Fetva Meclisi
Soru
Mümin ev kitabınızı okuyorum çok güzel bir kitap emeğinize sağlık çok katkısı oldu. Allah nasip ederse ileride evleneceğim ve anne olmak istiyorum. Kitabın bir bölümünde; "Kul, Allah'ın yaratmada kendisini bir aracı olarak kullanmayı takdir buyurmasını ele geçmez bir nimet olarak bilmesi gerekirken, kulun şu sayıda ve şu zamanda çocuk planları yapmaya kalkışması kulluk konumu ile çelişkilidir"demişsiniz peki ama eğer kişiler kendini hazır hissetmiyorsa ki zaten kitabın çoğu yerinde anne baba olmanın, çocuk yetiştirmenin ne kadar büyük sorumluluk istediğini, çocuğu dini üzere büyütmenin zorluklarını vs. anlatmışsınız. Yani demem o ki anne baba birkaç yıl ertelese, kendini ilmen fikren bedenen hazır hissettikten sonra bebek yapsa yine kullukla çelişir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Kulluk zaten bu yoğunlukta yapılır, uzayda kul olacak değildiniz. Abartmaktan vazgeçiniz. Herkes, her kadın sizin gibi birilerinin bir şeyleri oluyor. Herkesi ağırlığına göre sıraya koyun. Sonra da herkese hakkı kadar vakit ayırın. 1-Allah. 2-Eşiniz. 3-Çocuklarınız. 4-Anne babanız. 5-Kayınpederiniz, kaynananız, eltileriniz, görümceleriniz, komşularınız, akrabalarınız ve insanlar... 6-Hayvanlar. Sırayı bozmayın. Birinden artmadan diğerine geçmeyin. Rahat edersiniz.
Anne babaya iyilik etmek, onların gönlünü hoş etmek büyük bir erdemdir. Ancak bu, insanın kendisini tamamen tüketmesi anlamına gelmez. Allah’ın sana verdiği yetenekleri, ilmini, zamanını da doğru kullanmalısın. Bu yüzden aileye hizmet etmekle kendi hedeflerin arasında bir denge kurman gerekiyor. Bu dengeyi sağlamada sana birkaç tavsiyede bulunabilirim. Anne baba hakkı, insanın elinden geleni yapmasını gerektirir fakat yapamayacağı şeyler için kendini zorlamasını emretmez. Anne babanın makul istekleri yerine getirilmelidir. Ama bir insanın kendi hayatını ihmal etmesine sebep olacak ölçüde beklentiler varsa burada bir dengeleme yapılması gerekir. Allah, kulundan önce kendi sağlığını, eğitimini, dengesini korumasını ister. Çünkü kendini tüketen biri uzun vadede ne ailesine ne de çevresine faydalı olabilir. Vicdan azabı çektiğinde, "Ben elimden geleni yapıyorum ama her şeye yetişmem mümkün değil." diye düşünerek kendini rahatlatabilirsin. Anne ve babanla iletişimde daima saygılı ve nazik bir üslup kullan. Bu, onların seni anlamasını kolaylaştıracaktır. Örneğin, "Babacığım, senin için tatlı yapmayı çok seviyorum ama her gün yapmam zor oluyor. Haftada birkaç gün yapayım, en sevdiğin tatlıları yapmaya özen göstereyim." gibi ifadelerle yaklaşabilirsin. Bu sayede hem ona değer verdiğini gösterir hem de kendine alan açarsın. Allah, ailenizle aranızdaki muhabbeti artırıp sizi hayırlı işlerde muvaffak kılsın.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.
Bacı, Allah Teâlâ ömrüne ve ameline bereket versin. En güzel kitap olan çocukları okuyorsun ya, neden dert ettin ki? Sen okusan okusan elli yıl daha okursun. Ama o çocuklar biiznillah bir nesil okuyacaklar senin himmetinle. Onların nesli okuyacak… Ve ecirler seni mezarında bulacak biiznillah. Bundan daha yaygın ve kalıcı okuma olur mu? Böyle düşün bacı. Ve şu planı uygula: Farzlardan hiç eksik yapmayacaksın. Haramlardan tam kaçınacaksın. Eşin ve aile huzurun birincil hedefin olacak. Nafile ibadetlerden ikincil olarak yapabildiğin kadar belki az ama öz yapacaksın. Fırsat doğduğu anları iyi değerlendireceksin. Eski okumalarının üçte biri kadar bile okusan yeterlidir. Sen annesin; senin çok vaktin olmaz ama çok işin olur. Kendini rahat günlerinle kıyaslama, bugünün hesaplarını yap. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
Allah teala size sabırlar versin. Elbette hayat birisinin eşi olmaktan ibaret değildir. Evlenmek kadar bekarlık da haktır. Mevcut durum ne ise onun üzerinden kulluğumuzu yerine getireceğiz, budur asıl önemli olan. İkinci olarak da şunu bilmeniz gerekir: Her an bir evliliğe hazır olmanız gerekir. Dul kalmaya da hazır olun yeni bir evliliğe de. Kadere karşı inat rolleri doğru değildir. İhlaslı ve gerçekçi bir evlilik her zaman en iyisidir. Üçüncü olarak da kendinize bir dernek, vakıf, ders halkası bulun. Onlarla beraber olmaya gayret edin. Muhakkak ve muhakkak günlük Kur'an okumalısınız. Her ay bir hatim indirecek şekilde okuyun. Bir ilmihal kitabını satır satır okuyun. Zikir virdi edinmeye çalışın. Sabredin kazanın. Allah yardımcınız olsun.
anne konusundaki diğer fetvalar
İstiğfar edin ve bunu tekrarlamamaya kararlı olun. Babanızın veya annenizin geçmişinden çok siz kendi geleceğinizi düşünün.
Annene karşı kusurlu olmamaya gayret et. Kusur edince de gerekiyorsa eline ayağına kapan. Sen kusursuz olduğun hâlde o öyle beddualar ederse çekinmene gerek yoktur. Öyle veya böyle iyi bir evlilik yapmaya çalış. Evet, annen senin üstünde bir güç ama her şeyin üstünde Allah’ın iradesi var, rahmeti var kızım. İyi olmaya bak. Bedduaları toplama, duaları topla sen.
Bunu bir işaret kabul edip evliliğinizi tekrar düşünün, yol yakınken tedbir alın.
Size özellikle verilecek bir isim belirtilmedi ise yani serbest bir verme vekilliği ise annenize verebilirsiniz.
Erkeğin hanımının sütünü içmesi öyle bir zaruret durumunda caizdir. Geçmiş olsun.
Anne-baba veya evlat, herkes Allah’ın önünde kuldur. Her kul da aştığı kulluk sınırlarının hesabını verecektir. Bu yüzden ahiret mahkemesi en büyük ve tek adil mahkeme olacaktır.