İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam örnek Müslüman bir kadın nasıl olmalıdır, nelere dikkat etmelidir? Kocasına ve çocuklarına karşı sorumlulukları nelerdir? Bir de bir kadın evinde yaptığı tüm işleri Allah rızası için yapsa yaptığı işlerden sevap alır mı?

Cevap

Müslümanlığın tek ölçüsü Kur’an’dır. Herkesin Müslümanlığı yaşadığı Kur’an kadardır. Kur’an bir kenara bırakıldıktan sonra, Müslümanlığın değeri olmaz. Gözle görülüp, elle tutulacak ölçülerden söz edeceksek, genel olarak Müslümanlığın insanda görülmesi gereken karakterleri şunlardır: -İyi Müslüman salih amel yapan insandır: Salih amel, Allah’ın razı olduğu ve insanlığa yararlı olan işlerin adıdır. İbadet, infak, insanlığa faydalı bir sanat ve benzeri işler salih ameldir. -İyi Müslüman niyeti Allah rızası olan insandır: Allah için olmayan hiçbir işin değeri olmayacağı için, salih bir amel de yapılmış olsa ahiret ölçülerinde değersizdir. Onun için Müslüman, tarlasını ekerken dahi Allah rızasını amaçlar. O takdirde de kargaların tarlasından yediği bile onun hanesine sevap olarak yazılır. Kediye verdiği bir lokma ona sadaka olur. Allah rızası dışında neyi kast ederse etsin, velev ibadet görüntülü bir iş yapmış olsa dahi yaptığı boştur. -İyi Müslüman ilim sahibidir: Dinini yaşayacak kadar din ilmi, hayatını izzetli bir şekilde yaşayacak kadar beşeri ilim sahibidir. Cehaleti asla kabullenmez. Beşikten mezara kadar ilim peşindedir. Yaşlanması veya aciz düşmesi ilim yolundan geri koymaz onu. Çünkü o ilimle Allah’ın rızasını ummaktadır. -İyi Müslüman bir sosyal faaliyet içindedir: İnsanlığa faydalı herhangi bir işte muhakkak bulunur. Dernekte bulunur, vakıfta bulunur. Mahalle mescidini temizler. Düşkünlere yardım eder. Hasta ziyaret eder. Sokağını temizler. Kendinden küçük yaştakilere ilim öğretir. Ama muhakkak bir faaliyette bulunur. Bulunduğu faaliyetten maddi çıkar beklemez. Allah için yapar yaptığını. -İyi Müslüman tevekkül sahibidir: İnsan olarak yapabileceğini yapar. Onun görevi bittiyse, gönlü rahat uyur. Olanda hayır vardır diye bekler. Allah’ın işinde hikmetler arar. Ama bunu tembelliğine kılıf yapmaz. -İyi Müslüman günah ortamında durmaz: İyilerle beraber olmaya çalışır. Günah işlenen yerlerden kaçar. Her şeye rağmen bir günah işlerse derhal tevbe eder. Günahları biriktirmez. Allah’ın iyi kullarını sever. Günahkâr kullarından ve kâfirlerden nefret eder. -İyi Müslüman Kur’an hizmetkârıdır: Onu okur ve onunla amel eder olduğu gibi, onu öğreten, yayılmasına çalışan biri olarak yaşamaya gayret eder. Kur’an için ne yaptım sorusu onun zihninde her gün sorgulanan bir soru olarak kalır. Kur’an’a hizmetten doymaz. -İyi Müslüman iyiliği emreden kötülükten alıkoyandır: Sadece kendisinin iyi olmasıyla yetinmez. İyilik yayılmazsa kötülüğün yayılacağını, kötülük yayıldıktan sonra da “iyi” olmanın yeterli olmayacağını bilir. İyilerin en tabii mücahidi olmaya çalışır. Allah’tan başkasından çekinmez. Kınayıcının kınamasına aldırmaz. -İyi Müslüman ahlaklıdır: İslam’ı temsil etmenin kimlik kartında “Müslüman” yazmasıyla olmayacağını bilir. Yürüyen Kur’an, yürüyen hadis olmaya çalışır. Ahlakı da İslam toplumunun ahlakıdır. İthal ahlakı, yabancı kültürü etkin görmez. -İyi Müslüman iyi bir eştir: Eşine karşı “iyi” olmanın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin karakteri olduğunu, karakterde ona benzemedikçe, iyiliğe ulaşılamayacağını bilir. İyi eş olmak için eziyete katlanır. Sabreder. Sabrının karşılığını da Allah’tan bekler. -İyi Müslüman çok çocuk yetiştirir: Ümmete yapılabilecek en büyük hizmetin insan yetiştirmek olacağını bildiğinden, ne kadar çok çocuk yetiştirirse, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin onunla o kadar övüneceğini bilir. Çocuk yetiştirmeyi cihad mertebesinde görür. -İyi Müslüman boş işle ilgilenmez: Kendisini ilgilendirmeyen işlerle uğraşmamanın iyi Müslümanlık olduğunu bilir. -İyi Müslüman dengeli insandır: Onun ibadeti işini, işi ibadetini ezmez. İbadetinde ciddi ve yoğun olduğu gibi günlük maişetinde de ciddi ve yoğundur. Namaz kıldığı için işini aksatmaz. İşi olduğu için namazını savsaklamaz. Dünya ile ahiret arasında tam bir denge kurar. -İyi Müslüman mücahittir: Malıyla cihad eder. Bedeni ile cihad etmesi gereken yerde de bedenini Allah yolunda feda etmeye hazırdır. Can gerektiğinde de canını verir. -İyi Müslüman çok dua eder: Sadece namazlardan sonra veya hatimlerin ardından dua etmekle ya da dualara âmin demekle yetinmez. Namaz gibi, duaya da vakit ayırır. Çok dua eder. Sürekli okuduğu dua kitabı vardır. Dilini duadan kuru tutmaz. -İyi Müslüman muhasebe yapar: Hesaba çekilmeden kendini hesaba çekmesini bilir. Hatalarından dolayı helallik istemesi gerekiyorsa helallik ister. İstiğfar etmesi gerekiyorsa istiğfar eder. -İyi Müslüman ümmetinin dertleriyle ilgilenir: Onun ırkı, köyü din kardeşlerini ihmal etmesine neden olmaz. Kadından iki türlü hizmet beklenir. Birincisi kadının, erkeğinin iffetini koruması, onun cinsel ihtiyaçlarını tatmin etmesi ve bu cinsel ihtiyacın tabii bir sonucu olarak eşine çocuk vermesi hizmetidir. İkinci hizmet de, bugünkü evliliklerin neredeyse tamamen özdeş anlamı hâline gelen ev hizmetleridir. Bu hizmetler evi süpürmekten yemek pişirmeye, bulaşığa ve benzeri erkeğin “yapmayacağı” kabul edilen hizmetlere kadar uzanmaktadır. Kadının birinci hizmet türünün tartışılması gerekmiyor. Zaten evlilik esasen birinci türdeki hizmetler için vardır. İkinci türdeki hizmetlere gelince, bu türdeki hizmetler için ümmetin müçtehitlerinin iki görüş beyan ettiklerini görüyoruz. a- Büyük çoğunluğu oluşturan müçtehitlere göre kadın, kocasının ikinci türdeki hizmetlerini görmek zorunda değildir. b- Hanefi mezhebindeki müçtehitlerin içtihatlarına göre ise kadının erkeğinin ikinci türdeki hizmetlerini de görmesi dinen vazifesidir. Ancak onların getirdiği “dinen vazifesidir” kaydı, meselenin hukuka intikal etmesi durumunda kadına bir mecburiyet getirilemeyeceğine de işaret etmektedir. Ortada şöyle bir durum vardır: Kadına, erkeğinin bulaşığını yıkamayı, evini süpürmeyi, tarlasında çalışmayı emreden bir âyet ve hadis yoktur. Evet, pek çok hadiste kadının çalışmalarından, iş yapmasından söz edilmektedir ama onlar, açık bir ifade ile kadına çalışmayı emretmemektedir. Hâlbuki kadının birinci türdeki işiyle alakalı birden çok âyet ve hadis vardır ve onlar gayet açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu durum, müçtehitlerin farklı içtihatlarda bulunmalarına neden olmuştur. Bir aile içinde erkek ve kadın, neyi ne kadar yapacaklarına dair hukuki istinatlara başvurduktan sonra o ailede, İslam’ın insanlardan beklediği aile ciddiyeti bulunamaz. Meseleye vacip midir Sünnet midir mantığından önce, aile istikrarı için hangisi gereklidir şeklinde bakmak gerekiyor. Şeriatımızın kurduğu dengenin formülü şudur: Marûf ölçüsünde iş yürütmek. Marûfun en net ifadesi, karşındakini takdir etmek, kendin için istediğini onun için de istemek, kendin için hoşlanmayacağına onun için de razı olmamaktır. Buna insanlık da diyebiliriz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, “Âişe yemek yap, su ver.” gibi ifadeler kullandığını, eşlerinin de ona hizmetten zevk aldıklarını görüyoruz. İş resmiyete döküldükten sonra, bir evde haklı yoktur. Anlayış ve fedakârlık ise huzurun kaynağı, bereketin kendisidir. Buharî’nin rivayet ettiği meşhur “Hepiniz çobansınız.” hadisinde de kadın için “Kadın da eşinin evinde çobandır.” ifadesi iyi düşünülmelidir. Evet, kadına evde iş görmeyi emreden âyet yoktur, hadis yoktur ama başta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hanımları annelerimiz olmak üzere, ashabın kadınları un öğüttüler, yemek yaptılar, çamaşır yıkadılar, hayvanların bakımlarını yaptılar. Bunları da doğurdukları beş, on çocukla beraber yaptılar. Âişe annemiz radıyallahu anha, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden söz ederken: “Evinin işine yardım eder, namaz vakti geldiğinde de namaza çıkardı.” demiştir. Meselenin ruhu buradadır. Allah rızası için yapılan, içine dünyalık bir maksat karışmayan her iş değerlidir. Yeter ki Allah için yapılmış olsun, usulüne uygun yapılmış olsun. Bu ibadettir, değerlidir. Ancak; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şeriatına aykırı olan bir işten sevap beklenecek, ibadet maksatlı bir iş çıkmaz. Bu kuralımız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İyi veya normal, her türlü Müslümanlığın tek ölçüsü Kur’an’dır. Herkesin Müslümanlığı yaşadığı Kur’an kadardır. Kur’an bir kenara bırakıldıktan sonra, Müslümanlığın değeri olmaz. Gözle görülüp, elle tutulacak ölçülerden söz edeceksek, genel olarak Müslümanlığın insanda görülmesi gereken karakterleri şunlardır: İyi Müslüman salih amel yapan insandır: Salih amel, Allah’ın razı olduğu ve insanlığa yararlı olan işlerin adıdır. İbadet, infak, insanlığa faydalı bir sanat ve benzeri işler salih ameldir. İyi Müslüman niyeti Allah rızası olan insandır: Allah için olmayan hiçbir işin değeri olmayacağı için, salih bir amel de yapılmış olsa ahiret ölçülerinde değersizdir. Onun için Müslüman, tarlasını ekerken dahi Allah rızasını amaçlar. O takdirde de kargaların tarlasından yediği bile onun hanesine sevap olarak yazılır. Kediye verdiği bir lokma ona sadaka olur. Allah rızası dışında neyi kast ederse etsin, velev ibadet görüntülü bir iş yapmış olsa dahi yaptığı boştur. İyi Müslüman ilim sahibidir: Dinini yaşayacak kadar din ilmi, hayatını izzetli bir şekilde yaşayacak kadar beşeri ilim sahibidir. Cehaleti asla kabullenmez. Beşikten mezara kadar ilim peşindedir. Yaşlanması veya aciz düşmesi ilim yolundan geri koymaz onu. Çünkü o ilimle Allah’ın rızasını ummaktadır. İyi Müslüman bir sosyal faaliyet içindedir: İnsanlığa faydalı herhangi bir işte muhakkak bulunur. Dernekte bulunur, vakıfta bulunur. Mahalle mescidini temizler. Düşkünlere yardım eder. Hasta ziyaret eder. Sokağını temizler. Kendinden küçük yaştakilere ilim öğretir. Ama muhakkak bir faaliyette bulunur. Bulunduğu faaliyetten maddi çıkar beklemez. Allah için yapar yaptığını. İyi Müslüman tevekkül sahibidir: İnsan olarak yapabileceğini yapar. Onun görevi bittiyse, gönlü rahat uyur. Olanda hayır vardır diye bekler. Allah’ın işinde hikmetler arar. Ama bunu tembelliğine kılıf yapmaz. İyi Müslüman günah ortamında durmaz: İyilerle beraber olmaya çalışır. Günah işlenen yerlerden kaçar. Her şeye rağmen bir günah işlerse derhal tevbe eder. Günahları biriktirmez. Allah’ın iyi kullarını sever. Günahkâr kullarından ve kâfirlerden nefret eder. İyi Müslüman Kur’an hizmetkârıdır: Onu okur ve onunla amel eder olduğu gibi, onu öğreten, yayılmasına çalışan biri olarak yaşamaya gayret eder. Kur’an için ne yaptım sorusu onun zihninde her gün sorgulanan bir soru olarak kalır. Kur’an’a hizmetten doymaz. İyi Müslüman iyiliği emreden kötülükten alıkoyandır: Sadece kendisinin iyi olmasıyla yetinmez. İyilik yayılmazsa kötülüğün yayılacağını, kötülük yayıldıktan sonra da ‘iyi’ olmanın yeterli olmayacağını bilir. İyilerin en tabii mücahidi olmaya çalışır. Allah’tan başkasından çekinmez. Kınayıcının kınamasına aldırmaz. İyi Müslüman ahlaklıdır: İslam’ı temsil etmenin kimlik kartında ‘Müslüman’ yazmasıyla olmayacağını bilir. Yürüyen Kur’an, yürüyen hadis olmaya çalışır. Ahlakı da İslam toplumunun ahlakıdır. İthal ahlakı, yabancı kültürü etkin görmez. İyi Müslüman iyi bir eştir: Eşine karşı ‘iyi’ olmanın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin karakteri olduğunu, karakterde ona benzemedikçe, iyiliğe ulaşılamayacağını bilir. İyi eş olmak için eziyete katlanır. Sabreder. Sabrının karşılığını da Allah’tan bekler. İyi Müslüman çok çocuk yetiştirir: Ümmete yapılabilecek en büyük hizmetin insan yetiştirmek olacağını bildiğinden, ne kadar çok çocuk yetiştirirse, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin onunla o kadar övüneceğini bilir. Çocuk yetiştirmeyi cihad mertebesinde görür. İyi Müslüman boş işle ilgilenmez: Kendisini ilgilendirmeyen işlerle uğraşmamanın iyi Müslümanlık olduğunu bilir. İyi Müslüman dengeli insandır: Onun ibadeti işini, işi ibadetini ezmez. İbadetinde ciddi ve yoğun olduğu gibi günlük maişetinde de ciddi ve yoğundur. Namaz kıldığı için işini aksatmaz. İşi olduğu için namazını savsaklamaz. Dünya ile ahiret arasında tam bir denge kurar. İyi Müslüman mücahiddir: Malıyla cihad eder. Bedeni ile cihad etmesi gereken yerde de bedenini Allah yolunda feda etmeye hazırdır. Can gerektiğinde de canını verir. İyi Müslüman çok dua eder: Sadece namazlardan sonra veya hatimlerin ardından dua etmekle ya da dualara amin demekle yetinmez. Namaz gibi, duaya da vakit ayırır. Çok dua eder. Sürekli okuduğu dua kitabı vardır. Dilini duadan kuru tutmaz. İyi Müslüman muhasebe yapar: Hesaba çekilmeden kendini hesaba çekmesini bilir. Hatalarından dolayı helallik istemesi gerekiyorsa helallik ister. İstiğfar etmesi gerekiyorsa istiğfar eder. İyi Müslüman ümmetinin dertleriyle ilgilenir: Onun ırkı, köyü din kardeşlerini ihmal etmesine neden olmaz.

İyi Müslüman’ın ölçüsü nedir? Veya şu işleri yapana iyi Müslüman denir, denebile
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Şurası iyi veya burası kötü, şu zaman iyi bu zaman kötüdür dememiz doğru olmaz. Çalışan için her yer iyi, her zaman iyidir. Bize düşen, kabiliyetlerimizi iyi tespit edip çalışabilmektir. En önemlisi ihlastır. İhlas olunca Allah Teâlâ yardım ediyor. Size öncelikle tavsiyem budur; ihlâsla yola çıkın, sakın kendinizi basit görmeyin. Her mü'min, cennete adaydır. Cennete aday olmak kadar 'iyi' olmanın belgesi olan bir şey olabilir mi? Eğer evli iseniz, muhakkak eşinizin razı olacağı çalışmalar yapmalısınız. Evli değilseniz durum daha rahat demektir. Buna göre de şöyle bir çalışma yapabilirsiniz: 1- Sürekli kitap okuyun. Bir kitap okuma programınız bulunsun. Kitap okumamak, eldekini tüketmek ve yenilenmemektir. Yenilenmeyen ise zamanla hikaye anlatmaya mecbur olur. Ümmetimizin dertlerini anlatan, çözümler öneren ve aşırılığı olmayan kitaplar okuyun. Farklı hatipleri dinleyin, size en yakın tarzı tespit edince ona yoğunlaşın. Bu hususta sosyaldoku.com sitesindeki HOCA dersini izlemenizi tavsiye ederim. 2- Dine hizmette hiçbir zaman uç konularla ilgilenmeyin. Milyonda bir kişiye lazım olacak konular yerine umumu alakadar eden ana meselelerle ilgilenin. 3- İHL'lerde bayan ve erkek her hocaya bu dönemde çok ihtiyaç vardır. İffetinizi ve vakarınızı koruyabileceğiniz bir bayan bölümünde ders vermenizi zaruri görürüm. Kur'an kurslarında iş becermek sabır ve tecrübe ister. 4- Hizmet ediyor olmak asla sizin özel ibadetlerinizi gevşetmemelidir. Namazınız, Kur'an tilavetiniz, virdiniz, sılayırahiminiz gevşemesin. Bu çalışmalara dayanarak bekâr iseniz evliliğinizi de geciktirmeyin. 5- İstişare en güçlü kaynağınızdır; itimat ettiklerinizle istişareler yapın. Bize tekrar yazarsanız, muayyen bir konuyu yazın ki, istişare daha bereketli olsun. Size dualar ederiz, dinini dert edinmiş mücahide hanım!

Hocam selamünaleyküm ben ilahiyat mezunuyum. Ve Allah rızası için bir şeyler yap
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Şurası iyi veya burası kötü, şu zaman iyi bu zaman kötüdür dememiz doğru olmaz. Çalışan için her yer iyi, her zaman iyidir. Bize düşen, kabiliyetlerimizi iyi tespit edip çalışabilmektir. En önemlisi ihlastır. İhlas olunca Allah Teâlâ yardım ediyor. Size öncelikle tavsiyem budur; ihlâsla yola çıkın, sakın kendinizi basit görmeyin. Her mü'min, cennete adaydır. Cennete aday olmak kadar 'iyi' olmanın belgesi olan bir şey olabilir mi? Eğer evli iseniz, muhakkak eşinizin razı olacağı çalışmalar yapmalısınız. Evli değilseniz durum daha rahat demektir. Buna göre de şöyle bir çalışma yapabilirsiniz: 1- Sürekli kitap okuyun. Bir kitap okuma programınız bulunsun. Kitap okumamak, eldekini tüketmek ve yenilenmemektir. Yenilenmeyen ise zamanla hikaye anlatmaya mecbur olur. Ümmetimizin dertlerini anlatan, çözümler öneren ve aşırılığı olmayan kitaplar okuyun. Farklı hatipleri dinleyin, size en yakın tarzı tespit edince ona yoğunlaşın. Bu hususta sosyaldoku.com sitesindeki HOCA dersini izlemenizi tavsiye ederim. 2- Dine hizmette hiçbir zaman uç konularla ilgilenmeyin. Milyonda bir kişiye lazım olacak konular yerine umumu alakadar eden ana meselelerle ilgilenin. 3- İHL'lerde bayan ve erkek her hocaya bu dönemde çok ihtiyaç vardır. İffetinizi ve vakarınızı koruyabileceğiniz bir bayan bölümünde ders vermenizi zaruri görürüm. Kur'an kurslarında iş becermek sabır ve tecrübe ister. 4- Hizmet ediyor olmak asla sizin özel ibadetlerinizi gevşetmemelidir. Namazınız, Kur'an tilavetiniz, virdiniz, sılayırahiminiz gevşemesin. Bu çalışmalara dayanarak bekâr iseniz evliliğinizi de geciktirmeyin. 5- İstişare en güçlü kaynağınızdır; itimat ettiklerinizle istişareler yapın. Bize tekrar yazarsanız, muayyen bir konuyu yazın ki, istişare daha bereketli olsun. Size dualar ederiz, dinini dert edinmiş mücahide hanım!

Hocam selamünaleyküm ben ilahiyat mezunuyum. Allah rızası için bir şeyler yapmak
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ne soruyorsun? “Müslüman bir erkek nasıl olmalı?” Bu soruyu aslında “Müslüman nasıl olmalı?” diye sormak daha yerinde olur. Neden? Çünkü biz, erkek veya kadın, önce kuluz. Allah’ın kulları olarak bu âlemde bulunuyoruz. Kulluğumuzu beceremedikten sonra erkek veya kadın olmamız sonucu değiştirmeyecektir. Akıbet cennet olunca cinsiyet önemsiz olur. Cehennemde yanacak olduktan sonra erkeklik ne değer taşıyacak değil mi? Bizden beklenen erkeklik değil kulluktur. Allah yardımcımız olsun. Bu mantıkla baktığımızda, asrımızdaki yaşam tarzını da dikkate alarak erkek bir mü'minin önceliklerini ya da genel yaşama tarzını özetleyebilecek şu kuralları paylaşabiliriz sizinle: Bütün insanlık Allah’a kul olmaya çağrılmıştır. Erkek ve kadın, kulluğa muvaffak olduğu zaman ebedî kurtuluşa erecektir. Mücadelemiz budur; ebedî saadet sebebimiz olacak kulluk imtihanını kazanmak! Bunun karşılığında da bizi hedefimizden saptırması için İblis’e yetki ve güç verilmiştir. O da sapmamız ve hedefimizden geri kalmamız için mücadele etmektedir. Erkek mü'min, bu mücadelede İblis’e yenilmeyen insandır. Asla imanımızı ve imanımızın içini dolduran değerlerimizi ona kaptırmayacağız. Allah’a, meleklere, peygamberlere, Kitab’a, ahiret gününe ve kadere imanımızı sarsmayacağız. Hiçbir fitne ve hiçbir insan kılıklı düşman bizi bu ilkemizden saptıramayacak. İşte erkekliğin bir numaralı konusu budur. Erkek olmaya muhakkak bir anlam yüklenecekse o anlam şu olabilir: Âdem aleyhisselamın erkek çocuğusun. Kadına karşı veya erkeğe karşı olmak bir iş değildir. Adam olmak iştir. Adamlık da mü'minliğin ve insanlığın hakkını vermektir. Erkek gürültüsü de kadın gürültüsü de bir değer taşımaz. İmanımızı muhafaza ettikten sonra en önemli tutanağımız Allah’ın haramlarından kaçınmak olacak. Erkek mü'min harama bulaşmamayı korumuş mü'mindir. Bir hata olur da haramlardan biri ile yüzleşilirse ilk fırsatta tevbe ile ondan kurtulmak hedefimiz olur. Şöyle bilebiliriz: Haramlardan korunmuşluğum kadar imanım ve erkekliğim canlı demektir. Allah’ın farz olarak bize bildirdiği emirlerini eksiksiz yerine getirmek iman etmişliğimizin sonucudur. Farzlarda eksiği olmayan, olursa onu telafi etme yollarını ihmal etmeyen mü'min olmak şiarımızdır. Peygamber aleyhisselamın sünnetleri, nafileler takatimiz kadar yapmaya çalıştığımız işlerimiz olacak. İnsanî ilişkilerimizde mü'min olmanın kalitesini koruyacağız. Başta ebeveynimiz olmak üzere yakın akraba ve arkadaş çevremize mü'min insan kalitesinde insanlık göstereceğiz. Ezilip büzülmeden, yıpranmadan konuşmayı, alıp vermeyi, oturup kalkmayı becereceğiz. Allah’ın haram ettiği alanlara yaklaşmadan bize mübah kıldıklarını rahatça kullanarak insanca yaşamayı, insanlığa katkıda bulunmayı becermek görevimizdir. Bunu biz mü'min erkekler/kadınlar olarak beceremezsek insanlık yolunu kaybetmiş olacaktır. Kur'an okuma, amel etme ve tefekkür kitabımızdır. Günlük, haftalık ve aylık bir Kur'an okuma planımız olmalıdır. Bir satır da olsa okuduğumuz Kur'an, güneşin her sabah doğması gibi istikrarlı ve ciddi olacak. Farz ilimleri de okuyacağız. Din ve dünya kültürümüz için de okumamız olacak ama kendimizi zoraki âlim zannederek olmayacak bu okumalarımız. Kabiliyetimiz, iş ve aile ortamımız gibi dengeleri gözeterek okuyacağız. Gerektiğinde de okuma yerine dinlemeyi kullanabiliriz. Diploman olmalıdır. Diploman olsun ama sen diplomanın adamı olma diploma senin silahın olsun. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Arş’ın gölgesini vaat ettiği insanlardan biri “kalbi camiye kilitlenmiş” insanlardır. Belli bir vakti muhakkak camide kılmayı, cemaatle namaz eda etmeyi ciğerlerimizin solunum yapması kadar doğal görev bilmeliyiz. Zamana karşı hassas olmaya mecburuz. Dakikaların hesabını yapamadıkça ömür hesabı yapamayacağız demektir. Bunun için de mü'min arkadaş çevresi oluşturmaya gayret ederiz. Evli ve iffetli mü'min erkek mü'mindir. İffeti zedelenmiş ve tekrar ıslah edilmemiş mü'min ziyandadır. Bu zaman ve bütün zamanlar sabırla yaşanabilir zamanlardır. Diyebiliriz ki, sabrımız kadar mü'minliğimiz vardır. Sabrı bitenin imanı da erimeye yüz tutar insanlığı da. Sabır sensin ve geleceğindir. Dua et. Dua et. Dua et. Kandil akşamlarındaki toplu ve sesli duaları yeterli bulma. Onlar “olmalı” diye yapılan dualar olabilir. Sen dua et. Dua et. Yatarken, kalktığında, merdivenlerden inerken, durakta beklerken dua et. Arapça biliyorsan Arapça, bilmiyorsan bildiğin dille dua et. Kendine et, anne babana et, ailene et. Ümmetine dua et. Bir et, bin et ama dua et. Kılık kıyafetin, konuşma tarzın kör taklit olmasın. Birilerini değil mü'min selefini taklit et. Ayakkabından Batı izleri anlaşılmasın. Ceketin, tıraşın aynı şekilde sana benzesin. Elbette aileni, doğup büyüdüğün yöreni unutma. Ama ümmetinin insanı ol. Ümmetin öncelikli yaşa. Kendini Âdem aleyhisselamın çocuğu gördüğüne göre Âdem’den buyana gelenlere kardeş olmayı da bileceksin. Allah yardımcın olsun. Seni korusun ve bu merhume ümmetime bağışlasın.

Hocam Müslüman bir erkek nasıl olmalı ve neye dikkat etmeli? Nasıl giyinmeli, na
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Değerli hanım kardeş, 'Müslüman kadın çalışamaz' şeklinde bir kural koyamayız. Çalışmayı, rızık temin etmeyi erkeklere tahsis etmenin bir dayanağı yoktur. Kadın da çalışabilir, kazanabilir, servet sahibi olabilir. Sonunda da sadakalar veren, hayırlar yapan bir kadın olarak Rabb’ine gidebilir. Bunun hiçbir dinî engeli yoktur. Tekrar ediyorum: Kadının çalışmasının dinen bir engeli yoktur. Engel, kadının, kadınlığının zarar görmesindedir. Zira Müslüman toplumun, kadınını kaybetmesi ile topraklarını kaybetmesi arasında fark görmeyecek kadar önemli bir yerde görüyoruz kadını. Müslümanlar, kadınlarını iş yerlerine gönderdikten sonra nesil yetiştirme kabiliyetlerini zedelemektedirler. Bireysel şartlar, istisnai durumlar bu genel kuralı aşamaz. Kadının çalışması ile alakalı olarak şu üç tespiti yapabiliriz. Birinci tespit: Kadının fiilen bulunması zorunlu alanlar vardır. Tıp da bunların başında gelmektedir. Doğumu teşvik eden, önünde çocuk doğurmuş bir kadına, cepheden gelmiş bir gaziye dizilen övgüleri dizen, onun doğumuna katkıda bulunmaktan sevaplar uman bir 'kadın doğumcu' doktorun ne büyük bir hizmet yaptığını takdir edebiliyor musunuz? Sadece kadın doğumcular da değil. İnsan sıhhati ile alakalı her branş, kadının da o branşta bulunmasını gerektiriyor. Bunun için kadınların, zekâ ve özel şartları izin veriyorsa, Allah'ın Şeriat'ının aşılmadığı zeminlerde tıp öğrenmelerini ve ibadet niyeti ile bu işi icra etmelerini tavsiye etmekte bir sakınca görmüyoruz. İkinci tespit: Kadının, şu veya bu nedenle çalışması zorunlu olabilir. Rızkını temin etme zorluğu veya kendisinin takdir edeceği bir zorunluluk, kadını çalışmaya mecbur edebilir. Bu da olur diyeceğimiz alanda kalmaktadır. Bu durumda Müslüman hanım, en zararsız, en az yıpratan işi tercih eder ve çalışır. Buna da zaruret dairesi içinde tutabiliriz. Üçüncü tespit: Kadın çalışınca ne oluyor? Ya da kadının çalışmasını sürekli canlı bir konu olarak önümüze getirenler ne amaçlıyorlar? Bunu düşünmemiz gerekmez mi? Mesele sadece kadının da para kazanması ile sınırlandırılabilecek kadar basit görülebilir mi? Şu çıkmazlar, kadının çalışmasının ürünüdür; biz de bir mü'min olarak konuyu, daha geniş bir pencereden görmek zorundayız: - Kadının çalışması, erkeğe göre daha narin olan bedeninin yıpranması demektir. İşin sekreterlik veya santralde görevli olması ile bu sonuç değişmiyor. Bedeni yıpranan kadın insanlık için bir kayıptır. - Kadının çalışması, doğum oranının azalması demektir. Ne kadar doğurma yanlısı olursa olsun, çalışan kadın zor doğurur. - Kadının çalışması, doğurduğu çocuğu istediği gibi büyütememesi demektir. Ya eksik büyütecek ya da anne olmayan birine çocuğunu büyüttürecek. Kreşe, anaokuluna ve okula annelik yaptıracak. Bu da olduğu gibi zarardır. Kimse, anne gibi anne olamaz. - Kadının çalışması, eşi açısından yetersiz bir kadınla yaşama sonucunu getirecektir. Bu da, aile içi sorunları ateşleyecek, erkeği kadın düşmanı, kadını erkek düşmanı yapacaktır. Elinde, hesabında parası olan kadınla, eşinin kazancını yiyen kadının psikolojisi aynı değildir. Gencecik kızlar, daha baliğa olmadan boşandığında nasıl yaşayacağını hesaplayarak diploma sahibi olmayı düşünüyorlarsa önümüzde ciddi bir sorun var demektir. Neden ne olursa olsun, çalışan her kadın Ümmet için bir kayıptır. Meselenin bir de ahlâk boyutu vardır ki ona değinmeye gerek görmüyorum. Sıhhat ve afiyet içinde olmanızı dilerim.

Ben mühendislik ve işletme bölümlerini okuyan başörtülü bir hanımım. Bu yaz okul
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman standardı, ashabı kiramdır. Ya da sünnete uymaktır. Özellikle bu standart kelimelerle anlatılacaksa şu standartları sayabiliriz: Müslüman, Allah rızası için ibadet yapar, yaşar, yer ve içer. Kur’an ve sünnet iki kaynağıdır, onları tartışmaz, tartıştırmaz. Müslüman uydurmaz, uyar; uyduğu da ümmetin ilk neslidir. Müslüman ihsana koşar; ihsan en iyiyi yakalama hedefidir. Müslüman’ın ihlassız hiçbir işinde değer yoktur. Müslüman, hayrı kendisi için ve herkes için ister. İyilikte yarışır. Müslüman, umut doludur, yıkılıp sarsılmaz. Müslüman, kardeşleriyle Müslüman’dır. Rahatsız etmez, rahatsız edilmek istemez. Dinlemesini bilir, dinletir. İstişare temel siyasetidir. Özür kabul eder. Fitne durumlarında kenarda kalmasını bilir. Zorlukla karşılaşınca: ‘La havle vela kuvvete illa billah’ Nimetle buluşunca: ‘Elhamdülillah’ Enteresanlıkla karşılaşınca: ‘Sübhanellah’ Hata edince: ‘Estağfurullah,’ Daralınca: ‘Hasbunellah,’ Tevekkül anında: ‘Tevekkeltü alellah’ Musibet anında: ‘İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn.’ der. Müslüman, ebeveyninin hizmetkârıdır. Sılayı rahime dikkat eder. Müslüman, sabrı en büyük silahı olarak bilir, sabırla Allah’tan yardım diler. Edep, Müslüman’ın tacıdır. Nankör değildir, nimetlerin kadrini bilir, şükreder. İnsanlara teşekkürü vazifesi bilir. Müslüman, düşünen, aklını kullanan, basiretli, ileriyi görmeye çalışan bir insandır. Müslüman, yardımını Allah’tan bekler. Müslüman bozucu olmaz, düzelticidir. Geçinilir ve geçinebilen biridir. Müslüman emindir. Ahiret işlerini öncelikli görür ama dünyayı ihmal etmez. Yaptığı iyi işlerin erimemesi için uğraşır. İyi olmayı değil, en iyi olmayı düşünür. İnfak eder. Çocuk yetiştirmeyi bütün zamanların en önemli cihadı olarak görür. Dünyevileşme bataklığından kaçınır. Vakit israfının büyük bir afet olduğunu hiç unutmaz. Eş haklarına çok dikkatlidir; nikâhın Allah’ın adıyla kıyıldığını anlar. Akıbet endişesi sürekli zihnindedir, çok dua eder. Doyana kadar yemez. Şüpheli şeylerden kaçınır. Kendini ilgilendirmeyen işe karışmaz. Sıhhatine titizdir. İbadette, ahlâkta ve her şeyde dengelidir. Aşırılığa kaçmaz. Evine önem verir. Camiye yakın bir evde oturur, evini Kur’an uygulama merkezi gibi kullanır. Örnek olmaya çalışır. Sorumluluktan kaçınmaz, üstlendiğini yerine getirir. İnatçı değildir. Temizdir. Temizliği göstermelik değildir. Temizliğini insanların değil, meleklerin göreceğini bilerek temiz olur. Hediye verir, hediye alır. Müslüman’a eziyet olan bir işi yapmaz. Riyadan, gösterişten kaçınır. Şeytanın tuzaklarına karşı uyanıktır. Bu anlamda, faiz, zina, kumar, çıplaklık gibi afetleri şeytanın nasıl cazip hale getirdiğine dikkat eder. Okur ve dinler. Kesinlikle bir ders halkasına periyodik olarak katılır. İyiliği yaymak, kötülüğü engellemek Müslüman’ın sosyal kimliğidir. Hayrı ve sabrı tavsiye etmeyi imanının gereği bilir. Tövbekârdır. Mütevekkildir. Mütevazıdir. Asla tembel değildir. Yorulmaz, emekli olmaz, emeklemez, dik durur. Allah’ı, Peygamber’ini, ashabını, ehli beytini ve bütün mü’minleri sever. Kin gütmez. Bağışlar. Allah için sever, Allah için buğz eder. Müslüman hayâsını imanından bir parça bilir, onu kaybetmeyi imanını kaybetmek olarak bilir. Kolaylaştırır, zorlaştırmaz. Yumuşak huyludur. Merhametlidir. Zarar vermez, ikram eder. Sır yaymaz. Muruetini korur. Mutedildir. Vefalıdır. Sözünü bozmaz. Müslüman helal kazanmayı, yaşamak kadar ciddi görür. Haram lokmayı ağzına koymaz. Haramdan şiddetle kaçınır. Kur’an ezberler. Kur’an ezberlemeyi hocalara ait bir iş olarak görmez. Az da olsa sürekli ezberler ve okur. Kararlarında ciddi olur, ikide bir karar bozmaz.

İslam’dan söz edildiğinde, beş şartı gibi hep bilinen şeyler anılıyor. Özellikle

ahlak konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min bir hanım nerede bulunursa bulunsun imanı ve ahlakı ile bulunur. İmanını ve ahlakını koruma mücadelesi içerisinde bulunur. Karma ortam, senin imanını ve ahlakını zedelememelidir. Tükendiğini hissettiğin yer neresi ise orası senin bulunacağın mekân değildir. Bunu bilerek kabiliyetine göre tercih yapabilirsin. Din eğitiminde kabiliyetin varsa hafızlığı ve fıkhı, tıp eğitiminde kabiliyetin varsa tıbbı tercih edebilirsin. Kabiliyetine, ilgi alanına göre bir alan belirleyip tükenmeden, erimeden yol almak esas olandır. Allah'a emanet olasın.

Hocam ben on sekiz yaşında bir kız kardeşinizim. Bu sene nasip olursa üniversite
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Prensip olarak Müslüman hileli işte olmaz, öyle bir işe destek olmaz, deriz. Hayat prensibiz bu olmalıdır. Belirttiğiniz ortamda normal kabul ediliyorsa böyle bir iş, onu yaptığınız için haram işlediniz diyemeyiz size. Orada biraz daha az bulunmayı mesela ahlakınız açısından daha yararlı buluyor ve bulunmadığınız zamanı da daha yararlı bir işle değerlendiriyorsanız siz de öyle yapın.

Hocam üniversitede bazı hocalar devamsızlık kontrolü için alınan imzaları önemse
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Esasen tasavvuf bir ilim dalından çok DİNİ HER ALANINDA DAHA İYİ YAŞAMA arzusudur. Dolayısıyla onu bir alana sıkıştırmanın anlamı olmayabilir. Genel olarak İhya-ı Ulumuddin benzeri kitaplarda bir ahlak konusu gibi dağıtılmış görüldüğünden öyle zannedilmiş olabilir.

Hocam akait derslerinin “Ahlaki Hükümler” bölümünü alırken neden tasavvuf öğreti
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbimiz Kitab'ında bu sorunun cevabını şöyle veriyor: “Cinler ve insanları ancak kulluk etsinler diye yarattım.” Cevap bellidir: Kulluk! Kulluk nedir peki? Her şey Allah ile Allah için olacak. Medeni hallerden ticarete, ziraattan siyasete, ibadetten ahlaka kadar her şey bu çerçevede olacak: Allah ile Allah için. Bunu sağlamak nasıl mümkün ise onu yapmanın adı da cihat olacak. Şeytan bunun gerçekleşmemesi için uğraşan en büyük düşmanımız olduğuna göre en büyük cihadımız da ona karşı yapılacak. Bunun için varız.

Hocam sizce bir Müslümanın hayat amacı ne olmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanca yaşama hassasiyetinizi korumaya yardımcı olabilecek arkadaşlar tercih etmenizi tavsiye ederim. Ahlak sorunu yaşayan bir arkadaşınızdan bir süre sonra etkilenmeyeceğinizin garantisini veremezsiniz. Küsmeyin ama mesafenizi doğru ayarlayın. Kendinize güzel bir arkadaş çevresi oluşturmaya çalışın. Çok arkadaşınız değil kaliteli az arkadaşınız olsun. Yaptığınız arkadaşlıklar sizi yormasın ve yıpratmasın. https://fetvameclisi.com/fetva/gunahkar-arkadaslarimla-irtibatimi-kesmeli-miyim https://fetvameclisi.com/fetva/islami-hassasiyetlerimi-koruyabilmek-icin-insanlardan-uzak-durmam-dogru-mudur https://fetvameclisi.com/fetva/iman-ve-ahlak-sikintisi-olan-kisilerle-arkadaslik-yapilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/kisi-arkadasinin-dini-uzeredir-hadisini-nasil-anlamaliyiz

Hocam ben dinimi yaşamaya başladığımdan beri dinden uzak olan arkadaşlarımı haya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu dünya hayatında insanın önünde bulunan her şey bir fırsattır. Bu fırsat dairesine yılan bile dâhildir. Yılan bile insan için onu faydalı bir işte kullanmaya yönelik projede değerlendirmek veya yılandan zehirlenmek arasında bir tercihi vardır. Teknolojik gelişmeler de böyledir. İnsan onu kendisi ve yaşadığı evren için yararlı pozisyonda kullanmak veya günümüzde olduğu gibi insanı kendi ürettiği teknolojinin harap ettiği bir mahlûka dönüştürmek arasında kötü bir tercihe mahkûm bırakılmıştır. Bugün gelinen noktanın özeti budur. İnsan ürettiği teknoloji ile kendi hemcinsini bile parçalayabilecek bir canavara dönüşmüştür. En basit örneklerden biri olarak bugün, mutfaklarda veya ofislerde kullanılan pek çok yararlı eşyanın aslında askeri maksatlarla üretildiğini ama zamanı geçince ya da rakipler de benzerini üretince sivil kullanıma verildiğini ne yazık ki gözlerimizle müşahede ediyoruz. İlaç sektöründe de benzer şeyden söz edilebilir. İnsan ürettiği ile insanlığını geliştirmeli ama ilahlaşmaya kalkışmamalıdır. Dinsiz ve ahlâksız bir teknolojinin sonunda nereye götürebileceğini çok açık bir şekilde izliyoruz.

Hocam yapay zekâ ve robotik teknolojilerin insanların dini ve ahlaki eğitiminde

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.