Fetva Meclisi
Soru
Hocam Müslümanlar her peygambere mahşer gününde şahitlik edecek diyorlar. Her peygamber hakkında Kur’an’da veya hadislerde bilgi verilmemişse şahitlik olayı nasıl olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah'ın huzurunda ancak O'nun izin verdiği kimseler konuşabilir. Bu, iman ettiğimiz bir hakikattir. Peygamber efendimize de konuşması için Allah izin verecektir. Buna da iman ediyoruz. Şefaat hakkındaki bildiklerimiz ve inandıklarımızın özeti budur.
Müslümanlığımızı, şüpheler üzerinden irdelemek sakıncalıdır. Vesvese ile imanı sorunlu duruma taşımak yanlış olur. Örnek aldığınız olayla sizin bağlantı kurmanız hiç yerinde değildir. Günlük hayatınızı devam ettirin. İbadetlerinizi yapın. Birilerini şahit tutmanız gerekmez zaten camiye gidip namaz kılıyorsunuz. Benzeri ibadetleri yapıyorsunuz. İmanımızı korumak için çırpınacağız ama vesveseye kapılarak korurken kaybetme düzeyine de getirmeyeceğiz. İbadetlerinizi yapmanız, Kur'an okumanız, dua etmeniz, salavat getirmeniz ve benzeri ibadet olan değerleri canlı tutmanız imandır olduğu gibi biiznillah.
Bilmek ve “her şey” bir araya geldiğinde sadece Allah Teâlâ için geçerli bir sonuç alabiliriz. Her şey ve bütün zamanları sadece Allah Teâlâ kati olarak bilir. Peygamber aleyhisselam efendimiz ise Allah’ın ona bildirdikleri kadarını bilebilir. Ona ne kadar bildirdiğini ise biz bilemeyiz.
Bütün insanların Müslüman olmasını beklemeye gerek yoktur. Bütün insanlara hükmedecek otoritenin Allah’ın dini olması şeklinde anlamak daha doğru olur.
Mehdi aleyhisselamın zuhuruna inanmak vardır ama onu beklemek diye bir ibadet yoktur. Biz müminler olarak o gelmeden önce Allah’ın dinini hâkim kılmak için mücadele etmeliyiz. Zira o, çarelerin tükendiği için gelecekse biz helake yakın bir konumda olabiliriz maazallah. İnşaallah o gelir, biz de onun askerleri oluruz.
Kıyamet günü gerçekleşecek olayların hiçbiri bugünkü dünya bilgileri ile anlaşılabilir şeyler değildir. Kıyamet sadece o gün görüldüğünde anlaşılabilecektir. Onun kıyamet olması, şiddetinin muadili olmaması da bunu gerektirir. Allah o gün yardımcımız olsun.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Cennet ve cehennem şu anda vardır. Ahiret gününde gidenler şimdi var olana gidecekler.
Mü'min hangi eziyeti çekerse o bir sabır konusudur. Kimi manevi denebilecek gözle görülmeyen, izlenemeyen sıkıntılar bedene eziyetten daha etkili olabilmektedir. Eziyet denebilecek ne varsa biiznillah sabırla karşılandığı sürece mü'min için ecir konusudur. Şüphesiz Allah’tan karşılık bekleme iddiası herkesin imanına göre farklıdır. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Allah Teâlâ nişanlınızı mağfiret buyursun. Nikâh akdinden önce ahirette eş gibi buluşma mümkün değildir. İnşaallah iki mü'min gibi buluşmak ikinize de nasip olur. Böyle bir meseleye takılıp kalmanız doğru olmaz, hayat hızlı bir şekilde devam ediyor. Kendinizi yıpratmayın, ona mağfiret dileyip siz iyi bir mü'min olarak yaşamaya bakın. Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin.
İslam akide ve iman dinidir, renkler ve simgeler dini değildir. “Şu renk İslam rengidir” diye bir ifade kullanılamaz. Evet, yeşil rengi hoş görülmüştür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi de ashabı yeşil renkli elbise ile görmüşlerdir ama yeşili emretmemiştir. Beyaz rengi tavsiye buyurduğu sözü ise daha bilinen bir sözdür. Cennette yeşil kıyafet ise ayetlerde geçmektedir. Cenneti anlamak için şunu bilmelisiniz: Bu dünya standartlarına göre düşündüğünüz bir cennet yoktur. Cennet oradadır ve oraya göre yaratılmıştır. Orada neyi neden ve ne kadar seveceğimizi buradan kestirmek oranın şartlarına aykırı düşmektir. Allah Teâlâ cennetlik kullarından kılsın bizi.
Ah kardeşim, keşke ölüm korkusu olsa, keşke! Nerede o korku? Korkunun adı var kendi yoktur. Korkan, korkusunun gereğini yapmaz mı? Bizimki çocukların azarlanmaktan korkup bildiklerini de yapmasına benziyor sadece.
Ya Allah! Hem ne çıkacak, ne acayip bir buluşma olacak o gün! İki mengene arasında olacak onlar. Biri kul hakkı diğeri evlat olmuş bir kulun hakkı; ya Allah!