Fetva Meclisi
Soru
Hocam evlenmiş olan ablalardan sürekli evleneceğim kişi için ayrıntılı dua etmem gerektiği, duasını etmediğim şeyin imtihanım olacağı ile ilgili tavsiye alıyorum. Bu beni çok endişelendiriyor. Hiç ilişki yaşamamış biriyim ve tam olarak ayrıntılı şekilde nasıl bir eş istediğimi bilmiyorum, bilsem de ileride değişebilir gibi geliyor. Yanlış dua ederim korkusuyla hiç dua etmemeye başladım. Hocam siz ne diyorsunuz bu konuda? İlla ayrıntılı olarak dua etmek zorunda mıyız? Zaten evlilikten korkan biriyim, böyle durumlar beni daha da kaygılandırıyor. Sünnete ve ayete uygun bir evlilik duası nasıl yapabilirim?
Cevap
Benzer fetvalar
Kardeşim, abartma ve korkma; senin öyle bir Rabbin var ki seni yaratmadan senin kaderini yazdı, rızkını hazırladı. Sen yeter ki tembellik etme, pısırık olma. Gerisinden de korkma, aç kendini kaderin kollarına ve yürü, hiç korkma. Sadece tembel olmaktan kork. Çok uyuyor olmaktan kork. Arkadaş seçemez, tuzağa düşer biri olmaktan kork. Sabredemez biri olmaktan kork. Eşine bu durumu anlatıp onu moralsiz ve umutsuz yapma. Çok bunaldığın zaman abdest al ve iki rekât namaz kıl. Sonra da üç sayfa sesli Kur'an oku. Göreceksin ki kalbine huzur akacak. Düğün öncesinde bu tür endişelerin aklına gelmesi senin duygulu ve hassas biri olmandan kaynaklanır. Bu da güzel bir şeydir. Evlilik elbette kolay değil, bir can sana emanet edilecek. Ama sen samimi ve çalışkan olduğun sürece melekler seninle olacaklar. Asla çekinme. Dua et ve dua al. Anne babanın duası sana iyi gelir, unutma. Allah’a emanet olasın.
Kendinize gelin, sevginin aşırısı da kontrolsüz sevgi de zehirdir. Kendinizi zehirlemeyin. Bu davranışla eşinize de zarar veriyorsunuz. Dengeli olmaya çalışın. Her şeyin sahibi Allah'tır. Allah kâinatta ne dilerse o gerçekleşir. İradenize sahip olmaya çalışın. Onu terbiye edin. Bu konuda gerekirse bir doktordan destek alın. Hocamızın, "İrade Eğitimi" dersini izlemenizi tavsiye ederim.
Şu hayatta kimin her istediği, istediği gibi olmaktadır? Biz, yazılan kaderimizi yaşıyoruz, kendi kaderimizi yazma imkânımız yoktur. Sizin evlenmeniz olduğu gibi kaderinizdir. Size iki şeyi hatırlatmak isterim: Birincisi “evlenemiyorum” diyebilmeniz için beklemeniz gereken süreyi nasıl belirlediniz? Evlenmenin yaşı mesela yirmi olarak son mudur? Zihninizdeki olguları bedeniniz ve hayatınız için son kanun olarak mı görüyorsunuz? İkinci olarak da şunu düşünmenizi tavsiye ederim size: Evlenmek mutluluğun garantisi midir? Milyonlarca genç kadın “dul” vasfı ile hayat sürdürüyorlar. Allah sizi, “dul” kalmanız anlamına gelebilecek evliliklerden korumuş olamaz mı? Hayata daha geniş açıdan bakmaya çalışalım. Yapabildiğimizi yapıp tedbir alalım ama olmayana esef etmeyelim. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ hepimize hidayeti ile daim kılsın, ablanıza imana dönmeyi nasip etsin. Ablanızın dinden çıkmış olması ya da hiç girmemiş olması sizin onu yok saymanızı gerektirmez. Aranızdaki insanlık ilişkisi devam etmelidir, edecektir de. Ondaki küfür mikrobunun sizden bir başkasına bulaşmamasına dikkat edin. İnsani ilişkilerinizin devam etmesi de sizin Allah’ı inkâr gibi bir batağı yok kabul etmeniz demek olmaz. Belli bir mesafe muhakkak koyun. Tartışarak onu daha derine itmeyin. Yüz vererek galip olduğunu hissettirmeyin. Sabırlı olun, hidayeti için dua edin. Her doğan güneşi, onun imana döneceği günün güneşi olarak beklemeyi bilin. Allah yardımcınız olsun.
Öncelikle geçmiş hatalarınız için tövbe edip helal dairede yaşama hedefiniz ve gayretiniz takdire şayandır. Haramdan uzak durma hassasiyetinizi hayatınız boyunca sürdürmeniz nasip olsun inşallah. Evlenme konusunda yaşanılan sıkıntı mevcut zamanımızın imtihanlarından biridir. Fakat son nefese kadar elimizden geleni yaparak gayret etmeye mecburuz. Evlilik elbette kişinin hem dünyası için hem de ahireti için önemli bir adımdır. Bu yolda en büyük azıklardan biri sabırlı olmaktır. Sabırla yol alıp Rabbimize kalbinizdekileri dökebilir, uygun bir eş için bolca dua edebilirsiniz. Henüz vakti gelmediği için uygun bir eş adayı ile karşılaşmamışsınızdır. Kadere teslim olun ve asla umutsuz olmayın. Her şeyin bir vakti vardır. Unutmayasınız ki Allah her dilediğini dilediği gibi ve dilediği zamanda yapar. Bu süreçte ailenize karşı her şeye rağmen nazik davranmayı ihmal etmeyesiniz. Onların da bol dualarını almaya çalışmanız sizin için kazançlı olandır. Her önünüze çıkan kişiye evet demeniz elbette akılsızlık ve kendinizi bile bile tehlikeye atmak olur. Siz kriterlerinizi belirleyin ve bu kriterlerden taviz vermeyecekleriniz olsun. Bununla birlikte esnetebileceklerinizi de belirleyin. Evliliğin ertelenmesi kişiyi zinaya sürükleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacaksa böyle bir durumda olan bir mü’min evlenmek için aradığı kriterleri esnetmeli ve evliliği geciktirmemelidir. Rabbimizin razı olacağı adımlar atmanız nasip olsun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Kenidinizi bir psikoloğa arz edin. İtici olup olmadığınızı sorun. Cevap olumlu ise yapacağınız bir şey yok demektir, sabredeceksiniz. Bu durumu ceza olarak görmeniz ise yanlış. Evlenip bir iki ay sonra ömrünün sonuna kadar atamayacağı bir vasıf olan 'dul'lukla yaşayanları görmüyor musunuz? Biz bilmeyiz, Allah bizi bizden iyi bilir.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Evlenmek için okunacak özel bir dua veya sure yoktur. İnsanların temennilerini sömürenlerin icatlarıdır bunlar. Kul, zaten hep dua halindedir. Evlilik de onun duası arasında olursa mesele kalmaz. Sizin yaşadığınız muhitin örfüne göre beğendiğiniz birine evlilik teklif etmeniz ayıp karşılanmıyorsa bunu yapabilirsiniz veya bir aracı ile zemin oluşturabilirsiniz. Bunda bir sakınca olmaz. Yine de sizin üzerinize düşen evlenmeye hazır olmanızdır. Sonra da sabırla beklemek.
Meal Kur'an değildir. Bir nevi tefsir demektir. Tilavet secdesi ayetin kendisini okuyan veya dinleyen içindir. Tefsirini okuyan için secde etmek gerekmez.
Sabah namazını ve yatsı namazını özellikle de cemaatle kılan, Sabah ve akşam tesbihlerini yapan, Haramlardan kaçınan, Günlük Kur'an okuyan, yapılması gerekeni yapmıştır. Onun hayatı Allah'a yönelik bir hayattır. Özel bir duaya da gerek yoktur.
Bir sakınca olmayacağını, biiznillah faydalı da olacağını zannediyorum.
Allah Teâlâ sizi muvaffak kılsın. Size güzel ve bereketli bir ders halkası oluşturabilmeniz için şu prensipleri tavsiye edebilirim: Yapacağınız işin ibadet olarak kabul edilebilmesi ve size sevap kazandırması için niyetiniz önemlidir. Ne kadar niyetiniz varsa ya da niyetiniz ne ise o kadar sevap bulacaksınız, o kadar bereketiniz olacak. Niyeti önemli bulun. Gerçek niyet şudur: “Allah’ın dinini öğreneceğim, Peygamberimin izinde gitmeye çalışacağım.” Gerisi boş veya yararsız niyetlerdir. Yüzde yüz bunu yakalamaya çalışın. Bu kolay değildir; şeytan ve şeytana ayak uydurmuş çevreniz sizi zorlayabilir. Muhakkak bir hoca ile okuyun, oturun. Hoca muhakkak akademik kimliği veya büyük icazetleri olan birisi olmalı değildir. Öyle olursa ne güzel ama sizden önce bir bilenden o kitabı okumuş ve anlamış birisi sizin için hoca demektir. İnsanlar on kişi bir araya gelip sağlık dersleri yapıyorlar mı, yapsalar bir yararı olur mu? Elbette olmaz. Doktor olmadan sağlıkta ileri geri konuşmak cana zarar verir. Din neden herkesin bilip rahatça konuştuğu bir alan olsun, olabilir mi? Bu notu unutmamaya çalışın. Dersin başlama ve bitiş saatleri muhakkak sabit olmalı. Ne ileri geri oynamamalıdır. Yaptığınız iş bir kültür çalışması olmadığına göre ibadet ağırlığı ile yapacaksınız. Bunun için de: Sadece İslam konuşulacak. Ticarete direkt veya dolaylı girilmeyecek. Bid’atlerden uzak kalınacak. Şahıslar öne çıkmayacak. Bencillik yapılmayacak. Ben değil ders şuuru olacak. Öğrendiğimizi saklamak için değil yaşamak ve yaymak için öğreneceğiz. Bir kere veya beş kere aynı şeyi okumak ve öğrenmekten kaçınmayacağız. Biz namaza çok kıldık demiyoruz çünkü ibadettir. Bu da ibadettir. Ne okuyacağız sorusunun cevabı şudur: Önce güzel bir ilmihal. İlmihal okumadan yaptığımız hiçbir okuma veya ders gerçek ilim olamaz. Çünkü ilmihal farz bilgilerden oluşur. Tefsir, hadis gibi büyük isimler tuzak olabilir. Sonra Kur'an kıraati. Üç dakikada hatasız bir sayfa okuyana kadar Kur'an tilaveti görevimiz devam ediyor demektir. Bu seviyeye gelince de günlük virde geçeceğiz. Sonra siyer okuyabilir. Sonra da Riyâzü’s Salihin veya diğer hadis kitaplarından biri. Ders yapılacak zamanı iyi belirlemek gerekir. Kadınların uygun olacağı zaman dilimi ile erkeklerin uygun olacağı zaman dilimi aynı olmaz. Derse katılanların zaman ve zihin bakımından uygun ortalamasını bulmak gerekir. Çocukları yok kabul ederek ders yapamayız. Onların dağıttığı dersin de anlamı olmaz. İkisinin ortalamasını bulmak her gruba göre farklı olacaktır. Kısa bir Kur'an tilaveti ile ders başlayabilir. Namaz saati gelince cemaatle namaz kılınsın. Herkesin anlayacağı; Dil, Hız bulunmalıdır. Tekrardan kaçınılmamalıdır. Okunacak kitabın herkeste olması ciddiyet kazandırır. Her derse başlandığında kısa bir geçmiş konuların özeti yapılmalıdır. Önemli görülen ve anlaşılmayan konular tekrar edilmeli, vurgulanmalıdır. Zor konular için bilen birinden destek alınmalıdır. Ayet ve hadisle ilgili konularda kimse kanaat kullanmamalıdır ki ibadet kalitemiz düşmesin. Herkes o grupta kimliği ne olursa olsun kendisini öğrenci kabul etmekten kaçınmamalıdır. Tıpkı sosyal kimliğimiz ne olursa olsun camiye birey olarak girip namaz kıldığımız gibi. Herkes soru sorabilmeli, kimsenin sorusuna gülünmemelidir. Cevabı da kafadan atmaca değil, bilenin bildiğini söylediği, bilinmeyenin de bilene sorulduğu şeklinde olmalıdır. Gıybet, siyaset, günlük dedikodular ve paralı işler ders yapılan yerde konuşulmamalıdır. Bir kereliğine de olsa o kapı açılmamalıdır. Allah, Peygamber aleyhisselam, sahabe isimleri geçtiğinde gerekli saygı gösterilmelidir. İhtilaflı konulara asla girilmemelidir. İhtilafa düşülen konu da terk edilmelidir. Zamanla bir tartışma ortamı oluşursa yani bir gruplaşma belirtisi oluşursa o gün o ders halkası dağıtılmalıdır. Dağıtılmıyorsa öyle bir derse devam edilmemelidir. Takip ettiğimiz dersten yararlanıp yararlanmadığımızı test etmek için de şuna dikkat ederiz: Allah için ve ibadet maksadı ile takip ettiğimiz bir ders bir zaman sonra bizde Allah’a karşı saygıyı, dinini yaşama heyecanını, haramlardan kaçınma ciddiyetini, mü'min kardeşliği artırmalıdır. O ders sanki bizim nefes aldığımız bir bahçeye dönüşmelidir. Meleklerin bizi kuşattığını hissettirmelidir. Bu gerçekleşmiyorsa biz daha dikkatli olmalı veya o dersin işlenişinin hatalı olabileceğini düşünmeliyiz. Mesela derse giriş çıkışlarda selam yerleşti mi? Ders dua sebebi oluyor mu, katılanlar birbirlerine dua ediyorlar mı? Zikir içerikli oluyor mu? Birbirimize saygıya dikkat ediyor muyuz? Dilimiz ve nezaketimiz ilerliyor mu? Âlime saygı, ilme hürmet yayıldı mı? Saç baş ile oynanıyor mu? Cep telefonu ve benzeri cihazlar terk edilebiliyor mu yoksa herkesin o anda çalan telefonu hayatın en acil işi mi? Derse bir kişinin daha fazla katılması mutluluk veriyor mu? Ders sebebiyle bir gruplaşmaya kaydık mı? Dersi yazarak ve sonra da okuyarak mütalaa ediyor muyuz? Derse katılamamak üzüyor mu? Ders esnasında yaslanılacak bir yer bulup oraya yaslanarak mı ders dinliyoruz? Ders işlenen mekânı temiz tutuyor muyuz? Bir okul talebesi gibi zaman zaman öğrendiklerimizden imtihan edilmeyi biz istemeliyiz. Ve… Bu dersle beraber cennet umudumuz, cehennem korkumuz ne kadar yükseldi ne kadar pratik oldu?
Önce kadere iman etmek gerekir. Allah izin vermeden hiçbir şeyin olmayacağını inanmak şarttır. Sonra da Allah'ın safrana ihtiyacının olmadığını bilmek gerekiyor. Duanızı kendiniz yapın ve bahsettiğiniz işlerden uzak durun. Allah imanınızı muhafaza buyursun.