İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam hadisleri ve ayetleri okuduğumuzda sabrın önemini ve ahirette bunun karşılığını alacağımızı okuyorum. Ayet ve hadislerdeki sabrın ecri ile bahsedilen durumun duygular ile ilgili kısmını öğrenmek istiyorum. Kişinin hayatında yaşadığı onu üzen, üzerinden yıllar geçse de aklına geldiğinde içini buruk eden ve içini sıkan duygusal acıların olaylarında sabır ettiğimiz takdirde ahirette karşılığını alacak mıyız?

Cevap

Mü'min hangi eziyeti çekerse o bir sabır konusudur. Kimi manevi denebilecek gözle görülmeyen, izlenemeyen sıkıntılar bedene eziyetten daha etkili olabilmektedir. Eziyet denebilecek ne varsa biiznillah sabırla karşılandığı sürece mü'min için ecir konusudur. Şüphesiz Allah’tan karşılık bekleme iddiası herkesin imanına göre farklıdır. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

O hadisteki kadın, özel bir dua ile kurtulmak ve insan için doğal bekleme sürecini izlemek arasında tercihle karşılaşınca ‘doğal süreci beklemenin karşılığına’ razı oldu. Aynı çapta bir dua başka bir insandan beklenemeyeceğine göre bu durum o kadına mahsustur. Sabırla ilgili vaat ise hepimiz içindir biiznillah.

Hocam bir hadis okudum. Bir kadın sara hastasıymış Efendimiz sallallahu aleyhi v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biz bütün insanları insan olarak kardeşimiz biliriz. İyilik eder iyilik bekleriz. Zarar vermez zarar da görmemeye çalışırız. İnsanların içinden mü'min olanlarla iman kardeşliğimiz vardır. Birbirimizi sever sayarız, iyilik eder iyilik bekleriz. Hayırda yarışırız. İnsanların içinden mü'min olanları özele ayırdığımız gibi mü'minlerin içinden de akrabalık bağımız bulunanları daha özele alırız. Onlarla daha yakın ve daha köklü ilişkiler içinde olmaya çalışırız. Bir sebeple bir arada bulunmamız, karşılıklı sevgi ve saygıyı oluşturamaz isek bu sefer MESAFELİ VE SEVİYELİ bir ilişki içinde oluruz. Kötülük etmez, kötülük yapılmasına izin vermeyiz. Sabrederiz. Sabrımızın karşılığını da Allah’tan bekleriz. Bu MESAFELİ ve SEVİYELİ ilişkiyi sürdürmeyi de zorunlu görürüz. Bu noktadan daha aşağısı yoktur. Bu noktada olmanın da vebali yoktur.

Hocam, “Müslüman kardeşini sevmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmazsın.” hadis
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kabir, fani insanın dünya ile ahiret arasındaki tampon noktasıdır. Cesetlerimizin kıyamet vaktine kadar emanet edildiği yer orasıdır. Şöyle de diyebiliriz: Kabir, ahiretin ilk durağıdır. Ölen her insanın kıyamet vaktine kadar bekleyeceği yer olan kabir aynı zamanda ahirette insanı bekleyen iyi/kötü akıbetin de bir benzeri ile karşılaşılacak olan yerdir. Akıbet olarak cennete gidecek olanlar kabri, bir çeşit cennet bahçesi gibi bulacaktır. Akıbet olarak cehenneme gidecek olanlar da kabri bir çeşit cehennem olarak bulacaklardır. Elbette kabir cennet veya cehennem değildir ama kabirde nimet veya azap vardır. Bize ulaşan pek çok hadiste kabirle alakalı olarak nimet veya azaptan söz edilmektedir. Kur'an ayetleri arasında da kabir azabına işaretler vardır. Bu nedenle mü'min olarak kabir hayatının azap/nimet açısından bir tür karşılık yeri olacağına iman ederiz. Ehlisünnet inancında genel anlayış böyledir. Yalnız şunu vurgulamamız gerekmektedir: Kabirdeki durum tamamen gayb alemine dair bir durumdur. Orada ne olup bittiğini, ne olabileceğini ancak vahiy yoluyla bize bildirilenler kadar bilebiliriz. Tahminler ya da rüya gibi yöntemlerle kabir hakkında bilgi sahibi olmamız mümkün değildir. Hadislerde zikredilen kadarı ile yetinmemiz ve konuyu derinleştirmememiz gerekmektedir. Kabirle alakalı itikamızın özeti şöyledir: a- Kabir, insanın ahirete açılan yolculuğunun ilk durağıdır. Bu ilk durak ahiretteki akıbetin özetinin görüleceği yerdir. b- Kabirde azap veya nimet vardır. Bu hakikat hadislerle sabittir. c- Kabirde sorgu sual vardır. Dünyadaki iman durumuna göre orada cevap verme ya da verememe olacaktır. d- Kabir alemi insanın meçhulü olan bir alemdir. Vahyin dışında kabirle alakalı kati bilgimiz olamaz. İnsan meçhul gördüğü her şeyde olduğu gibi kabirde de bilgi sahibi olmak istemiştir. Bu insan ilgisinin abartılması veya fiziksel bir araştırma gibi görülmesi yanlıştır. Bize ulaşan ayetler/hadisler bilgimizin sınırını göstermektedir. Onunla yetinmesini bilmeye mecburuz. e- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hadislerinde kabir azabından Allah'a sığınmayı ihtiva eden dualar vardır. O duaları virt edinmek gerekir.

Hocam, öldüğümüzde ne olacak? Kabir hayatı hakkında ayet veya hadis var mı, bira
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah’ın emir ve yasaklarına bağlılık kişideki imandan kaynaklanır. İmandaki güç arttıkça uygulamadaki kalite de artar. Aksi olduğunda da yani iman zayıfladıkça namazdan tesettüre kadar her şeyde en azından bir gevşeme muhakkak olur. Kişi bunu çabuk hisseder veya etmez gerçek böyledir. Bu nedenle şunu bilmemiz gerekir: İyi bir kulluk için iyi bir iman gerekir. İmanın da her an takviye edilmesi gerekir. İmanın takviye edilmesi her şeyden önce çevre ile alakalıdır. Mü'min bir çevre, mü'min arkadaş önemlidir. Haramlardan uzak bir hayat yaşamaya çalışmak ikinci çaredir. Birbirini iyiliğe teşvik eden, kötülüğe karşı uyaran arkadaş çok önemlidir. Ve imanlı insan olma mücadelesinde sabırlı olmak şarttır. Üç günde her şeyin düzeldiği bir hayat hayal edilemez. Sabredeceğiz; kendimiz için, etki etmeye çalıştıklarımız için sabretmeye mecburuz.

Hocam bir arkadaşım çalıştığı yerde tesettürlü fakat normal hayatında açık olara
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aile içindeki çatışmalar gerçekten çok zorlayıcı olabilir. Özellikle de miras gibi maddi konular ve hasetler devreye girdiğinde. Bu tür meseleler insanın kalbinde büyük yaralar açabilir ancak unutma ki, Allah bir insanın içindeki sabrı ve samimiyeti görmek ister. Öncelikle, Allah’a olan teslimiyetini ve sabrını güçlendirmek çok önemli. Bütün bu yaşadıkların, Rabbimizin seni denediği bir süreçtir. Zorluklarla karşılaştığında, nasıl davrandığın ve ne kadar sabrettiğin Allah katında değer kazanır. Allah, zorluklar ve sıkıntılarla sabredenleri mükâfatlandırır. O yüzden, sabrını asla kaybetme. İçindeki bu sevgiyi kin haline getiren, duyduğun öfkeyi yenen ve kalbinde ferahlık oluşturmaman için bazı şeylere dikkat edebilirsin: Allah’a güven ve teslim ol: Aile içindeki kötü davranışlar seni kırsa da Allah’a güvenmeyi unutma. O, her şeyin sahibidir ve en iyi takdiri O yapar. Bu yüzden Rabbine güvenmek, sabretmek ve her şeyin sonunda sadece O'na yönelmek sana huzur verecektir. Dua et: Ailene ve kalbine karşı duyduğun bu olumsuz hisleri temizlemek için sürekli dua et. “Ya Rabbi, kalbimdeki öfkeyi ve kinleri al, bana sabır ver.” diye dua etmek, içindeki sıkıntıyı bir nebze olsun hafifletebilir. Allah’ın rızasını gözet: Aile içindeki kırgınlıklar ve olumsuzluklar seni haksız kılmasın. Sen yine de Allah için doğruyu yapmaya devam et. Her defasında sevgiyle yaklaşmaya gayret et. Her zaman kendini doğru yolda tutmaya çalış. Bazen karşındaki insan seni anlamayabilir ya da iyiliğini kötüye çevirebilir ama sen Allah’a rızası için sabırlı kalmaya devam et. Mesafe koymak da bir çözüm olabilir: Eğer sevgi ve iyi niyetin, sürekli kin ve kırgınlığa dönüşüyorsa bir süre mesafe koymak da faydalı olabilir. Hem kendine hem de diğerlerine zarar vermemek adına bir süre uzak durarak kalbini dinlendirebilirsin. Bu, kesinlikle bir küslük değil, sadece içsel huzurunu korumak içindir. Açık iletişim kurmaya gayret et: Mümkünse, aile üyelerinle bu duygu durumunu, seni nelerin üzüp kin duygusuna ittiğini açık bir şekilde paylaşmak da faydalı olabilir. İnsanlar, bazen farkında olmadan birbirini kırabiliyor. Duygusal bir iletişim, bu tür yanlış anlamaları ve kinleri ortadan kaldırabilir. Her ne kadar zorluklarla karşılaşsan da Allah seni en iyi şekilde imtihan ediyor. O yüzden içindeki kinleri arındırıp, sabır ve sevgiyle yaklaşman çok değerli. Allah’ın rızasını kazanarak hareket etmek, sonunda kalbini ferahlatır ve huzur verir. Allah’a emanet ol.

Hocam son zamanlarda aile yapımızda büyük bir tahribat meydana geldi. Özellikle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zikrettiğiniz hadis, hadis ilmi açısından sahih değildir. Zayıf bir hadis olmasına rağmen benzer anlamı ihtiva eden pek çok ayet ve hadisin yanında büyük bir müjde ihtiva etmektedir. Allah Teâlâ sabretmeye hepimizi muvaffak kılsın.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sabır, üçtür: Musibete, t

ahiret konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ nişanlınızı mağfiret buyursun. Nikâh akdinden önce ahirette eş gibi buluşma mümkün değildir. İnşaallah iki mü'min gibi buluşmak ikinize de nasip olur. Böyle bir meseleye takılıp kalmanız doğru olmaz, hayat hızlı bir şekilde devam ediyor. Kendinizi yıpratmayın, ona mağfiret dileyip siz iyi bir mü'min olarak yaşamaya bakın. Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin.

Hocam nişanlımı iki ay önce kaybettim. Kendisi doğuda polis memuruydu ve şark gö
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam akide ve iman dinidir, renkler ve simgeler dini değildir. “Şu renk İslam rengidir” diye bir ifade kullanılamaz. Evet, yeşil rengi hoş görülmüştür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi de ashabı yeşil renkli elbise ile görmüşlerdir ama yeşili emretmemiştir. Beyaz rengi tavsiye buyurduğu sözü ise daha bilinen bir sözdür. Cennette yeşil kıyafet ise ayetlerde geçmektedir. Cenneti anlamak için şunu bilmelisiniz: Bu dünya standartlarına göre düşündüğünüz bir cennet yoktur. Cennet oradadır ve oraya göre yaratılmıştır. Orada neyi neden ve ne kadar seveceğimizi buradan kestirmek oranın şartlarına aykırı düşmektir. Allah Teâlâ cennetlik kullarından kılsın bizi.

Hocam ayetlerde Allah cennet ehlinin yeşil kıyafetler giyeceğinden bahsediyor, i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ah kardeşim, keşke ölüm korkusu olsa, keşke! Nerede o korku? Korkunun adı var kendi yoktur. Korkan, korkusunun gereğini yapmaz mı? Bizimki çocukların azarlanmaktan korkup bildiklerini de yapmasına benziyor sadece.

Hocam neden insanlarda ölüm korkusu oluyor? Şeytanın bir oyunu olabilir mi bu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ya Allah! Hem ne çıkacak, ne acayip bir buluşma olacak o gün! İki mengene arasında olacak onlar. Biri kul hakkı diğeri evlat olmuş bir kulun hakkı; ya Allah!

Hocam kıyamet gününde anne ve babaların çocuklarına yaptıkları zulüm, hakaret ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ümmetin şahitliği Allah’ın ve Resulünün sözünü teyit etme şeklindedir. Zira bu ümmetten bir mümin, kendi gözüyle gördüğünden daha fazla Allah’ın “oldu/yaptı/idi” sözüne imanı vardır. Peygamber aleyhisselama da tasdiki bu şekildedir. Kıyamet gününde bu ümmetten biri kendinden çok önceki ümmetlere dair olayları bu çerçevede şahitlik ederek doğrulayacaktır. Mesele sıradan bir şahitlik meselesi değil kâmil bir iman meselesidir.

Hocam Müslümanlar her peygambere mahşer gününde şahitlik edecek diyorlar. Her pe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimiz ve ahiretimiz uğruna evimizi, sokağımızı, şehrimizi hatta ülkemizi değiştirmeye hazır olmadıktan sonra iman iddiamızı nasıl ispat edebiliriz? İmanınızı ve çocuklarınızın imanını öncelikli tutun. Allah yardımcınız olsun.

Hocam komşularımda namaz kılan ve tesettürlü olan kimse yok. Cuma günleri toplan

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.