Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben iyi bir üniversitede kendimce İslam’ı yasamaya çalışan bir gencim. Bu yolda beraber yürümeye çalıştığım kardeşlerim var fakat aramızda bazı problemler var. Ben arkadaşımı bazen kıskanıyorum ondan daha iyi bir üniversitede okumama rağmen onun iyi bir üniversitede okumasını candan isteyemiyorum. Dünyevi birçok konuda ondan daha iyi olmama rağmen onun dünyevi olarak yükselmesine tahammül edemiyorum. Bunları düşününce de acaba Allah beni sevmiyor mu gibi şeyler geliyor aklıma. Düşünmekten çıldırmak üzereyim. Tavsiyelerinizi bekliyorum. Bana yardımcı olun lütfen.
Cevap
Benzer fetvalar
Namazdan daha iyi başlanacak bir yer yoktur. Mü'min bir insan olarak namazla yükselişe geçebilirsin. Kur'an da senin enerjin olur biiznillah. Şeytan seni, iyi kılamamak veya iyi okuyamamakla oyalarken senin “KİM EN İYİSİNİ YAPABİLİYOR Kİ?” diye sorman gerekir. İyi değil dediğin zaman şunu unutma: İyiye o acemilikle ulaşılıyor. İyi değil diye bıraktığında merdiveni atmış oluyorsun. Tırmanma şansın da sıfır oluyor. İyinin peşinde olma heyecanını eksiltme, devam et. Bir ders halkasına da muhakkak katıl.
Bütün günah çeşitleri için geçerlidir bu örnek; insan kendisini boş vakitli, boş fikirli ve boş projeli tutarsa şeytan onu hatalarla doldurur, günahlarla kaydırır. Kardeşinizin yaşı başına uygun işlerle gününü doldurun. Okusun, yazsın, çalışsın, spor yapsın ama boş kalmasın. Bir de arkadaş çevresini değiştirsin. Tevbe ettiğine inanmak istiyorsa arkadaşlarını değiştirsin. Yeni arkadaşlar bulsun kendine. Namazları başta olmak üzere ibadetlerine ciddiyet kazandırsın. Her gün Kur'an okusun muhakkak.
Aleykümselam. Mevcut ortamın getireceği sonuç buydu zaten. Allah yardımcınız olsun. Bu noktada sertlikle yapabileceğiniz bir şey yoktur. Kardeşinizin gönlüne girerek, tatlı konuşarak ve uzun zamana yayarak nasihat etme yolunu tercih edin. Daha çabuk etki edersiniz. Onu gizli iş yapmaya itmeyin.
Selamünaleyküm. Bu tehlikenin bulunmadığı bir yer yoktur. Üniversite öyle olduğu gibi cami de öyledir. Kul, gaflete düşerse camide de kendini kaybedebilir. Bu açıdan yere değil kendinize bakın. Bir an imtihan ortamının dışında olmadığınızı bildikten sonra biiznillah korunursunuz. Yalnız kalmayın, kulluk şuurunu hatırlatan bir kardeş çevresinde bulunmaya çalışın. Tavizin küçüğü büyüğü diye ayırmadan dininize sahip çıkın. Küçük tavizlerin de büyüyebileceğini unutmayın.
Sorununuz çevreden kaynaklanıyor. Bulunduğunuz arkadaş çevresini değiştirin. Nasıl olmak istiyorsanız öyle bir çevreye bağlanın. Ayrıca namazları camilerde kılmaya çalışın. Okuduğunuz kitap stilini değiştirin. Mesela felsefi okuyorsanız klasik okuyun. Kitap okumuyorsanız o zaman kitap okumaya çalışın. Sabah ve akşam tesbihatı yapmaya gayret edin.
Bunların önemli bir bölümü vaktin sana fazla geldiği için oluyor. Daha fazla çalış, yorul, oku, gez, namaz kıl; vaktini daha çok doldur. Kur'an oku. Kur'an ezberle. Bir dakikan bile boş olmamalıdır. Yatağa girdiğinde hemen uyuyacak şekilde yorulmalısın.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Bu hususta sizin de tespit ettiğiniz önceki âlimlerin dillendirdiğinden başka bir şey bilmiyorum.
Sizin kaçırdığınız, biz dalarsak bizim kaçıracağımız nokta şudur: Şu anda sizin ahiret kazancınız bakımından böyle bir incelemenin size ne katkısı olacak? Namazdan cihada kadar yaşamamız gereken kulluğumuzun ne kadarını dolduracak bu tartışma? “Hiç” kadarını dolduracak demeye mecburuz. Mü'minler olarak şu fani dünyanın en perişan kitlesini temsil ediyor olduğumuz bir zamanda değil miyiz? Bu sebeple, günün birinde tartışma meselesi olmuş bir konuyu bugün zihninizi meşgul eden işler arasında görmeniz sizin açınızdan bir kayıptır. Bu kaybı telafi etmek zorundasınız. Şahsen benim bakışım bu şekildedir. Size de bunu tavsiye ederim. Duanızı bekliyorum. Allah’a emanet olunuz.
Neden olmasın, olabilir elbette. Allah mübarek etsin sizin için. Yalnız bu, ahirette sizi kurtarıcı bir belge olmaz. Gördüğünüzün doğruluğu da garanti edilemez. Görmüş olun, size moral olsun ama takılıp kalmayın.
Elbette bunun ne zaman olacağını bilmekten önce hesaba hazırlanmanın daha önemli ve öncelikli olacağını bilmek gerekir. Asıl iş bu olmalıdır. Hesap iki kademelidir: Kabirde bir hesap vardır. Bu hesabın sonucuna göre de kabirde azap veya nimet vardır. İkinci hesap da ahiretteki hesaptır ve asıl karşılıklar da o hesaptan sonra verilecektir. Kabirdeki hesabın sonucu bir nebze ahiretteki hesabın sonucunu da gösterebilmektedir. Cennet veya cehennem bu hesaptan sonradır.
Dünyadaki GÜN hesabı dünya, güneş ve belli bir yörüngedeki dönüş üzerinden hesaplanmaktadır. Dünyadaki gün kavramı diğer gezegenler için bile geçerli değildir. Ahirette ise bu sistem böyle olmayacaktır. Nasıl olacağını da Allah Teâlâ’dan başkası bilemez. Dünya ve evrendeki sistem tamamen değişecek adeta yeni bir evren ve yeni bir takvim kurulacak ahirette. Ahiretteki gün ile alakalı olarak şu bilgileri değerlendirebiliriz: Hac suresinin 47. ayetinde ve Secde suresinin 5. ayetinde ahiretteki günün dünyadaki BİN SENE KADAR olacağı bildirilirken Mearic suresinin 4. ayetinde ise o zamanki günün ELLİ BİN SENE olacağı bildiriliyor. Bundan da anlaşılıyor ki ahirette sadece Allah’ın bilebileceği ve onun hikmetinden kaynaklanan farklı durumlar olacaktır. Bunu biz gayba ait bilgilerden olarak görmeliyiz. Gayba ait olmak ise Allah’ın bildirmesi dışında bilemeyeceğimiz anlamına gelmektedir. Aynı kural, dünyanın yaratılması ile ilgili Kur'an ayetleri için de geçerlidir. Dünyanın altı günde yaratıldığını bildiren âyetlerdeki altı rakamını ve gün bilgisini Allah’a havale etmemiz yani insan aklı ile irdelememiz gerekmektedir. Ayetlerde geçen gün ifadesinin ne anlama geleceğini müfessirler farklı şekillerde yorumlamışlardır. Olduğu gibi hakikat olarak yani âyetlerde zikredilen rakamlar olarak anlayan da olmuştur, farklı mecazi anlamlar düşünenler de olmuştur. En isabetli olanın âyetlerde geçen günlerin anlaşıldığı rakamlar ve şekillerle anlaşılmasının olacağını zannederiz.
Sevgili kardeşim, size şunu söyleyeyim: Sıradan bir vatandaşın, uzayda bir gezegeni çay içerken konuşması, tenkit etmesi ne kadar anlamlı bir iş olabilirse bizim ve sizin gibi nesillerin bu tür konuları konuşması da o kadar anlamlı olabilir. İnsanlığın hâlini görmüyor musunuz? Gençliğin imanı nerede merak etmiyor musunuz? İffet nerede, Kur’an’ımızın yaşanması ne olacak? Bunlar gibi yüzlerce evrensel çapta sorunumuz varken, bu soru gülünç durmuyor mu? Size tavsiyem şudur: Ahirette size direkt veya dolaylı hiçbir faydası olmayacak bu tür tartışmalardan uzak durunuz. Bunun yerine bir sahife Kur’an okuyun. Allah’a emanet ederim sizi.