Fetva Meclisi
Soru
Hocam neden Rabbimiz, Peygamberimiz ve bazı Müslüman âlimler sürekli insanları ilim öğrenmeye teşvik eder? İlmin ve bilimin bu dünyada bize yararı olabilir ama ahirette bunların bize ne faydası olacak? Bize ne getirisi olacak?
Cevap
Benzer fetvalar
İlmin yaşı yoktur. Her zaman ilim alınabilir yeter ki fırsatlar iyi değerlendirilsin. Siz önceliği bildiğinizi uygulamaya ayırın, gerisinde Allah size yardım eder.
Aleykümselam.Arapça nihayetinde bir ilimdir. Şu veya bu maksatla öğrenilebilir. Eğer ihlasla ve ibadet maksadı ile öğrenilirse olduğu gibi sevaba dönüşür.
Güzel, Kur'an iman ettiğimiz kitaptır konusunda tartışma yoksa o zaman Kur'an’a bakalım. Kur'an’ımız bize “bilmediklerinizi bilenlere sorun” (Nahl, 43) buyuruyor. Ya her şeyi bildiğimizi iddia edeceğiz ya da Kur'an ve incelikleri konusunda bir ilim alt yapısı gerekmez, dergiye bakılır gibi bakılarak anlaşılır diyeceğiz. Öyle bir bilim var mı bu dünyada? Keşke her mü'min Kur'an’dan bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede bilgi sahibi olsa! Ama bu mümkün olmadı olmaz da. İlim ağırdır ve uzmanlık ister. Bu iddianın söylenişi güzeldir ama gerçeklikte yeri yoktur. Elbette maksat gerçekten bilmek ve amel etmek ise. Oynamak ve oyalanmak isteyen için her yer dümdüz zaten, maazallah.
İlim değerlidir ama başka bir değeri, farzı ezemez. Allah'ın emirlerinden bir emri yok sayacağımız bir yerde bulunamayız.
İlim ilimdir. İnsanlığın hayrına olan bütün ilimler mübarektir. Elbette Kur'an ilmiyle diğerleri aynı derecede değildir ama listeleri aynıdır. Önemli olan mü'min insanın baştaki niyeti ve o niyete ileriki dönemlerinde ne kadar sadık kaldığıdır. Buna göre de bir harama sebep olmayan ve insanlık için hayır sebebi olan her ilim mübarek kabul edilebilir.
Öncelikli vazifemiz iyi bir mümin olmaktır. Başkalarına yararlı olmak ise ikinci vazifemizdir. İyi mümin olun. Hayatı boş geçirmeyin. Bu arada elde ettiğinizi başkalarına aktarabilirseniz sizin için artı bir kazanç olur.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
Hayatı büyük değerlerle doldurmayanların bu tür takıntıları yaşamaları normaldir. Hayatınızı ahirette işinize yarayacak şeylerle doldurun, gerisi size basit gelir biiznillah. İbadetinize önem verin. Bundan ibret alın ve bir insanı sınırsız gibi sevmemeyi öğrenin.
Yavrum, din de garip oldu dinine sahip çıkmak isteyen samimi mümin de. Sen değil sadece, bir koca dünya bu hale geldi. Ama ben biliyorum ve inanıyorum ki, gökler başımızın üstünde duruyorsa senin ve senin gibilerin bu filizlenmeye başlayan imanı sayesindedir. Seni tebrik ediyorum, bağrıma basıyorum. Allah sana umduklarından daha güzelini versin. Seni Ashab-ı Kiramla beraber cennetlerde buluştursun güzel gencim benim. Bu güzel imanınla yaşarken bana da dua etmeni isterim senden. Sabret ve kazan. Öncekiler de sabrederek kazandılar. Yılmadılar, yorulduk demediler. Kulluktur bu. Kulluk da olduğu gibi imtihandır. Şöyle bir plan yap: Bir kere ne olursa olsun annen ve babana karşı edebini asla bozmayacaksın. Dünya yıkılsa yeniden kurulsa sen onların çocuğusun, onlara karşı saygılı olman, önlerinde el pençe durman senin imanının gereğidir. Şeytan yer yer zihnini karıştırıp güya iman adına sana onlara karşı edepsizlik telkin edebilir, defet onu gitsin. Ne olursa olsun, yer neresi olursa olsun, onlar sana ne yaparsa yapsınlar birinci kuralın bu olacak. Zor ama mümin için gerekli bir noktadır bu. İkinci işin şu olsun: Dayınlar, halanlar ve benzeri yakınlarla o tür haramların ezilmek istendiği ortamlarda asgari yani olabilecek en az düzeyde de olsa bağlantıyı sürdür. Kopman doğru değildir. Kimse sana iki saat otur o mecliste demez zaten. Hoş geldiniz de ve su getirmeye git, çay getirmeye git ve odana çekil. Bunu da becereceksin. Bunu böyle yapmazsan adını bin bir yalanla birleştirir seni hırpalayabilirler. Üçüncü işin şu olsun: Allah'ın kesin haramlarından birini asla yapma. Haram tokalaşma yapma. Yalan konuşma, yalana şahitlik etme, yalan dinleme mesela. Bu konuda seni dövseler de se böyle ol, bağırsalar da böyle ol. Dördüncü işin: Evde kendine okuma, el işi veya benzeri bir üretim alanı çıkar. Odana çekildiğinde o işi yaptığını, o nedenle ortamı terk ettiğini bilsinler. Beşinci ve en kritik işin: Bu durumu kimse ile tartışma. Sorduklarında “eh, üh” de ama tartışma. Birilerini ikna etmeye çalıştığını zannedersin ama yıpranır ve eskirsin. Şeytan her tartışmadan sonra seni biraz daha eskitir. Seni uyarayım: Tartışmamak çok zordur, “öfke baldan tatlı imiş” derler ya, öyle bir şeydir bu. Ama sen, mümin gencim benim, sen imanın fidanısın biiznillah. Senin önünde zor olmaz. Bütün bu yaptıklarının karşılığını Rabbin verecektir. Beklediğinden daha fazlası ile verecektir. Aç göğsünü Rabbine, bak sana ne huzurlu anlar yaşatacak, bak ve gör güzel gencim. Seni Allah Teâlâ'ya emanet ederim.
Allah Teâlâ’nın verdiği cana kıyma hakkı bireylerde yoktur. İslam devleti olur ve o devletin mahkemesi böyle bir karar verirse öldürülebilir bir insan. Siz yaparsanız katil olursunuz. Ahirete katil bir insan olarak gitmeyi sakın düşünmeyin. Geçici sinirinizle ebedi ahiretinizi yakmayın. Başka tepkiler gösterin, konuşmayın ama sakın ahiretinizi yakmayın!
Sevgili kardeşim, size şunu söyleyeyim: Sıradan bir vatandaşın, uzayda bir gezegeni çay içerken konuşması, tenkit etmesi ne kadar anlamlı bir iş olabilirse bizim ve sizin gibi nesillerin bu tür konuları konuşması da o kadar anlamlı olabilir. İnsanlığın hâlini görmüyor musunuz? Gençliğin imanı nerede merak etmiyor musunuz? İffet nerede, Kur’an’ımızın yaşanması ne olacak? Bunlar gibi yüzlerce evrensel çapta sorunumuz varken, bu soru gülünç durmuyor mu? Size tavsiyem şudur: Ahirette size direkt veya dolaylı hiçbir faydası olmayacak bu tür tartışmalardan uzak durunuz. Bunun yerine bir sahife Kur’an okuyun. Allah’a emanet ederim sizi.
Neden olmasın, olabilir elbette. Allah mübarek etsin sizin için. Yalnız bu, ahirette sizi kurtarıcı bir belge olmaz. Gördüğünüzün doğruluğu da garanti edilemez. Görmüş olun, size moral olsun ama takılıp kalmayın.
Sizin kaçırdığınız, biz dalarsak bizim kaçıracağımız nokta şudur: Şu anda sizin ahiret kazancınız bakımından böyle bir incelemenin size ne katkısı olacak? Namazdan cihada kadar yaşamamız gereken kulluğumuzun ne kadarını dolduracak bu tartışma? “Hiç” kadarını dolduracak demeye mecburuz. Mü'minler olarak şu fani dünyanın en perişan kitlesini temsil ediyor olduğumuz bir zamanda değil miyiz? Bu sebeple, günün birinde tartışma meselesi olmuş bir konuyu bugün zihninizi meşgul eden işler arasında görmeniz sizin açınızdan bir kayıptır. Bu kaybı telafi etmek zorundasınız. Şahsen benim bakışım bu şekildedir. Size de bunu tavsiye ederim. Duanızı bekliyorum. Allah’a emanet olunuz.