederek, zamana yayarak yapmayı bilmelisiniz. Sizin öğretmenliğinizin gereği de budur. İki: Allah Teâlâ'nın size vermediğini anladığınız bir kabiliyet üzerinden öğrenim görmenizin anlamı yoktur. Kabiliyetiniz varsa devam edeceksiniz. Bu konudaki kabiliyeti de duygusallıkla değil bilenle istişare ederek belirleyin. Üç: Ne ve neresi olursa olsun, kendinizi Allah'ın haramlarından bir harama düşecek durumda görürseniz oradan ve o işten çekileceksiniz. Bu üniversite de olsa böyledir. Haram üzerinden gelecek kurulmaz. Üniversitedeki durumunuzu bu açıdan da ele alın. Dört: Hafızlık istemekle değil kabiliyetle elde edilebilir. Yaz aylarına serpiştirilmesi büyük oranda olmayacak bir projeye dönüşür. Bunu da o konudaki ehil biri ile istişare ederek belirleyin. Beş: Bu aradaki ilişkiler ve bağlantılar nedeniyle kendinizi kör bir aşka ve sürüklenerek gideceğiniz bir evliliğe kaptırmamaya bakın. Altı: Bu zor döneminizde yalnız kalmamak için dua etmeyi unutmayın. Yoğun dualarınız olsun. Sabah akşam, namazlardan sonra... Sürekli dua edin.

Ben sınıf öğretmenliği 1. sınıf okumaktayım. Üniversite ortamında yanımda bana h
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Tıp tahsili için bir zaruretten söz edebiliriz. Nefsinizi haramdan korumanız ve bir bayan olarak erkekleri harama sürüklemeyecek pozisyonlarda olmanız şartı ile orada okuyabilirsiniz.

Selamünaleyküm. Hocam, ben 18 yaşında, Kur'an ve Sünnet çerçevesinde bir hayat s
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bir kere bulunduğun durumu ATEŞİN İÇİNDE KALIP YANMAMAK olarak görmelisiniz. Girmişken okumaktan yana tavır koyun. Şöyle bir siyaset izleyebilirsiniz: Kati bir haramla burun buruna gelirseniz kesinlikle kimseyi dinlemeyin, bırakın. Bu seviyede olmazsa ateşin içinde yanmadan devam edin. Böylesini becerebilirseniz cihad etmiş olursunuz.

Selamünaleyküm sayın hocam. Ben tıp fakültesi 1.sınıf öğrencisi bir hanım kardeş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ niyetinizi mübarek kılsın. Esasen tebrik edilecek bir planlama içindesiniz. Ne var ki, HIZLI BAŞLAYIP çabuk çökmekten ise ADIM ADIM BAŞLAYIP uzun yürümek daha doğrudur. Tıp dersleri ağırdır, bu tespit yabana atılamaz. Çevreniz ve size etki edenler açısından da bu yapacağınız iş takdir görmesi zor bir iştir, bu da ikinci bir sorundur. Bu nedenle size çizgi olarak şunu tavsiye edebilirim: Planınız büyük ve uzun soluklu olsun. Uygulamanız ise boyunuza ve çapınıza göre olsun. Ya da şöyle diyebilirim: Acele etmeyin ama ihmal de etmeyin. Hayat realiteniz ve planlarınız dengeli olsun. Böylesi ile daha istikrarlı ve daha kalıcı işler yapabilirsiniz. Öncelikli gayeniz okumak ve bilgi artırmak değil mü'min kimliğinizle ayakta kalmak, fitnelerde savrulmamak olsun. Bunun için de önce her biriniz BEN ERİMEMELİYİM demelidir. Böyle diyebilen üç kişi veya iki kişi ile yola çıkın. Beş yıl sonra bir kişi daha ancak size katılıyor olsa bile zararda değilsiniz. Kaldı ki ihlasınız size katılımı bereketli yapacaktır. Bunun özeti şudur: İmanda ve ibadette, ahlâkta erimeden yürümeniz sizin bütün bilgilerden daha önemli bir ihtiyacınızdır. Maazallah eridikten sonra bilgi ne işinizi görecek ki? Bu noktadan sonra haramlardan uzak durmak ve farzları eksiksiz yapmak günlük işiniz olmalıdır. Farzlarda eksiğiniz yoksa BİLDİĞİNİZİ YAŞIYORSUNUZ demektir ki gaye de budur zaten. Planlarınızı izleyeceğiniz dersleri bitirme mantığına yaslamayın. Aksine hazmetme mantığına yaslayın. “Şu kadar dersi şu kadar zamanda” yerine “şu konuları kavrama” çizgisi çizin. Sözünü ettiğiniz ders grubundan ilk on dersi mesela hazmedin ve bir yolunu bulup ziyaret ederek veya bir iletişim kanalını kullanarak konuşanı/yazarı ile o dersleri mütalaa edin. Sonuca göre yeni bir plan yapabilirsiniz. Elbette sabredip sebat edebilenler gayelerine ulaşacaktır. Onlar da oldukça azdır. Dökülenlere takılmadan gayeniz için yürümeye bakın. Allah yardımcınız olsun.

Ben tıp fakültesinde okuyorum. Aynı zamanda da daha iyi bir Müslüman, evlat, ark
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mümin kadın, caddelerde dolaşabiliyor, caddede yürümek kadına haramdır diye bir söz söyleyen âlim olmamıştır. Neden caddede yürümek haramdır denmiyor? Çünkü mümin kadın kendisini cadde şartlarına göre koruyor. Herhangi bir okulda veya işte caddedeki mantıkla bulunabiliyorsa mümin kadın orada bulunur ve o bulunma ona helal olur. Şu kadar ki, sonrasında ne olacak, o bulunma ne kadar sürdürülebilir, o bulunuşa değer mi o emek? Gibi soruların cevabını o mümin kadının kalbi vermelidir. Siz de öyle yapın. Hafızlık konusunda ise size tavsiyemiz şudur: Önce zekânızın hafızlık için uygun olup olmadığını hafız biri ile test edin. Ailenizle ne yapacağınızı inceleyin. Nerede ve nasıl hafızlık yapabileceğinizi iyi araştırın. Sonra da bismillah diyerek yola çıkın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben üniversite öğrencisiyim ve mühendislik okuyorum. Okuduğum ortamda elli

ahlak konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanlığın tek ölçüsü Kur’an’dır. Herkesin Müslümanlığı yaşadığı Kur’an kadardır. Kur’an bir kenara bırakıldıktan sonra, Müslümanlığın değeri olmaz. Gözle görülüp, elle tutulacak ölçülerden söz edeceksek, genel olarak Müslümanlığın insanda görülmesi gereken karakterleri şunlardır: -İyi Müslüman salih amel yapan insandır: Salih amel, Allah’ın razı olduğu ve insanlığa yararlı olan işlerin adıdır. İbadet, infak, insanlığa faydalı bir sanat ve benzeri işler salih ameldir. -İyi Müslüman niyeti Allah rızası olan insandır: Allah için olmayan hiçbir işin değeri olmayacağı için, salih bir amel de yapılmış olsa ahiret ölçülerinde değersizdir. Onun için Müslüman, tarlasını ekerken dahi Allah rızasını amaçlar. O takdirde de kargaların tarlasından yediği bile onun hanesine sevap olarak yazılır. Kediye verdiği bir lokma ona sadaka olur. Allah rızası dışında neyi kast ederse etsin, velev ibadet görüntülü bir iş yapmış olsa dahi yaptığı boştur. -İyi Müslüman ilim sahibidir: Dinini yaşayacak kadar din ilmi, hayatını izzetli bir şekilde yaşayacak kadar beşeri ilim sahibidir. Cehaleti asla kabullenmez. Beşikten mezara kadar ilim peşindedir. Yaşlanması veya aciz düşmesi ilim yolundan geri koymaz onu. Çünkü o ilimle Allah’ın rızasını ummaktadır. -İyi Müslüman bir sosyal faaliyet içindedir: İnsanlığa faydalı herhangi bir işte muhakkak bulunur. Dernekte bulunur, vakıfta bulunur. Mahalle mescidini temizler. Düşkünlere yardım eder. Hasta ziyaret eder. Sokağını temizler. Kendinden küçük yaştakilere ilim öğretir. Ama muhakkak bir faaliyette bulunur. Bulunduğu faaliyetten maddi çıkar beklemez. Allah için yapar yaptığını. -İyi Müslüman tevekkül sahibidir: İnsan olarak yapabileceğini yapar. Onun görevi bittiyse, gönlü rahat uyur. Olanda hayır vardır diye bekler. Allah’ın işinde hikmetler arar. Ama bunu tembelliğine kılıf yapmaz. -İyi Müslüman günah ortamında durmaz: İyilerle beraber olmaya çalışır. Günah işlenen yerlerden kaçar. Her şeye rağmen bir günah işlerse derhal tevbe eder. Günahları biriktirmez. Allah’ın iyi kullarını sever. Günahkâr kullarından ve kâfirlerden nefret eder. -İyi Müslüman Kur’an hizmetkârıdır: Onu okur ve onunla amel eder olduğu gibi, onu öğreten, yayılmasına çalışan biri olarak yaşamaya gayret eder. Kur’an için ne yaptım sorusu onun zihninde her gün sorgulanan bir soru olarak kalır. Kur’an’a hizmetten doymaz. -İyi Müslüman iyiliği emreden kötülükten alıkoyandır: Sadece kendisinin iyi olmasıyla yetinmez. İyilik yayılmazsa kötülüğün yayılacağını, kötülük yayıldıktan sonra da “iyi” olmanın yeterli olmayacağını bilir. İyilerin en tabii mücahidi olmaya çalışır. Allah’tan başkasından çekinmez. Kınayıcının kınamasına aldırmaz. -İyi Müslüman ahlaklıdır: İslam’ı temsil etmenin kimlik kartında “Müslüman” yazmasıyla olmayacağını bilir. Yürüyen Kur’an, yürüyen hadis olmaya çalışır. Ahlakı da İslam toplumunun ahlakıdır. İthal ahlakı, yabancı kültürü etkin görmez. -İyi Müslüman iyi bir eştir: Eşine karşı “iyi” olmanın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin karakteri olduğunu, karakterde ona benzemedikçe, iyiliğe ulaşılamayacağını bilir. İyi eş olmak için eziyete katlanır. Sabreder. Sabrının karşılığını da Allah’tan bekler. -İyi Müslüman çok çocuk yetiştirir: Ümmete yapılabilecek en büyük hizmetin insan yetiştirmek olacağını bildiğinden, ne kadar çok çocuk yetiştirirse, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin onunla o kadar övüneceğini bilir. Çocuk yetiştirmeyi cihad mertebesinde görür. -İyi Müslüman boş işle ilgilenmez: Kendisini ilgilendirmeyen işlerle uğraşmamanın iyi Müslümanlık olduğunu bilir. -İyi Müslüman dengeli insandır: Onun ibadeti işini, işi ibadetini ezmez. İbadetinde ciddi ve yoğun olduğu gibi günlük maişetinde de ciddi ve yoğundur. Namaz kıldığı için işini aksatmaz. İşi olduğu için namazını savsaklamaz. Dünya ile ahiret arasında tam bir denge kurar. -İyi Müslüman mücahittir: Malıyla cihad eder. Bedeni ile cihad etmesi gereken yerde de bedenini Allah yolunda feda etmeye hazırdır. Can gerektiğinde de canını verir. -İyi Müslüman çok dua eder: Sadece namazlardan sonra veya hatimlerin ardından dua etmekle ya da dualara âmin demekle yetinmez. Namaz gibi, duaya da vakit ayırır. Çok dua eder. Sürekli okuduğu dua kitabı vardır. Dilini duadan kuru tutmaz. -İyi Müslüman muhasebe yapar: Hesaba çekilmeden kendini hesaba çekmesini bilir. Hatalarından dolayı helallik istemesi gerekiyorsa helallik ister. İstiğfar etmesi gerekiyorsa istiğfar eder. -İyi Müslüman ümmetinin dertleriyle ilgilenir: Onun ırkı, köyü din kardeşlerini ihmal etmesine neden olmaz. Kadından iki türlü hizmet beklenir. Birincisi kadının, erkeğinin iffetini koruması, onun cinsel ihtiyaçlarını tatmin etmesi ve bu cinsel ihtiyacın tabii bir sonucu olarak eşine çocuk vermesi hizmetidir. İkinci hizmet de, bugünkü evliliklerin neredeyse tamamen özdeş anlamı hâline gelen ev hizmetleridir. Bu hizmetler evi süpürmekten yemek pişirmeye, bulaşığa ve benzeri erkeğin “yapmayacağı” kabul edilen hizmetlere kadar uzanmaktadır. Kadının birinci hizmet türünün tartışılması gerekmiyor. Zaten evlilik esasen birinci türdeki hizmetler için vardır. İkinci türdeki hizmetlere gelince, bu türdeki hizmetler için ümmetin müçtehitlerinin iki görüş beyan ettiklerini görüyoruz. a- Büyük çoğunluğu oluşturan müçtehitlere göre kadın, kocasının ikinci türdeki hizmetlerini görmek zorunda değildir. b- Hanefi mezhebindeki müçtehitlerin içtihatlarına göre ise kadının erkeğinin ikinci türdeki hizmetlerini de görmesi dinen vazifesidir. Ancak onların getirdiği “dinen vazifesidir” kaydı, meselenin hukuka intikal etmesi durumunda kadına bir mecburiyet getirilemeyeceğine de işaret etmektedir. Ortada şöyle bir durum vardır: Kadına, erkeğinin bulaşığını yıkamayı, evini süpürmeyi, tarlasında çalışmayı emreden bir âyet ve hadis yoktur. Evet, pek çok hadiste kadının çalışmalarından, iş yapmasından söz edilmektedir ama onlar, açık bir ifade ile kadına çalışmayı emretmemektedir. Hâlbuki kadının birinci türdeki işiyle alakalı birden çok âyet ve hadis vardır ve onlar gayet açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu durum, müçtehitlerin farklı içtihatlarda bulunmalarına neden olmuştur. Bir aile içinde erkek ve kadın, neyi ne kadar yapacaklarına dair hukuki istinatlara başvurduktan sonra o ailede, İslam’ın insanlardan beklediği aile ciddiyeti bulunamaz. Meseleye vacip midir Sünnet midir mantığından önce, aile istikrarı için hangisi gereklidir şeklinde bakmak gerekiyor. Şeriatımızın kurduğu dengenin formülü şudur: Marûf ölçüsünde iş yürütmek. Marûfun en net ifadesi, karşındakini takdir etmek, kendin için istediğini onun için de istemek, kendin için hoşlanmayacağına onun için de razı olmamaktır. Buna insanlık da diyebiliriz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, “Âişe yemek yap, su ver.” gibi ifadeler kullandığını, eşlerinin de ona hizmetten zevk aldıklarını görüyoruz. İş resmiyete döküldükten sonra, bir evde haklı yoktur. Anlayış ve fedakârlık ise huzurun kaynağı, bereketin kendisidir. Buharî’nin rivayet ettiği meşhur “Hepiniz çobansınız.” hadisinde de kadın için “Kadın da eşinin evinde çobandır.” ifadesi iyi düşünülmelidir. Evet, kadına evde iş görmeyi emreden âyet yoktur, hadis yoktur ama başta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hanımları annelerimiz olmak üzere, ashabın kadınları un öğüttüler, yemek yaptılar, çamaşır yıkadılar, hayvanların bakımlarını yaptılar. Bunları da doğurdukları beş, on çocukla beraber yaptılar. Âişe annemiz radıyallahu anha, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden söz ederken: “Evinin işine yardım eder, namaz vakti geldiğinde de namaza çıkardı.” demiştir. Meselenin ruhu buradadır. Allah rızası için yapılan, içine dünyalık bir maksat karışmayan her iş değerlidir. Yeter ki Allah için yapılmış olsun, usulüne uygun yapılmış olsun. Bu ibadettir, değerlidir. Ancak; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şeriatına aykırı olan bir işten sevap beklenecek, ibadet maksatlı bir iş çıkmaz. Bu kuralımız olsun.

Hocam örnek Müslüman bir kadın nasıl olmalıdır, nelere dikkat etmelidir? Kocasın
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Prensip olarak Müslüman hileli işte olmaz, öyle bir işe destek olmaz, deriz. Hayat prensibiz bu olmalıdır. Belirttiğiniz ortamda normal kabul ediliyorsa böyle bir iş, onu yaptığınız için haram işlediniz diyemeyiz size. Orada biraz daha az bulunmayı mesela ahlakınız açısından daha yararlı buluyor ve bulunmadığınız zamanı da daha yararlı bir işle değerlendiriyorsanız siz de öyle yapın.

Hocam üniversitede bazı hocalar devamsızlık kontrolü için alınan imzaları önemse
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Esasen tasavvuf bir ilim dalından çok DİNİ HER ALANINDA DAHA İYİ YAŞAMA arzusudur. Dolayısıyla onu bir alana sıkıştırmanın anlamı olmayabilir. Genel olarak İhya-ı Ulumuddin benzeri kitaplarda bir ahlak konusu gibi dağıtılmış görüldüğünden öyle zannedilmiş olabilir.

Hocam akait derslerinin “Ahlaki Hükümler” bölümünü alırken neden tasavvuf öğreti
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbimiz Kitab'ında bu sorunun cevabını şöyle veriyor: “Cinler ve insanları ancak kulluk etsinler diye yarattım.” Cevap bellidir: Kulluk! Kulluk nedir peki? Her şey Allah ile Allah için olacak. Medeni hallerden ticarete, ziraattan siyasete, ibadetten ahlaka kadar her şey bu çerçevede olacak: Allah ile Allah için. Bunu sağlamak nasıl mümkün ise onu yapmanın adı da cihat olacak. Şeytan bunun gerçekleşmemesi için uğraşan en büyük düşmanımız olduğuna göre en büyük cihadımız da ona karşı yapılacak. Bunun için varız.

Hocam sizce bir Müslümanın hayat amacı ne olmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kesinlikle böyle bir ayrım yapılamaz. Başı örtmek Allah’ın kesin emridir. Hakkını vermek ise başka bir emirdir. Biri olmuyor diye diğerinden vazgeçemeyiz. Bu bir şeytan tuzağı olur aman dikkat edin.

Hocam başörtüsü kullanıp hakkını verememek mi yoksa hak etmek için davranışları,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanca yaşama hassasiyetinizi korumaya yardımcı olabilecek arkadaşlar tercih etmenizi tavsiye ederim. Ahlak sorunu yaşayan bir arkadaşınızdan bir süre sonra etkilenmeyeceğinizin garantisini veremezsiniz. Küsmeyin ama mesafenizi doğru ayarlayın. Kendinize güzel bir arkadaş çevresi oluşturmaya çalışın. Çok arkadaşınız değil kaliteli az arkadaşınız olsun. Yaptığınız arkadaşlıklar sizi yormasın ve yıpratmasın. https://fetvameclisi.com/fetva/gunahkar-arkadaslarimla-irtibatimi-kesmeli-miyim https://fetvameclisi.com/fetva/islami-hassasiyetlerimi-koruyabilmek-icin-insanlardan-uzak-durmam-dogru-mudur https://fetvameclisi.com/fetva/iman-ve-ahlak-sikintisi-olan-kisilerle-arkadaslik-yapilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/kisi-arkadasinin-dini-uzeredir-hadisini-nasil-anlamaliyiz

Hocam ben dinimi yaşamaya başladığımdan beri dinden uzak olan arkadaşlarımı haya

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.