Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir arkadaşımla sürekli tartışma konularına giriyoruz ve hatalı olduğunda hatasını da kabul etmiyor. Tartışırken birbirimizi kırıyoruz. Maneviyatıma zarar verdiğini hissediyorum. Bu kişiyle arkadaşlığımızı devam ettirmeli miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsan çevresinden etkilenir. Özellikle de genç insan çok daha fazla etkilenir. Kötü olduğunu bildiğin biri ile bağlantılı olman bile bile kendini tehlikeye sokman olur. Ve özellikle de tehlike seni kuşattıktan sonra içine düştüğün hatayı anlarsın. Nasıl hasta birinin yanına bile bile girmiyorsan ahlakı ve dini iyi olmayan birine de öyle yaklaşmayacaksın. Allah Teâlâ sana akıl vermiş, o aklı kullan.
Biz sadece kendimizi kötülük yapmaktan alıkoymakla iyi Müslüman olamayız. Kötülük yapanlara tepki göstermek ve onlarla aramıza mesafe koymak, bu uğurda arkadaşlıklara çizgi çekebilmek de Müslüman olmamızın gereklerindendir.
Siz ahlakınızdan taviz vermeyin. İnsanlarla iyi geçinin. Ama insanları zorlamayın. Farz denecek konularda ve haramlar konusunda bu titizliğinizi koruyun ama diğer ayrıntı konularda abartıya kaçmayın ve insanların sizin gibi olmasını beklemeyin. Yoksa onları kendinizden soğutursunuz. Allah hepinize afiyet versin.
Bugüne kadar hiç kimse bir başkasını tartışarak ikna etmemiştir. Bu bir nevi kaşıyarak yarayı iyileştirmeye benzer; hiç kaşıttığın için iyi olan yara gördün mü? Size tavsiyem şudur: Tartışma ortamını terk edin. Böylece şeytan ezilsin, iman güçlensin biiznillah. Sadece o, tartışma anındaki “anlatma, ikna etme heyecanı” ne kadar tatlı oluyor, şeytan o anda ne kadar hız katıyor insana, bu bile incelense anlaşılır demek istediğim. Dinimiz tartışma dini değildir. Hele hele Kur'an ayetleri, hadisle asla tartışma konusu yapılmamalıdır. Evet, şeytan çok daha cazip gerekçeler üretebilir ama sorum şudur: Bugüne kadar tartışıp birisini ikna edeni gören var mı? İblis’in milyon kere düşürdüğü tuzağa bir kere de bizim düşmemizin ne anlamı olacak?
Siz uyarınızı yaptınız, o yaşta onu düzeltemezsiniz. Uyarınızı yapmanız yeterlidir. Tartışıp kendinizi yıpratmayın. O tür gıybet ortamlarından kendinizi uzaklaştırın.
Yapmamız gereken o kadar çok işimiz vardır ki, o işlerimizin arasında birbirimizin fikir farklılıklarına ayırabileceğimiz bir vakit limiti yoktur. Hiç yoktur. Bugüne kadar kolay kolay iki insan birbirlerini böyle derin konularda ikna edebilmiş değildirler. Herkes kendi düşüncesinden memnundur. Gereksiz yere enerjimizi birbirimizle israf edemeyiz. Size tavsiyem bu konular açıldığında teşekkür edip susarak konunun dışında kalmanızdır. Ben öyle yapıyorum. En azından onun fikirlerinin derinleşmemesini sağlarsınız. Kendi psikolojiniz de bozulmamış olur. Şeytan bizi, birbirimizle tartışırken görmekten mutlu olur. Onu mutlu edecek işleri iyi niyetle bile olsa yapamayız. Tavsiyem budur: Tartışmayın. İzah etmeyin, eğri zannettiğinizi doğrultmaya çalışmayın. Bugüne kadar düzeltebilen olmadı, siz de düzeltemeyeceksiniz. İşinize bakın; işimiz vaktimizden çoktur.
arkadaş konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın emir ve yasaklarına bağlılık kişideki imandan kaynaklanır. İmandaki güç arttıkça uygulamadaki kalite de artar. Aksi olduğunda da yani iman zayıfladıkça namazdan tesettüre kadar her şeyde en azından bir gevşeme muhakkak olur. Kişi bunu çabuk hisseder veya etmez gerçek böyledir. Bu nedenle şunu bilmemiz gerekir: İyi bir kulluk için iyi bir iman gerekir. İmanın da her an takviye edilmesi gerekir. İmanın takviye edilmesi her şeyden önce çevre ile alakalıdır. Mü'min bir çevre, mü'min arkadaş önemlidir. Haramlardan uzak bir hayat yaşamaya çalışmak ikinci çaredir. Birbirini iyiliğe teşvik eden, kötülüğe karşı uyaran arkadaş çok önemlidir. Ve imanlı insan olma mücadelesinde sabırlı olmak şarttır. Üç günde her şeyin düzeldiği bir hayat hayal edilemez. Sabredeceğiz; kendimiz için, etki etmeye çalıştıklarımız için sabretmeye mecburuz.
Sizin eşinizi evinizde görmek istemeniz hakkınızdır ama eşinize bir babanın çocuğuna “şu saatte eve geleceksin” der gibi yapmanız onu daha fazla ters tarafa itebilir. Evet, haklısınız ama siz kendinizi de irdeleyin; bakın siz becerip eve çekemediğiniz de oluyor mu? Bu sorunu, onun baba veya annesi ile yardımlaşarak çözmeniz daha kolay olur.
Böyle birini “sevdiğin birisi” olmaktan çıkar, ahiretine zarar vermesin.
O yaşta iki yabancı insan DİN KARDEŞİ olmanın dışında hiçbir yolla kardeş olamazlar. Din kardeşliği ise birbirlerini Allah için sevmek, birbirlerini ibadete teşvik etmek gibi yollarla gerçekleşir ve güçlenir. Bu isteğinizin geçici bir gençlik arzusu olmasına karşı dikkatli olun ve şeytan sizi sömürmesin. Kardeşlik hislerinizi kullanarak sizi cehennemde beraber yanmaya sebep olacak işlere sürükleyebilir. Aman dikkat edin.
İnsanın kendisine güvenmesi yani öz güven gurur, kibir ve ucub gibi hastalıkları beraberinde getirmediği sürece Müslüman için gereklidir. Müslüman öz güveni yüksek olması, yüksek olması için gerekeni yapmalıdır. İnsanın Allah’ın ona verdiği kabiliyetlerinin farkında olmasıdır. Bu farkındalık kibir, gurur ve zulüm gibi sakıncalar oluşturmadıkça gereklidir. Bir diğer sakınca da insanın öz güven denen hissi Allah’a muhtaçlığını yok kabul edecek bir erime içinde olmasıdır. Allah’a tevekkülü gereksiz bulacak seviyeye gelmesi ise kişinin helak olmaya doğru kayması olacaktır. Böyle bir zafiyet sebebi olmadıktan sonra Müslüman öz güvenini güçlendirecek eğitim almalı, bunu sağlamaya yardım edecek arkadaş çevresi seçmelidir. Geçmişindeki acı tecrübelere takılıp kalmamalıdır.
Gıybet, bir mü'mini ismi veya vasfı ile arkasından rencide etmek yani onurunu kıracak bir söz söylemektir. Zulüm gören ise kendisine zulmedeni, bir medet arama mantığı ile anabilir. Bu bir gıybet değil, hak arayışı olur. Sadece içe atmak bir çare değildir, belki yeni bir sorun ihdasıdır da. İftiraya kaçmadan, yalan üretmeden ve abartmadan dert anlatılır.