Fetva Meclisi
Soru
Hocam nişanlımı iki ay önce kaybettim. Kendisi doğuda polis memuruydu ve şark görevinin bitmesine on gün kala intihar etti. Dünyadan çok yorulmuştu ve psikolojisi iyi değildi ama yine de ölüm şekli bizi çok perişan etti. Kendisine sürekli af ve mağfiret diliyor dualar gönderiyorum. Bizim nikâhımız gerçekleşmediği için öbür âlemde karşılaşabilir miyiz bunu merak ediyorum. Çok zor günler geçiriyorum, namaz ve dua dışında ne yapabilirim? Yardımlarınızı bekliyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Harama düşmemek şartı ile bekleyebilirsiniz ama size tavsiyemiz şudur: Hiçbir insan uğruna ömür feda edilecek nitelikte değildir. Siz kendi özel hayatınızı kendinize göre şekillendirmelisiniz. Abartmamaya çalışın. Filmlerdeki aşk hikâyelerini hayatın gerçeği gibi görmemek gerekir. Hayatını kullukla dolduramayan insanların öyle takıntıları olabilir. Biz mü'miniz, mü'minin hayatı dolu doludur. Sabredin ama değen bir şey için sabredin. Tehlike hissederseniz kendinizi güvene alın.
Nikâhtan önceki her süreç bırakılabilir bir noktadır. Hiçbir gerekçe olmadan da bırakabilirdiniz. Bu arada maddi bir hak kaldı ise üzerinizde onu iade edin. Gereksiz yere de kendinizi bununla alıkoymayın. Yoğun bir gün yaşamaya bakın. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. Hiçbir insan ardından hayata küsülecek biri olamaz. Kendinizi seviyesi düşük bir konumda tutmamalısınız.
Selamünaleyküm. “Elhamdülillah Allah’a olan inancım tam.” Diyorsun ama bu anlattıkların o inancın kıl payı elinde durduğuna işaret ediyor. İstiğfar et ve hayata dön; bunlar ölümcül tehlikeler senin için. Tamamen batıl olan bir şeytanlıkla karşılaşmışsın.
Gayet yanlış bir bekleme süreci yaşayacaksınız. Şu anda doğru olmayan ve evlendikten sonra da sizi üzecek olan bir süreçtir bu. Yıllarca söz/nişan süreci hiç doğru değil. Uyduruk yani işlevsiz bir nikâhı da ne gerçekleştirebilirsiniz ne de doğru olur. Bu hesabı yeniden yapmanızı tavsiye ederiz size.
Muhakkak bir psikoloğa git kızım. Bu durumu genişçe anlat. O seni rahatlatsın.
Selamünaleyküm. Böyle biri ile evlenseniz evliliğinizin dinen bir zararı olmaz... Henüz başlamadan nasıl zihin yorduğunu da siz düşünün. Herkes dengini bulsun, onunla evlensin. Yarın çatlayacak bir kaba su koyuyorsunuz. Kimseyle de uğraşmayın, denginizi bulun.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Mü'min hangi eziyeti çekerse o bir sabır konusudur. Kimi manevi denebilecek gözle görülmeyen, izlenemeyen sıkıntılar bedene eziyetten daha etkili olabilmektedir. Eziyet denebilecek ne varsa biiznillah sabırla karşılandığı sürece mü'min için ecir konusudur. Şüphesiz Allah’tan karşılık bekleme iddiası herkesin imanına göre farklıdır. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
İslam akide ve iman dinidir, renkler ve simgeler dini değildir. “Şu renk İslam rengidir” diye bir ifade kullanılamaz. Evet, yeşil rengi hoş görülmüştür. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi de ashabı yeşil renkli elbise ile görmüşlerdir ama yeşili emretmemiştir. Beyaz rengi tavsiye buyurduğu sözü ise daha bilinen bir sözdür. Cennette yeşil kıyafet ise ayetlerde geçmektedir. Cenneti anlamak için şunu bilmelisiniz: Bu dünya standartlarına göre düşündüğünüz bir cennet yoktur. Cennet oradadır ve oraya göre yaratılmıştır. Orada neyi neden ve ne kadar seveceğimizi buradan kestirmek oranın şartlarına aykırı düşmektir. Allah Teâlâ cennetlik kullarından kılsın bizi.
Ah kardeşim, keşke ölüm korkusu olsa, keşke! Nerede o korku? Korkunun adı var kendi yoktur. Korkan, korkusunun gereğini yapmaz mı? Bizimki çocukların azarlanmaktan korkup bildiklerini de yapmasına benziyor sadece.
Ya Allah! Hem ne çıkacak, ne acayip bir buluşma olacak o gün! İki mengene arasında olacak onlar. Biri kul hakkı diğeri evlat olmuş bir kulun hakkı; ya Allah!
Bu ümmetin şahitliği Allah’ın ve Resulünün sözünü teyit etme şeklindedir. Zira bu ümmetten bir mümin, kendi gözüyle gördüğünden daha fazla Allah’ın “oldu/yaptı/idi” sözüne imanı vardır. Peygamber aleyhisselama da tasdiki bu şekildedir. Kıyamet gününde bu ümmetten biri kendinden çok önceki ümmetlere dair olayları bu çerçevede şahitlik ederek doğrulayacaktır. Mesele sıradan bir şahitlik meselesi değil kâmil bir iman meselesidir.
Dinimiz ve ahiretimiz uğruna evimizi, sokağımızı, şehrimizi hatta ülkemizi değiştirmeye hazır olmadıktan sonra iman iddiamızı nasıl ispat edebiliriz? İmanınızı ve çocuklarınızın imanını öncelikli tutun. Allah yardımcınız olsun.