Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben dün gece rüyamda hem Hz. İsa peygamberimi hem de Hz. İbrahim peygamberimi gördüm. Böyle bir şey olabilir mi, neticede ben de bir Allah’ın kuluyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu yanlış yapıyorsunuz. Peygamberlerden başka kimsenin rüyası bağlayıcı değildir. Sizinki bir nebze psikolojik gibi durmaktadır. Rüya yerine maddi dayanaklara dayanın. Mesela araştırın, soruşturun. Bu şekilde ilerlerseniz zamanla kendi kendinize rüya geliştirir, her şeyi gece yatakta uyurken çözdüğünü veya keşfettiğini vehmeden bir hastalığa yakalanırsınız. Siz daldıkça rüya da derinleşir sizde. Dikkat ediniz.
Selamünaleyküm. Şemail kitaplarını okudu iseniz, gördüğünüz rüyanın değeri olur.
Bu rüyanızda gördüğünüz Peygamber aleyhisselam efendimiz değildi. Dolayısıyla endişe etmeniz de gerekmez. Peygamber aleyhisselam efendimizi gündüz gözüyle onun dini üzerinden görmeye bakınız. Allah Teâlâ hepimizin akıbetini hayır etsin.
Aleykümselam. Rüyaların değeri yoktur. Aklınızı kullanın. Memlekete de takılmayın, rüyaya da.
Aleykümselam. Bu tür rekabetlerde bereket yoktur. Biz ahlâkımızı sevgili Peygamber aleyhisselam efendimize benzeterek en güzel karşılığı vermiş olmalıyız. Yaptığınız sakıncalı değilse de elzem bir şey de değildir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi rüyada görmek mübarektir. Ancak bu görme, onun Şemail'de zikredilen nübüvvet günlerine ait şekli olmalıdır. İnşaallah onu da görürsünüz. Bu bir başlangıcınız olsun.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Sizin kaçırdığınız, biz dalarsak bizim kaçıracağımız nokta şudur: Şu anda sizin ahiret kazancınız bakımından böyle bir incelemenin size ne katkısı olacak? Namazdan cihada kadar yaşamamız gereken kulluğumuzun ne kadarını dolduracak bu tartışma? “Hiç” kadarını dolduracak demeye mecburuz. Mü'minler olarak şu fani dünyanın en perişan kitlesini temsil ediyor olduğumuz bir zamanda değil miyiz? Bu sebeple, günün birinde tartışma meselesi olmuş bir konuyu bugün zihninizi meşgul eden işler arasında görmeniz sizin açınızdan bir kayıptır. Bu kaybı telafi etmek zorundasınız. Şahsen benim bakışım bu şekildedir. Size de bunu tavsiye ederim. Duanızı bekliyorum. Allah’a emanet olunuz.
Bu bir çocukluktur; vaktini iyi değerlendirmemekten, ahirete yönelik hesapları olmamaktan, namaz başta olmak üzere ibadetleri ihmal etmemekten kaynaklanır. Ahiret üzerine yoğunlaşmış bir faaliyet alanı oluştur kendine. Arkadaş çevreni değiştir. Oturup kalktığında üniversiteyi put gibi konuşanlardan uzak dur. Namazlarına dikkat et, camiye git. Kur'an oku. Bir din meclisine katıl, ders dinle. Geçer biiznillah.
Sevgili kardeşim, size şunu söyleyeyim: Sıradan bir vatandaşın, uzayda bir gezegeni çay içerken konuşması, tenkit etmesi ne kadar anlamlı bir iş olabilirse bizim ve sizin gibi nesillerin bu tür konuları konuşması da o kadar anlamlı olabilir. İnsanlığın hâlini görmüyor musunuz? Gençliğin imanı nerede merak etmiyor musunuz? İffet nerede, Kur’an’ımızın yaşanması ne olacak? Bunlar gibi yüzlerce evrensel çapta sorunumuz varken, bu soru gülünç durmuyor mu? Size tavsiyem şudur: Ahirette size direkt veya dolaylı hiçbir faydası olmayacak bu tür tartışmalardan uzak durunuz. Bunun yerine bir sahife Kur’an okuyun. Allah’a emanet ederim sizi.
Bu hususta sizin de tespit ettiğiniz önceki âlimlerin dillendirdiğinden başka bir şey bilmiyorum.
Yavrum, din de garip oldu dinine sahip çıkmak isteyen samimi mümin de. Sen değil sadece, bir koca dünya bu hale geldi. Ama ben biliyorum ve inanıyorum ki, gökler başımızın üstünde duruyorsa senin ve senin gibilerin bu filizlenmeye başlayan imanı sayesindedir. Seni tebrik ediyorum, bağrıma basıyorum. Allah sana umduklarından daha güzelini versin. Seni Ashab-ı Kiramla beraber cennetlerde buluştursun güzel gencim benim. Bu güzel imanınla yaşarken bana da dua etmeni isterim senden. Sabret ve kazan. Öncekiler de sabrederek kazandılar. Yılmadılar, yorulduk demediler. Kulluktur bu. Kulluk da olduğu gibi imtihandır. Şöyle bir plan yap: Bir kere ne olursa olsun annen ve babana karşı edebini asla bozmayacaksın. Dünya yıkılsa yeniden kurulsa sen onların çocuğusun, onlara karşı saygılı olman, önlerinde el pençe durman senin imanının gereğidir. Şeytan yer yer zihnini karıştırıp güya iman adına sana onlara karşı edepsizlik telkin edebilir, defet onu gitsin. Ne olursa olsun, yer neresi olursa olsun, onlar sana ne yaparsa yapsınlar birinci kuralın bu olacak. Zor ama mümin için gerekli bir noktadır bu. İkinci işin şu olsun: Dayınlar, halanlar ve benzeri yakınlarla o tür haramların ezilmek istendiği ortamlarda asgari yani olabilecek en az düzeyde de olsa bağlantıyı sürdür. Kopman doğru değildir. Kimse sana iki saat otur o mecliste demez zaten. Hoş geldiniz de ve su getirmeye git, çay getirmeye git ve odana çekil. Bunu da becereceksin. Bunu böyle yapmazsan adını bin bir yalanla birleştirir seni hırpalayabilirler. Üçüncü işin şu olsun: Allah'ın kesin haramlarından birini asla yapma. Haram tokalaşma yapma. Yalan konuşma, yalana şahitlik etme, yalan dinleme mesela. Bu konuda seni dövseler de se böyle ol, bağırsalar da böyle ol. Dördüncü işin: Evde kendine okuma, el işi veya benzeri bir üretim alanı çıkar. Odana çekildiğinde o işi yaptığını, o nedenle ortamı terk ettiğini bilsinler. Beşinci ve en kritik işin: Bu durumu kimse ile tartışma. Sorduklarında “eh, üh” de ama tartışma. Birilerini ikna etmeye çalıştığını zannedersin ama yıpranır ve eskirsin. Şeytan her tartışmadan sonra seni biraz daha eskitir. Seni uyarayım: Tartışmamak çok zordur, “öfke baldan tatlı imiş” derler ya, öyle bir şeydir bu. Ama sen, mümin gencim benim, sen imanın fidanısın biiznillah. Senin önünde zor olmaz. Bütün bu yaptıklarının karşılığını Rabbin verecektir. Beklediğinden daha fazlası ile verecektir. Aç göğsünü Rabbine, bak sana ne huzurlu anlar yaşatacak, bak ve gör güzel gencim. Seni Allah Teâlâ'ya emanet ederim.
Bir şeyin bu dünyada mü'mine yarıyor olması onun ahiretine de yaraması demektir. Bu dünya ahiretin tarlası değil mi?