Fetva Meclisi
Soru
En yakın arkadaşımın haram bir ilişkisi var, evlenmeyi düşünüyorlar. Kendisi o kişiyi çok sevdiğini, haram olduğunu bildiğini, her gün Allah için ayrılmak istediğini ama aynı zamanda da onu çok sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini söylüyor. Arkadaş grubu olarak ona bu işi bırakması gerektiğini söyledik ama bırakamadığını söylüyor. Sürekli ona bunu söylersek bizden uzaklaşır ve yalnız kalır diye, ayrıca ilerde kötü şeyler yapmasından korktuğumuz için artık ona fazla bir şey söyleyemiyoruz. Ama artık biz de dayanamıyoruz, her gün arkadaşımızın cehennem için kendine odun topladığını görmeye, en acısı da bunu kendisinin bile söylemesine dayanamıyoruz. Kendimizi sorumlu hissediyoruz. Kardeşimden öte olan arkadaşıma kendimden uzaklaştırmadan nasıl yardım edebilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu sıkıntıyı giderebilmiş bir mü'min, öyle bir ortam bulunduğunu zannetmiyorum. Mikroplarla dolu olduğu hâlde kalabalık ortamlarda yaşamayı becermek zorunda olduğumuz gibi bunu da becermeye mecburuz. Şöyle yapabilirsin: Kendin için bir ideal oluştur. Bu idealin gayeni ve prensiplerini ihtiva etsin. İdealini de taviz verilemez çizgilerin ve esnetilebilir çizgilerin olarak çeşitlendir. Açık haramlar ve senin akıbetin için tehlike olacak noktaları kırmızı çizgin say. Diğerlerini de adamına göre, senin vakit durumuna göre, risk ağırlığına göre esnet veya esnetme. Ancak böyle bir çalışma ve yürüme ilkesi ile rahat edebilirsin, az zararla yol alırsın. Allah yardımcın olsun.
Allah Teâlâ yaptıklarımızı rızasına uygun yapmayı hepimize kolay kılsın. Kardeşliğiniz pek mübarek bir iş, kıymetini biliniz. Yalnız özellikle temas ve duygusallık şeytan için iyi bir malzeme olabilir. Kaş yaparken göz çıkarmak denebilecek bir risktir bu. İki şeyden uzak durmanızı tavsiye ederiz size: Temas ve duygusallık. Gerçekçi olmanız gerekiyor. Allah Teâlâ kolay etsin.
Doktora gidin ve sizin durumunuzun normal olup olmadığını öğrenin. Doktor size normaldir isteğiniz derse, eşinizi karşınıza alın ve dinen hakkınız olan şeyi istediğinizi söyleyin. (Bu sizin dinen hakkınızdır çünkü.) Doktor sizde bir aşırılık görürse onu tedavi ettirin. Eşiniz, farklı özürler üretirse o özürleri bir hakem eşliğinde çözmeye çalışın. Çözülmezse sizin evliliğiniz ve sizin helal yaşama arzunuz risk altında demektir. Bu da sizin olağanüstü bir döneme girmeniz anlamına gelecektir. Üç beş ay sonra eşinizde bir farklılık olmazsa boşanmaya kadar varacak bir süreci işletebilirsiniz.
Biz sadece kendimizi kötülük yapmaktan alıkoymakla iyi Müslüman olamayız. Kötülük yapanlara tepki göstermek ve onlarla aramıza mesafe koymak, bu uğurda arkadaşlıklara çizgi çekebilmek de Müslüman olmamızın gereklerindendir.
Sizin şu anki durumunuz evlilik kararını vermekten öte flörte dönüşmüş durumdadır. Evlilik konusunda karşılıklı karar vermişseniz ailelerinizle bu konuyu açıkça tekrar siz konuşun. Onlara evlenmek istediğinizi ve engel olmamaları gerektiğini rica edin. Kendilerinden maddi beklenti içerisinde olmadığınızı açıklayın. Ailenizin gerekçesi talibinizin davranış veya ahlak bozukluğu gibi gerekçeler sunarlarsa söylediklerini dikkate alın. Ama sadece maddiyatı öne sürerlerse ve diretirlerse kendi aile büyüğünüzü (dede, amca, dayı gibi) devreye sokarak çözüm bulmaya çalışın. Evlilik yolunda tek çaba gösteren taraf siz olmayın. Yani bundan da sonuç alamazsanız erkek tarafının büyükleri ailenizin itibarının zedelenmemesi için onlarla konuşsunlar. Bu da olmazsa mütevazı bir yuva kurarak ailenizi düğününüze davet edin. Allah suhûletle bu konuyu çözmeyi nasip etsin. Yuvanızı hayırla kurmayı ve hayırla yürütmeyi lütfetsin.
Kızınızla her şey bitmiş gibi bir rolde asla olmayın, asla! Hiçbir şey olmamış gibi konuşun, ona bağrınızı açın, size açılmasını sağlayın, hemen şimdi, hemen şimdi! Onu şeytanın kucağına ittiniz fark etmeden. Kızınızın sıkıştığı noktada evlilik olmayabilir. O öyle zannediyor olabilir. Onu bir psikoloğa götürün ve psikoloğun yönlendirmesine göre hareket edin. Gerekiyorsa tedavi ettirin. Korkmayın ama geç kalmayın. Sizinle en özel muhabbetleri yapabileceği ortamı hiç kaldırmayın. Tek çare onun sizinle her şeyini paylaşabilmesidir. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Köpek necistir. Eti de necistir. Yenmez.
Sana iki şey söylemeliyim. Birincisi, gerçekten pişman mısın? Eğer gerçekten pişman isen sana cevabım da kesindir. Eğer eğip bükeceksen de sana kesin cevabım var. Şimdi cevabımı oku: Sen kulsun. Düşersin, batarsın, eğersin, bükersin. Rabbin ise Allah'tır. Seni mağfiret edeceğini vaat etti ise bir kere onun vaadi haktır. Allah'ın vaadine güvenmemek büyük bir hatadır. Şimdi düşün bakalım, gerçekten pişman mısın? Gerçekten pişman isen Rabbine yönel. Tevbe et. Kaya gibi sert, ırmaklar gibi şırıl şırıl akan bir tevben olsun. Gerisini de Allah'a bırak. Dön bak, tevbe mi ettin yoksa ortaya çıkan olayı hazmetme sıkıntısı mı yaşıyorsun. Tevbe etti isen, tevbeni irdeleme hakkı senin değildir. O Allah'ın işidir. Senin işin tevbe etmek ve tevbeni ölünceye kadar korumak olmalıdır. Bu birincisidir. İkincisine gelince: Seni şeytan tuzağa düşürdü. Sen de düştün. Şeytan galip sen mağlup oldun. Senin işin bitti ama Şeytanın işi bitmedi. O oyununa hâlâ devam ediyor. Oyununun ikinci perdesi de seni güya pişmanlık dalgaları ile boğmaktır. Birinci perdede o hatayı işledin. İkinci perdede seni çöpleri karıştırtarak gençliğini bitirmeye aday yapıyor. Senin ne yapman gerekir şimdi? Tevbe etmen ve tevbeni hayatın bilmen. O insanla ebedi olarak yazışmaman, adını anmaman, semtine yaklaşmamandır. Bunu yapacaksın. Evlenmek, çocuğunun yüzüne bakmak, vesaire.. Bunlar çöplüğü karıştırıp durmaktır. Umarım anlamışsındır.
Abdestte, krem sürer gibi ovalamak yoktur. Su ile yıkamak vardır.
Allah yardımcın olsun. Keşke baban senin kıymetini bilse idi! Sen babanı da senin gibi düşüneceği günlerde görmek için dua et, öyle gayret et. Sabret. Tartışma onunla. Uzak durmaya, konuyu açmamaya çalış. Son söylenecek sözü başta söyleme sakın. Ecrini azaltırsın yoksa.
Erteleme ama faize ve harama karşı direncini de yitirme.
Onu yak ve at. Sonunu ise başka bir yerde, mesela eşinizin karakterinde, sizin sabrınızda ara.