İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam tüm hayatımı Allah'a adamak istiyorum. Çalışmayı bile Allah için yapıyor görüyorum. Bu bağlamda bir tür zikir var mıdır ki başlamadan Allah'ı zikredeyim? Bütün varlığınla ona yönel ayetini okusam bid’at olur mu?

Cevap

Sabah namazını ve yatsı namazını özellikle de cemaatle kılan, Sabah ve akşam tesbihlerini yapan, Haramlardan kaçınan, Günlük Kur'an okuyan, yapılması gerekeni yapmıştır. Onun hayatı Allah'a yönelik bir hayattır. Özel bir duaya da gerek yoktur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.

Hocam son zamanlarda iyice canımı sıkmaya başlayan bir hal içerisindeyim. Eskide
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bizim asıl vazifemiz dinimize hizmet etmek, davamıza katkıda bulunmak değildir. Biz önce kendimizi korumak, iyi bir mü’min olmak için varız. İyi bir mü’min olmadan başkalarının dindar olmasına hizmet etmek bir tuzak olabilir. Siz önce bu hedefi gerçekleştirin. Böyle bakmazsanız kendinizi kandırmış olursunuz. Bunun için de namaz başta olmak üzere ibadetlerin hakkının verilmesi, Kur'an başta olmak üzere iyi okumaların yapılması, belli zikirlerin günlük uygulama içine yerleştirilmesi önemlidir. Bu açıdan bakmaya çalışır ve ilkeli bir uygulama yapabilirseniz takılıp kaldığınız konuyu da çözmüş olursunuz biiznillah.

Hocam ben ilahiyat mezunuyum ama çalışmak istemiyorum. Allah nasip ederse evimde
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sekerat için o gelmeden yapılan ibadetler, samimi dualardan başka çare yoktur. Kimin nasıl o günü göreceğini ise sadece Allah teala bilebilir. Hepimize yardım etsin, inayetini üzerimizden eksik etmesin.

Sekerat anı her insan için zor mudur? Bunun için bir dua veya zikir var mıdır? A
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımız çok açık bir uyarıda bulunmaktadır: ‘Kalpler ancak Allah’ı zikirle huzur bulur.’ Sorunuzun cevabı budur. Allah’ı zikir huzurdur hatta hayatın ta kendisidir. Peki Allah’ı zikir ne demektir? Allah’ı zikir elde tesbih ‘Sübhanalllah’ demektir dersek yanlış olur. O tesbih ile yapılan zikrin bir çeşididir. Öz olarak Allah’ı zikir, Allah’ı hatırlıyor olmaktır. Allah’ı hatırlıyor olmak/zikir ehli olmak ise hayatı İslam ile yaşama mücadelesi yapmaktır. Bunu şöyle özetleyebiliriz: - Pratik bir iman, o imanı şeytanın ve kâfirlerin saldırılarından korumak. - Haramlardan korunmuş yaşamak. - Farzlardan eksik bırakmamak. - İnsani görevlerde eksiksiz olmak. Eş olanın eşliğini, evlat olanın evlatlığını hakkıyla yerine getirmesi. - Ahlak sorunu yaşamamak. - Nafile ibadetlerden becerebildiğini yapmak. - Sosyal kimlik sahibi olmak. - Mubahlarda aşırıya kaçmamak yani nefse esir olmamak. - Çok dua ediyor olmak. - Ahireti öteler ötesi bir yer olarak değil yarından bile erken gibi görmek. - Mü’min kardeşlerle kardeşlik ahengi içinde yaşamak… Bunlar Allah’ı zikir üzere bulunmanın işaretleridir. Böylece bu işaretlerle başlangıç ve yürüyüş noktası da tespit edilmiş olur.

Hocam, bir insan nereden başlamalı? Huzuru niye hissetmez insan?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Senin durumun sigara ve zikirden önce bir psikologla ilgilidir. Muhakkak bir psikoloğa gitmelisin ve bu durumu onunla değerlendirmelisin.

Hocam ben sigarayı bırakmak için ilaç kullandım ve sigara içmedikçe kendimi zikr
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tevbe edeceksin. Tevbeni koruyacaksın. Hatanı affetmesi için Allah’a çokça dua edeceksin. İbadetlerini artırarak devamlı yapacaksın. Çevreni düzelteceksin. Ve bu işin edebiyatını yapmayacaksın.

Hocam ben otuz yaşındayım ve küçüklüğümden beri bir gün bile namazımı aksatmadım

ayet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir sakınca olmayacağını, biiznillah faydalı da olacağını zannediyorum.

Hocam küçük çocuklar için ayet, dua okuyan sesli cihazlar var. Bu cihazları kull
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ sizi muvaffak kılsın. Size güzel ve bereketli bir ders halkası oluşturabilmeniz için şu prensipleri tavsiye edebilirim: Yapacağınız işin ibadet olarak kabul edilebilmesi ve size sevap kazandırması için niyetiniz önemlidir. Ne kadar niyetiniz varsa ya da niyetiniz ne ise o kadar sevap bulacaksınız, o kadar bereketiniz olacak. Niyeti önemli bulun. Gerçek niyet şudur: “Allah’ın dinini öğreneceğim, Peygamberimin izinde gitmeye çalışacağım.” Gerisi boş veya yararsız niyetlerdir. Yüzde yüz bunu yakalamaya çalışın. Bu kolay değildir; şeytan ve şeytana ayak uydurmuş çevreniz sizi zorlayabilir. Muhakkak bir hoca ile okuyun, oturun. Hoca muhakkak akademik kimliği veya büyük icazetleri olan birisi olmalı değildir. Öyle olursa ne güzel ama sizden önce bir bilenden o kitabı okumuş ve anlamış birisi sizin için hoca demektir. İnsanlar on kişi bir araya gelip sağlık dersleri yapıyorlar mı, yapsalar bir yararı olur mu? Elbette olmaz. Doktor olmadan sağlıkta ileri geri konuşmak cana zarar verir. Din neden herkesin bilip rahatça konuştuğu bir alan olsun, olabilir mi? Bu notu unutmamaya çalışın. Dersin başlama ve bitiş saatleri muhakkak sabit olmalı. Ne ileri geri oynamamalıdır. Yaptığınız iş bir kültür çalışması olmadığına göre ibadet ağırlığı ile yapacaksınız. Bunun için de: Sadece İslam konuşulacak. Ticarete direkt veya dolaylı girilmeyecek. Bid’atlerden uzak kalınacak. Şahıslar öne çıkmayacak. Bencillik yapılmayacak. Ben değil ders şuuru olacak. Öğrendiğimizi saklamak için değil yaşamak ve yaymak için öğreneceğiz. Bir kere veya beş kere aynı şeyi okumak ve öğrenmekten kaçınmayacağız. Biz namaza çok kıldık demiyoruz çünkü ibadettir. Bu da ibadettir. Ne okuyacağız sorusunun cevabı şudur: Önce güzel bir ilmihal. İlmihal okumadan yaptığımız hiçbir okuma veya ders gerçek ilim olamaz. Çünkü ilmihal farz bilgilerden oluşur. Tefsir, hadis gibi büyük isimler tuzak olabilir. Sonra Kur'an kıraati. Üç dakikada hatasız bir sayfa okuyana kadar Kur'an tilaveti görevimiz devam ediyor demektir. Bu seviyeye gelince de günlük virde geçeceğiz. Sonra siyer okuyabilir. Sonra da Riyâzü’s Salihin veya diğer hadis kitaplarından biri. Ders yapılacak zamanı iyi belirlemek gerekir. Kadınların uygun olacağı zaman dilimi ile erkeklerin uygun olacağı zaman dilimi aynı olmaz. Derse katılanların zaman ve zihin bakımından uygun ortalamasını bulmak gerekir. Çocukları yok kabul ederek ders yapamayız. Onların dağıttığı dersin de anlamı olmaz. İkisinin ortalamasını bulmak her gruba göre farklı olacaktır. Kısa bir Kur'an tilaveti ile ders başlayabilir. Namaz saati gelince cemaatle namaz kılınsın. Herkesin anlayacağı; Dil, Hız bulunmalıdır. Tekrardan kaçınılmamalıdır. Okunacak kitabın herkeste olması ciddiyet kazandırır. Her derse başlandığında kısa bir geçmiş konuların özeti yapılmalıdır. Önemli görülen ve anlaşılmayan konular tekrar edilmeli, vurgulanmalıdır. Zor konular için bilen birinden destek alınmalıdır. Ayet ve hadisle ilgili konularda kimse kanaat kullanmamalıdır ki ibadet kalitemiz düşmesin. Herkes o grupta kimliği ne olursa olsun kendisini öğrenci kabul etmekten kaçınmamalıdır. Tıpkı sosyal kimliğimiz ne olursa olsun camiye birey olarak girip namaz kıldığımız gibi. Herkes soru sorabilmeli, kimsenin sorusuna gülünmemelidir. Cevabı da kafadan atmaca değil, bilenin bildiğini söylediği, bilinmeyenin de bilene sorulduğu şeklinde olmalıdır. Gıybet, siyaset, günlük dedikodular ve paralı işler ders yapılan yerde konuşulmamalıdır. Bir kereliğine de olsa o kapı açılmamalıdır. Allah, Peygamber aleyhisselam, sahabe isimleri geçtiğinde gerekli saygı gösterilmelidir. İhtilaflı konulara asla girilmemelidir. İhtilafa düşülen konu da terk edilmelidir. Zamanla bir tartışma ortamı oluşursa yani bir gruplaşma belirtisi oluşursa o gün o ders halkası dağıtılmalıdır. Dağıtılmıyorsa öyle bir derse devam edilmemelidir. Takip ettiğimiz dersten yararlanıp yararlanmadığımızı test etmek için de şuna dikkat ederiz: Allah için ve ibadet maksadı ile takip ettiğimiz bir ders bir zaman sonra bizde Allah’a karşı saygıyı, dinini yaşama heyecanını, haramlardan kaçınma ciddiyetini, mü'min kardeşliği artırmalıdır. O ders sanki bizim nefes aldığımız bir bahçeye dönüşmelidir. Meleklerin bizi kuşattığını hissettirmelidir. Bu gerçekleşmiyorsa biz daha dikkatli olmalı veya o dersin işlenişinin hatalı olabileceğini düşünmeliyiz. Mesela derse giriş çıkışlarda selam yerleşti mi? Ders dua sebebi oluyor mu, katılanlar birbirlerine dua ediyorlar mı? Zikir içerikli oluyor mu? Birbirimize saygıya dikkat ediyor muyuz? Dilimiz ve nezaketimiz ilerliyor mu? Âlime saygı, ilme hürmet yayıldı mı? Saç baş ile oynanıyor mu? Cep telefonu ve benzeri cihazlar terk edilebiliyor mu yoksa herkesin o anda çalan telefonu hayatın en acil işi mi? Derse bir kişinin daha fazla katılması mutluluk veriyor mu? Ders sebebiyle bir gruplaşmaya kaydık mı? Dersi yazarak ve sonra da okuyarak mütalaa ediyor muyuz? Derse katılamamak üzüyor mu? Ders esnasında yaslanılacak bir yer bulup oraya yaslanarak mı ders dinliyoruz? Ders işlenen mekânı temiz tutuyor muyuz? Bir okul talebesi gibi zaman zaman öğrendiklerimizden imtihan edilmeyi biz istemeliyiz. Ve… Bu dersle beraber cennet umudumuz, cehennem korkumuz ne kadar yükseldi ne kadar pratik oldu?

Hocam sizden bir RİYÂZU’S SALİHÎN dersi yapmak için takip etmemizi uygun gördüğü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müzik ve ayet asla bir araya getirilemez. Programın adı ne olursa olsun bu bir hatadır, yapanın istiğfar etmesi gerekir.

Hocam bir programda arka planda müzik eşliğinde ayetler şarkı gibi okunmuştu; bu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biliyor musunuz, “hadislerde” diye baş gösteren bu fitnenin asıl hedefi Kur'an’ımızdır. Maazallah, bugün oyunun asıl maksadını anlayamazsak yarın gözümüze baka baka Kur'an’ımızı tenkit edeceklerdir. Zira bizim topraklarımızda bu ağzı kullananlar, hadislerde arıza buluyorlar ama dışarıdaki onların asıl nefes veren ciğerleri mesela bu sizin zikrettiğiniz meselenin “Kur’an’ın dendiği gibi eksiksiz bir kitap olmadığını” söylemektedirler. Bunun adı fitnedir yani mü'minin imanını can damarından arızalı duruma getirme fitnesi… Elbette sizin gibi konuyu dışarıdan izlemek durumunda olan kardeşlerimizin, oyunu anlamaları kolay değildir. Şeytanın hilesine dayanacak iman dileriz Allah’tan. Size meseleyi izah etmeden önce şu sorunun cevabını bulmamızın ortadaki açık ve gizli kinin nedenini bilmemize katkısı olacaktır: Bütün bu tartışmaların bugünkü Müslüman topluma ne yararı olacaktır? Hangi açığımız kapanacak, hangi sorunumuz çözülecek bu tartışmalarla? Bin dört yüz yıldan beri “tam ve eksiksiz” bilinen Kur'an’ımız, hayat tarzımız olduğuna iman ettiğimiz hadisler irdelenince ne elde edeceğiz? Bizim bir kazancımızın olmayacağı bellidir; ya bu ümmetin düşmanlarının kazancı kimin adına olacak? Bu soruyu derin bir düşünce ile düşünmemiz gerekiyor. Rabbim yardımcımız olsun. Meseleye gelince, bir kere o hadis Buharî ve Müslim hadisi değildir. Aslı Buharî ve Müslim’de de bulunan ama İbni Mace’nin rivayet ettiği zayıf bir hadistir. Hadis literatürü açısından muteber bir hadis değildir. Dinimizi karıştırmak isteyenler, biraz oradan biraz buradan bir sentez yaparak; İbni Mace’den yama yaparak Buharî’yi vurmaya çalışmaktadırlar. Buharî vurulunca da Kur'an’ımızın izahı niteliğindeki hadisler sarsılacak, hadisler sarsıldı mı da kim mutlu olacak, bilemiyorum, bilmek de istemiyorum. Esasen mesele, usul ilminde NESH denen meseledir. Bir ayetin uygulaması kalmış Kur'an’daki okunuşu kaldırılmıştır. Konu budur. Yoksa Ömer radıyallahu anh gibi bir mü'minin yüzlerce Kur'an hafızı âlim sahabinin gözüne baka baka “ben Kur'an’a âyet ilave etmek istiyorum” diyecek! Hem de Ömer! Buna o zamanın münafıkları bile inanmazdı her hâlde. Buharî bu olayı kitabında üç yerde HADİS olarak zikretmektedir. Üçünde de böyle bir kayıt yoktur. Bir başka yerde de hadis demediği, bir kültür gibi naklettiği yerde (buna onun kitabında ta’lik denmektedir) bu ilave bilgiyi de vermektedir. Buharî okumayı bilmeyenlerin ondaki hadislerle ta’likleri tefrik edemeyecek kadar onu bilemez oldukları anlaşılmaktadır. Dert ne Buharî’dir ne de Ömer. Dert bize dinimizi kabullenilemez bir sorun yumağı olarak lanse etmektir. Demek ki bu zamanda böyle imtihanda olmak da varmış. Gelin siz dininizi, sevdirenlerinden öğrenin. Şüpheler ihdas edenlerinden ise uzak durun. Dualar eder dualarınızı beklerim.

Hocam gazetede bir yazar “Bütün hadis kitapları toplatılmalı ve...” diye bir yaz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sana da bana da muradımızı nasip etsin. Sana hususi dualar ederim güzel kardeşim benim. Önce şunu tavsiye edeyim: Değerli olduğuna inandığın kitapları; - Altını çizerek en az iki kere okumayı ilke edin. Bir kere oku, okuduktan bir yıl sonra mesela tekrar oku. O zaman kitabın seninle konuştuğunu göreceksin. - Mümkün olduğunca okuduğun kitabı ya yazarı ile ya da onu anlayan biri ile tartış ya da konuş en azından. İkinci olarak da şunları söylemeliyim: - İlmihal kitabı farz bir kitaptır. Onu muhakkak oku. - Riyâzu’s Salihîn’i şerhi ile beraber okumadan ve içindeki hadislerden şöyle yüz tanesini ezberlemeden Rabbine gitmemeyi ahdet. - Bir bileninden şöyle yüz ayetin tefsirini öğren. - Ve unutma: İKRA’ ümmetiyiz. Bizim için okumak Kur'an demektir. Kur'an oku ve oku. Seni misafirim olman için İstanbul’a davet ediyorum. Gel seninle kitap muhabbetleri yapalım. Gelemezsen, kargo adresini bildir sana kitaplar göndereyim. Seni Allah’a emanet ederim.

Hocam ben Açık öğretim ilahiyat okuyan aynı zamanda medrese talebesi bir genç ka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gereksiz bir abartı içindesiniz. İnsanların bu tür sözlerine takılmayın. İyi bir mümin olarak yaşamaya bakın. Kendinizi kollayın, evliliğe siz hazır olun. Allah'a karşı kulluk sorumluluğunuzu yerine getirin. Vakti gelince o da gerçekleşecektir.

Hocam evlenmiş olan ablalardan sürekli evleneceğim kişi için ayrıntılı dua etmem

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.