Fetva Meclisi
Soru
Arkadaşlarım için çok üzülüyorum ve buluştuğumuzda onlara bir şeyler anlatarak faydalı olmak istiyorum. Tesettürü geçtim, bazıları namaz bile kılmıyor, sohbetimiz, erkek arkadaşlarıyla kavgalarına hatta bazen dedikoduya kadar uzanıyor. Bilirsiniz, genç neslin oturup muhabbet etmek için tek adresi kafeler. Birkaç kez evime çağırıp kendilerine kafelerin iyi yerler olmadığını, evlerimizde buluşup görüşmemiz gerektiğini söyledim, yaptıkları şeylerin haram olduğundan, erkeklerle alakalarının olmaması gerektiğinden, namazdan, tesettürden, haramdan helalden dilim döndüğünce söz ettim ancak yine etkili olamadım. Beni de harama sürükledikleri için ve onların hakikati görmelerine yardımcı olamadığım için artık görüşmek istemiyorum. Ne yapmalıyım hocam? Bu benim üzerimde bir vazife, bir yükümlülük müdür? Yoksa arkadaşlığımı sürdürmemek isteğimde haklı mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir mü'minin dinini esas alarak yaşaması kadar tabii ne olabilir? Elbette siz karma oturmayın. Bunu da söyleyin, kalbinizin rahat etmediğini söyleyin ve gerektiğinde kenara çekilin. Diğer hususlarda ise nezaketinizi en üst seviyede tutun ki size söyleyecek sözleri olmasın. Asla tartışmayın kimse ile. Sadece söyleyin ve yaşamanıza bakın.
Allah’ın emir ve yasaklarına bağlılık kişideki imandan kaynaklanır. İmandaki güç arttıkça uygulamadaki kalite de artar. Aksi olduğunda da yani iman zayıfladıkça namazdan tesettüre kadar her şeyde en azından bir gevşeme muhakkak olur. Kişi bunu çabuk hisseder veya etmez gerçek böyledir. Bu nedenle şunu bilmemiz gerekir: İyi bir kulluk için iyi bir iman gerekir. İmanın da her an takviye edilmesi gerekir. İmanın takviye edilmesi her şeyden önce çevre ile alakalıdır. Mü'min bir çevre, mü'min arkadaş önemlidir. Haramlardan uzak bir hayat yaşamaya çalışmak ikinci çaredir. Birbirini iyiliğe teşvik eden, kötülüğe karşı uyaran arkadaş çok önemlidir. Ve imanlı insan olma mücadelesinde sabırlı olmak şarttır. Üç günde her şeyin düzeldiği bir hayat hayal edilemez. Sabredeceğiz; kendimiz için, etki etmeye çalıştıklarımız için sabretmeye mecburuz.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
Öncelikle, Allah’ın rızasını gözeterek haramdan sakınma hassasiyetiniz çok kıymetlidir. Bu, imanınızın güçlü olduğunu gösterir. Ev arkadaşınızın yaşam tarzından uzak durun. Onu uyarmışsınız ancak düzelmiyorsa bu konuda daha fazla zorlamanıza gerek yoktur. Eğer mümkünse farklı bir ev arkadaşı bulmaya çalışın. Kendi özel alanınızı koruyun, haram ortamına maruz kalmamaya dikkat edin. Zinadan kendinizi korumaya çalışın. Bunun için ibadetlerinizi artırın, özellikle namazı terk etmeyin ve Kur’an okumaya devam edin. Kendinizi yalnız bırakmayın, güvenilir ve dindar arkadaşlar edinin. Boş zamanlarınızı verimli kullanın, spor, ilim, mesleki gelişim gibi alanlara yönelin. Allah’tan yardım isteyin. İlmî ve dini sohbet halkalarına katılın.
Önce şunu bilmelisiniz: Hamurun mayalanması gibi bir şeydir bizim kişilik oluşumumuz, birden olmaz zaman ister. Siz de bu zamanı sabırla geçirmek zorundasınız. En kolay çözüm kendinize çevre oluşturmanızdır. Tesettürünü beğendiğiniz hanım arkadaşlarınız olmalıdır. Onlarla daha yoğun bir şekilde oturmalısınız. Bir de birikiminizi artırın. Mevcut bilginiz sizi hareketlendirmeye yetmiyordur. İnternetten http://www.sosyaldoku.tv/?s=kad%C4%B1n+f%C4%B1kh%C4%B1 derslerini sırayla izleyerek kendinizi geliştirebilirsiniz örnek olarak. Bilhassa namaz ibadeti önemlidir, ihmal etmeyin namazı. Namaz koruyan bir kalkandır. Eşiniz de sizin bu açığınızı kapatmada yardımcınız olsun.
arkadaş çevresi konusundaki diğer fetvalar
İman ve ahlâk sıkıntısı yaşayanlarla insan olarak ilişki içinde olabiliriz/olmalıyız da. Şunu da unutmamak zorundayız: Biz de insanız, onların etkilendiği gibi biz de etkilenebilir ve onlar gibi olabiliriz. Bu nedenle ‘insanî ilişki’ düzeyinde ve seviyeli bir beraberliğimiz olmalıdır. Onları ıslah etme gayretimiz bile bir risktir. Bugün onları kınadığımız şeyleri yarın biz yapıyor olabiliriz. Neticede bir mikrop her şeyi bitirebiliyor.
Peygamberler ve Allah'a davet edenler senelerce konuştular da netice alamadılar ama yılmadılar. Siz de onların yolunda iseniz öyle yapın: - Önce kendinizi canlı ve hareketli tutmaya bakın. - Yaşayarak anlatın, söyleyerek anlatın. - Eğlence konusu olmamaya önem verin. Vakarlı olun, seviyeli olun. - Sabrı en büyük silahınız bilin. - O insanlar için arkalarından dua edin. - Mikrobun size bulaşmasana karşı uyanık bulunun. - Bu işlerin yapılması asla sizi kendi ibadetinizden ve insanî görevlerinizden alıkoymasın.
Selamünaleyküm. Burada anne babanın mesuliyeti elbette açıktır. Gence gelince, akil ve baliğ olmayı hak etmeyeceği bir durum varsa erginlik çağına girmiş olması bir şey değiştirmiyor. 'Baliğ' olmanın yanında 'akil' de olmak gerekir ki mesuliyet başlasın.
Arkadaş çevreniz, takip ettiğiniz medya, okuduğunuz kitaplar size etki etmektedir. Onları yeniden şekillendirin. İbadetlerinizi istikrarlı ve ihlaslı yapmıyorsunuzdur. Ona şekil verin. İstiğfar etmeyi ihmal ediyorsunuzdur. Çokça istiğfar edin.
Selamünaleyküm. Mesafeli durabilirsiniz. Zorunlu insanî ilişkileri yerine getirir ileri gitmezsiniz.
Bu sıkıntıyı giderebilmiş bir mü'min, öyle bir ortam bulunduğunu zannetmiyorum. Mikroplarla dolu olduğu hâlde kalabalık ortamlarda yaşamayı becermek zorunda olduğumuz gibi bunu da becermeye mecburuz. Şöyle yapabilirsin: Kendin için bir ideal oluştur. Bu idealin gayeni ve prensiplerini ihtiva etsin. İdealini de taviz verilemez çizgilerin ve esnetilebilir çizgilerin olarak çeşitlendir. Açık haramlar ve senin akıbetin için tehlike olacak noktaları kırmızı çizgin say. Diğerlerini de adamına göre, senin vakit durumuna göre, risk ağırlığına göre esnet veya esnetme. Ancak böyle bir çalışma ve yürüme ilkesi ile rahat edebilirsin, az zararla yol alırsın. Allah yardımcın olsun.