Fetva Meclisi
Soru
Hocam çevremdeki mümin kardeşlerimle samimiyeti arttırmadan sadece tanışık olacak şekilde ilişkim olursa kardeşlik hakkını çiğnemiş olur muyum? En dikkatli olduğunu düşündüğüm kardeşlerimin bile gıybet etmemeye, vakti dikkatli kullanmaya yeterince önem vermediğini görüyorum. Çevremden biraz uzak durmaya çalıştığımda ise “eve bir çay içmeye bile gelmedin” gibi dönüşler alıyorum. Tamamıyla bağlantımı koparmak değil de kendi aralarında oldukları kadar onlarla samimi olmazsam yanlış yapmış olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Hepimiz mü'mince yaşamaya mecburuz. Mü'mince yaşamanın en temel ilkelerinden biri de mü'minleştirilmiş bir ortam oluşturup yaşamaktır. Mü'mince yaşadığını zannedip çevresini ihmal edenler kendilerinin de düşebileceği bir kuyunun kazıldığını anlamamaktadırlar. Elbette çevrenizle ilgileneceksiniz. Elbette arkadaşlarınız adına endişe edeceksiniz ama iki hususu unutmadan: a- Allah Teâlâ kimseye kaldıramayacağını yüklememiştir. Bu konuda da sorumluyuz ama takatımız kadar sorumluyuz. b- Hiçbir sorumluluk kendi özel sorumluluğumuz kadar değildir. Önce kendi kulluğumuzu düşünüp planlamalıyız. Sonra da dışımızdakileri planlayacağız. Allah yardımcımız olsun.
Aradığın gibi ve istediğin tarzda bir çevre bulmayı hayal etmen anlamsız bir beklentidir. Gerçekçi olun. Hayat böyle yaşanacaktır. Şu tasnifi yapabilirsiniz: Allah’ın haramları konusunda sıfır tavizli olun, sizi harama sevk edecek veya sizin yanınızda açık bir haram işleyecek birini yok kabul edin. Size maddi zararı dokunan birini de yok kabul edin. Gerisinde de esnek olun. Kendinizi iyilik örneği diğer insanları da kötülük simgesi gibi görmeyin.
Hiçbir gerekçe harama özür olamaz. Sizin sessizliğinizin ilk geri dönüşümü de maazallah sizin de harama bulaşmanız olabilir. Tavrınızı koyun ama ilişkinizi kesmeyin. Hasta biri gibi kabul edin, hasta olduğu için ilgileneceksiniz ama size mikrop bulaşmaması için de dikkat edeceksiniz. Bunu da öyle değerlendirin.
Onlara cevaptan öne sizin kendinizi mikroptan koruma derdiniz olmalıdır. Siz önce kendinizi düşünün. Zira onlara Peygamber aleyhisselam bile cevap verse ikna olmaları garanti değildir. Bu dünya imtihan yeridir. Allah'ın her kulu bir tür imtihan olacaktır. Kimi kazanacak kimi de helak olacaktır. Biz, elimizden geldiği kadar yapıp yapmamakla sorumlu oluruz. Size tavsiyem önce kendinizi korumak olsun. Onlara bir şey vermeye çalışırken size de maazallah bir mikrop bulaşır ve hiç farkında olmazsınız. Bahsettiğiniz rezillik bulaşmaz da imanınıza zarar verecek bir delik açılır kalbinizde. Gayet dikkatli olun ve işinizi çabuk bitirip dönmeye bakın.
Mü'min şeriatına göre yaşar. Şeriata göre yaşayınca da dininin teminatı altında olur. Biiznillah sorunsuz ve güçlü bir hayatı olur. Bunun için de temel ölçü olarak helaller/haramlar dairesinde kalır. Helalleri aşmamayı haramlara bulaşmamayı ilke edinmek böyle bir teminat verir. Bu da şu demektir: İmanlı insan olmayı hayatın anlamı olarak bileceksin. İmandan sonra en büyük vazifen tek bir haram da olsa haramdan uzak kalmak olacak. Haramla bulaşık kalmaktan ise hicret etmeye razı olmak demektir bu. Allah’ın farzlarından eksiğin olmayacak. Zira farzları eksik bırakmak da bir haramdır. Nafile ibadetlerden konumun, kabiliyetin ve fırsatların doğrultusunda yapabildiğini yapacaksın. Mü'min bir çevrede olmayı ilke edineceksin. Telefondaki arkadaş listenden çay içtiğin insanlara kadar seçici ve korunmuş kalma ilkeni bozmayacaksın. İnsanî ilişkilerin iyi olacak. Başta ebeveynin ve ardından akrabaların sende Allah’ın emaneti olarak bilinecek. Diğer insanlarla da mesafeli ama saygılı olmayı bileceksin.
İmanımızı ve iffetimizi korumak zorundayız. Akraba arası veya sosyal ilişkilerde imanımıza veya onurumuza zarar verilme ihtimali varsa, o zararı önleyecek kadar bir mesafe koymamızda hiçbir sakınca yoktur. Bu mesafeyi ZARARI GİDERME ile orantılı tutmayı becerdikçe sakınca yoktur Allah'ın izni ile. Kendimizi zamana ve mekâna göre bu mantık içinde dengeleyebiliriz.
arkadaş çevresi konusundaki diğer fetvalar
Arkadaş çevreniz, takip ettiğiniz medya, okuduğunuz kitaplar size etki etmektedir. Onları yeniden şekillendirin. İbadetlerinizi istikrarlı ve ihlaslı yapmıyorsunuzdur. Ona şekil verin. İstiğfar etmeyi ihmal ediyorsunuzdur. Çokça istiğfar edin.
Öncelikle, Allah’ın rızasını gözeterek haramdan sakınma hassasiyetiniz çok kıymetlidir. Bu, imanınızın güçlü olduğunu gösterir. Ev arkadaşınızın yaşam tarzından uzak durun. Onu uyarmışsınız ancak düzelmiyorsa bu konuda daha fazla zorlamanıza gerek yoktur. Eğer mümkünse farklı bir ev arkadaşı bulmaya çalışın. Kendi özel alanınızı koruyun, haram ortamına maruz kalmamaya dikkat edin. Zinadan kendinizi korumaya çalışın. Bunun için ibadetlerinizi artırın, özellikle namazı terk etmeyin ve Kur’an okumaya devam edin. Kendinizi yalnız bırakmayın, güvenilir ve dindar arkadaşlar edinin. Boş zamanlarınızı verimli kullanın, spor, ilim, mesleki gelişim gibi alanlara yönelin. Allah’tan yardım isteyin. İlmî ve dini sohbet halkalarına katılın.
İman ve ahlâk sıkıntısı yaşayanlarla insan olarak ilişki içinde olabiliriz/olmalıyız da. Şunu da unutmamak zorundayız: Biz de insanız, onların etkilendiği gibi biz de etkilenebilir ve onlar gibi olabiliriz. Bu nedenle ‘insanî ilişki’ düzeyinde ve seviyeli bir beraberliğimiz olmalıdır. Onları ıslah etme gayretimiz bile bir risktir. Bugün onları kınadığımız şeyleri yarın biz yapıyor olabiliriz. Neticede bir mikrop her şeyi bitirebiliyor.
Peygamberler ve Allah'a davet edenler senelerce konuştular da netice alamadılar ama yılmadılar. Siz de onların yolunda iseniz öyle yapın: - Önce kendinizi canlı ve hareketli tutmaya bakın. - Yaşayarak anlatın, söyleyerek anlatın. - Eğlence konusu olmamaya önem verin. Vakarlı olun, seviyeli olun. - Sabrı en büyük silahınız bilin. - O insanlar için arkalarından dua edin. - Mikrobun size bulaşmasana karşı uyanık bulunun. - Bu işlerin yapılması asla sizi kendi ibadetinizden ve insanî görevlerinizden alıkoymasın.
Selamünaleyküm. Burada anne babanın mesuliyeti elbette açıktır. Gence gelince, akil ve baliğ olmayı hak etmeyeceği bir durum varsa erginlik çağına girmiş olması bir şey değiştirmiyor. 'Baliğ' olmanın yanında 'akil' de olmak gerekir ki mesuliyet başlasın.