Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Varislerden biri diğeri lehine mirastan feragat edebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kimse kendisine miras olarak intikal eden hakkını kısmen ya da tamamen diğer mirasçılardan birine veya bir yabancıya hibe edebilir. Çünkü bu mal onun hakkıdır. Ayrıca mirasçılar, karşılıklı rıza ile malı diledikleri şekilde taksim edebilirler. Maddî veya manevî herhangi bir baskı olmaksızın, haklarından kısmen veya tamamen diğer mirasçılar lehine feragat edebilirler. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/126)
Bir insan sağlığında malını çocuklarına dağıtabilir. Bu durumda da herkese eşit oranda verir. Miras sahibi öldükten sonra uygulanmak üzere miras yönlendirmesi yapamaz. Yaparsa geçerli olmaz. Miras bırakan mirası alacaklardan birine fazladan bir hisse vasiyetinde de bulunamaz. Miras sahipleri ortadaki duruma gönülde razı iseler ve mirasçılardan birini rızası dışında dışlamıyorlarsa, taksim nasıl olursa olsun dinen sakınca olmaz. Yapılan taksime önce rıza gösterip sonradan vazgeçmek hak değildir.
Selamünaleyküm. Bir insana kızının çocukları mirasçı olamazlar. Onların mirasçı olabilmesi için hiçbir mirasçının bulunmaması gerekir. Başka hiçbir mirasçı olmadığı zaman, mirastan pay alabilirler.
Selamünaleyküm, Kur'an'ın nasıl yapılacağını beyan ettiği bir konuda başka kimsenin söz hakkı olmaz. Miras da buna dâhildir. Kur'an dışında bir kaynaktan miras bölüşümü kuralı almak isteyerek ve beğenerek olursa dinden çıkmaya kadar götürür kişiyi. İstemeyerek ve en azından gönülden karşı koyarak olursa dinden çıkarma nedeni olmayabilir.
Bir miras henüz ortada yokken yani mal sahibi ölmeden ona mirasçı olabileceklerin aralarında anlaşmalarının ve birinin hakkından feragat etmesinin hiçbir değeri yoktur. Olmayan bir şeyin verilmesi alınması söz konusu olamaz. O zaman evet demenizin bir değeri yoktu. Şimdi hakkınızı alabilirsiniz ya da feragat edecekseniz şimdi edebilirsiniz.
Mirastan düşen payın tamamını veya bir bölümünü miras hakkı olanların hibe etmesinde bir sakınca yoktur.
MİRAS ve VASİYET konusundaki diğer fetvalar
Kişi, mirasçısını mirasından mahrum etme hak ve yetkisine sahip değildir. Ancak vârisin mûrisini öldürmesi, farklı dinlerden olmaları gibi mirasçılığa engel hâller bulunması durumunda mirasçı mirastan mahrum kalır. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 5/115-116) Çocuklar anne-babanın gönlünü incitecek, sevgi ve gönül bağını koparacak davranışlarda bulunmuşlar veya görevlerini yapmamışlarsa, dinen sorumlu olurlar. Onların bu hataları mirastan mahrum bırakılmalarına dinen sebep teşkil etmez. Bu itibarla, anne-babanın hangi sebeple olursa olsun çocuklarını mirastan mahrum etmek için evlatlıktan reddetme yetkisi bulunmadığı gibi mirastan mahrum bırakmak için vasiyette bulunması da caiz değildir. Ailede anne-baba kendi sorumluluklarını, çocuklar da kendi sorumluluklarını bilerek ailevî yaşantılarını bir Müslüman’a yakışır şekilde düzenleyip sürdürmek mecburiyetindedirler.
Ölenin geride bıraktığı mallar (tereke) ile ilgili yapılacak işlemler sırası ile şöyledir:
Dinimizde hukukî birtakım sonuçlar doğuran bir evlatlık müessesesi yoktur. Kur’ân-ı Kerîm’e göre evlatlıklar öz çocuk gibi olmayıp (el-Ahzâb, 33/4) evlatlık olarak büyütülen çocukla, evlat edinenler arasında birbirlerine mirasçı olma hakkı da söz konusu değildir. (Kurtubî, el-Câmî‘, 14/119) Dolayısıyla bu durumdaki bir kimse öldüğünde onun dinen gerçek mirasçıları kardeşleridir. Ancak taraflar birbirlerine hibe ve mal varlığının üçte birinden fazla olmamak şartıyla vasiyet yolu ile mal bırakabilirler. (Buhârî, Vesâyâ, 3 [2743]; Müslim, Vasıyyet, 10 [1629])
İslâm miras hukukunda mülkiyeti, mûrise (miras bırakan kişiye) ait malların tamamında, erkek ile kız evlatlar mirası ikili birli paylaşırlar. (en-Nisâ, 4/11) Bu konuda miras olarak kalan malın taşınır olması ile taşınmaz olması arasında fark yoktur. Mülkiyeti mûrise ait olmayıp devlete ait olan topraklarda devletin, kamunun maslahatına uygun bir şekilde tasarruf etme yetkisi vardır. Bu kapsamda Osmanlı Devleti’nde çıkartılan “Arazi ve İntikal Kanunu”nda mülkiyeti devlete ait olan (mirî) arazilerde tasarruf hakkının vefat edenin erkek ve kız çocukları arasında eşit olarak paylaştırılması kanunlaştırılmıştır. (Bilmen, Kâmus, 5/399) Cumhuriyetten sonra vatandaşın elindeki topraklar özel mülke dönüştüğünden artık bu topraklar kişinin kendi mülkü olmuştur. Dolayısıyla bunlarda da İslâm miras hukuku hükümleri geçerli olur.
Dinimizde, başkasının nesebine kaydedilip aslî nesebinin zayi edildiği ve bu bağlamda birtakım hukukî sonuçlar doğuran evlatlık müessesesi kabul edilmemiştir. (el-Ahzâb, 33/4-5; Buhârî, Megâzî, 57 [4326]; Müslim, Îmân, 114-115 [63]) Bununla beraber kimsesiz çocukların evlatlık adı altında ve hiçbir hukukî sonuç doğurmaksızın hayırsever kimseler tarafından bakılıp büyütülmesi de mümkündür. Evlat edinenle evlatlık arasında tek veya çift taraflı bir mirasçılık ilişkisi yoktur. Aralarında mirasçılık söz konusu olmadığından, evlat edinenler hayatta iken diledikleri kadar malı evlatlık olarak büyütülen çocuğa hibe edebilecekleri gibi mallarının üçte birini vasiyet yoluyla da bırakabilirler. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/48) Başkası tarafından evlat edinilen kişi, gerçek babasının nesebinden çıkmış olmadığından ona mirasçı olur.