İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam yapay zekâ ve robotik teknolojilerin insanların dini ve ahlaki eğitiminde yardımcı olması hakkında İslam’ın bakışı nedir? Bu teknolojilerin doğru ve yanlış kavramlarını öğretmede nasıl kullanılabileceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap

Şu dünya hayatında insanın önünde bulunan her şey bir fırsattır. Bu fırsat dairesine yılan bile dâhildir. Yılan bile insan için onu faydalı bir işte kullanmaya yönelik projede değerlendirmek veya yılandan zehirlenmek arasında bir tercihi vardır. Teknolojik gelişmeler de böyledir. İnsan onu kendisi ve yaşadığı evren için yararlı pozisyonda kullanmak veya günümüzde olduğu gibi insanı kendi ürettiği teknolojinin harap ettiği bir mahlûka dönüştürmek arasında kötü bir tercihe mahkûm bırakılmıştır. Bugün gelinen noktanın özeti budur. İnsan ürettiği teknoloji ile kendi hemcinsini bile parçalayabilecek bir canavara dönüşmüştür. En basit örneklerden biri olarak bugün, mutfaklarda veya ofislerde kullanılan pek çok yararlı eşyanın aslında askeri maksatlarla üretildiğini ama zamanı geçince ya da rakipler de benzerini üretince sivil kullanıma verildiğini ne yazık ki gözlerimizle müşahede ediyoruz. İlaç sektöründe de benzer şeyden söz edilebilir. İnsan ürettiği ile insanlığını geliştirmeli ama ilahlaşmaya kalkışmamalıdır. Dinsiz ve ahlâksız bir teknolojinin sonunda nereye götürebileceğini çok açık bir şekilde izliyoruz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yapay zekâ Allah Teâlâ’nın insana lütfettiği en büyük nimetlerden biri olacağa benziyor. Henüz tam yaygınlaşmamış ise de çok geçmeden hayatımızın bir parçası olabileceğini umuyoruz. Şunu bilmeliyiz: Allah Teâlâ’nın hiçbir nimeti sıfır sorunlu değildir. Her nimet beraberinde belli sorunlar da getirir. Müslüman iyiden kötüyü ayıran biri olduğu gibi iyinin en iyisini, kötünün de en az zararlısını ayırabilen insandır. Teknolojiyi kullanmakla ona esir olmak arasında bir denge kurulamadığı sürece kendimizi zarar ediyor kabul etmeliyiz. Yapay zekânın dine hizmette özellikle de hoca durumunda olanlar tarafından muhakkak kullanılması gerekir ama bu kullanma bizi asıl vazifemizden uzaklaştırmadan olmalıdır. Yapay zekâ, dine hizmette vakit tasarrufu, kaynak çokluğu, dil farkı engelini kaldırma gibi fırsatlar getirebilir. Daha çok insana ulaşma, yöre farklarının insana ulaşmada engel olmasını giderme, başka tecrübelerden daha çok istifade etmeyi de beraberinde getirecektir biiznillah. Yapay zekâ kullanımı bizi ana çizgimizden uzaklaştırmamalıdır. Bunun için de yapay zekâ kullanırken: İhlasımızın erimemesine, Onunla yaptığımız işin şeriatımıza uygunluğuna, Yapay zekânın kullanılması bir başka sakıncaya neden olmamasına, Yapay zekâ kullanmanın işimizde kaliteye vesile olmasına, Yapay zekâ ile insanların anlama düzeyini aşarak iş yapıp gayemizi yitirmemeye, Özellikle telif hakkı gibi hakları kollamaya özen göstermeye dikkat edilmelidir.

Hocam dini hizmetlerde yapay zekâ kullanılabilir mi, buna nasıl bakıyorsunuz?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Teknolojinin baş döndürücü gelişmesini ne küçümseriz ne de abartırız. Neticede Allah'ın verdiği aklı kullandıkça insan ilerleyecektir. Her şey Allah'ın mülkünde ve onun izni ile gerçekleşiyor. Bugünkünden çok daha büyük ve akıl uçurtacak gelişmeler de olacaktır. Dünyanın ömrü uzadıkça bu gelişmeler beklenmelidir. Biz Müslümanlar olarak teknolojiyi geriden izleme hakkına sahip değiliz. Dünyanın en yüksek teknolojisi ne ise ona sahip olmaktan önce onu bizim icat edip sahiplenmemiz gerekir. Çocuklarımızın bu anlayışla yetiştirilmeleri bir nevi cihadımız da olabilir. Müslüman kimliğimizi koruyabildiğimiz sürece bu bir cihat işlevi görür. Şu kadar ki, her çocuk her alanda başarılı olamaz. Çocuklarımızın kabiliyet ve becerilerine dikkat ederek onları yönlendirmeliyiz. Bunu da anne baba değil uzmanı olanlar yapmalıdırlar. Bizim isteklerimize esir edilmiş çocuklar yetiştirmemiz beraberinde onları kaybetmeyi veya umulanın gerisinde kalmalarını getirebilir. Buna dikkat edelim.

Hocam uzay çalışmaları, uydular, teknolojik gelişmeler, yapay zekâ gibi konular
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıyamet günü Rabbimizin huzurunda hesap vereceğimiz şeyin adı yaşadığımız hayatımız, geçirdiğimiz saatlerimiz, ürettiğimiz işlerimizdir. Bizim imzamızla ortaya çıkmış bir şey kesinlikle bizim hesap gündemimizde olacaktır. O işi mekanik bir sistemle veya manüel bir sistemle yapmış olmamız ya da yapay zekâyı kullanarak yaptırmış olmamız Allah katındaki hesap açısından bir şey değiştirmiyor. Meseleye böyle bakmamız gerekiyor. Bunun özeti şudur: Biz Allah’a ve ahiret gününde yaptıklarımızın hesabını vermeye iman ettik. Elhamdülillah. Yeryüzünde tek başına yaşamamızla bizi gözetleyen yüzlerce denetçi ile beraber yaşamamız arasında bizim açımızdan bir fark olmamalıdır. Bizim denetçimiz yüreğimizdedir.

Hocam yapay zekâ sistemlerinin kullanılmasındaki genel ahlak ölçüleri neler olma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu tam anlamıyla bir KUL HAKKI ihlalidir. Kul hakkı dünyada suçtur ahirette ateştir. Cehennem Allah’a şirkten sonra en çok kul hakkı sorunu olanlarla dolacaktır. Mü'min insan asla kul hakkı olan bir işi yapmaz. Bu espri için de olsa aynıdır. Zamanımızın getirdiği her şeyi almak ve benimsemek zorunda değiliz. Teknoloji veya başka bir gelişme bizim için zarar veriyorsa ya da bir bölümü zarar veriyorsa ona karşı tavrımız olmalıdır. İmanımız bizi buna sevk etmelidir.

Hocam bildiğiniz üzere yapay zekâ kullanımı çok ciddi anlamda yaygınlaştı ve kol
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman olarak bizim, insana hizmet eden bir teknolojiye karşı olmamız mümkün değildir. Bunun yanında insanın eliyle gelişen teknolojinin de dinimizin temellerine dikkat edilerek oluşturulmasını beklememiz de hakkımız hatta görevimizdir. Bugün robot denen teknoloji insanın işini kolaylaştıran büyük bir nimettir, elhamdülillah. Şu var ki, neredeyse canlı insan zannedilecek kadar insana benzetilmiş olması beraberinde dinimizin heykel yasağına takılmaktadır. Üretilen robotun uzaktan bakıldığında gözü, kulağı, burnu gibi onu insana benzeten temel nesneleri konmamış olsa onun için insan heykeline benziyor dememiz gerekmez. Bu sebeple robotlardan heykele benzeyen bölümü için ciddi bir zaruret olmadıkça “sakıncalı” deriz. Buna göre de robotlarda: Dinimizin yasakladığı resim/heykel benzerliği, Önünde eğilip ibadet yapılması için kullanılması, Cinsel sapıklık ve türevleri ile alakalı bir iş için kullanılmaması durumunda sakınca yoktur.

Biliyoruz ki çağımız teknoloji çağı ve dinimiz kolaylığı emrediyor. Robotlar da
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yapay zekâ veya başka bir teknolojik gelişme iş gücü, işçi, işveren çerçevelerini daraltabilir veya genişletebilir. Bu nedenle insanlığın önündeki teknoloji nimetini ihmal etmesi gerekmez. Bu gelişme beraberinde işçilerin aleyhine bir iş daraltması getiriyorsa başka bir gelişme de yeni yeni iş alanları oluşturuyordur. İnsan oturmakla değil çalışıp üretmekle yükümlüdür. Bir hayat mücadelesi yapıyoruz. Bu mücadelede sıkıştığımız yerde teslim olmak hakkımız değildir. Kendimize yeni alanlar açmak ve sürekli bir nokta daha ilerisini hedeflemek durumundayız. Müslümanlığımız bunu gerektiriyor. Şüphesi bireylerden çok devletlerin bu gelişmeye karşı vatandaşlarını kollamaları gerekecektir. Bireyler bu alanda daha sınırlı ve yetkisiz durumdadırlar.

Hocam yapay zekânın iş gücü piyasasında yarattığı değişiklikler ve otomasyonun e

ahlak konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanca yaşama hassasiyetinizi korumaya yardımcı olabilecek arkadaşlar tercih etmenizi tavsiye ederim. Ahlak sorunu yaşayan bir arkadaşınızdan bir süre sonra etkilenmeyeceğinizin garantisini veremezsiniz. Küsmeyin ama mesafenizi doğru ayarlayın. Kendinize güzel bir arkadaş çevresi oluşturmaya çalışın. Çok arkadaşınız değil kaliteli az arkadaşınız olsun. Yaptığınız arkadaşlıklar sizi yormasın ve yıpratmasın. https://fetvameclisi.com/fetva/gunahkar-arkadaslarimla-irtibatimi-kesmeli-miyim https://fetvameclisi.com/fetva/islami-hassasiyetlerimi-koruyabilmek-icin-insanlardan-uzak-durmam-dogru-mudur https://fetvameclisi.com/fetva/iman-ve-ahlak-sikintisi-olan-kisilerle-arkadaslik-yapilabilir-mi https://fetvameclisi.com/fetva/kisi-arkadasinin-dini-uzeredir-hadisini-nasil-anlamaliyiz

Hocam ben dinimi yaşamaya başladığımdan beri dinden uzak olan arkadaşlarımı haya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şunu kesinlikle bilmeliyiz: Tevbe samimi ise tertemiz yapar. Tertemiz! Bunda asla şüphemiz yoktur. Eğer temizlemedi ise tevbenin samimiliğinde sorun vardır yoksa tevbe güçlüdür, temizleyicidir. Tevbeden sonra zihin tamamen unutur, arınmışlığa döner mi? Bu sorunun cevabında ayrıntı vardır: Zihin bir süre daha günahın kirinden etkilenmiş olabilir. Bu da kişinin tekrar şeytana yenilip yenilmeyeceğinin bir testi olarak devam eder. Kişi samimi ise o izden etkilenmez, iyilik yolunda yürümeye devam eder. Bir zaman sonra da tertemiz olma durumu zihinde de gerçekleşir. Yani bu bir mücadeledir. O mücadelede kişinin dirayeti, sabrı, imtihanı değerlendirmesine bağlı olarak kazanılır veya kaybedilir.

Hocam günahlardan tevbe ettikten sonra o günahların bünyeye zararından kurtuluş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmanımız, inancımız elbette en önemli kıymetlilerimiz. Bununla birlikte duruma bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Anlıyorum ki aslında bir çaba içerisindeniz lakin daha çok, daha daha çok çaba ve gayret göstermelisiniz. Sizin durumunuzda olan kişiler, inandıkları değerlerden ziyade nasıl hissettiklerine dayalı karar verme eğilimindedirler. Sizde değerlerinizle değil daha çok duygularınızla karar veriyor olabilirsiniz. Kimse daha sonra çok pişman olacağı bir karar vermek istemez aslında, ancak bazen imtihanlı tarafımızla yaklaşıp duygularımızı coşturup, arzularımız doğrultusunda hemen eyleme geçeriz. Sonuç ise utanç ve derin pişmanlık. Sendeki bu sarmal döngüyü neler besliyor, altında hangi duygular var mutlaka işin ehli biriyle çalışıp öğrenmelisin. Sendeki sorunun ne olduğunu anlayana kadar tedavi edemezsin. Yalnız kaldığın zamanlarda neden bu günaha yöneldiğinin altında yatan nedenler elbette var lakin insan bazen kendi sorunlarına etiket koymak, yüzleşmek istemez. Gün içinde sıklıkla aklınıza cinsellik ya da izlediğiniz bazı görüntüler geliyorsa, sizi zorlayan hisler ve durumlardan sonra yalnız kalıp günahınıza giden yollara hazırlık yapıyorsanız, bu günahı eyleme döktükten sonra pişmanlık ve hemen yenilenme ve tövbe ediyorsanız, hem de bu durumlar bir döngü şeklindeyse nerede olursanız olun ister evinizde, ister Kâbe'de siz bir bağımlısınız kardeşim. Öncelikle bu durumu gerçekçi bir şekilde kabul etmelisiniz. Sonrasında hiç zaman kaybetmeden bunun üstüne özel çalışacağınız planlamalar yapmalısınız. İffetli, namuslu ve temiz olma niyetiniz ve çabanız hiç bitmesin. Buna namazı, sünnet namazlarını, Kur’an’ı, sabah akşam zikirlerini merkeze alarak başlayabilirsiniz. Kendiniz için bol bol dua ve tövbe edin ve hep yaptığınız işlerden farklı işler yaparak bu durumdan inşaallah kurtulabilirsiniz. Mesela çok yoğun duygular geldiğinde yalnız bir odaya gidip kendinizle uğraşmak yerine hızlıca dışarı çıkıp yürümek, bir şeyler dinlemek ya da spor yapmak gibi başka uğraşı alanları geliştirebilirsiniz. Beyin sıklıkla aynı şeyleri düşünüp aynı eylemlerde bulunduğu için artık hep bunu ister. Ona istediğini vermeyerek döngüyü kırarak ve bu kırmaların sayısını arttırarak güçlenirsiniz. Sizi bu günaha götüren tetikleyiciler neler listeleyebilirsiniz. Örneğin boş ev, istek duygusunun fazlalığı, uykuya geçerken telefonunun yanında olması, yalnızlık duygusu vb. birçok şey olabilir. Başta da ifade ettiğim gibi daha çok, daha çok çaba… Rabbimiz, gerçekten iyileşmek için öncelikle kararlı bir istek, tüm hayatını tekrar düzenleyebilme azmi ve kuvveti versin inşaallah.

Hocam umreden yeni geldim ama yine günahlar işledim. Umrede, Kâbe’de, Allah’ın e
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Medyada kullanılan ticari reklamlar dâhil olmak üzere bütün reklam çeşitleri büyük bir risk oluşturmaktadır. Başta ahlâk olmak üzere dinimizi ifsat etmeye yönelik bu reklamlarla mücadele edilmelidir. Esasen Müslüman zaruri olmayan filmleri ve programları izlememelidir. İzlemek gerekiyor ve reklam adıyla da ifsat yapılıyorsa kurtulmanın çareleri araştırılmalıdır. Bunun için: Bir ücret vermeden engellenebiliyorsa o engellemeyi yapmak farz olur. Bir ücret ödenerek reklamlardan kurtulmak mümkün ise o ücreti vermek farz olur. Ücret ödemeden izinsiz bir programla engellenebiliyorsa izinsiz bile olsa o programı kullanmak gerekir. Buradaki izin kul hakkı sınırları içinde kalan bir izin değildir. Dinimiz ve ahlakımıza yönelik büyük bir ifsattan her türlü kurtulmanın çarelerini araştırmaya ve geliştirmeye mecburuz.

Hocam, sosyal medya mecralarında çıkan ilanlardan kurtulmak için ücret vermek ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanlığın tek ölçüsü Kur’an’dır. Herkesin Müslümanlığı yaşadığı Kur’an kadardır. Kur’an bir kenara bırakıldıktan sonra, Müslümanlığın değeri olmaz. Gözle görülüp, elle tutulacak ölçülerden söz edeceksek, genel olarak Müslümanlığın insanda görülmesi gereken karakterleri şunlardır: -İyi Müslüman salih amel yapan insandır: Salih amel, Allah’ın razı olduğu ve insanlığa yararlı olan işlerin adıdır. İbadet, infak, insanlığa faydalı bir sanat ve benzeri işler salih ameldir. -İyi Müslüman niyeti Allah rızası olan insandır: Allah için olmayan hiçbir işin değeri olmayacağı için, salih bir amel de yapılmış olsa ahiret ölçülerinde değersizdir. Onun için Müslüman, tarlasını ekerken dahi Allah rızasını amaçlar. O takdirde de kargaların tarlasından yediği bile onun hanesine sevap olarak yazılır. Kediye verdiği bir lokma ona sadaka olur. Allah rızası dışında neyi kast ederse etsin, velev ibadet görüntülü bir iş yapmış olsa dahi yaptığı boştur. -İyi Müslüman ilim sahibidir: Dinini yaşayacak kadar din ilmi, hayatını izzetli bir şekilde yaşayacak kadar beşeri ilim sahibidir. Cehaleti asla kabullenmez. Beşikten mezara kadar ilim peşindedir. Yaşlanması veya aciz düşmesi ilim yolundan geri koymaz onu. Çünkü o ilimle Allah’ın rızasını ummaktadır. -İyi Müslüman bir sosyal faaliyet içindedir: İnsanlığa faydalı herhangi bir işte muhakkak bulunur. Dernekte bulunur, vakıfta bulunur. Mahalle mescidini temizler. Düşkünlere yardım eder. Hasta ziyaret eder. Sokağını temizler. Kendinden küçük yaştakilere ilim öğretir. Ama muhakkak bir faaliyette bulunur. Bulunduğu faaliyetten maddi çıkar beklemez. Allah için yapar yaptığını. -İyi Müslüman tevekkül sahibidir: İnsan olarak yapabileceğini yapar. Onun görevi bittiyse, gönlü rahat uyur. Olanda hayır vardır diye bekler. Allah’ın işinde hikmetler arar. Ama bunu tembelliğine kılıf yapmaz. -İyi Müslüman günah ortamında durmaz: İyilerle beraber olmaya çalışır. Günah işlenen yerlerden kaçar. Her şeye rağmen bir günah işlerse derhal tevbe eder. Günahları biriktirmez. Allah’ın iyi kullarını sever. Günahkâr kullarından ve kâfirlerden nefret eder. -İyi Müslüman Kur’an hizmetkârıdır: Onu okur ve onunla amel eder olduğu gibi, onu öğreten, yayılmasına çalışan biri olarak yaşamaya gayret eder. Kur’an için ne yaptım sorusu onun zihninde her gün sorgulanan bir soru olarak kalır. Kur’an’a hizmetten doymaz. -İyi Müslüman iyiliği emreden kötülükten alıkoyandır: Sadece kendisinin iyi olmasıyla yetinmez. İyilik yayılmazsa kötülüğün yayılacağını, kötülük yayıldıktan sonra da “iyi” olmanın yeterli olmayacağını bilir. İyilerin en tabii mücahidi olmaya çalışır. Allah’tan başkasından çekinmez. Kınayıcının kınamasına aldırmaz. -İyi Müslüman ahlaklıdır: İslam’ı temsil etmenin kimlik kartında “Müslüman” yazmasıyla olmayacağını bilir. Yürüyen Kur’an, yürüyen hadis olmaya çalışır. Ahlakı da İslam toplumunun ahlakıdır. İthal ahlakı, yabancı kültürü etkin görmez. -İyi Müslüman iyi bir eştir: Eşine karşı “iyi” olmanın Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin karakteri olduğunu, karakterde ona benzemedikçe, iyiliğe ulaşılamayacağını bilir. İyi eş olmak için eziyete katlanır. Sabreder. Sabrının karşılığını da Allah’tan bekler. -İyi Müslüman çok çocuk yetiştirir: Ümmete yapılabilecek en büyük hizmetin insan yetiştirmek olacağını bildiğinden, ne kadar çok çocuk yetiştirirse, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin onunla o kadar övüneceğini bilir. Çocuk yetiştirmeyi cihad mertebesinde görür. -İyi Müslüman boş işle ilgilenmez: Kendisini ilgilendirmeyen işlerle uğraşmamanın iyi Müslümanlık olduğunu bilir. -İyi Müslüman dengeli insandır: Onun ibadeti işini, işi ibadetini ezmez. İbadetinde ciddi ve yoğun olduğu gibi günlük maişetinde de ciddi ve yoğundur. Namaz kıldığı için işini aksatmaz. İşi olduğu için namazını savsaklamaz. Dünya ile ahiret arasında tam bir denge kurar. -İyi Müslüman mücahittir: Malıyla cihad eder. Bedeni ile cihad etmesi gereken yerde de bedenini Allah yolunda feda etmeye hazırdır. Can gerektiğinde de canını verir. -İyi Müslüman çok dua eder: Sadece namazlardan sonra veya hatimlerin ardından dua etmekle ya da dualara âmin demekle yetinmez. Namaz gibi, duaya da vakit ayırır. Çok dua eder. Sürekli okuduğu dua kitabı vardır. Dilini duadan kuru tutmaz. -İyi Müslüman muhasebe yapar: Hesaba çekilmeden kendini hesaba çekmesini bilir. Hatalarından dolayı helallik istemesi gerekiyorsa helallik ister. İstiğfar etmesi gerekiyorsa istiğfar eder. -İyi Müslüman ümmetinin dertleriyle ilgilenir: Onun ırkı, köyü din kardeşlerini ihmal etmesine neden olmaz. Kadından iki türlü hizmet beklenir. Birincisi kadının, erkeğinin iffetini koruması, onun cinsel ihtiyaçlarını tatmin etmesi ve bu cinsel ihtiyacın tabii bir sonucu olarak eşine çocuk vermesi hizmetidir. İkinci hizmet de, bugünkü evliliklerin neredeyse tamamen özdeş anlamı hâline gelen ev hizmetleridir. Bu hizmetler evi süpürmekten yemek pişirmeye, bulaşığa ve benzeri erkeğin “yapmayacağı” kabul edilen hizmetlere kadar uzanmaktadır. Kadının birinci hizmet türünün tartışılması gerekmiyor. Zaten evlilik esasen birinci türdeki hizmetler için vardır. İkinci türdeki hizmetlere gelince, bu türdeki hizmetler için ümmetin müçtehitlerinin iki görüş beyan ettiklerini görüyoruz. a- Büyük çoğunluğu oluşturan müçtehitlere göre kadın, kocasının ikinci türdeki hizmetlerini görmek zorunda değildir. b- Hanefi mezhebindeki müçtehitlerin içtihatlarına göre ise kadının erkeğinin ikinci türdeki hizmetlerini de görmesi dinen vazifesidir. Ancak onların getirdiği “dinen vazifesidir” kaydı, meselenin hukuka intikal etmesi durumunda kadına bir mecburiyet getirilemeyeceğine de işaret etmektedir. Ortada şöyle bir durum vardır: Kadına, erkeğinin bulaşığını yıkamayı, evini süpürmeyi, tarlasında çalışmayı emreden bir âyet ve hadis yoktur. Evet, pek çok hadiste kadının çalışmalarından, iş yapmasından söz edilmektedir ama onlar, açık bir ifade ile kadına çalışmayı emretmemektedir. Hâlbuki kadının birinci türdeki işiyle alakalı birden çok âyet ve hadis vardır ve onlar gayet açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Bu durum, müçtehitlerin farklı içtihatlarda bulunmalarına neden olmuştur. Bir aile içinde erkek ve kadın, neyi ne kadar yapacaklarına dair hukuki istinatlara başvurduktan sonra o ailede, İslam’ın insanlardan beklediği aile ciddiyeti bulunamaz. Meseleye vacip midir Sünnet midir mantığından önce, aile istikrarı için hangisi gereklidir şeklinde bakmak gerekiyor. Şeriatımızın kurduğu dengenin formülü şudur: Marûf ölçüsünde iş yürütmek. Marûfun en net ifadesi, karşındakini takdir etmek, kendin için istediğini onun için de istemek, kendin için hoşlanmayacağına onun için de razı olmamaktır. Buna insanlık da diyebiliriz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, “Âişe yemek yap, su ver.” gibi ifadeler kullandığını, eşlerinin de ona hizmetten zevk aldıklarını görüyoruz. İş resmiyete döküldükten sonra, bir evde haklı yoktur. Anlayış ve fedakârlık ise huzurun kaynağı, bereketin kendisidir. Buharî’nin rivayet ettiği meşhur “Hepiniz çobansınız.” hadisinde de kadın için “Kadın da eşinin evinde çobandır.” ifadesi iyi düşünülmelidir. Evet, kadına evde iş görmeyi emreden âyet yoktur, hadis yoktur ama başta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hanımları annelerimiz olmak üzere, ashabın kadınları un öğüttüler, yemek yaptılar, çamaşır yıkadılar, hayvanların bakımlarını yaptılar. Bunları da doğurdukları beş, on çocukla beraber yaptılar. Âişe annemiz radıyallahu anha, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden söz ederken: “Evinin işine yardım eder, namaz vakti geldiğinde de namaza çıkardı.” demiştir. Meselenin ruhu buradadır. Allah rızası için yapılan, içine dünyalık bir maksat karışmayan her iş değerlidir. Yeter ki Allah için yapılmış olsun, usulüne uygun yapılmış olsun. Bu ibadettir, değerlidir. Ancak; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şeriatına aykırı olan bir işten sevap beklenecek, ibadet maksatlı bir iş çıkmaz. Bu kuralımız olsun.

Hocam örnek Müslüman bir kadın nasıl olmalıdır, nelere dikkat etmelidir? Kocasın

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.