Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir arkadaşım çalıştığı yerde tesettürlü fakat normal hayatında açık olarak yaşıyor. Ona nasıl davranmam, ne anlatmam gerektiği konusunda bana yardımcı olabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Hepimiz mü'mince yaşamaya mecburuz. Mü'mince yaşamanın en temel ilkelerinden biri de mü'minleştirilmiş bir ortam oluşturup yaşamaktır. Mü'mince yaşadığını zannedip çevresini ihmal edenler kendilerinin de düşebileceği bir kuyunun kazıldığını anlamamaktadırlar. Elbette çevrenizle ilgileneceksiniz. Elbette arkadaşlarınız adına endişe edeceksiniz ama iki hususu unutmadan: a- Allah Teâlâ kimseye kaldıramayacağını yüklememiştir. Bu konuda da sorumluyuz ama takatımız kadar sorumluyuz. b- Hiçbir sorumluluk kendi özel sorumluluğumuz kadar değildir. Önce kendi kulluğumuzu düşünüp planlamalıyız. Sonra da dışımızdakileri planlayacağız. Allah yardımcımız olsun.
Bu tür zihin rüzgârları zaman zaman herkeste eser. O rüzgâra takılan kayıp gider, takılmadan yoluna devam eden de kurtulur. Bunlara takılmayın. Hiç böyle bir şey zihninizde yokmuş gibi davranmaya çalışın. Boşuna kendinizi yıpratmamış olursunuz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Tesettür, Allah'ın emirlerinden bir emirdir. Kimine namaz ağır gelir kimine de oruç. Size de tesettür ağır geliyor. Ağır geldiği için de her şeyi terk etmeniz gerekmez. Sırası gelince o da gerçekleşir. Sabırla ve sebatla yol almaya çalışın. 'Olmuyor' demeyin, 'henüz olmadı, olacak' deyin.
Selamünaleyküm. Önce, bu işi yani ayakta kalma, imanı güçlü tutma işini, mü'min olmanın en büyük gereği olarak görmelisiniz. Ankara'da değil de Mekke'de bile yaşasanız bu imtihan sizi bulacaktı. Sizin özel sorununuz değildir bu. İmtihan olmak budur, peygamberler başta olmak üzere bütün mü'minler bu badireden geçmişlerdir. Bunu böyle bilmenizin size çok yararı olacaktır. İkinci olarak da aç bir çocuğun elindeki kekin hepsini ağzına sokmaya çalışması gibi bir tutum içine girip, bir haftada İslam'ın bütününü kuşatmaya kalkmayın; boğulursunuz. Adım adım ama geçmişin değerlendirmesini yaparak ilerlemelisiniz. Bu adım adımlığı, mesela tesettürde de uygulayabilirsiniz. Bir günde kapkara kıyafete girmek yerine bir sefirinde etek tipinizi, öbür seferinde baş örtüsünü derken bir yıla yayabilirsiniz tesettür durumunu düzeltmeyi. Diğer durumları da buna kıyas edin. Ara sıra evinizin dışına taşın. Bir mahreminizle beraber mesela İstanbul'da durumunu iyi gördüğünüz bir aileye açılın. Onların ne yaptıklarını izleyin. Eğer sizden iyi görrüseniz taklit edersiniz, sizden iyi değillerse hâlinize şükredersiniz, onlara tavsiyede bulunursunuz. Ne olursa olsun sakın umutsuz kalmayın, umut ve heyecan en çok muhtaç olduğunuz iki ihtiyacınızdır. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ bedenine sağlık, kalbine huzur, hayatına da bereket versin. Sana en büyük tavsiyem şudur: Asla moralsiz kalma. Son nefesinde bile olsan hayata tutunmaya, umutlu olmaya bak. İman konusu da dâhil her şey için moral bir numaralı ihtiyaçtır. İkinci olarak da adım adım iyileşmek ve adım adım büyümek bir kader olduğu gibi iman ve amel konusunda da adım adım ilerleyeceksin biiznillah. Sen moralli ve heyecanlı olduğun sürece iyisin demektir. Allah yardımcın olsun.
Mü'minin iman hayatı bir ağaç gibi büyür. Onu sularsınız ve o milim milim büyür ama sonunda koca bir çınar olur; iman da böyledir. Siz imanınızı büyütmeye bakın. Açık bir eksiğiniz hatanız olmasın. Heyecanınızı azaltmayın. Umudunuzu kırmayın. Aza ve yetersize razı olmayın, önünüz açık olur biiznillah. Sabırla yol almaya devam edin. Göreceksiniz Allah Teâlâ sizi daha güzele sevk edecektir. Allah’a emanet olun.
arkadaş konusundaki diğer fetvalar
Arkadaşlığınızı devam ettirin. Tartışma konularına girmeyin. Arkadaşlık tartışmak için değildir ki. Olmazsa aranıza mesafe koyun ama tamamen kopmayın.
Böyle birini “sevdiğin birisi” olmaktan çıkar, ahiretine zarar vermesin.
Sizin eşinizi evinizde görmek istemeniz hakkınızdır ama eşinize bir babanın çocuğuna “şu saatte eve geleceksin” der gibi yapmanız onu daha fazla ters tarafa itebilir. Evet, haklısınız ama siz kendinizi de irdeleyin; bakın siz becerip eve çekemediğiniz de oluyor mu? Bu sorunu, onun baba veya annesi ile yardımlaşarak çözmeniz daha kolay olur.
O yaşta iki yabancı insan DİN KARDEŞİ olmanın dışında hiçbir yolla kardeş olamazlar. Din kardeşliği ise birbirlerini Allah için sevmek, birbirlerini ibadete teşvik etmek gibi yollarla gerçekleşir ve güçlenir. Bu isteğinizin geçici bir gençlik arzusu olmasına karşı dikkatli olun ve şeytan sizi sömürmesin. Kardeşlik hislerinizi kullanarak sizi cehennemde beraber yanmaya sebep olacak işlere sürükleyebilir. Aman dikkat edin.
İnsanın kendisine güvenmesi yani öz güven gurur, kibir ve ucub gibi hastalıkları beraberinde getirmediği sürece Müslüman için gereklidir. Müslüman öz güveni yüksek olması, yüksek olması için gerekeni yapmalıdır. İnsanın Allah’ın ona verdiği kabiliyetlerinin farkında olmasıdır. Bu farkındalık kibir, gurur ve zulüm gibi sakıncalar oluşturmadıkça gereklidir. Bir diğer sakınca da insanın öz güven denen hissi Allah’a muhtaçlığını yok kabul edecek bir erime içinde olmasıdır. Allah’a tevekkülü gereksiz bulacak seviyeye gelmesi ise kişinin helak olmaya doğru kayması olacaktır. Böyle bir zafiyet sebebi olmadıktan sonra Müslüman öz güvenini güçlendirecek eğitim almalı, bunu sağlamaya yardım edecek arkadaş çevresi seçmelidir. Geçmişindeki acı tecrübelere takılıp kalmamalıdır.
Gıybet, bir mü'mini ismi veya vasfı ile arkasından rencide etmek yani onurunu kıracak bir söz söylemektir. Zulüm gören ise kendisine zulmedeni, bir medet arama mantığı ile anabilir. Bu bir gıybet değil, hak arayışı olur. Sadece içe atmak bir çare değildir, belki yeni bir sorun ihdasıdır da. İftiraya kaçmadan, yalan üretmeden ve abartmadan dert anlatılır.