Fetva Meclisi
Soru
Hocam bizim elimizdeki bu tutabildiğimiz somut olan Kur’an, bir ağaçtan elde edilen kâğıtlara yazılmış yani başlangıcı var, mahlûktur. Sözlerine, soyut kısma gelince onlarda var olabilmek için ve bizim böyle bir şeyden söz edebilmemiz için yaratılmaya ihtiyaç duyarlar. Yani Levh-i Mahfûz’da yazsa dahi yaratılmıştırlar. Allah Teâlâ dışındaki her şeye mahlûk diyorsak. Âlimlerin bu davayı yürütürken düşünceleri neydi? Ne niyetteydiler ve benim kaçırdığım nokta neresidir?
Cevap
Benzer fetvalar
Alakanıza teşekkür ederim. Bir kere daha tekrara gerek yok zannederim, biz bu sitede ilmi bir çalışma yapmıyoruz. Doğru bildiğimizi HALK KÜLTÜRÜ DÜZEYİNDE mü’min kardeşlerimize taşıyoruz. Şunu bilmelisiniz: Verilen kaynağı anlayacak düzeyde olan birinin bu sitede verilecek bir bilgiye zaten ihtiyacı yoktur. Kaynak inceleme imkânı olmayan için ise o kaynaklandırma sadece yer ve zaman israfı niteliğindedir. O kardeşlerimiz, bu siteden bilgi edinmek mecburiyetinde değildirler. Zaten ilmi manada bir site de değildir. Herkes kendine uygun olanı bulmalıdır. Bu siteden dini için istifade edenlerin düzeyi budur, biz onların duasını alıyoruz. Kendimize bunu vazife bildik. Bir diğer kardeşimiz de o kardeşlerimizin ihtiyacı olanı hazırlar, böylece de herkes vazifesini yapmış olur. Allah yardımcımız olsun, duanızı beklerim.
Görüntüsü güzel bir iş bu. Allah ise görüntüye bakmaz, yüreklerdeki hasrete bakar. O grup kaç kişi ise onların toplamının yerine sizden birinin gece kalkıp ihlasla okuduğu bir sahife Kur'an çok daha bereketlidir. Belki de dünyayı berekete boğar o tek sayfa. Dini böyle törenlere, bilgisayar programlarına ayarlamak hatadır. Bir ağabey olarak görebilirseniz beni size tavsiyem, bu programı haftada bir veya iki gün bir camide sabah namazında buluşmaya çevirin, çok daha feyizli bir iş yaparsınız. Size dualar ederim. Allah Teâlâ niyetinize bereket, size himmet ihsan etsin.
Siz olayı kendi zaviyenizden değerlendirdiğiniz için haklı duruyorsunuz. Eğer sadece siz sözkonusu iseniz ben de size katılıyorum. Hatta şehre bile inmeyin, köylerde yaşayın. Ama biz, sadece bizim için yaşamıyoruz. Eğer dinimiz, bizim çalışmamızla veya bir dağda boşu boşuna durmamızla bile kazanan taraf olacaksa çaresiz dinimiz için olanı yapacağız; oturamayız, uyuyamayız. Olaya sizin veya ailenizin gözüyle bakmamaya çalışın. Bir Müslüman olarak görmeniz daha doğru olur. Elbette bu süreçte hak için başlayıp batıl için yol almamaya da özen göstereceğiz. Gayretlerinizin artmasını temenni ediyorum. Allah’a emanet olunuz.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
Bizim bu sitedeki hizmetimiz bir devlet hizmeti değildir. Allah rızası için bilebildiğimizi, becerebildiğimizi kardeşlerimize aktarıyoruz. Her şeye cevap yetiştirmek görevimiz olmadığı gibi takatimiz da yoktur böyle bir işe. Becerebildiğimiz kadarını yapıyoruz. Eksiğimizi ve hatamızı kabul ederiz, daha iyisini yapmak için uğraşırız ama haddimizi bilmek zorundayız. Dua edin Rabbim daha iyisine muvaffak etsin.
Yaptığın yanlış ve günah bir iştir. Ama onun gibi bir günah iş de Allah’tan umut kesmendir. Ne olursa olsun, ne kadar olursa olsun, nerede olursa olsun sen tevbede samimi olduğun sürece Allah’ın kapısı sana açıktır. Zaten senin tek kurtuluşun Allah’ın kapısıdır, onun rahmet ve mağfireti seni kurtaracaktır. Sen ise o kapıyı ihmal ediyorsun veya yanlış değerlendiriyorsun. Önce bundan kurtul yani Allah beni sildi deme aksine o varken ben kurtulurum de. Böyle bakmaya çalış. Böyle bir direnç gösterirsen biiznillah takıldığın şeyi de bırakırsın. Kendine farklı meşguliyetler üret. O his sana ne zamanlar ve nerelerde geliyor olduğunu tespit et. Sen de o zaman ve durumları başka şeylerle doldur. Namazlarına dikkat et. Çokça Kur'an oku. Zikirler yap. Allah yardımcın olsun.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Neden olmasın, olabilir elbette. Allah mübarek etsin sizin için. Yalnız bu, ahirette sizi kurtarıcı bir belge olmaz. Gördüğünüzün doğruluğu da garanti edilemez. Görmüş olun, size moral olsun ama takılıp kalmayın.
Bu bir çocukluktur; vaktini iyi değerlendirmemekten, ahirete yönelik hesapları olmamaktan, namaz başta olmak üzere ibadetleri ihmal etmemekten kaynaklanır. Ahiret üzerine yoğunlaşmış bir faaliyet alanı oluştur kendine. Arkadaş çevreni değiştir. Oturup kalktığında üniversiteyi put gibi konuşanlardan uzak dur. Namazlarına dikkat et, camiye git. Kur'an oku. Bir din meclisine katıl, ders dinle. Geçer biiznillah.
Sevgili kardeşim, size şunu söyleyeyim: Sıradan bir vatandaşın, uzayda bir gezegeni çay içerken konuşması, tenkit etmesi ne kadar anlamlı bir iş olabilirse bizim ve sizin gibi nesillerin bu tür konuları konuşması da o kadar anlamlı olabilir. İnsanlığın hâlini görmüyor musunuz? Gençliğin imanı nerede merak etmiyor musunuz? İffet nerede, Kur’an’ımızın yaşanması ne olacak? Bunlar gibi yüzlerce evrensel çapta sorunumuz varken, bu soru gülünç durmuyor mu? Size tavsiyem şudur: Ahirette size direkt veya dolaylı hiçbir faydası olmayacak bu tür tartışmalardan uzak durunuz. Bunun yerine bir sahife Kur’an okuyun. Allah’a emanet ederim sizi.
Bu hususta sizin de tespit ettiğiniz önceki âlimlerin dillendirdiğinden başka bir şey bilmiyorum.
Yavrum, din de garip oldu dinine sahip çıkmak isteyen samimi mümin de. Sen değil sadece, bir koca dünya bu hale geldi. Ama ben biliyorum ve inanıyorum ki, gökler başımızın üstünde duruyorsa senin ve senin gibilerin bu filizlenmeye başlayan imanı sayesindedir. Seni tebrik ediyorum, bağrıma basıyorum. Allah sana umduklarından daha güzelini versin. Seni Ashab-ı Kiramla beraber cennetlerde buluştursun güzel gencim benim. Bu güzel imanınla yaşarken bana da dua etmeni isterim senden. Sabret ve kazan. Öncekiler de sabrederek kazandılar. Yılmadılar, yorulduk demediler. Kulluktur bu. Kulluk da olduğu gibi imtihandır. Şöyle bir plan yap: Bir kere ne olursa olsun annen ve babana karşı edebini asla bozmayacaksın. Dünya yıkılsa yeniden kurulsa sen onların çocuğusun, onlara karşı saygılı olman, önlerinde el pençe durman senin imanının gereğidir. Şeytan yer yer zihnini karıştırıp güya iman adına sana onlara karşı edepsizlik telkin edebilir, defet onu gitsin. Ne olursa olsun, yer neresi olursa olsun, onlar sana ne yaparsa yapsınlar birinci kuralın bu olacak. Zor ama mümin için gerekli bir noktadır bu. İkinci işin şu olsun: Dayınlar, halanlar ve benzeri yakınlarla o tür haramların ezilmek istendiği ortamlarda asgari yani olabilecek en az düzeyde de olsa bağlantıyı sürdür. Kopman doğru değildir. Kimse sana iki saat otur o mecliste demez zaten. Hoş geldiniz de ve su getirmeye git, çay getirmeye git ve odana çekil. Bunu da becereceksin. Bunu böyle yapmazsan adını bin bir yalanla birleştirir seni hırpalayabilirler. Üçüncü işin şu olsun: Allah'ın kesin haramlarından birini asla yapma. Haram tokalaşma yapma. Yalan konuşma, yalana şahitlik etme, yalan dinleme mesela. Bu konuda seni dövseler de se böyle ol, bağırsalar da böyle ol. Dördüncü işin: Evde kendine okuma, el işi veya benzeri bir üretim alanı çıkar. Odana çekildiğinde o işi yaptığını, o nedenle ortamı terk ettiğini bilsinler. Beşinci ve en kritik işin: Bu durumu kimse ile tartışma. Sorduklarında “eh, üh” de ama tartışma. Birilerini ikna etmeye çalıştığını zannedersin ama yıpranır ve eskirsin. Şeytan her tartışmadan sonra seni biraz daha eskitir. Seni uyarayım: Tartışmamak çok zordur, “öfke baldan tatlı imiş” derler ya, öyle bir şeydir bu. Ama sen, mümin gencim benim, sen imanın fidanısın biiznillah. Senin önünde zor olmaz. Bütün bu yaptıklarının karşılığını Rabbin verecektir. Beklediğinden daha fazlası ile verecektir. Aç göğsünü Rabbine, bak sana ne huzurlu anlar yaşatacak, bak ve gör güzel gencim. Seni Allah Teâlâ'ya emanet ederim.
Bir şeyin bu dünyada mü'mine yarıyor olması onun ahiretine de yaraması demektir. Bu dünya ahiretin tarlası değil mi?