Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim okulda öğretmenlerin kafasına bir şey takıldı ve yanıt vermede biraz eksik kaldık, size sorma gereği hissettim. “Allah’ın bize ihtiyacı mı vardı da yarattı? Bizi yaratmasındaki amaç neydi?” Şimdiden Allah razı olsun sizden.
Cevap
Benzer fetvalar
O'na itaat edelim diye yarattı. Bizim O'na ihtiyacımız olduğu için yarattı. Hoşumuza giden zevkleri de O verdi. Zorlanacağımız işleri de O emretti. Böylece kim samimi bir şekilde yaratıcısına vefa gösterecek kim de O'na nankörlük edecek bunu görmek istedi. Böylece hiç kimsenin mazeret hakkı kalmayacak ve herkes kendi işlediği amellerle cenneti ya da cehennemi hak edecek. Yaptıklarımız bizlerin şahidi olacak. Allah bunları biliyor ama bizim de mazeret etme hakkımızı kaldırıyor ve bu noktada hiç kimseyi zorlamıyor, kilitlemiyor. Her insan kendi özgür iradesiyle doğruyu ya da yanlışı tercih ediyor. İmanın hakikati de burada ortaya çıkıyor. Haramlardan kaçmak ve emredilen ibadetleri yapmak kendine zor gelen insanlar iman etmemekle çözüm bulacağını zannediyor. Gerçekten düşünen insanlar ise meseleyi idrak ediyor ve imanın tadını alıyor. Allah doğrudan ayırmasın.
Rabbimiz Kitab'ında bu sorunun cevabını şöyle veriyor: “Cinler ve insanları ancak kulluk etsinler diye yarattım.” Cevap bellidir: Kulluk! Kulluk nedir peki? Her şey Allah ile Allah için olacak. Medeni hallerden ticarete, ziraattan siyasete, ibadetten ahlaka kadar her şey bu çerçevede olacak: Allah ile Allah için. Bunu sağlamak nasıl mümkün ise onu yapmanın adı da cihat olacak. Şeytan bunun gerçekleşmemesi için uğraşan en büyük düşmanımız olduğuna göre en büyük cihadımız da ona karşı yapılacak. Bunun için varız.
Siz sadece görüp, duyduğunuz hayvanları bilebiliyorsunuz. Bir de bilmediğimiz nice hayvanlar var. Biz ve bizim dışımızdaki bütün mahlûkat bir bütün olarak Allah'ın mülküyüz. Biz bu dünyanın sahibi değiliz. Sadece bir süreliğine misafir olarak bulunuyoruz burada. Misafirin ev sahibinin mülkünde bilmesi gereken şeyler sınırlıdır. Belki de bildiklerimiz bilmediklerimizin yanında bir hiçtir. Sorunuzdaki bölüme yüzlerce cevap verilse hiçbiri net ve kesin cevap olamaz. Zira hepsi tahmindir. Allah Teâlâ dilemiş ve yaratmıştır. Açıklamadığı hikmeti bizim açıklayıcı bilgi ile donatmamız mümkün olmaz. Rabbimizin büyüklüğüne ve her işte bir hikmeti olacağına iman eder ve rahat ederiz. Bilimsel olarak yararı olacak araştırmaları ise yapmamızda sakınca yoktur.
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
Evlenir evlenmez çocuk sahibi olma diye bir şart yoktur. Hazır hissedememek veya evlenmenin tadını yaşamak gibi bir gerekçe ile de ertelenebilir çocuk talebi. Bu noktada sorun yoktur. Sorun anne veya babanın kendisini ‘dilediğinde çocuk yapar, dilemezse yapmaz’ edasında görmesindedir. Orada ifade edilen budur. Allah’a emanet olunuz.
Sizin kaçırdığınız, biz dalarsak bizim kaçıracağımız nokta şudur: Şu anda sizin ahiret kazancınız bakımından böyle bir incelemenin size ne katkısı olacak? Namazdan cihada kadar yaşamamız gereken kulluğumuzun ne kadarını dolduracak bu tartışma? “Hiç” kadarını dolduracak demeye mecburuz. Mü'minler olarak şu fani dünyanın en perişan kitlesini temsil ediyor olduğumuz bir zamanda değil miyiz? Bu sebeple, günün birinde tartışma meselesi olmuş bir konuyu bugün zihninizi meşgul eden işler arasında görmeniz sizin açınızdan bir kayıptır. Bu kaybı telafi etmek zorundasınız. Şahsen benim bakışım bu şekildedir. Size de bunu tavsiye ederim. Duanızı bekliyorum. Allah’a emanet olunuz.
imtihan konusundaki diğer fetvalar
Oruç, İslam dininin esaslarından biridir yani Müslüman olmanın gereklerinden biridir. Ramazan orucunu terk etmek İslam dininin bir temelini yıkmaktır. Aklı başında buluğ çağına ermiş bir Müslüman Ramazan’da oruçlu olmak zorundadır. Seferi olanlar, hamile/emzikli kadınlar, hastalar, çok yaşlılar ve dinen oruç tutması caiz olmayan aybaşı ve lohusa kadınlar dışında herkes oruçlu olmak zorundadır. İmtihan oruç için özür sayılabilecek durumlar arasında yoktur. İmtihanın gerekçe yapılarak orucun ertelenmesi kabul edilemez. İmtihan anında açlıktan ötürü zor duruma düşen için o anda orucu açma ruhsatı oluşması mümkündür.
Bulunduğun üniversitede nerede bu sorun yoktur acaba? Sen kendini tam olarak bir iman imtihanının ortasında bilerek ve gereğini de yaparak yaşamalısın. Allah yardımcın olsun.
Bu düşüncenin makul bir tarafı yoktur. Bir kere imtihanlar umumiyetle sabah saatlerindedir. İnsanların henüz açlığı tam olarak hissetmedikleri saatlerde orucun etki etmesinden söz etmek bile zordur. Güzel bir sahur yemeği ile öğlen saatlerine kadar beyni etkileyecek bir açlık oluşmaz. Din, şu veya bu ihtiyaca göre şekillenmez. İmtihanınız var ya, işte bu da bir imtihan; orucu nereye koyacağınızın imtihanı!