Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir videonuzda namazın insanı kötülüklerden alıkoyduğunu asıl namazın bu olduğunu söylemişsiniz. Videonun başlığı da “Kıldığım namaz kabul oldu mu olmadı mı? İşte testi.” Bu kurala göre uzun süre namaz kılan ve kişiyi kötülükten hiç alıkoymayan namaz kabul olmamış mı demektir? Yoksa kabul edip etmemek Allah’ın elinde midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunların hiçbiri cevap değildir. Asıl anlamamız gereken sır şudur: Bu hayatta sınav için varız. Sınav ise bizim keyfimize göre olmaz/olmayacaktır. Önümüze çıkanı kazanmaya çalışacağız. Önümüze çıkacak sınav ise hayat kadar çok ve renklidir. Namazla sınanmak ise bu renklerden biridir. Hiç kılmamak, kılıp bırakmak, kılarken hakkını verememek, sonradan ihmal etmek ve daha nice renkler vardır. Hepsine hazır olmamız gerekir. Bir kere, iki kere, yüz kere yıkılabiliriz ama yeniden kalkmaya hazır olmayız. Bu da bizim irademizle olacaktır. Duayı da unutmayın sakın!
Namaz, farzların en büyüğüdür. Ama aynı zamanda dinimiz insana merhamet eder. Ayakta kılamayana oturarak, oturamayana yatarak, hatta göz işaretiyle kılma ruhsatı verilmişse, bu bize bir şey anlatır: “Allah senden az da olsa kul olmanı istiyor, hiç kopmamanı istiyor.” Senin durumun, bu ruhsatların verildiği zorluk hâllerine çok yakın hatta içindedir. Serumla beslenmek, mide bulantısından hiçbir şey yiyememek, neredeyse baygınlık hâlinde yaşamak… Bunlar fıkhen de “mazeret” sayılabilecek şeylerdir. Fakat bu mazeret, namaz tamamen terk edilsin diye değil, namaz hafifletilmiş şekilde eda edilsin diye verilir. Bu durumda senin yapacağın şey kılamadığın namazları kaza etmektir. Tevbe edeceksin: “Bir daha böyle olursa bile seni bırakmam Ya Rabbi!” diye bir söz vereceksin. O namazları kaza ederken “Her biri sana olan sevgimin ispatı Ya Rabbi!” diyeceksin. O zaman kazaya kalmış bir yük değil, sevapla dolu bir yol olur. Günah noktasında içini kemiren şey şu olabilir: “Ben namazı kılamadım acaba namaz kılmayan biri gibi mi oldum?” Hayır, bu senin gibi pişmanlıkla dolu, kalbi Allah’a bağlı bir anne için geçerli değil. Allah Teâlâ kalpleri de bilir, niyetleri de. Namazı umursamayanla, “Kılamadım Rabbim affet!” diyen bir olur mu? Şunu unutma, Allah seni bırakmaz. Bu süreçten güçlenerek çıkacaksın. Hem anne olmanın sorumluluğu hem de kulluğun ağırlığı seni bir zirveye taşıyacak inşaAllah.
Bir Müslüman ne kadar az bilgiye sahip olursa olsun, bildiği kadarıyla namaza başlamalıdır. Çünkü namaz kılmak farzdır, öğrenmek de farzdır. Ancak namaz kılmayı öğrenmek için beklemek gerekmez. İkisi bir arada yürütülmelidir. Namaz, kulluğun temelidir. Bildiğiniz kadarıyla namaza hemen başlayın ve eksik bilgilerinizi zamanla tamamlayın. Örneğin, Fatiha’yı ve kısa sureleri biliyorsanız, onları okuyarak namaz kılabilirsiniz. Daha sonra namazın diğer kurallarını öğrenirsiniz. Eğer yanlış kıldığınızı düşünüyorsanız, bu sizi namazdan alıkoymamalı. Yanlış bir namaz kılmak, hiç namaz kılmamaktan daha hayırlıdır. Çünkü Allah kulun gayretini görür ve eksiğini tamamlaması için ona yardım eder. Namazın farzları, vacipleri, sünnetleri gibi temel bilgileri öğrenmek de bir Müslüman’a farzdır. Ancak bu bilgi eksikliği sizi namazdan uzaklaştırmamalıdır. Bir yandan namaz kılarken bir yandan öğrenmeye devam edin. Namaz ve ilim, bir müminin hayatında birbirinden ayrılmaz iki unsurdur. İlim, insanı namaza; namaz ise insanı Allah’a yaklaştırır. Sen bu iki yolda samimiyetle ilerlerken, Rabbim seni her iki alanda da muvaffak kılsın.
Allah Teâlâ bedenine sağlık, kalbine huzur, hayatına da bereket versin. Sana en büyük tavsiyem şudur: Asla moralsiz kalma. Son nefesinde bile olsan hayata tutunmaya, umutlu olmaya bak. İman konusu da dâhil her şey için moral bir numaralı ihtiyaçtır. İkinci olarak da adım adım iyileşmek ve adım adım büyümek bir kader olduğu gibi iman ve amel konusunda da adım adım ilerleyeceksin biiznillah. Sen moralli ve heyecanlı olduğun sürece iyisin demektir. Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Bu geçicidir. İlgilenmez ve namazınıza devam ederseniz bir zaman sonra geçer. Bunu gündem yapar, üzerine üzerine giderseniz bir hastalık olarak kalabilir. Herkesin buna benzer sorunları olabilir. İlgilenmeyin ve namaza devam edin. Geçtiğini göreceksiniz biiznillah.
Bu gayet ağır bir zandır. Böyle düşünmemeniz gerekir. Buluğ çağından itibaren kendinizi 'hatalı mü'min' olarak görseniz daha iyi yaparsınız. Geçen namazlarınızı da kaza edin. Tevbe edin, istiğfar edin ama geçmişinizi küfür zamanı gibi görmeyin. Allah yardımcımız olsun.
ahlak konusundaki diğer fetvalar
Sen, öncelikli olarak o beğenmediklerin gibi olmamak ve sürekli ilerlemek için uğraşmalısın. Hâline şükretmelisin. Sürekli kendine ve onlara dualar etmelisin. Senden nasihat isteyenlere özellikle nasihatler edip ilgilenmelisin. Seninle cedelleşen olursa ondan uzak durmalısın. Sabretmelisin. Konuştuğunun, sustuğunun, sabrının karşılığını Allah'tan beklemesini bilmelisin.
Telefon veya bilgisayar oyunları için direkt haram dememiz mümkün değildir. Muhtevası haram olan bir oyun için bu söylenebilir. Kumara alıştıran veya oynatan, cinselliği kışkırtan, kâfirleri sevdiren gibi sakıncalar olmadıkça oyun haram değildir. Oynanırken harama sebep olması mümkündür. Öyle bakıldığında bilgisayar için de baştan yok demek gerekir.
Nur suresinin yirmi altıncı ayetidir bu âyet. Ayette, kötü sözler, kötü kararlar kötüler içindir tarzında bir anlam da vardır. Ayette ayrıca, temiz erkekler temiz kadınlarla evlensin ifadesi herkes dengi ile evlensin şeklinde anlaşılmalıdır. Zina eden bir erkek tevbe etmedikçe temiz bir kadınla evlenmesin şeklinde anlayabiliriz bunu ama ahlâk zafiyeti gibi konulara indirgememiz doğru olmaz. Bariz çirkinlik ve ağır bir hata olan zina, sonrasında tevbe edilmedikçe bir pisliktir, faili de pistir. Ayeti genel olarak böyle anlarsanız tereddüdünüz de gitmiş olur.
Kesinlikle böyle bir ayrım yapılamaz. Başı örtmek Allah’ın kesin emridir. Hakkını vermek ise başka bir emirdir. Biri olmuyor diye diğerinden vazgeçemeyiz. Bu bir şeytan tuzağı olur aman dikkat edin.
Anne baba veya bir başka insanın bir konuyu sır tutmayı rica etmesi ya da emretmesi karşısında sırrı korumamız gerekir. Ahlak bunu gerektirir. Bu durum ikinci bir insanın hakkına tecavüz ya da bir çeşit zulüm nedeni oluyorsa elbette zulme alet olmayız.
Rabbimiz Kitab'ında bu sorunun cevabını şöyle veriyor: “Cinler ve insanları ancak kulluk etsinler diye yarattım.” Cevap bellidir: Kulluk! Kulluk nedir peki? Her şey Allah ile Allah için olacak. Medeni hallerden ticarete, ziraattan siyasete, ibadetten ahlaka kadar her şey bu çerçevede olacak: Allah ile Allah için. Bunu sağlamak nasıl mümkün ise onu yapmanın adı da cihat olacak. Şeytan bunun gerçekleşmemesi için uğraşan en büyük düşmanımız olduğuna göre en büyük cihadımız da ona karşı yapılacak. Bunun için varız.