Fetva Meclisi
Soru
Hocam şu an hayatımın belirsiz bir dönemindeyim. Mezun oldum ve bir işim yok. Bir sınav için hazırlanıyorum uzun zamandır. Aklıma türlü düşünceler geliyor. İmanım gevşiyor ve bol sohbet izlesem de tutamıyorum. İnsanların iki uç olarak yaşaması çok garip. Çoğu insanın dilinde Allah evet, İslam’a inanıyorlar ama günlük hallerinde dilediklerini yapıyorlar. Kadınlar tesettürsüz dışarı çıkıyor. Namazsız ve oruçsuz yaşayıp giden bir sürü insan, bir yandan da çarşaflı kadınlar ve çok iyi Müslümanlar. Bazen çok mu abartıyoruz acaba diyorum. Allah ibadetsiz Müslümanları affederse bizi de affeder. Belki ibadetleri tam yapmasam da hiç cehenneme girmem affeder beni diye düşünüyorum. Ben ibadetlerde hep zorlanıyorum. Günde beş vakit namaz ve çalışıp para kazanmamız gereken saatlerde de iki vakit kılmamızın gerekmesi (öğle ve ikindiyi iş yerinde kılmaktan bahsediyorum) ayrıca tesettür emri gibi neden bu kadar çok şey isteniyor bizden. Ben neden namaz kılamazsam cehennemde yanacağım? Yanmak istemiyorum ama bu beni namaza karşı tembellikten alıkoymuyor. Allah namaz kılamazsam neden beni yakacak? Yaşadıkça birikecek bunlar. Bir yanda dünya sıkıntılarına karşı sabretmemiz bekleniyor ama bunları verene de ibadete devam etmemiz gerekiyor. Ben başıma gelenlere çok öfkeleniyorum, her şey Allah’ın elinde sonuçta. Allah bana istediğimi vermiyorsa ben neden bunları yapıyorum diyorum. Verdikten sonra yapacağım ama diyorum. Sonra pişman oluyorum sonuçta emredilmiş. İnsanın ölene kadar şikâyetsiz bir biçimde emirlere itaat etmesi çok zor bir şey. Eskiden imanım daha kuvvetliydi. Ne oldu bana böyle anlamıyorum. Bana yardım eder misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tesettür, Allah'ın emirlerinden bir emirdir. Kimine namaz ağır gelir kimine de oruç. Size de tesettür ağır geliyor. Ağır geldiği için de her şeyi terk etmeniz gerekmez. Sırası gelince o da gerçekleşir. Sabırla ve sebatla yol almaya çalışın. 'Olmuyor' demeyin, 'henüz olmadı, olacak' deyin.
Selamünaleyküm. Kardeşim, ‘Çok istiyorum ama yapamıyorum’ demek meleklerin kabul edebileceği bir belge değildir. Kalbinizdeki ibadet arzusunu uygulama ile buluşturun. Şeytanın bizi namaza davet etmesini beklemeyelim. Namaza teşvik eden arkadaşlarımız ve dini sohbet ortamlarımızın olmasına dikkat edelim. Elden geldiği kadar da yalnız kalmayalım. Allah yardımcınız olsun.
Önce şunu bilmelisiniz: Hamurun mayalanması gibi bir şeydir bizim kişilik oluşumumuz, birden olmaz zaman ister. Siz de bu zamanı sabırla geçirmek zorundasınız. En kolay çözüm kendinize çevre oluşturmanızdır. Tesettürünü beğendiğiniz hanım arkadaşlarınız olmalıdır. Onlarla daha yoğun bir şekilde oturmalısınız. Bir de birikiminizi artırın. Mevcut bilginiz sizi hareketlendirmeye yetmiyordur. İnternetten http://www.sosyaldoku.tv/?s=kad%C4%B1n+f%C4%B1kh%C4%B1 derslerini sırayla izleyerek kendinizi geliştirebilirsiniz örnek olarak. Bilhassa namaz ibadeti önemlidir, ihmal etmeyin namazı. Namaz koruyan bir kalkandır. Eşiniz de sizin bu açığınızı kapatmada yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Namaz ağır bir ibadettir; Allah'ın yardım ettikleri dışında herkese ağır gelir. Sizin üslubunuz bıktırıcı gibi görülüyor. Çok hırslı ve aceleci davranıyorsunuz anlaşılan. Çok istemekte haklısınız ama acele etmekte hakkınız yoktur. O yaşlarda bir çocuğun namaza ısınması ortalama beş yılda mümkündür. Bütün enerjinizi beş yıla yayarak bunu yapmaya çalışın. Kaş yaparken göz çıkarmayın, vebal altında kalırsınız. Her gün bir çivi, bir tuğla ile beş senede bir ev yapacak sabrınız yoksa girmeyin bu işe, nefret ettirirsiniz. Tesettür de böyledir. Tatlı tatlı ve adım adım yapın yapacağınızı.
Güzel kardeşim, “İslam nedir?” sorusuna namazdır, hactır gibi cevaplar veririz. Evet doğru. Ancak İslam aynı zamanda, bin kere yıkılsan da, kendinden ve yapabileceklerinden emin olmasan da Allah’ın seni her defasında kaldıracağına, sana o heyecanı, ibadetlerini yapabilecek gücü verebileceğine inanmaktır. Rabbimizden umudumuzu kesemeyiz. Her defasında namazını kılabilen, dinin emirlerini hakkıyla yerine getiren, ahlakı Kur’an’ın tarif ettiği gibi olanlardan olabilmek düştüğümüzde aynı heyecanla yola devam ederek olabilecektir. Tüm ibadetlerini zahiren yapmayı başarabilenlerin de farklı imtihanları var elbette. Sizin imtihanınız da bu. Ama bir gün istediğinizden, hayal ettiğinizden çok daha güzelini verecektir Rabbimiz. Şu an bir sınavda olduğunuzu ve bu isteğinizde ne kadar samimi olduğunuza dair bir teste tabi tutulduğunuzu düşünün. Bu zamanda şeytanın en çok kullandığı silahlarından biri Allah’ın kapısından umutsuz olarak geri dönüleceğini, ne kadar istesen de asla ibadetlerini tam yapamayacağına dair başarısızlık, heyecansızlık vererek sonu olamayan bir döngüye girdiğini vehmettirmektir. Ki bu hastalık olarak bir mümine yeter de artar. Yılmayın ve dua edin kendinize. Ailenizin verdiği tepkilere ve sizi gördüğü konuma rağmen kendinizi yeterli hissetmeyip hep bir adım ilerisi için daha güzeli, olması gereken ne ise onu huzurla, gönül ferahlığı ile yapabilmek için her daim dua edin. Vazgeçmeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Tam şeytanı yenecekken onu güldürmeyin. Kırk kere düşseniz de kırk birinciye kalkın. Şeytan sizi etrafınızdakilerin övgüleriyle yeterliymişsiniz gibi hissettirdiği zamanlarda sizden daha iyilere bakın. Çevrenizi değiştirin. Durumu sizden daha iyi olanları gördüğünüz ve duyduğunuz zaman sadece tesettürünüzün yeterli olmadığını ve daha çok dua ederek sımsıkı sarılmanız gerektiğini anlayacaksınızdır. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.
Bacı, ne yaparsan yap ama asla Allah'ın rahmetinden, seni ve amellerini kabulünden şüphe etme, asla! Şöyle düşün: Şu anda sen yaşıyorsun. Yaşadığın da nefes almandan belli. Nefes dediğin neredeyse bir saniye kadar küçük bir şey. O küçücük nefesle yıllarca yaşadığın hayatın ölçülüyor. Bir tek nefesi yok edersen hayatın bitebilir. Ameller de böyledir: Küçüğü ve önemsizi olmaz. Nefes gibi... Devam et, yılmadan yıkılmadan devam et. Allah seni görüyor, melekleri şahit oluyor, meraklanma.
emir konusundaki diğer fetvalar
Mümin olarak biz, bize emredilen veya yasaklanan bir hususu: A- Kitabımızda bir kere veya kırk kere görmemiz arasında fark bulmayız. Yoğun tekrarını sadece önemini kavramaya destek görürüz. Mesela namaz emri bir kere geçse idi yine bugünkü ciddiyetle onu anlayacaktık. Şu andaki onlarca kere geçmesi bizim için sadece bir tekit niteliğinde olmuş olur. B- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden bize geldiği sabit olan bir emir veya yasağın bizi bağlaması ve itaatimiz açısından Kitabımızdaki emirlerden farkı olmaz. Bize Kur’an getirenle başka emirleri getiren aynı makam olduktan sonra diyebileceğimiz yoktur/olamaz.
Emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l bir dini emirdir. Zina ve zinaya götürebilecek risklerden korunmak da bir başka dini emirdir. İkinci emir birinci emirden daha önemli ve önceliklidir. Buna göre de böyle bir riskin bulunduğu ortamda birinci emir bırakılmalıdır. Söz konusu risk ise mekâna ve kişiye göre değişir. Umumiyetle risk olarak hep var mabül edildiği için de âlimler böyle bir vazifeyi yapmaya karşı uyanık olmayı, ahiretini öncelikli görmeyi tavsiye etmişlerdir.
Teslimiyetin gerçeği, Allah'ın emir ve yasaklarına bağlılıktır. Emirlerini ne kadar yerine getiriyorsak ve yasaklarından ne kadar uzak durabiliyorsak o kadar ona teslim olduk demektir.
Peygamberimizin adı anılan bir yerde SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM veya ALEYHİSSELAM denmesi ve yazılması bir ibadettir. Bu ibadeti de Allah Teâlâ emretmiştir. Buna göre böyle önemli bir ibadette kısaltmalara gitmek yazılı veya sözlü olarak tam tekrar etmemek asla uygun düşmez. Elimizi ve dilimizi böyle şeylere alıştırmamalıyız.
Namaz Allah’ın emirlerinden biridir. Oruç ve zekât da öyle birer emirdir. Tesettür de Allah’ın emridir. Ortada inkâr söz konusu olmadıkça bu emirlerden birinin yapılmaması kişiyi dinden çıkarmaz. Bir ayağına ayakkabı giyip diğerine giymeyen biri gibi olur o kişi. Tesettürü yok diye namaz kılmamak olmaz. Tesettüre de bir gün gireceğim diye gayret etmelidir insan. Yalnız namaz kılmak için namaz esnasında tesettür şarttır bunu unutmayınız.
Müslüman insan ne kadar çok günah işlerse işlesin, YAPTIKLARINI GÜNAH GÖRMEYECEK bir anlayış içinde değilse yani Allah’ın haram kıldığı açıkça bilinen şeylerin haramlığını kabul etmeyen biri olmadıkça ona kâfir demeyiz. Ona kâfir demiyor oluşumuz, onun yaptıklarının sakıncasının kalkmış olması anlamına gelmez. Durumu Allah’a kalmış olur; o dilerse affeder, dilerse affetmez. Kullar olarak biz böyle bir karara karışmayız. Bilinmesi gereken budur.