Fetva Meclisi
Soru
Abim bekâr, yakında evlenecek. Ev eşyası alması gerekiyor yani ev kuracak, düğün yapacak, önceden yapılmış bir pazarlık yok. Bunun yanında toprak mahsullerinden elde ettiği gelir var. Sorum şu: Abim tüm bu asıl ihtiyaçlarını çıkarıp kalan paradan mı zekâtını vermesi gerekir yoksa öncelikle elde ettiği gelirin öşrünü yani zekâtını verip kalan parayla mı ihtiyaçlarını alması gerekir. Kafamı karıştıran mesele şu: Zekât verilirken öncelikle borç ve asli ihtiyaçlar düşülür kalan paradan zekât verilir ama söz konusu toprak mahsulü olunca durum değişiyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ağabeyiniz borçlu ise bu borcu da elinde zekât için gerekli nisap miktarına sahip değilse zekâtınızı verebilirsiniz. Zekâtın gıda olarak verilmesinde de sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sana mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zekat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Alacağınızla ilgili iade zamanı konusunda bir sıkıntınız varsa, ona ait kısmı erteleyebilirsiniz. Ne zaman ödenirse onu da verirsiniz.
Şahısların ellerindeki paraların da ortak olup olmadığını belirtmemişsiniz. Eğer ağabeyinizin elindeki para da ortak bütçeden ise borcunuz bulunduğu için ona zekât gerekmez. Elindeki para onun, ortak bütçenize ait olmayan özel malı ise zekâta tabi bir mal durumundadır. Yılı dolmuş ise yüzde iki buçuğu zekât olarak verilir.
Borç varken zekât gerekmez sözü yerinde bir söz değildir. Bunun doğru olanı şöyledir: Borcu olan borcu kadar olan kısmı elindeki maldan düştükten sonra geri kalan yani borç düştükten sonra elinde kalan miktar nisaptan fazla ise onun zekâtını verir. Doğrusu böyledir. Çiftçilerin masraflarını ve borçlarını düştükten sonra ürettikleri ürünlerin zekâtını verebilecekleri yolunda bu asrın âlimlerinden fetva verenler vardır. Durumu kritik olmayanlar bir düşme yapmadan ürünlerin zekâtını vermelidirler. Takvaya daha yakın olan böylesidir. Borçlarını düşüp geri kalan nisaba ulaşıyorsa onu vermeleri de olabilir. Bu arada tarım ürününün, 650 kg’ı buluyorsa zekât konusu olacağını yani tarım ürününün nisabının 650 kg olduğunu da bilmeliyiz. 650 kg ve fazlası ürün yetiştirdi isek zekâta muhatap olduk demektir. Borçlar ve masraflar düştükten sonra geri kalanı sulama yapmadan elde etti isek 1/10 oranında, sulama yaptı isek 1/20 oranında zekât veririz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Sadece bu saydıklarınızdan ötürü onun, evlenilmesi sakıncalı olması doğru değildir. Fakat bunların bulunmadığı kimselerle evlenenler bile sıkıntıdan kurtulmuyorlar. Siz doktorsunuz; mesleğinizden bir örnek vereyim size: Neden hastalarınıza, 'ailende şeker hastası var mı?' diye soru yöneltiyorsunuz? Çünkü bu bilgi, sizin hastalığın teşhisinde size ipucu verecektir. Bunu da öyle kabul edin. Dinen hiçbir sakınca yoktur, aklınıza ise siz bakacaksınız. Sizle tanıştıktan sonraki gelişmeleri ise ilacın etkisi ile aniden oluşan düzelme gibi görebilirsin. Bence daha makul düşünün.
Selamünaleyküm. Böyle şeylerle kendini biraz daha engelli duruma getirme. Daha dikkat ol yavrum, şeytana uyma. Sen, madem engellisin Allah senden yapabildiğin kadarını kabul eder. Sen yeter ki iyi olmaya gayret et. Elini ağzına getirmekte zorlanıyorsun ama başka yerlere getirebiliyorsun. Daha dikkatli ol yavrum. Gusül dâhil ibadetleri yapabildiğin kadar yaptın mı yeter.
Aleykümselam. Erkeklerin itikâfı, beş vakit namaz kılınan bir mescitte olabilir, evde olmaz.
Selamünaleyküm, nişanlınızın ablası veya teyzekızı ile bir sorunu olmaz ama onların eşleri tamamen yabancı durumundadır ona karşı. O onlara gittiğinde ne durumda olacaklarına göre durum değişir. Mesela eniştesi ile yabancı gibi davranabilecekse mesele olmaz. Bu da oradakilerin takvaları ile ilgili bir durumdur.
Selamünaleyküm. Eğer her şey, şu izlediğimiz dünyadan ibaret ise, asıl yer gideceğimiz ahiret değilse siz batmışsınız, çökmüş erimişsiniz de ağlayanınız yok! Hayır, burada gölgelenecek kadar durup asıl gidilecek yere doğru yol alıyorsak, bütün tahminleriniz yanlıştır, kör bir hesap yapıyorsunuz. Kendinize gelin, ölenle ölmek yerine onunla cennette buluşmaya hazır olun. Şeytana yardım etmeyin!
Selamünaleyküm. Bu yapmaya çalıştığınız bir denge arama mücadelesidir, buna devam edin. İnsan sürekli aynı kıvamda kalamaz. Gel gitlerimiz olur. Mühim olan, batıp kalmamaktır. Batabiliriz ama çıkmayı bildikten sonra mesele yoktur. Çok dua edin, bari silah olarak bilin. Eşinizin çevresini genişletin. Saliha arkadaşlarını çoğaltın, derslere gitmesini sağlayın. Kitap okumasını teşvik edin ama sabırdan ve ecrini Allah'tan beklemekten başka kati çareniz yoktur. Bunu da bilin.