İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam ahiretteki günlerin süresi ne kadardır? Buradaki ölçülerle benzeşen yanları var mıdır?

Cevap

Dünyadaki GÜN hesabı dünya, güneş ve belli bir yörüngedeki dönüş üzerinden hesaplanmaktadır. Dünyadaki gün kavramı diğer gezegenler için bile geçerli değildir. Ahirette ise bu sistem böyle olmayacaktır. Nasıl olacağını da Allah Teâlâ’dan başkası bilemez. Dünya ve evrendeki sistem tamamen değişecek adeta yeni bir evren ve yeni bir takvim kurulacak ahirette. Ahiretteki gün ile alakalı olarak şu bilgileri değerlendirebiliriz: Hac suresinin 47. ayetinde ve Secde suresinin 5. ayetinde ahiretteki günün dünyadaki BİN SENE KADAR olacağı bildirilirken Mearic suresinin 4. ayetinde ise o zamanki günün ELLİ BİN SENE olacağı bildiriliyor. Bundan da anlaşılıyor ki ahirette sadece Allah’ın bilebileceği ve onun hikmetinden kaynaklanan farklı durumlar olacaktır. Bunu biz gayba ait bilgilerden olarak görmeliyiz. Gayba ait olmak ise Allah’ın bildirmesi dışında bilemeyeceğimiz anlamına gelmektedir. Aynı kural, dünyanın yaratılması ile ilgili Kur'an ayetleri için de geçerlidir. Dünyanın altı günde yaratıldığını bildiren âyetlerdeki altı rakamını ve gün bilgisini Allah’a havale etmemiz yani insan aklı ile irdelememiz gerekmektedir. Ayetlerde geçen gün ifadesinin ne anlama geleceğini müfessirler farklı şekillerde yorumlamışlardır. Olduğu gibi hakikat olarak yani âyetlerde zikredilen rakamlar olarak anlayan da olmuştur, farklı mecazi anlamlar düşünenler de olmuştur. En isabetli olanın âyetlerde geçen günlerin anlaşıldığı rakamlar ve şekillerle anlaşılmasının olacağını zannederiz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Duaların kabulünde şunu unutmayın: Allah sizi hep dua ederken, O’nun zatına yalvarırken görmek istiyor olabilir. Duadaki sabrınızı ve samimiyetinizi test ediyor olabilir. Bu yüzden erteliyordur. İstediğinizin Allah katında size sonraları daha büyük sorunlar oluşturacağını bildiği için Allah, size acıdığı için kabul etmiyor olabilir. Duaların kabulünü ahiret gününe bırakmış olabilir. https://fetvameclisi.com/fetva/dualarim-kabul-olmuyor-ne-yapmaliyim https://fetvameclisi.com/fetva/hangi-dualar-kabul-olur https://www.youtube.com/watch?v=N4b388Cy9Sk

Hocam dua konusunda yeterli ve doyurucu bir yazı yazabilir misiniz? Dua bir ibad
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Size şöyle bir özet yapabilirim: Ahirete ait bilgileri dünya bilgilerimizle kıyaslamamalıyız. Oranın hesabı da işlemi de oraya göredir. Kimin tertemiz olup gittiği/gideceği belli değildir. Biz temizlendi gitti deriz ama bu bize göredir. Acaba Allah katında da öyle midir, bunu bilemeyiz. Kendi hesabını kendi gören biri olmamız akıllıca değildir. Evet, yüksek bir umut sahibi olacağız ama umudumuzdaki beklentilerimizi ne kadar hak edip etmediğimizi sadece Allah Teâlâ bilmektedir. Buna rağmen mahşer yerindeki beklemenin ayrıcalıklı kulları olacaktır. Onlar oradaki beklemeyi çok kısa bir zaman olarak hissedecek olabilirler. Hatta Arş’ın gölgesinde gölgelenerek o zamanı geçirenler olacaktır. Allah Teâlâ hepimize bunu lütfetsin. Âmin.

Hocam birkaç gün önce hesabınızda bir video paylaşılmış. Kullandığınız bir ifade
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.

Madem dine inanmayanlar ve Allah’a karşı saygısız olanlar azabı hak ediyorlar, n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kabir, fani insanın dünya ile ahiret arasındaki tampon noktasıdır. Cesetlerimizin kıyamet vaktine kadar emanet edildiği yer orasıdır. Şöyle de diyebiliriz: Kabir, ahiretin ilk durağıdır. Ölen her insanın kıyamet vaktine kadar bekleyeceği yer olan kabir aynı zamanda ahirette insanı bekleyen iyi/kötü akıbetin de bir benzeri ile karşılaşılacak olan yerdir. Akıbet olarak cennete gidecek olanlar kabri, bir çeşit cennet bahçesi gibi bulacaktır. Akıbet olarak cehenneme gidecek olanlar da kabri bir çeşit cehennem olarak bulacaklardır. Elbette kabir cennet veya cehennem değildir ama kabirde nimet veya azap vardır. Bize ulaşan pek çok hadiste kabirle alakalı olarak nimet veya azaptan söz edilmektedir. Kur'an ayetleri arasında da kabir azabına işaretler vardır. Bu nedenle mü'min olarak kabir hayatının azap/nimet açısından bir tür karşılık yeri olacağına iman ederiz. Ehlisünnet inancında genel anlayış böyledir. Yalnız şunu vurgulamamız gerekmektedir: Kabirdeki durum tamamen gayb alemine dair bir durumdur. Orada ne olup bittiğini, ne olabileceğini ancak vahiy yoluyla bize bildirilenler kadar bilebiliriz. Tahminler ya da rüya gibi yöntemlerle kabir hakkında bilgi sahibi olmamız mümkün değildir. Hadislerde zikredilen kadarı ile yetinmemiz ve konuyu derinleştirmememiz gerekmektedir. Kabirle alakalı itikamızın özeti şöyledir: a- Kabir, insanın ahirete açılan yolculuğunun ilk durağıdır. Bu ilk durak ahiretteki akıbetin özetinin görüleceği yerdir. b- Kabirde azap veya nimet vardır. Bu hakikat hadislerle sabittir. c- Kabirde sorgu sual vardır. Dünyadaki iman durumuna göre orada cevap verme ya da verememe olacaktır. d- Kabir alemi insanın meçhulü olan bir alemdir. Vahyin dışında kabirle alakalı kati bilgimiz olamaz. İnsan meçhul gördüğü her şeyde olduğu gibi kabirde de bilgi sahibi olmak istemiştir. Bu insan ilgisinin abartılması veya fiziksel bir araştırma gibi görülmesi yanlıştır. Bize ulaşan ayetler/hadisler bilgimizin sınırını göstermektedir. Onunla yetinmesini bilmeye mecburuz. e- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hadislerinde kabir azabından Allah'a sığınmayı ihtiva eden dualar vardır. O duaları virt edinmek gerekir.

Hocam, öldüğümüzde ne olacak? Kabir hayatı hakkında ayet veya hadis var mı, bira
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.

Hocam son zamanlarda iyice canımı sıkmaya başlayan bir hal içerisindeyim. Eskide
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an ile alakalı ne yaparsan o güzeldir. Sana yaptığında ömrünün sonuna kadar rahmet olacak bir iş tavsiye edeyim o zaman: Bakara suresini ezberle. İşin gücün varsa her gün BİR ÂYET ezberleyerek başla. Biraz vaktin varsa günde BEŞ ÂYET ezberle. Altı gün ezber yap. Yedinci gün de o güne kadar ezberlediklerini baştan geldiğin yere kadar bir ayetmiş gibi tekrar et. Böylece en fazla bir sene sonra BAKARA SURESİ HAFIZI olursun. Seneye de biiznillah Âl-i İmran suresini böyle yaparsın. Mezara girdiğinde bir gün, bu iki sureyi başucunda sana şefaat için senden önce orada bekliyor olarak bulursun Allah’ın inayetiyle. Yaşarken hissedeceğin huzur ve kanatlanmışlığı ise zaten göreceksin. Bismillah de ve başla. Sakın usanma ve olmaz zannetme. Önündeki Kur'an’dır ve o seni yaratanın sana indirdiği emanetidir. Bismillah de.

Hocam, Allah sizi sevsin, çok güzel nasihatleriniz oluyor. Bir nasihatiniz dikka

ahiret konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette bunun ne zaman olacağını bilmekten önce hesaba hazırlanmanın daha önemli ve öncelikli olacağını bilmek gerekir. Asıl iş bu olmalıdır. Hesap iki kademelidir: Kabirde bir hesap vardır. Bu hesabın sonucuna göre de kabirde azap veya nimet vardır. İkinci hesap da ahiretteki hesaptır ve asıl karşılıklar da o hesaptan sonra verilecektir. Kabirdeki hesabın sonucu bir nebze ahiretteki hesabın sonucunu da gösterebilmektedir. Cennet veya cehennem bu hesaptan sonradır.

Hocam günahlarımızın hesabı kabirde mi sorulacak kıyamette mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şeytan herkesin düşmanıdır. Herkesin cehennemlik olması onun gayesidir. Kimine küçük gibi görülen bir mikrop bulaştırarak sonunda ibadetinden hatta namazından kopmasına neden olur. Böylece de gayesine ulaşır. Size de çengel atmaya çalışıyor. Bu tür vesveselere itibar etmemeniz gerekir. Bir psikoloğa giderek yardım isteyebilirsiniz.

Hocam bu dünyanın sonu gibi diğer dünya da son bulacak diye şüphe düşüyor içime.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cennet ve cehennem şu anda vardır. Ahiret gününde gidenler şimdi var olana gidecekler.

Hocam öldüğümüzde cennet ve cehennem olacak mı yoksa kıyamet kopunca mı olacak?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu hususta sizin de tespit ettiğiniz önceki âlimlerin dillendirdiğinden başka bir şey bilmiyorum.

Hocam, fetret döneminde yaşayan insanlarla alakalı pek çok âlim tarafından farkl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ümmetin şahitliği Allah’ın ve Resulünün sözünü teyit etme şeklindedir. Zira bu ümmetten bir mümin, kendi gözüyle gördüğünden daha fazla Allah’ın “oldu/yaptı/idi” sözüne imanı vardır. Peygamber aleyhisselama da tasdiki bu şekildedir. Kıyamet gününde bu ümmetten biri kendinden çok önceki ümmetlere dair olayları bu çerçevede şahitlik ederek doğrulayacaktır. Mesele sıradan bir şahitlik meselesi değil kâmil bir iman meselesidir.

Hocam Müslümanlar her peygambere mahşer gününde şahitlik edecek diyorlar. Her pe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min hangi eziyeti çekerse o bir sabır konusudur. Kimi manevi denebilecek gözle görülmeyen, izlenemeyen sıkıntılar bedene eziyetten daha etkili olabilmektedir. Eziyet denebilecek ne varsa biiznillah sabırla karşılandığı sürece mü'min için ecir konusudur. Şüphesiz Allah’tan karşılık bekleme iddiası herkesin imanına göre farklıdır. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.

Hocam hadisleri ve ayetleri okuduğumuzda sabrın önemini ve ahirette bunun karşıl

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.