Fetva Meclisi
Soru
Hocam sizce bir Müslümanın hayat amacı ne olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu tür soruların tartışmayı bitirebilecek bir cevabı yoktur. Zira öğrenmekten çok merak ve şüpheden kaynaklanır bu sorular. Bu soruda ise cevabı bizzat Kur'an’ımız veriyor: Allah bütün kullarını hatta cinleri “Ona kulluk etsinler diye yarattı.” Dolayısıyla “kulluk” yani Allah’a teslim olmuş bir hayat yaşamak yaratılış gayemizdir. Neden böyle istedi, bu şekli verdi gibi sorular ise kulluk düzeyinden bakarak yaratıcılık düzeyindeki bir sırrı çözmeye çalışmanın anlamsızlığını yansıtır. Uzak durmak gerekir. İnsanlar olarak birbirimize soru sorar gibi yaratılmışların yaratanlarına soru sormasına yeltenemeyiz. Neticede zaten var olan bir yığın şüphe fırtınasına bir rüzgâr daha ekleriz o kadar, elimize geçecek bir hakikat olmaz.
Bizim gayemiz kimseye zarar vermek, birilerini kızdırmak olamaz. Bizim en büyük hedefimiz Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır. Biz o büyük rızayı kazandığımızda ise bütün hedefler ve değerler geride kalmış olacaktır. Bu sebeple birilerine göre değil Allah’a göre hesap yapmaya mecbur bilmeliyiz kendimizi. Allah’ın razı olacağı her şey şeytanı kahreder. Şeytan kahrolunca da onun izini sürenler kahrolurlar. Kalıcı mücadele bu mantıkla yapılır/yapılmalıdır.
Sabah namazını ve yatsı namazını özellikle de cemaatle kılan, Sabah ve akşam tesbihlerini yapan, Haramlardan kaçınan, Günlük Kur'an okuyan, yapılması gerekeni yapmıştır. Onun hayatı Allah'a yönelik bir hayattır. Özel bir duaya da gerek yoktur.
Hepimiz kuluz, hepimizin bir imtihanı muhakkak vardır. İyi bir sonla ahirete gitmek için gayret etmek zorundayız. Arkadaşınız için hem dua edin hem de daha fazla destek verin. Bulunduğu ortamı değiştirmesini tavsiye edin. Bulunduğu ortamda siz yokken etki altında kaldığı kişileri ve eylemleri değiştirmelidir.
Zariyat suresinin 56. ayetinde Allah Teâlâ, bütün insanları ve cinleri 'ona kulluk etsinler diye' yarattığını buyurmaktadır. Demek ki asıl maksat kulluk edilmesidir. Evet, kulluk edecek olan insanlar ve cinlerdir. Kâinat da o kulluğu yapacak olanların mekânıdır. Tıpkı asıl maksadın namaz olması ama caminin namaz mekânı olarak inşa edilmesi gibi bir durumdur bu.
O'na itaat edelim diye yarattı. Bizim O'na ihtiyacımız olduğu için yarattı. Hoşumuza giden zevkleri de O verdi. Zorlanacağımız işleri de O emretti. Böylece kim samimi bir şekilde yaratıcısına vefa gösterecek kim de O'na nankörlük edecek bunu görmek istedi. Böylece hiç kimsenin mazeret hakkı kalmayacak ve herkes kendi işlediği amellerle cenneti ya da cehennemi hak edecek. Yaptıklarımız bizlerin şahidi olacak. Allah bunları biliyor ama bizim de mazeret etme hakkımızı kaldırıyor ve bu noktada hiç kimseyi zorlamıyor, kilitlemiyor. Her insan kendi özgür iradesiyle doğruyu ya da yanlışı tercih ediyor. İmanın hakikati de burada ortaya çıkıyor. Haramlardan kaçmak ve emredilen ibadetleri yapmak kendine zor gelen insanlar iman etmemekle çözüm bulacağını zannediyor. Gerçekten düşünen insanlar ise meseleyi idrak ediyor ve imanın tadını alıyor. Allah doğrudan ayırmasın.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Esasen tasavvuf bir ilim dalından çok DİNİ HER ALANINDA DAHA İYİ YAŞAMA arzusudur. Dolayısıyla onu bir alana sıkıştırmanın anlamı olmayabilir. Genel olarak İhya-ı Ulumuddin benzeri kitaplarda bir ahlak konusu gibi dağıtılmış görüldüğünden öyle zannedilmiş olabilir.
Kesinlikle böyle bir ayrım yapılamaz. Başı örtmek Allah’ın kesin emridir. Hakkını vermek ise başka bir emirdir. Biri olmuyor diye diğerinden vazgeçemeyiz. Bu bir şeytan tuzağı olur aman dikkat edin.
Sen, öncelikli olarak o beğenmediklerin gibi olmamak ve sürekli ilerlemek için uğraşmalısın. Hâline şükretmelisin. Sürekli kendine ve onlara dualar etmelisin. Senden nasihat isteyenlere özellikle nasihatler edip ilgilenmelisin. Seninle cedelleşen olursa ondan uzak durmalısın. Sabretmelisin. Konuştuğunun, sustuğunun, sabrının karşılığını Allah'tan beklemesini bilmelisin.
Prensip olarak Müslüman hileli işte olmaz, öyle bir işe destek olmaz, deriz. Hayat prensibiz bu olmalıdır. Belirttiğiniz ortamda normal kabul ediliyorsa böyle bir iş, onu yaptığınız için haram işlediniz diyemeyiz size. Orada biraz daha az bulunmayı mesela ahlakınız açısından daha yararlı buluyor ve bulunmadığınız zamanı da daha yararlı bir işle değerlendiriyorsanız siz de öyle yapın.
Mü'min bir hanım nerede bulunursa bulunsun imanı ve ahlakı ile bulunur. İmanını ve ahlakını koruma mücadelesi içerisinde bulunur. Karma ortam, senin imanını ve ahlakını zedelememelidir. Tükendiğini hissettiğin yer neresi ise orası senin bulunacağın mekân değildir. Bunu bilerek kabiliyetine göre tercih yapabilirsin. Din eğitiminde kabiliyetin varsa hafızlığı ve fıkhı, tıp eğitiminde kabiliyetin varsa tıbbı tercih edebilirsin. Kabiliyetine, ilgi alanına göre bir alan belirleyip tükenmeden, erimeden yol almak esas olandır. Allah'a emanet olasın.
Biz namazı zahiri şartlarına yani kitaplarda tarif edilen namaz kurallarına göre kılarız. Bir eksiğimiz yoksa namazda, onun kabul olacağını umut ederiz. Daha sonra o kıldığımız namazın bize kazandırması gerekenlere dikkat ederiz. Mesela namazın bizi kötülüklerden alıkoyması gerekir, onu kıldığımız namazdan bekleriz. O beklenti gerçekleşsin veya gerçekleşmesin biz namaza devam etmek zorundayız. Eğer gerçekleşmedi ise beklentimiz, bizim namaz heyecanımızın artma sebebi olmalıdır. Zira bizim vazifemiz bize emredileni yapmaya devam etmektir. Allah Teâlâ amellerimizi en iyi şekilde yapmaya bizi muvaffak kılsın.